Münazara, Münakaşa Mücadele hakkında

'Dini Konular' forumunda Semerkand tarafından 13 Aralık 2011 tarihinde açılan konu


  1. Münazara, Münakaşa ve Mücadele…
    Tartışma tartışılan
    isyan,inatlaşmak

    İnsan, isyanı, inatlaşmayı ve tartışmayı sever. İnsanın yapısı buna müsaittir.
    Kur’an-da: “İnsan pek çok şeyde tartışmaya düşkündür” buyrularak bu gerçek ifade edilmiştir. (Kehf Suresi: 54)
    Muaz b. Cebel (r.a.) Resulullah Efendimiz’e (a.s)
    “Ey Allah’ın Resulü söylediklerimizden sorumlu tutulacak mıyız?” diye sorduğunda, Peygamber Efendimiz (a.s)
    Allah iyiliğini versin ey İbn Cebel! İnsanları yüzleri üstü cehenneme sürükleyen, ancak dillerinin kazandığı günahtan başka ne olabilir? buyurdu.
    (Tirmizi, İman, )
    İslâm alimleri, tartışmayı münazara ve münakaşa olmak üzere iki kısma ayırmışlardır. Münazara : Tartışılan bir konuda doğruyu ortaya çıkarmak için karşılıklı konuşmadır. Nuh (as)’ın kavminin Dediler ki: “Ey Nuh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir.”” (Hud,32) Peygamberimize de (a.s) ” Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et.!……..”nahl 125 buyrularak müşriklerle mücadele etmesi emredilir. Münazarada gaye, sadece gerçeği ortaya çıkarmak olduğundan teşvik edilmiştir Allah c.c veli kulları da kendilerine sorulan sorulara en güzel şekilde cevap verip, münakaşa yerine münazarayı seçtikleri bu örnektede en güzel şekilde görülmektedir.
    Mevlana (k.s)felsefecilerden bir grup geldi. Sual sormak istediklerini bildirdiler. Mevlana Hz. bunları Şems-i Tebrizi’ye (k.s) gönderir. Bunun üzerine onun yanına gittiler. Şems-i Tebrizi (k.s) mescide, talebelere bir kerpiçle teyemmüm nasıl yapılacağını gösteriyordu. Gelen felsefeciler üç sual sormak istediklerini belirttiler, Şems-i Tebrizi(k.s) “Sorun!” buyurdu. İçlerinden birini başkan seçtiler. felsefeci: “Allah var dersiniz, ama görünmez, göster de inanalım.”
    Şems-i Tebrizi (k.s); “Öbür sorunu da sor!” buyurdu.
    felsefeci: “Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz, sonra da ateşle ona azab edilecek dersiniz, hiç ateş ateşe azab eder mi?” dedi.
    Şems-i Tebrizi (k.s): “Peki öbürünü de sor!” buyurdu.
    felsefeci: “Ahirette herkes hakkını alacak, yaptıklarının cezasını çekecek diyorsunuz. Bırakın insanları canları ne istiyorsa yapsınlar, karışmayın!” dedi.
    Bunun üzerine Şems-i Tebrizi (k.s), elindeki kuru kerpici adamın başına vurdu. Soru sormaya gelen felsefeci, derhal zamanın kadısına gidip, davacı oldu. Kadı Şems-i Tebrizi (k.s) çağirti.
    felsefeci:“Ben, soru sordum, o başıma kerpiç vurdu.” dedi.
    Şems-i Tebriz(k.s) “Ben de sadece cevap verdim.” buyurdu.
    Kadı bu işin açıklamasını istedi. Şems-i Tebrizi (k.s) şöyle anlattı:
    “Efendim, bana Allah Teala’yı göster de inanayım, dedi. Şimdi bu felsefeci, başının ağrısını göstersin de görelim.”
    O kimse şaşırarak; “Ağrıyor ama gösteremem.” dedi.
    Şems-i Tebriz(k.s) “İşte Allah Teâlâ da vardır, fakat görünmez.
    “Yine bana, şeytana ateşle nasıl azab edileceğini sordu. Ben buna toprakla vurdum. Toprak onun başını acıttı. Halbuki kendi bedeni de topraktan yaratıldı.”
    Yine bana; “Bırakın herkesin canı ne isterse onu yapsın. Bundan dolayı bir hak olmaz.” dedi. Benim canım onun başına kerpici vurmak istedi ve vurdum.
    “Niçin hakkını arıyor? Aramasa ya! Bu dünyada küçük bir mesele için hak aranırsa, o sonsuz olan ahiret hayatında niçin hak aranmasın?” buyurdu. (Bilgi ve kaynaklar için bk. Evliyalar ansiklopedisi, 11/199 vd.)
    Münakaşa ve mücadele: tartışmada kendi fikrini kabul ettirip karşıdaki insanı yenme, susturma, üstünlüğünü kabul ettirme çabası haline dönüşen tartışmalardır. Münakaşada nefis ön pilandadır. Nefsi ile hareket eden Sert ve öfkeli olur, kontrolünü kaybeder, aklı ile hareket edemez. Muhatabının doğru sözlerine kulak veremez ve kendi yanlışlarını savunmaya kalkar. Sert söyleyen ve münakaşa eden kimse, fitne çıkmasına sebep olur. İmam-ı Gazali hz. “Dostlar arasında kin ateşini en kuvvetli tutuşturan; münakaşa ve mücadeledir” buyurmuştur.
    Konu hakikati ortaya koymaktan ziyade üstün gelme davasına döndüğünden İslam ahlakıyla bağdaşmadığı için alimler münakaşayı hoş görmemişler, ayet ve hadislerden yola çıkarak yasaklamışlardır
    Allah c.c buyuruyor ‘’Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.’’ enfal 46
    Peygamber Efendimiz (a.s) buyuruyor. “Bir kimse haksız iken münakaşayı terk ederse, ona, cennetin kenarında bir köşk inşa edilir. Bir kimse de haklı olduğu halde mücadeleyi terk ederse, onun için de cennetin ortasında bir köşk inşa edilir. Bir kimse, ahlakını güzelleştirirse, onun için de, cennetin en yüksek yerinde bir köşk inşa edilir.” (Ebu Davud, Tirmizî, İbn Mâce, Beyhakî)

