Mevlana Haftası İle İlgili Yazı

'Sorun Cevaplayalım' forumunda anniccha tarafından 29 Aralık 2010 tarihinde açılan konu


  1. Mevlana Haftası İle İlgili Yazı


    İnsan düşüncesine yepyeni bir mesaj veren ve İslam düşünürlerinin fikir sistemlerini, inanç akidelerini ruh, akıl ve sevgi üçgeni içinde sunan, insanlığa ahlak, din, ilim ve akıl yolunda heyecan katarak yeni ufuklar açan Mevlana Celaleddin-i Rumi, müstesna yüce bir varlık, ilahi bir ışık, manevi bir güneş, Muhammed Ali’nin bendesidir.
    Bugüne kadar gönüller tutuşturan ve bundan sonra da insanı etkilemeye devam edecek olan Veli, kutup, pir, insan-ı kâmil, büyük şair gibi sıfatlarla isimlendirilen bu büyük insan hepimize ışıktır.
    Gönüller sultanı Hz. Mevlana aşkın kemalidir; ama yalnız aşkın mı? Hayır, O tüm güzelliklerin kemalidir, ilmin de hikmetin de, aklın da…

    O’nun insan düşüncesine verdiği en büyük mesaj Aşk, Sevgi ve Birliktir.
    O, bir veli hüviyetiyle gönüller coşturmuş, bir pir, bir mürşit olarak insan kalbini saflaştırmış, bir bilgi kaynağı olarak insan aklını nur ile yıkamış, akıl ve gönülleri kirden kurtarmış, gelmiş geçmiş tüm peygamberlerin temsilcisi olmuştur.

    Onun içindir ki hangi âlim Mevlana’yı tanısa yücelmektedir. O’nun yoluna gönül koyan herkes kemale, sevgiye, insanlığa, bilgeliğe, hoşgörü ve yüksek ahlaka ulaşmaktadır.
    O, hiç bir şeyi inkâr etmez ama her şeyi birler, bütünleştirir ve sevdirir. O, kimseyi ayrı görmez. Çünkü O, her şeyin Allah’ın zuhuru ve tecellisi olduğunu bilir ve bunu insan gönlüne ve insana hal olarak yansıtır.

    Mevlana aziz ve yüce bir üstad’dır. Tek başına bir sistemdir, bir hayat ve bir düzendir. Ahlakı, ilmi, hikmeti, sevgisi, aklı, tavrı, idraki, davranışları ve he rşeyi ile yüceliği öğreten bir HAL ABİDESİ’dir. Peygamber-i zişan’ın gerçek temsilcisi, aşkın ve aklın en yüksek öğesi ve gerçeğidir.

    “İnsan yaratılmışların en şereflisidir” düsturuyla her dilden, her dinden, her renkten insanı kucaklayan Hz. Mevlana sevginin, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün sembolüdür.

    HZ. MEVLANA’YA GÖRE İNSAN

    Hz. Mevlana’da insan, ölümlü ile ölümsüzü, iyi ile kötüyü, ilahi ile beşeri benliğinde toplayan bir birleştiricidir. İnsan ölümsüzlüğün, ölümlü beden içinde tekamül seyrini yaşamak için bu alemdeki görünümüdür. İnsan varlık ağacının meyvesidir. Bir rubaisinde şöyle seslenir:
    “Suret suretsizlikten meydana geldi. Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren, mum ve petek değildir. Arı biziz, şekil ve çokluk sadece bizim imal ettiğimiz mumdur. Şekil ve cisim bizden vücuda geldi. Biz onlardan değil; şarap bizden sarhoş oldu, biz şaraptan değil.”
    Hz. Mevlana varlığın özü, yani yaratıcı kudretle insanın özünü birleştirmiştir. İnsanın şeref ve yükümlülüğü, zevki ve çilesi işte bu birlikten kaynaklanmaktadır. Bu birlik insanı varlığın gayesi yapmıştır. Varlık, anlamını insanla kazanır. Yaratıcı eserini insanla seyreder, zira insan hakkın gözü ve aynasıdır.

    Hz. Mevlana şöyle seslenir:
    “Sen cihanın hazinesisin, cihan bir yarım arpaya değmez. Sen cihanın temelisin, cihan senin yüzünden taptazedir. Diyelim ki âlemi meşale ve ışık kaplamış; çakmaksız ve taşsız olduktan sonra o, iğreti bir rüzgârdan başka nedir?”
    Yüce Hüdavendigar “Mümin müminin aynasıdır” hadisini açıklarken şöyle konuşur:
    “Tanrı’nın adlarından biri de el-mümin’dir. İman eden kula da mümin denir. Mümin müminin aynasıdır demek, Tanrı onda, o aynada tecelli etti demektir.” O halde Hakk’ı insanda görmek gerekir. Bunu yapmayan, görmesini bilmiyor demektir.
     



