Migren nedir

'Hastalıklar' forumunda HazaN tarafından 9 Haziran 2008 tarihinde açılan konu


  1. Migren nedir, nasıl başa çıkılır?
    Migren, tüm dünyada hem kadınlarda hem de erkeklerde görülen, sık rastlanan ve ağrılı bir hastalık.

    Bulantı, kusma, ışığa ve sese aşırı duyarlılık gibi belirtileri olan bu hastalık, migrenli kişi ve ailesi için genellikle çok sıkıntı verir. Migren, ataklar sırasında kişinin tüm faaliyetlerini tamamen durdurabileceği gibi, ataklar arasındaki dönemde de yaşam kalitesini azaltabilir.

    Kişilerin yaşamlarındaki olumsuz etkilerine rağmen, migreni olanların çoğu tam tedavi edilmezler. Bu, bazen, migreni olanların tedavi edilme şanslarının olmadığına inanmalarından ve bu konuda doktora gitmemelerinden kaynaklanır. Ancak daha yeni ve daha etkili tedavilerin bulunmasıyla, migreni olan pek çok kişi için yeni umutlar doğmuştur.
    Migren atağının sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte, migreni olan çoğu kişi, belli faktörlerin migren ataklarını “tetiklediğine” inanır. Bu tetikleyiciler arasında stres veya stres sonrası gevşeme, çok fazla veya çok az uyku, kuvvetli ışık, hava değişiklikleri ve çikolata, peynir, kırmızı şarap, kahve ve çay gibi yiyecekler yer alır. Çoğu kadında hormonal değişiklikler veya adet dönemi de migreni tetikleyebilir, ancak ataklar başka zamanlarda da olabilir.

    MİGREN ATAĞI SIRASINDA NELER OLUR?
    Migren atağı dört döneme ayrılabilir, ancak migreni olan insanların çoğu bu dört dönemin hepsini birden yaşamaz. Bu dönemler sırasıyla:

    1. Uyarı Dönemi
    Migrenin ilk dönemi genellikle birkaç saat sürer fakat birkaç gün de sürebilir. Yorgunluk, esneme, ruh hali değişiklikleri, bazı yiyecekler için açlık ve ışık-ses-kokulara karşı artmış duyarlılık gibi uyarıcı belirtilerdir. Yaklaşık olarak migreni olan her 10 kişiden 6’sı uyarı dönemini yaşar.

    2. Aura
    Auralar beynin içinden kaynaklanan, başağrısı atağından genellikle 20 dakika ile 1 saat öncesinde oluşan belirtilerdir. Migreni olan her 10 kişiden ortalama 2’si aura belirtilerini yaşar. Bunlar genellikle görme ile ilgili, çakan ışıklar, zig-zag çizgiler veya görmenin grileşmesi gibi problemlerdir. Aynı zamanda işitme veya konuşma problemleri, zihin bulanıklığı ve vücudun bazı bölümlerinde veya yüzde karıncalanma hissi olabilir. Aura, başağrısı başlamadan önce kaybolabilir veya başağrısı dönemine dek uzayabilir.

    3. Başağrısı Dönemi
    Çoğu insan için migren atağının en kötü dönemi başağrısıdır. Genellikle zonklayıcı, ağrılı ve sıklıkla da başın bir tarafındadır.
    Ağrı her atakta başın bir tarafından diğer tarafına geçebilir veya başın her iki tarfında olabilir. Ağrı genellikle yürüme veya merdiven çıkma gibi fiziksel aktivitelerle şiddetlenir.
    Ancak migren ’yalnızca bir başağrısı’ değildir. İnsanların çoğu aynı zamanda bulantı hisseder, bazısı da kusar. Migrendeki başağrısına eşlik eden ve sık görülen diğer belirtiler arasında, ışığa, sese ve kokulara aşırı duyarlılık da yer alır. Migrenli insanların çoğu atakları sırasında karanlık ve sessiz bir oda ararlar. Eğer hiç tedavi edilmezse, migren tipik olarak 4 saat ile 3 gün arasında sürer, ancak süre ortalama 1 gündür.

    4. Ağrının Geçme Dönemi
    Başağrısı durduktan ya da geçtikten sonra, migrenli insanlarda yeniden normal hissedene dek uzun süre başka belirtiler görülür. Migren atakları genellikle ayda 1 veya 2 kez olur ancak daha sık olabilir. Atakların şiddeti değişiktir ve olacağı önceden kestirilemeyebilir. Yukarıdaki 4 dönemde de her atakta genellikle görülmez. Şiddeti de değişiktir, kişinin aktivitelerini engellemeyecek orta şiddette bir başağrısından, uzun işgöremezlik yaratan şiddetli başağrısına dek değişebilir. Sıklıkla, migreni olan kişi için iki atak birbirinin aynısı değildir.
    Migren, stres yaratıcı bir durum olmakla birlikte, migren atağının sonunda geçeceğini ve daha ciddi bir şey olmayacağını anlamak önemlidir. Migreni olan bazı insanlar, bu belirtilere yol açan daha ciddi bir şey olabileceğinden endişelenirler, ancak bu çok nadirdir.

