Modals

'Ders notları' forumunda Aysell tarafından 22 Kasım 2009 tarihinde açılan konu


  1. Modals konu anlatımı
    Modals exercises
    Modals test

    Modal’lar yardımcı fiilerdir ve İngilizce ‘de çok önemli bir rol oynarlar. Bu yardımcı fiilleri kullanarak birçok farklı durum için farklı cümleler üretebiliriz. Modal yardımcı fiileri kişilerin belli durumlardaki düşünce ve tavırlarını ifade eder. Örneğin modal yardımcı fiilerini kullanarak bir eylemin gerekliliğinden, olasılığından, bahsedebilir, tavsiyeler ve önerilerde bulunabilir ya da tercihlerimizi belirtebiliriz.


    Modal yardımcı fiillerinin bir yada daha çok anlamı ve kullanım alanı olabilir. İngilizcede’ki modal yardımcı fiileri şunlardır: may, might, can, could, had better, must, should, ought to, shall, will and would. Yapısal olarak modal olmasalar da , bazı yapılar modal yardımcı fiileri gibi kullanılıp, benzer anlamlar verirler: able to, be going to, be supposed to, have to, have got to, used to bunlara örnek olarak verilebilir.

    RİCA ETME - BİRŞEY İSTEMEK

    WILL YOU

    WOULD YOU

    CAN YOU

    COULD YOU


    (a) Will you open the door, please?

    (b) Would you open the door, please?

    (c) Can you open the door, please?

    (d) Could you open the door please?


    MÜSADE ETMEK : MAY AND CAN

    MAY (a) You may use my car today.

    CAN (b) You can work in my room.
    “can” ve “ may” izin vermek için kullanılır.



    " WOULD YOU MIND " İle Rica Etmek, Birşey İstemek

    İZİN İSTEMEK: Would you mind + if I DID something?

    (a) Would you mind if I smoked in this room?

    (b) Would you mind if I opened the window?




    (a) ve (b) cümlelerinde, konuşmacı yapacak olduğu eylem için kibarca izin istemektedir. Bu yapı, izin istemenin çok nazik bir yoludur.



    BİRİSİNDEN BİRŞEY YAPMASINI İSTEMEK

    Would you mind + DOING

    (c) Would you mind opening the door?
    (d) Would you mind mailing this letter for me ?


    (c) ve (d) cümlelerinde, konuşmacı diğer kişiden birşey yapmasını çok nazik bir şekilde rica etmektedir. Bu yapı da çok kibar ve seviyeli bir rica yöntemidir.
    Yukarıdaki cümlelerin anlamları hemen hemen aynıdır. Aralarındaki tek farklılık, “would you” ve “could you” ile yapılan cümleler “can you” ve “will you” ile kurulan cümlelere göre daha naziktirler. Nezaket derecesi aynı zamanda, konuşan kişinin ses tonuna göre de belirlenebilir.
     



  2. Cevap: Modals

    GEREKLİLİK : MUST, HAVE TO , HAVE GOT TO

    (a) All students must wear uniforms.
    (b) All students have to wear uniforms.
    (c) I really must do something to redecorate this house.
    (d) We have to pay this bill within two weeks.
    (e) I must be at my desk by 10:00 every morning.



    “must” ve “ have to” gereklilik belirtmek için kullanılırlar. Her iki yapı da, karşıdaki kişiye bir başka seçenek sunmayıp, bahsedilen eylemin kesinlikle yapılması gerektiğini anlatırlar.

    (f) It is a fantastic movie. You really must see it.

    (g) Jim is really a very nice man. You must meet him.

    .


    “Must “ aynı zamanda birşeyi ısrarla tavsiye ederken kullanılır.



    (h) I have got to be at the office as soon as possible.

    (i) You have got to call your boss now.



    “Have got to”, must “ ve “have to” ile aynı anlama gelir.



    (j) I missed the bus this morning, so I had to take a taxi.

    (k) I had to spend all day in the meeting.

    (l) I have had to enter three exams since October.




    “must”,”have to” ve “have got to” geçmiş zamanda HAD TO ile ifade edilir.



    GEREKSİZLİK (GEREK YOK) DON’T HAVE TO - NEEDN’T, & YASAKLAMA MUSTN'T



    GEREKSİZLİK



    (a) You don’t have to buy any eggs. We have plenty at home.

    (b) Bob doesn’t have to bring his guitar. We have one.

    (c) It’s holiday today. We don’t have to get up early.



    (a),(b), ve (c) cümlelerinde “don’t have to” eylemin yapılmasının gereksiz olduğunu ifade etmektedir.



    (d) You don’t need to buy any eggs. We have plenty at home.

    (e) You needn’t buy any eggs. We have plenty at home.

    (f) You don’t need to pay the bill today. You can pay it tomorrow as well.



    “Don’t need to” ve “ needn’t”,“ don’t have to” ile aynı anlamda olup, hepsi yapılan eylemin gereksiz olduğunu ifade ederler.



    YASAKLAMA


    (g) You must not enter this room.

    (h) Cars mustn’t be parked here.

    (i) You mustn’t go out alone at nights.


    Mustn’t bahsedilen eylemin yapılmasına izin verilmediğini, yasaklandığını ifade eder. Bir başka deyişle, “You mustn’t do it,” = “ Don’t do it!” demektir.




    TAVSİYEDE BULUNMA : SHOULD, OUGHT TO , HAD BETTER

    (a) You look sick. You should see a doctor.

    (b) You look sick. You ought to see a doctor.

    (c) You should study harder to pass the test.

    (d) Drivers should wear seat belts.



    “Should” ve “ ought to” aynı anlamda olup, her ikisi de bahsedilen eylemin yapılmasının iyi olacağından ve bu eylemlerin yapılmasının önemli olduğundan bahseder.


    (e) You shouldn’t eat so much sweet food.

    (f) Children shouldn’t be allowed to watch horror films.




    “should” olumsuz yapısı; “ shouldn’t.


    (g) You had better take your umbrella, or you will get wet.

    (h) You had better hurry up; otherwise we will go without you.

    (i) You ‘d better go to bed early tonight. You have to get up early tomorrow. You may be late to the exam.

    (j) You had better not be late to the meeting.




    “Had better” genellikle daha kuvvetli bir anlam verir.Had better anlam olarak bir uyarı mesajı verip, buna uyulmaz ise kötü sonuçlar olabileceğini ifade eder.