  2. bence bilgiler güzel ama çok abartılarak anlatılmış mevlana tabiki kamil nadir bulunan insanlardan biri fakat ayrı bir hayat ayrı bir sistem gibi cümleler sanki bir insan değil ayrı bir varlık olağanüstü bir varlık gibi anlatılmış bence bu kesinlikle yanlış bir anlatım tarzıdır. yinede emek verenlere teşekkür ederim.
     



  3. Mevlana 30 eylül 1207 yılında Afganistan sınırları içerisinde bulunan horasanın Belh şehrinde doğmuş. Yaşamı boyunca alah yolunda gitmiş , ender bulunan insanlardan biridir. Mevlananın babası şehrin ileri gelenlerinden biri olup 'bilginlerin sultanı' olarak anılmış olan Bahaeddin Veled' dir. Annesi ise Mümine Hatun' dur. Babası Bahaeddin Veled çıkan bazı siyasi olaylar ve Moğol istilası nedeniyle Belh' ten ayrılmak zorunda kalmıştır. Ayrıldıktan sonra Sultanü-l Ulema nın ilk durağı Nişabur olmuştur. Bu şehirde tanınmış biri haline gelmiş ve Feridüddin Attar ile tanışmıştır. ( Feridüddin Attar : İranlı bir şairdir.) Onun ilgisini çekmiş ve onun takdirini kazanmıştır. Sultanü-l Ulema Nişaburdan sonra Bağdat'a ve daha sonra dönüşte Şama uğramıştır. Ezincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Karamana gelmiştir. Orda Subaşı Emir Musa' nın yaptırdığı bir medereseye yerleşmiştir. Sultanü-l Ulema ve ailesi burada 7 yıl kalmıştır. Mevlana 1225 yılında Gevher Hatunla evlenmiş, bu evlilikten de Sultan Veled ve Alaeddin Çelebi adında iki oğlu olmuştur. Gevher Hatunu yıllar sonra kaybeden Mevlana, bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile evlenmiş, bu evlilklerindende Muzafferadddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu Melike Hatun adında da bir kızı olmuştur. Bir müddet sonra o zamanınSelçuklu Padişahı Alaeddin Keykubat Sultanü-l Ulema yı Konya ya davet etmiştir. Sultanü-l Ulema bu daveti kabul ederek ailesi ve dostalarıyla Konya ya gitmiş, ve Altunbaş Medresesinde ikamet etmiştir. Sultanü-l Ulema öldükten sonra velihatı Mevlana kabul görülmüştür. İyi bir din bilgini olmuş Mevlana İplikçi Medresesinde vaazlar vermeye başlamıştır. Medrese kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşmaya başlamıştır.
    Mevlana 15 kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizi ile karşılaşmıştı. Mevlana Şems'te 'mutlak kemalin varlığını ' cemalini 'de 'Tanrı nurlarını' görmüştü. Ancak Şems bir müddet sonra vefat edince Mevlana uzun yıllar inzivaya çekildi. Yaşamını ' hamdım, piştim, yandın.' olarak özetleyen Mevlana 17 Aralık 1273 pazar günü vefat etti.
    ' ÖLÜMÜMÜZDEN SONRA MEZARIMIZI YERDE ARAMAYINIZ! BİZİM MEZARIMIZ ARİFLERİN GÖNÜNLLERİNDEDİR'
    Mevlana nın Vasiyeti ..
    (arkadaşlar bu edindiğim bilgilerin özetleri umarım beğenirsiniz.. )
     



  4. MEVLANA
    Gel dedi bize,
    Ne olursa olsun gel dedi,
    Nur deydi yüzümüze,
    Gel dedi bize,
    Hangi dine, hangi tanrıya inanıyorsan
    Gel dedi bize..
    Uyma dedi şeytana
    Güven kendine
    Güven dinine
    Güneş gibi temiz,
    Ay gibi aziz ol dedi.
    Yalan söyleme
    Herkesi sev
    Kardeşini, arkadaşını, karını, çocuğunu
    Sev dedi bize....

    (bunu bir arkadaşım yazdı... )