Müslümanları Düğünü Nasıl Olmalı

'Dini Konular' forumunda Semerkand tarafından 12 Ocak 2012 tarihinde açılan konu


  1. Müslümanları Düğünü Nasıl Olmalı

    Hulasa-i kelam, düğünlerde haram olan şu hususlara azami derecede dikkat etmelidir:

    1. Birbirine nikâhı düşen yabancı kadın ve erkeklerin bir arada eğlenmeleri ve karşılıklı oynamaları,
    2. Kadın ve erkeklerin avret yerlerini belli edecek şekilde transperant ve dar giyinmeleri (kadın kadına veya erkek erkeğe, kendi mahremleri arasında olsalar dahi),
    3. İslam’ın nehyedip yasakladığı türkü ve şarkıların okunması ve çalgı aletlerinin kullanılması,
    Ayrıca ‘velime’ (düğün yemeği) yemeğinin, İslami usullere göre hazırlanmış olmasına azami derecede dikkat edilmelidir.


    Hadis-i şeriflerde yer alan, müzik ve eğlenceyi sınırlayıcı ve yasaklayıcı ifadeler sebebiyle, İslam tarihi boyunca genel anlamda eğlence ve musiki konusunda “cevaz” veren âlimler daima azınlıkta olmuş, bu âlimler bile daima ihtiyatlı ifadeler kullanmışlardır.

    Musikî parçalarında kullanılan sözlerin tevhid inancına aykırı olmaması, içki ve fuhuş gibi haramlara özendirmemesi, nağmelerin şehveti tahrik edici olmaması, fitneye sebep olmaması, namahrem kadın sesi olmaması, (def ve ney gibi nefis üzerinde menfî etkisi olmayan aletler dışında) müzik aletlerinin kullanılmaması gibi şartlar zikretmişlerdir. Cevaz verilen aletlerle söylenen kahramanlık marşları, ilahî ve kasideler, kâinattaki güzellikleri anlatan ezgiler, gayet tabii olarak caiz görülmüştür.

    Müzik aletleri konusunda hadis-i şeriflerde genel ifadeler kullanılmış, def ve ney gibi bazı müzik aletlerine şartlı olarak cevaz ve ruhsat verilmiştir. Sahih-i Buharî’de yer alan “Ümmetimden öyle bir kavim olacak ki onlar zinayı, ipek elbise giymeyi, içkiyi ve müzik aletlerini helal sayacaklar” (Buharî, Eşribe, 6) hadisi-i şerifi, bu konudaki en açık hadis-i şeriflerden biridir.

    Düğünlerde kadınların kendi aralarında eğlenmeleri konusu ise namahrem erkeklere görünmeme, haram işlememe, İslâmî edeb ölçülerini ihlal etmeme, fasıkların adetlerini taklit etmeme şartıyla “caiz” görülse bile; düğün eğlenceleri günümüzde, genellikle haramlarla içiçe olduğu ve istismara açık olduğu için “takva” çizgisine aykırı olarak icra edilmektedir. (H. İbrahim Kutlay; “İslami Ölçülere Uygun Düğün”, Yeni Dünya Dergisi, 2002, Ağustos)

    Rasûlullah Efendimiz, nikâhın duyurulması için def çalınmasını öğütlemiştir. (Tirmizî, Nikâh, 6.) Sahabeden, “Allah Rasulü, bize düğünde oyuna izin verdi” dedikleri nakledilmiştir. (Nesâî, Nikâh, 80.)

    Muhammed b. Hâtip el-Cumahî: “Allah Rasulü (düğünde) helalle haramın arasını ayıran şey, (nikâhı duyurmak amacıyla) def çalmak ve ses çıkarmaktır” buyurdu. (Tirmizî, Nesaî, İbn Mâce, Müsned) diye rivayet etmiştir. Allah Resulü, düğününde Rubayyi'nin evine gitmiş ve def çalıp türkü söyleyen cariyelere, buna devam etmelerini söylemiştir. (Buhari)

    Yine Efendimiz aleyhissalatu vesselam, bir bayram günü Hz. Aişe validemizin yanında def çalıp türkü söyleyen iki cariyeye (engel olunmak istendiğinde) “Bırakın, bugün bayramdır” diye müsaade etmiştir. (Müslim, Müsned)

    Bu ve benzeri hadisleri göz önünde bulunduran fıkıhçılar, düğünlerde ve bayramlarda, kadınların kendi aralarında, erkeklerin de kendi aralarında, haram sözler söylemeden ve haram şeyler yapmadan, def çalıp türkü söyleyerek, eğlenebileceklerini söylemişlerdir. Ancak bir kadını tasvir, içki ve meyhaneleri övme, Müslümanları yerme anlamını taşıyan türküler, yanık nazımlar, kadınların da erkekleri tasvir etmesi; kadın kadına, erkek erkeğe de olsa cinsel duyguları tahrik eden, haramları güzel gösteren sözler ve hareketler; hemcinsine karşı da olsa mahremlik kurallarına riayetsizlik, dans ve oryantal gibi hemcinsine karşı ilgi uyandıran davranışlar haramdır!

