Mevlananın son sözleri

'Karışık Sözler' forumunda YAREN tarafından 27 Mart 2011 tarihinde açılan konu


  1. mevlananın son sözü,
    hz mevlananın son sözleri

    Mevlâna’nın ölüm gününün hatırası olarak yapılan merasim hakkında kullanılan bir tabirdir; “Şeb-i Ârus”

    İkindi vaktinden sonra Kur’an okumak ve Aynü’l-Cem’ yapılmak sûretiyle icra edilen bu merasimin gecesine aynı zamanda “Leyletü’l-Arûs” da denilir. Şeb, Farsça, ‘Leyle’, Arapça, ‘Gece’ demek olduğu için tabirlerin ikisi de aynı manaya delalet etmektedir.

    Mevlâna Celaleddin ölüm gününü “Hakk’a vuslat”, “Düğün günü” saymıştır. (Hilmi Yücebaş, Edebiyatımızda Mevlâna, (Konya İl Yıllığı) Konya 1973, 30)

    Bilindiği gibi Mevlâna (hicri 672/miladi 17 Aralık 1273’de) Pazar günü akşam üstü güneş gözden kaybolup, Konya ufuklarını kızıla boyarken bu alemden can ve beka alemine göç etmiştir. Mevlâna ölümünü ‘gerdek gecesi’ “Şeb-i Ârus” sevgiliye kavuşma günü olarak kabullenmişti. Şeb-i Arûs, fedakarlıkla başlar, ölüm boyunca devam eder, öbür aleme kavuşmakla tamamlanır.

    Mevlâna, “Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde arama, arif kişilerin gönlündedir, bizim mezarımız. Burada ölüm (olarak) tezahür ediyorsa da orada doğumdur” der.

    Yine Rabbine, “Ölmek, şeker gibi tatlı bir şey, canı sen aldıktan sonra, seninle olunca da tatlı, candan da tatlıdır, ölüm.” şeklinde seslenir. Böylelikle ölüme bir başka açı kazandırır. (Alişan Özattila, Hak Aşığı Mevlâna Celaleddin, 180-181)

    Gerçekte iki türlü ölüm vardır. Birincisi, nefsi (egoyu) feda ederek oluşan “manevi ölüm”. Yani Hz. Peygamber (s.a.v.)’in “Ölmeden evvel ölünüz” emrince “Hak’ta yok olmak” anlamındadır. Bu ölüme, “ilk vuslat” adını da verebiliriz. İkinci ölüm ise, “fiziki ölüm”dür.

    Bu güne kadar, Şeb-i Arus olarak kabul ettiğimiz, canın beden kafesinden kurtularak aslına döndüğü, katrenin denize, ‘can ummanı’na erdiği an. Ki bu an “vuslat gecesi” olarak isimlendiriliyor. (Feyzi Halıcı, Mevlâna Sevgisi, 20)