    Migren tedavisinde pek çok yol vardır. Bunlar ilaç almaktan, yaşam biçimi değişikliklerine kadar farklılık gösterir. Migrenin ilaç tedavisinde iki yol izlenir:
    1. Akut tedavi (atak tedavisi)
    Atak tedavisi için basit ağrı kesiciler kullanılabilir, ya da migren ataklarına özel ilaçlar alınabilir.
    2. Önleme tedavisi
    Özellikle ataklar çok sıksa ve yaşam kalitesini çok bozuyorsa önleme tedavisi uygulanır. Bu tedavide migren atağı olsun olmasın, her gün ilaç alınır. Önleme tedavisi atakların sıklığını ve şiddetini azaltmaya yöneliktir.

    YAŞAM BİÇİMİ DEĞİŞİKLİKLERİ
    Migren ataklarını önlemek için yaşam biçiminizdeki bazı değişikliklerin faydası olur.
    Tetikleyicilerden uzak durun!
    Başağrısını tetikleyen faktörler kişiden kişiye değişiklik gösterir. Migren ataklarını önlemek için alınacak önlemlerden ilki, parlak ışık, rüzgar, keskin kokular gibi tetikleyicilerden uzak durmaktır.
    Düzenli egzersiz yapın!
    Vücudu aşırı zorlamayan, yürüyüş, yüzme, bisiklet gibi egzersizler kaslarınızdaki gerginliği azaltır, dolaşımınızı artırır. Böylece migren ataklarınızın sıklığı ve şiddeti önemli ölçüde azalır.
    Alışkanlıklarınızı sürdürün!
    Düzenli uyuyun,
    Düzenli yemek yiyin,
    Hafta içi alışkanlıklarınızı hafta sonunda da sürdürün.
     



  2. sultanımmmmmmmm migren dört gündür benim yaşadığım şeymi acaba :(

    allah baş ağrısı çektirmesin kimseye :f5:

    gerçi hiç ağrı çektirmesin ama ne yapalım hastalık sağlığımızın zekatıymış ya dayanıcaz :f55:

    çok güzel bir paylaşım emeğine sağlık hazancım çok teşekkürler yararlı bilgiler için :f118: :f118:
     



  3. Migren akşam Paçimin yaşadığıdır :f55: :f5:

    Paylaşıma tşkler HAZANCIM emeğine sağlık :f40:
     



  4. Saglik için yaptiginiz calismaya paylasima tsk ler hazan..
     



  5. Bilgi ve paylaşım için teşekkürler HazaN. Rabbim kimseye böyle şiddetli baş ağrısı çektirmesin.
     



  6. düzenli beslenmemenin ve sigaranın migreni tetiklediğini düşünüyorum.Emeğine sağlık HAZAN:f118: güzel bir konuya değinmişsin:f40:
     



  7. bilgi için teşekkürler başım ağrıyordu googlede arayayım dedim bu konu çıktı adminim :f30: :f30:
     



  8. Çocuklarda migren

    Anne ve babalar dikkat! Yapılan çalışmalar okul çağındaki her 100 çocuktan beşinde migren olduğunu ortaya koyuyor. Ancak çocukluk çağındaki en büyük problem tanı koyma zorluğu. Migrenle 4 yaşında tanışan Nöroloji uzmanı Dr. Emel Gökmen, anne-babalara önemli uyarılarda bulundu.

    Migren ve baş ağrılarıyla yaşamı boyunca karşılaşmayan kişi çok azdır. Özellikle çok küçük yaşlarda annelerinin başı ağrıdığı için onunla ilgilenemediğini, ağrının geçmesi için karanlık odaya çekildiğini bilen çocuklar, küçücük elleriyle annelerinin başını tutup annelerinin ağrısının geçmesini diler. Çünkü her koşulda kendileri ile ilgilenen anneleri onlarla ilgilenemeyecek hale gelmiştir. Ağrıyla bu şekilde tanışan çocukların kendilerinde migren gelişmesi çok daha üzüntü vericidir. Çünkü migrende ailesel yatkınlık önemli rol oynar.

    Nöroloji uzmanı Dr Emel Gökmen çocuklardaki en önemli problemin hastalığın tanısının konulamaması olduğunu belirtiyor. Migrenle spesifik olarak uğraşan bir hekim olarak sayısız tedavi ettiğim yetişkin hastalarının bir bölümünde migren çocukluk çağında başlamıştır. Ancak hastalar sadece erişkin yaşlardaki klasik ataklarını tanımlarlar. Ağrı hikâyelerini aldığımda çocukluk dönemlerinde baş ağrılarının olduğunu veya bulantı-kusmanın eşlik ettiği, hasta olarak yattıkları günlerin olduğunu belirtiyorlar. Yaşadıklarının migren atağı olduğunun farkında değiller” diyor.