    İmam-ı Gazalî, düğün, bayram ve şenlik günlerinde erkeklerin kendi aralarında oyun tertip etmelerinde, raks etmelerinde bir mahzurun olmadığını kaydederek, ancak kadınların erkekler karşısında oynadığı oyunun haram olduğunu söyler.

    Haremlik ve selamlığa uygun salonlarda yapılmalıdır

    Davetiyelere düğünlerin başlama saati yazılırken, mutlaka namaz vakitleri dikkate alınmalı ve mümkün mertebe, yazılan saatte programa başlanmalıdır. Düğün programlarında meşru olan eğlencelere yer verilmeli, düğün ortamını cenaze evine çevirmeyecek ilahi ve musiki örnekleri sunulmalıdır. Özellikle davetlileri sıkmadan, yine düğünün mana ve havasına uygun sohbet yapabilecek âlimler ve hoca efendilerden istifade edilmeye çalışılmalıdır.

    Silah ve patlayıcı maddeler kullanılmamalıdır

    Düşmana karşı savunma amaçlı olarak üretilen bir nesne olan silah ise bugün hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. Bu durum hiç de hoş karşılanacak ve hafife alınacak bir durum değildir. Yine günümüzde silah, bir oyun ve eğlence aleti olarak da ön plana çıkartılmaktadır. Oysaki kendisinde böyle bir fonksiyon bulunmayan bir aletin, en mutlu günler olan düğünlerde işi nedir? Bu sorgulanmalıdır.

    “Bizim düğünümüzde hiçbir şey olmaz” diyerek silahlar ateşlenmekte, kendini bilmez kişiler tarafından bilinçsizce kullanılan silahlardan çıkan kurşunlar, insanları yaralamakta veya onların ölümüne sebep olmaktadır. Bu durum ise “en mutlu günümüze” acı getirmektir.

    Düğünlerde kolaylık esas alınmalıdır

    İster erkek tarafı isterse kız tarafı olsun, zorlaştırıcı olmamalıyız. Dünürümüzün içinde bulunduğu durumu iyi analiz etmeli, onlardan makul isteklerde bulunmalı, onları kaldıramayacağı yükün altına sokmamalıyız.

    İslam dini zorluk değil, kolaylık dinidir. Sevgili Peygamberimiz ashabını herhangi bir işe gönderdiği zaman şöyle derdi, “Sevindirin; nefret ettirmeyin! Kolaylaştırın; güçleştirmeyin!” (Müslim) Hayatımızın her safhasında takınmamız gereken bu prensipleri, düğünlerimizde de göstermemiz gerekmektedir.



    Başka insanlar rahatsız edilmemelidir

    Düğün yapılan evlerde dikkat edilmesi gereken çok önemli bir husus da çevredeki komşulara, araba kornaları ya da müzik sesleriyle rahatsızlık verilmemesidir. Ne yazık ki bazı insanlar, evlerinin bahçesine kurdukları müzik sistemleriyle, yedi mahalleden duyulacak bir gürültü ile çaldıkları şarkı hatta ilahilerle, gece geç saatlere kadar, diğer insanları rahatsız etmektedirler.

    Komşulardan hasta, yaşlı, çocuk ya da uyuması gereken insanları, düğün müzikleriyle rahatsız eden insanlar, kul hakkına girmektedirler. Yaptıkları büyük bir yanlıştır. İnsanlar kapalı mekânlarda, çevredeki insanları rahatsız etmeyecek biçimde İslam’a uygun şekilde eğlenebilirler. Ama bu, çevreye zarar verici mahiyette olmamalıdır. Yine, gelin almaya konvoy halinde gidilirken, sürekli korna çalmak ya da trafiği aksatarak başkalarına rahatsızlık vermekten de kaçınmaya çalışmalıyız.

    İslam’a uygun olmayan adetler, kesinlikle terk edilmelidir

    Ne yazık ki bazı bölgelerde belki haram sayılan bazı hususlar “Gelenek, töre, adet” adı altında mazur ve meşru görülmeye çalışılmaktadır. İslam’a uygun olmayan ve haram olan bu şeyler, ne olursa olsun Müslümanların terk etmesi gereken hususlardandır.



    HASAN ÇALIŞKAN
    Gülistan dergisi