    Peygamber Efendimiz (a.s) buyurdu ki:
    “Kim, ilmi, sırf alimlerle tartışmak, alçaklarla münakaşa etmek ve onları mağlup edip insanların teveccühünü kazanmak için öğrenirse, Allah onu cehenneme koyar.”(Tirmizi)
    Ebu İshak Kazeruni hz. bir talebesine hitaben; “Sevgili yavrum! Bid’at sahiplerinin sohbetinden, onlarla bulunmaktan sakın. Onlarla oturup münakaşa ve mücadeleye girişme. Allahü Teala c.c Kur’an-ı keriminde bunu yasaklamıştır. Resulullah(a.s) efendimiz de; (Bir kimse haklı bile olsa, dinde münakaşa ve husumeti terk etmedikçe imanın hakikatine eremez) buyurdu” buyurmuştur.

    Süfyan-ı Sevri (k.s) buyuruyor ki:
    “Münakaşa ve mücadele yapma. Haksızlık edip günaha girebilirsin. Her yerde sabırlı ol. Sabır, hayra ve iyiliğe, bunlar ise Cennete götürür. Hiddet ve gadaptan da kendini muhafaza et. Bunlar, insanı kötülüğe çeker. Kötülükler ise Cehenneme götürür. Alimlerle münakaşa yapma, kıymetini düşürürsün.

    Allah’ın (c.c) yaptığı taksime razı olup, rızkından memnun olursan, gönlü zenginlerden olursun. Allahü tealaya tevekkül et, kuvvetli olursun. Dünya ehli ile onların dünya menfaatleri üzerinde münakaşa etme, o zaman seni, Allahü teala ve insanlar sever. Mütevazı, alçak gönüllü ol, salih amelleri tamamlamış olursun. Acırsan, her şey sana acır.”

    Münakaşada, birçok kötülüklerin yanı sıra, karşıdaki insanın kalbının kırılmasına sebep oluruz. bu da kul hakkıdır. helalleşilmediği müddetçe, affolmaz. Netice olarak münakaşa; dostun dostluğunu giderir, düşmanın da düşmanlığını artırır.

    Muhammed Zeki Ceylan
    Epruli.com