    4 yaşından beri migrenliyim

    Kendisi de çok küçükken migrenle tanıştığını anlatan Dr.Gökmen, yılda 3–4 defa olan kusmalı günlerinin ailesi tarafından eve çağrılan kasaba doktorunca sindirim sistemi rahatsızlığı olarak yorumlandığını hatırlıyor. Doktor olduğunda gelişen klasik ataklarıyla birlikte migrenin başladığını düşünen Dr. Gökmen “Ne zaman nöroloji ihtisası yapmaya başladım kendimde de çocukluk çağı migreni olduğunu ve 4 yaşımdan bu yana bu dertten muzdarip olduğumu anlayabildim. Migreni yaşayanlar ne kadar ağır ve zor olduğunu bilir. Yaşadıklarını tam olarak tanımlayamayan çocukların migrenlerine tanı konulamadığını, tedavi edilebilecekken migren ataklarını yaşadıklarını düşündüğümde bir anne olarak daha da üzüntü duyuyorum” diye konuşuyor. Emel Gökmen, migren ağrılarından nöral terapiyle kurtuldu.

    Dr. Emel Gökmen, yapılan çalışmalarda okul çağındaki her 100 çocuktan beşinde migren olduğunun ortaya konduğunu söylüyor. Gökmen çocuk hastalarıyla ilgili şu ilginç bilgileri veriyor: “Migren teşhisi koyduğum çocuk hastalarımdan biri annesinin migreni olduğu için kendisini anladığını, başının ağrıdığını söylediğinde çocuk nörologuna götürdüğünü anlattı. Okulda bir arkadaşının başı çok ağrıyormuş ve bir köşede ağlıyormuş. Diğer arkadaşlarından gürültü yapmamalarını istemiş ama kimse dinlememiş. Bir başka çocuk hastam da başı ağrıdığında migrenli olan öğretmeninin gözlerine bakıp onu anladığını ve eve gönderdiğini anlattı.”

    “Çocuklarımızda migreni anlamak için migrenli anne, öğretmen olmamıza gerek yok. Sadece çocukların ‘başım ağrıyor’ şikâyetleri dikkat alınmalı” uyarısını yapan Dr. Gökmen şunları söylüyor: “Dersten ya da istemedikleri şeyleri yapmaktan kaçınmak için baş ağrılarını bahane ettikleri düşünülmemeli. Çocuklar kendileri bile ne yaşadıklarını anlayamaz ve tam anlatamaz. Genelde bir gün kadar süren ataklarda çocuğun sevdiği şeyleri yapmak istememesi en önemli göstergedir. Çocuk televizyon seyretmez, bilgisayar oynamak istemez. Kendisi tanımlayamasa da ses ve ışıktan rahatsız olur. Hareketli oyunlar oynamaz. Ancak, yetişkinler gibi karanlık odaya çekilip uyumak istemezler. Mızmızlanarak annelerinin yanında olmak isterler.”

    Çocuklarda migren atağı belirtileri

    Migreni nöral terapi yöntemiyle tedavi eden Dr.Gökmen, çocuklarda migren ataklarında baş ağrısının belirgin olarak ön planda olmadığına dikkat çekiyor. Dr. Gökmen “Daha çok kusma, karın ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, iştahsızlık, nadiren bir şeyler yeme isteğinde artış, gürültülü ortam ve hareketli oyunlardan uzaklaşma isteği olarak ortaya çıkar. Bazen sadece tekrarlayan karın ağrısı ve kusma atakları şeklinde de kendini gösterebilir. Çünkü migrenin nedeni beyinde değildir. Migren, tüm vücudu kontrol eden otonom sinir sisteminin çalışmasının geçici aksamasıdır. Otonom sinir sistemindeki bu aksamaya kaynaklık eden ise geçirilen hastalıklara bağlı gelişen hücresel bozulma ve sinir iletişiminde gelişen biyoelektriksel kopukluktur. Çocuklarda bu duruma en çok bademcik iltihabı, orta kulak iltihabı gibi sık geçirilen enfeksiyonlar kaynaklık eder. İlaç tedavileri migrenin kaynağına etkili olmaz.” Yorumunu yapıyor.

    Türkiye’de son yıllarda uygulanan nöral terapinin otonom sinir sistemindeki bozuklukları düzeltmede mucizevî etkisi olduğunu vurgulayan Dr. Emel Gökmen “Nöral terapiyle çocukların hayatları boyunca migrenden kurtulmalarını sağlıyoruz. Yan etkisi olmayan bu tedavi metodu çoğunlukla cilde yapılan küçük iğnelerden oluşuyor. Ancak iğneden çok korkan çocuklarda lazer uyguluyoruz. Lazerle iğneler kadar etkin olmasa da çocukların iyileşme kapasitesi çok fazla olduğu için kısa sürede iyi sonuçlar alıyoruz. Bu tedavi yöntemiyle çocuklar çok sık tekrarlayan kış hastalıklarından ve migrenden kurtuluyor.” diye konuşuyor.