monroe doktrini nedir hangi dönemlerde uygulanmıştır

'Bilgi Rehberi' forumunda Demet tarafından 12 Kasım 2014 tarihinde açılan konu

  1. Demet

    Demet Editör


    monroe doktrini nedir

    monroe doktrini ne zaman ve kim tarafından ortaya atılmıştır
    Monroe Doktrinini kısaca ABD’nin yalnızlık politikası olarak tanımlayabiliriz. Dönemin ABD Başkanı James Monroe, 2 Aralık 1823 tarihinde kongreye sunduğu bildiride ABD’nin tarafsızlık politikası içinde olacağını ve öncelikli amacın ülkenin güvenliği olduğunu bildiren prensplerini duyurmuştur. Monroe Doktrini’nin içeriği şöyledir;

    a. Elde ettikleri ve sürdürdükleri özgür ve bağımsız durumları ile Amerika Kıt’aları bundan böyle Avrupa devletlerinden herhangi birinin kolonileştirme isteklerine konu olamaz.

    b. Kutsal İttifak Devletleri’nin siyasal sistemi Amerika’nınkinden tamamen farklıdır. Kendi sistemlerini bu yarım kürenin herhangi bir yerinde yaymak için yapacakları herhangi bir girişimi barış ve güvenliğimiz için tehlikeli görürüz.

    c. Avrupa ülkelerinin herhangi birinin mevcut kolonilerine, ya da ona tabi olan bölgelere hiç müdahale etmedik ve etmeyeceğiz.

    d. Avrupa devletlerinin kendilerini ilgilendiren sorunlar yüzünden yaptıkları savaşlarda hiçbir zaman taraf tutmadık ve böyle bir davranış siyasetimize de uymaz. ”

    Monroe Doktriniyle ABD’nin, kendi güvenliği adına tarafsızlık içinde olacağı bildiriliyordu. Ancak ne var ki güvenlik tehlikeye düştüğünde ABD savaşa girmekten çekinmemiştir. Sınırlarının Almanya’nın tehdidi altında olduğunu düşünen ABD I. Dünya Savaşı’na taraf olarak katılmıştır.


    monroe doktrini hangi dönemlerde uygulanmıştır
    ABD’nin beşinci başkanı James Monroe, 2 Aralık 1823’te Amerikan Kongresi’ne bir mesaj yolladı. Buna göre; ABD, Avrupa’nın içişlerine karışmaktadır, orayla siyasî alâkası yoktur; tabiatıyla Avrupalılar da Amerika kıtasında herhangi bir sömürgeleştirme faaliyetine girişir ise, bu “düşmanca” bir hareket sayılacak ve silahla karşı konulacaktı. “Monroe Doktirini” denilen bu siyasetin özü, “Amerika kıtası, Amerikalınındır!” demekdir.


    Bu, Doktrin’in ilânı ise İspanyol sömürgelerine Avrupa Devletleri asker yollayamamış ve neticede, İspanya Amerika’dan tasfiye olmuş, sömürgeler bağımsızlıklarına kavuşmuştur. Burada şunu söylemek istiyoruz: Esasında “Amerika kıtası Amerikalılarındır!” ile, ABD’nin adaletli ve insaflı bir siyaset geliştirdiğini ve kıtayı, oranın –kendisi de Avrupa’dan kaçan soysuzlar sürüsü olduğuna göre- “yerlilerine” bıraktığını veya onlarla işbirliği içerisinde hareket ettiğini düşünebilirisiniz. Oysa durum böyle değil.


    Bu “Monroe Doktirini”, Kıta’nın kuzeyinde Atlantik kıyısından biraz içerilere doğru yayılmış olan Amerika Birleşik Devletleri’nin kıtanın tek hâkimi olması için oluşturulmuş bir siyasettir; Avrupa devletlerinin İspanyol sömürgelerine askerî yardım göndermesini “savaş sebebi” ilân eden ABD gerçekte İspanya Krallığı’nın kıtadaki sömürgelerini ele geçirmek istiyordu. Nitekim 1840’lardan itibaren bu sömürgelere saldırılara başladı.


    Florida, Meksika, Arizona ve Teksas’ı İspanyollardan alan ABD, 1850’lere gelindiğinde Pasifik’e ulaşmış idi. Pasifikten de Çin’e, Küba’ya, Filipinler’e, Kanal bölgesine vesaire... Kısaca, Monroe Doktrini’nin asıl mânâsı şudur: “Amerika kıtası, ABD’nindir!” Kenedy’nin Dışişleri Bakanı Dean Rusk, Senato’ya yaptığı açıklamada, ABD askerî kuvvetlerinin 1798’den 1945’e kadar yabancı ülkelere 103 müdahalede bulunduğunu açıkladığını; ABD’nin I. Ve II. Dünya Savaşları esnasındaki müdahalelerini saymazsak, bunun büyük kısmının Amerika kıtası içerisinde olduğunu düşünürsek, ABD saldırganlığı (ve “Monroe Doktirini”) hususunda kafamızda birşeyler oluşur.