Mirror's Edge

'Oyun Bölümü' forumunda cCasT tarafından 4 Temmuz 2010 tarihinde açılan konu


  1. “İtalyan çukuru” diyorlardı ona. Neden ismi bu, bilmiyordum ama o bir çukurdu ve yaklaşık iki buçuk metre derinliğindeydi. Arkadaşlarımdan biri içine atladı; nasıl çıkacağını bilemediği için orada kalakaldı. Önce dümdüz koşup zıpladı ve çukurun ağzına tutunmayı başardı ama kendisini yukarı çekmeyi beceremedi. Bir süre orada asılı kaldı; ayakları boşlukta sallanıyor, kah duvardan güç almaya çalışıyor, kah bir platform olması için yalvarıyordu. Daha fazla dayanamadı ve bıraktı ellerini. Geriye çekildi, çukurun diğer ucuna gitti ve tekrar koştu. Bu sefer daha iyi zıplamıştı ama yine başarılı olamadı; çukurun kenarında asılı kalmış, bekliyordu. Bir başka arkadaşım atladı. Daha atletik bir görünüme sahipti. O da bir önceki gibi çukurun diğer ucuna gitti, son hız koştu ve aldığı hız ve zıplama yeteneğinin de artısıyla göğsünü çukurun kenarına dayamayı başararak, az da olsa zorlanarak çıkmayı başardı. “Bu kadar zor olmamalı...” diye düşündüm ve ben de kendimi çukura attım. “Vaaay, Tuna da atladı, haydi bakalım!” şeklinde birtakım sıkıntılı tezahüratlar yükseldi. Koşup zıplamanın manasızlığının zaten farkındaydım ve başka bir yol denemeye karar verdim. Çukurun sonuna kadar gitmeden, orta hizalardan biraz hız aldım, köşeye doğru koşup önce sol duvara zıpladım, ardından sağ duvardan tekrar hız alıp iki hamlede yukarı çıktım. Ellerimi sadece yardımcı eleman olarak kullanmıştım; ayaklarım tüm işi görmüştü.

    Askerde yaşadığım bu enstantane, “Parkour” adı verilen aktivitenin önemli hareketlerinden birini barındırıyor içinde; yüksek noktalara tırmanmanın en etkili ve kolay yollarından birini. Jackie Chan’in türlü türlü filminde kullandığı bu hareket, Fransa doğumlu Parkour aktivitesinde ve yine Fransız ürünü birçok filmde görülebilir.
    Bilmeniz gereken ise Mirror’s Edge’in, Parkour olayından esinlenmiş olması. Koşarak engelleri aşma ve hareketi, akıcılığı devam ettirme konsepti üzerine kurulmuş olan bir FPS serisinin ilk ayağı Mirror’s Edge. Başrolde kahramanımız Faith (Lucy Liu’dan esinlenerek yaratılmadıysa şuradan şuraya gitmek nasip olmasın.) (Bai Ling havası da aldım ben. - Şefik) yer alıyor ve hikaye bölümünde ise Faith’in -polis memuru olan- kız kardeşi Kate’in adını temizlemeye çalışması konu ediliyor. Faith koşuyor, atlıyor, tutunuyor ve yozlaşan dünyadan daha hızlı olmaya çalışarak doğruyu bulmaya çalışıyor.