Monolog Metinleri

'Güncel Bilgiler' forumunda Aysell tarafından 1 Mayıs 2012 tarihinde açılan konu


  1. Monolog Örnekleri

    Kısa ve Uzun Monolog Örnekleri

    YERLİ PUSULA

    Affedersiniz efendim. Aranızda bir terzi ya da kumaş tüccarı varsa çok rica ederim haber versin, bir şey soracağım.

    (Biraz durur.) Yok galiba... (Sağa, sola bakar) Evet yok... Ama, bu nasıl olur? Allah nazardan saklasın, bu kadar kalabalık içinde kumaştan anlayan bir kişi de çıkmaz mı? Şaşılacak şey doğrusu....

    Terzi, tüccar aradığıma bakıp da bedava elbise mi yaptıracağımı sandınız yoksa? Ne münasebet a efendim!

    Şu üzerimdeki elbiseyi babam daha yeni yaptırdı. Arkadaşlarım, kıskandılar mı nedir, beni kızdırmak için ağız birliği etmişler... Neymiş, elbisem yerli malı değilmiş... Çorabımın ipliği, pabucumun derisi Avrupa’dan geliyormuş.

    Ne münasebet a efendim! Ben tepeden tırnağa dek yerli malı kullanırım... İçim, dışım, varım, yoğum hep yerli malı...

    Babam çok titizdir... Evimize şimdiye dek yabancı mal sokmamıştır. “Çıplak kalacağımı bilsem yabancı malı giymem.” dediğini kaç kez duydum...

    Benim de üstümdekiler öz yerli malı... Fabrikalarımız harıl harıl kumaş dokuyor... Hem de ne güzel kumaşlar... İnsan bakmaya kıyamıyor.

    Şu ayakkabım da yerli malı. Beykoz fabrikasında yapılmış... Taş mı taş... Eskitebilene aşk olsun...

    (Biraz dolaşır. Durur, seyircilere bakar.) Ne o? Bir çoğunuz, omuzuma astığım şu kutuya bakıyorsunuz. Yabancı malı mı sandınız yoksa?

    Ne münasebet a efendim! O da yerli... Fotoğraf makinesi falan değil... Mühendis dayımın yeni bir buluşu... pusula gibi bir şey... Ama, yaptığı iş çok yararlı.

    Merak etmeyin, size de göstereceğim... Bu araç yerli malıyla yabancıyı kolay seçmeye yarar... Bunu, bir yabancı malın yanına uzattınız mı, kuzey yönünü gösteren pusula gibi, ibresi hemen o tarafa döner. Eğer yerli ise hiç istifini bozmaz.

    Hazır olun, yanınıza geliyorum... Aranızdan geçerken, elimdeki bu aracın ibresi kimden tarafa dönerse ben de ona döneceğim ve diyeceğim ki:

    - Ey sayın bayan, yahut bay! Demek siz hâlâ yabancı malı kullanıyorsunuz. Yerli mallarımızın her bakımdan üstünlüğünü bütün dünya takdir etmiştir. Sırtınızda taşıdığınız bu yabancı malı omuzunuzu çökertiyor mu? Ona verdiğiniz paranın nereye gittiğini düşünmüyor musunuz?

    Seyircilerin arasında biraz dolaşır. Ara sıra elindeki araca bakar. Tekrar sahneye döner.)

    Çok şükür... Makinede hiç kıpırtı olmadı... Demek, müsameremize onur veren büyüklerimizin hepsi yerli malı kullanan ve onun geniş anlamını bilen kimseler... Var olsunlar! Var olsun yerli malı!

    Düşündüm Bile

    Büyüyünce ne mi olacağım?
    -Bana sorulmadan benim adıma verilen kararları dinleyin önce.
    Dedem : Subay olacak sın diyor.
    Ninem: Ne yapacaksın subaya olup da.Bizim gibi oradan oraya gezeceksin. Mühendis ol evler yap. Beni de bu eski evden kurtar diyor.
    Teyzem,söze doktor olacak benim oğlum diye başlıyor. Doktor olup teyzesini tedavi edecek diye bitiriyor.
    Amcam ,futbolcu olmamı istiyor.
    Babam da sürekli zengin ol oğlum zengin ol diyor.
    Anneme göre ise ya topçu, ya popçu olmalıymışım.
    Asıl ben mi ne düşünüyorum?
    Düşündüm bile öğretmen olacağım.Öğretmen olup mutlu yaşayacağım.



    SAVRUK

    Beni izleyenlere merhaba
    Şu halime bir bakın
    Sonra bana hak verin
    Bunları iyi kullanmam gerekiyormuş
    Hele ayakkabılarım için neler demediler ki
    Top oynamamalıymışım
    Sebep eskirmiş
    Ağaçlara tırmanmamalıymışım
    Sebep Yırtılmasın
    Harçlığımı biriktirmeliymişim
    Sebep bitmesin
    Eeee..Bütün bunları zaten yapıyorum
    Yinede bana savruk diyorlar
    Ama siz onlara aldırmayın
    Haydi size iyi günler
    Hoşçakalın

    HAPŞU

    Geçenlerde yağmur yağmıştı ya
    İşte o gün okula erken gelmiştimBirde ne göreyim
    Çatı akmıyor mu?
    Hemen çatıya çıktım Kırk kırık kiremidin kırkının da yerine kırk kırmızı kırılmamış kiremit koydum
    Derken ayağım kaydı yağmur sularına kapıldımYağmur oluğundan aşağı aktım
    Sokaklardan akarak geçtimKendimi temiz bir denizde buldum
    Kırmızı bir balığın karnında kırk gün ateş yaktım yinede zor kurudum
    Derken efendim,balığı öksürük tuttu
    Onu bir başka balık yuttu
    Balıkçılarda onu tuttu
    Beni de hapşırık tuttu
    Hapşu diye hapşırdım
    Hapşırığıma uyandım

    Büyüyünce ne mi olacağım?

    -Bana sorulmadan benim adıma verilen kararları dinleyin önce
    Dedem : “Subay olacak sın” diyor
    Ninem: “Ne yapacaksın subaya olup daBizim gibi oradan oraya gezeceksin Mühendis ol evler yap Beni de bu eski evden kurtar diyor
    Teyzem,söze “doktor olacak benim oğlum” diye başlıyor “Doktor olup teyzesini tedavi edecek” diye bitiriyor
    Amcam ,futbolcu olmamı istiyor
    Babam da sürekli zengin ol oğlum zengin ol diyor
    Anneme göre ise ya topçu, ya popçu olmalıymışım
    Asıl ben mi ne düşünüyorum?
    Düşündüm bile öğretmen olacağımÖğretmen olup mutlu yaşayacağım


    MERDİVEN

    Bu sabah erken erken
    Haylazca koşa koşa
    Merdivenden inerken
    Ayağım gitti boşa
    Pat diye düştüm yere
    Ağladım avaz avaz
    Başım kolum sarıldı
    Annem babam darıldı
    Şu halime bir bakın
    Koşmayın sizde sakın.