mevlananın ailesi hakkında bilgi

'Soru Cevap' forumunda dj yaren tarafından 2 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. mevla istiyerek mi evlendi kaç yılında öldü eşi kaç yılında öldü
     



  2. Cevap: mevlananın ailesi hakkında bilgi

    Mevlananın güzel sözü ile yazıya başlamak istedim.

    "Kadın, Hak nurudur, sevgili değil... Sanki yaratıcıdır, yaratılmış değil..."


    Allahın adını erkeklere munis olmak üzere yarattığını söyleyen Mevlânâ"nın pek küçükten ilimle, irfanla, hak ve hakikat aşkıyla doldurulmaya başlıyan hayatına ilk kadın onsekiz yaşında karışır.

    mevlananın ilk eşi olmak şerefini kazanan bu mutlu kadın, Lala Şerefeddin Semerkandi'nin kızı Gevher Hatun'dur. Eflâkî'nin "Menakıbü'l-Ârifin"inde ahlâk ve yüz güzelliğinde ve letafette eşi olmıyan bir insan diye tarif ettiği Gevher Hatun yaşadığı müddetçe, şeriatin dört kadınla evlenmeğe müsaade ettiği bir devirde, Mevlânâ"nın tek kadını olarak kalmıştır. Sevgi ve merhameti insanlık,,sohiddet ve şehveti hayvanlık vasfı sayan, "Kişi yiğitlikte Zal oğlu Rüstem bile olsa, Hamza'dan bile ileri geçse hükmetme hususunda karısının esiridir." diyen Mevlânâ gibi bir mürşid-i kâmilin bir kadının esiri olacağı düşünülemez. Ancak O, Gevher Hatun'un şahsiyetine büyük değer vermiş, Hatun da O'na Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi gibi iki oğul kazandırmıştır.

    Mevlânâ ikinci izdivacını Gevher Hatun'un ölümünden sonra Konya'lı Kerra Hatun'la yapmıştır. Kızı Melike Hatun, en küçük oğlu Emir Âlim Çelebi bu hatundan dünyaya gelmişlerdir. Cennet ehli hakkındaki bir sorusuna verdiği cevapta "Eğer sensiz beni cennete çâğırsalar, cennet sahrası yüreğimi sıkar" rubaisiyle Kerra Hatun'a iltifat eden Mevlânâ"nın hayatında bu ikinci eşinin pek büyük bir yeri vardır. Mevlânâ"nın ev hayatına ve şahsiyetine dair en mahrem bilgileri Kerra Hatun nakletmiştir. Eflâkî'nin, güzellik ve olgunlukta çağının ikinci Sara'sı, iffet ve ismette Meryem'i saydığı Kerra Hatun, Mevlânâ'nın pek çok sırlarına vakıf, O'nun büyük şahsiyetine lâyık bir kadındı. Mevlânâ hayattayken O'nun sohbet meclislerine katılan ve devrinde bir veliyye sayılan Kerra Hatun, Mevlânâ'nın göçüşünden sonra da bu meclisleri devam ettirmiştir. Eflâkî' nin eserinde Kerra Hatunla ilgili menkabelere sıkça rast gelinir.

    Mevlânâ'nın kızı, Hoca Şihabeddin-i Ruganı Karamid'in eşi Melike Hatun, Kerra Hatun'un "Kerra-yı Buzurg" diye tanınan annesi, Sultan Veled'in dadısı Kiramana Hatun, Şemsî Tebrizî'nin eşi Kimya Hatun o çevrenin en yakınlarından idiler.

    Sevgili Şeyh Salâheddin Zerkub'un annesi, Mevlânâ'nın "Bizim Lâtife Hatun'un zatı, Tanrı'nın suret bağlamış lâtifesidir" diye övdüğü Selâhaddin Zerkub'un eşi bu çevreden nasiplerini alanlardandır. Adı geçen Şeyhin iki kızından Mevlânâ'nın "benim sağ gözümdür" diye tanıttığı Fatıma Hatun, Mevlânâ'ya gelin, Sultan Veled'e eş olmuştur. Mevlânâ, Sultan Veled'e yazdığı bir mektupta, Fatıma Hatun'un şahsında kadınlara duyduğu saygı ve şefkati dile getirmiştir: "Padişahımızın kızının, bizim ve bütün dünyanın gözünün ve gönlünün ışığının; bir an bile, hattâ yanılsan da, unutsan da hatırını kırma, onu gücendirme, O, sınanma için sana verilmiş bir emanettir. Her günü, her geceyi gerdek günü, gerdek gecesi bil." Şeyhin diğer kızı, Hediye Hatunu ise, "Benim sol gözümdür." diye tanıtmakta, kendisi ve yakınları için istemediklerini, sırf Hediye Hatun mahzun olmasın, cihansız kalmasın diye devrin büyüklerinden eşlerinden talep etmektedir.
    Evinde cariye kullanmamış, cariyesi olan yakınlarını, "Onlar bizim hemşirelerimizdir, onları hırpalamayın" diye ikaz etmiştir.

    Sultan Veled'in diğer zevceleri Nusrat ve Sünbüle Hatunlar, kızları Mutahhara ve Şeref Hatunlar o çevredendiler. Mevlânâ bu torunlarından ilkini Âbide, ikincisini Arife sıfatlarıyle tavsif etmişlerdir.
    Çağın soylu kadınlarından Selçuk Sultanı IV. Rükneddin Kılıçaslan'ın karısı Tokatlı Gumâc Hatun, Vezir Muineddin Süleyman Pervane'nin açık elli, büyük gönüllü eşi Gürci Hatun, kızları Aynü'l-Hayat ve Hâvendzâde hatunlar Mevlânâ'nın yakınları idiler, iyilik-sever davranışları, çevrelerine yaptıkları sosyal yardımlar daima Hazret'in takdirlerini çekmekteydi.
    Konyalı Dindar, Veliyye ve Kâmile, zamanın Rabiası sayılan Fahrünnisa, Sultan'ın kızlarının hocası Usta ve evinde Mevlânâ'nın katıldığı sema' meclisleri yapan Nizam Hatun, adları unutulmuş nice kadınlar Mevlânâ'nın muhitinde yaşayabilmek saadetine ermişlerdi.

    Mevlânâ, yalnız çevresindeki soylu kadınlara değil, hattâ düşük, sokak kadınlarından bile iltifatını esirgememiş, onları "Ne yiğitlersiniz sizler, ne yiğitlersiniz. Siz olmasanız bu nefisleri kim alt ederdi? Nasıl belli olurdu namusluların namusu" diye övmüştür. O muhitten bir kadın olan ÇengiTavus, Mevlânâ'nın görklü nazarı üzerine düştükten sonra Sultanın hazinedarı Şerefeddin'e eş olacak, Mevlânâ meclislerine girecek kadar izzet kazanmıştır.