Mendil Altında Kitap Özeti Memduh Şevket Esendal

'Kitap özetleri' forumunda Blizzard tarafından 13 Ekim 2012 tarihinde açılan konu


  1. Mendil Altında Kitabının Özeti Memduh Şevket Esendal

    Ağustos, Cuma günü. Sicil Müdürü Cavit Bey, yemekten sonra minderin üstüne uzanmış, uyumak istiyor. Ama, karasinekler rahat bırakmıyorlar. Köylülerin, duvar diplerine uzanıp, yüzlerine birer mendil örterek mışıl mışıl uyudukları gözünün önüne geldi. İmrendi. Uzandı, sandalye üzerinde duran ceketinin cebinden beyaz keten mendilini alıp yüzüne örttü., sıkıntılı olmasına aldırmayarak uyku gelecek diye bekledi. Bu arada da ilkin çocuklarının mektep taksitleri için gönderdiği paranın makbuzunu nereye koyduğunu düşündü. Sonra, karısının “Para yetiştiremiyorum.” Diye sızlanmasını hatırladı. “Ben burada aç duracak değilim ya!” dedi. Maaşlara zam yapılacak diyorlardı… Müsteşar’ın kendisini sevdiğini düşünüp sevindi. Yanlışlıkla işten el çektirilen bir memurunu Cavit Bey’in bir sözü ile Müsteşar hemen eski işine göndermişti. Ya böyle olmayıp da müsteşar dayatsaydı! Bu zavallı adam sefil olurdu. Sonra onun han köşelerinde nasıl sürüneceğini, nasıl borçlanacağını, kılığının nasıl bozulacağını; tıraşının nasıl uzayacağını birer birer gözünün önüne getirdi. Acıdı. “Ya müsteşar kabul etmeseydi” diye düşündü. O zamani sanki müsteşar dayatmış gibi kızdı. Kendi kendine sordu; “Ne yapardım?” Hemen ceketinin göğsünü ilikledi, arkadaşına “Ver şu evrakı” dedi, kağıtları aldı, doğru Müsteşar’ın yanına. Müsteşar masasının başında kağıt okuyordu, başını kaldırdı, hergün sorduğu gibi “Hayrola Müdür Bey?” diye sordu. “Efendim” dedi, “açıkta kalan filan efendi için olmaz buyurmuşsunuz. Bu da reva mı, efendim? Bu zavallı nereye gidip derdini anlatsın? Bu bizim yanlışımız yüzünden işten el çektirilmiş. Kendisinin bir günahı var mı? Siz de çoluk çocuk sahibisiniz. İnsaf ediniz efendim.” Müsteşar “Olmuş olmuştur.” diyor . “Bir defa her nasılsa el çektirilmiş. Memuriyet hayatında böyle şeyler olur. Kendine başka yerde iş arasın…” Sicil Müdürü bu haksızlığa karşı köpürüyor. Müsteşar’a diyor ki; “Bu iş aksederse, elbette bizim için iyi olmaz.” O, bu sözleri söylerken bütün kalem arkadaşları, bütün daire halkı da kapıdan dinleseler…Sicil Müdürü’ne ateş basıyor. Bütün daire, bütün işitenler onun yiğitliğine, kabadayılığına şaşırıp kalıyorlar. Çarşıdan pazardan geçerken herkes arkasından gösteriyor… Müsteşar, Sicil Müdürü’nün sözlerinden korkuyor, imzasını bozup sözünü geriş alıyor, Sicil Müdürü kağıtlar elinde odadan çıkarken kapıda dinleyenlerin aralıktan kendi odalarına kaçtıklarını görüyor, aşağı inip elindeki kağıtları muavinin önüne atıyor. Muavin, Müsteşar’ın silinmiş imzasını görünce ağzı açık kalıyor. Sicil Müdürü, muavinin şaşırdığını düşününce beyaz keten mendil altında tatlı tatlı güldü. Sonra işine yeniden tayin edilen memur haber alıyor, gelip Sicil Müdürü’nün ayaklarına kapanıyor, bu iş de her yerde duyuluyor. Karısının kulağına kadar da gidiyor. Kadından bir mektup : “Orada bu kadar işler yapıyorsun da, bize para göndermiyorsun!” Artık kızıyor. Bu kadar da olmaz. Hemen o da bir mektup döşeniyor. Aradan biraz zaman geçince, bilmem nerenin ikinci müntehiplerinden bir mektup : “Mebus seçeceğiz, kabul buyurunuz.”

    Mazbatası Meclisten geçince bir gün daireye geliyor, bütün arkadaşları tebrik ediyorlar; Müsteşar oda kapısından karşılıyor, pantolonunun arka cebinden altın tabakasını çıkarıp cıgara veriyor…

    Meclis’e girince ilk iş, memur maaşlarının arttırılmasına dair bir teklif…

    Sicil Müdürü, terden, heyecandan boğulacaktı. Mendili yüzünden çekip fırladı. Yüzü kızarmış, gözleri dönmüş saçları dikilmiş köşeye oturdu. “Bu mendil altında da nasıl uyurlar” diye düşündü, sonra da tekmesiyle odanın döşemesini teperek: “Meryem, bir kahve pişir!” diye hizmetçisine bağırdı.