Meme Kanseri Hakkında

'Hastalıklar' forumunda Wish tarafından 10 Eylül 2010 tarihinde açılan konu


  1. Meme kanseri Nedir
    meme Kanseri Belirtileri
    meme kanseri tedavisi

    [​IMG]

    Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir. Yaşam boyunca her on kadından birinde meme kanseri gelişmektedir. Yine kadınlarda; akciğer kanserinden sonra, en çok ölüme neden olan kanser meme kanseridir.
    Meme hücrelerinden kaynağını alan kötü tabiatlı bir tümördür. Meme kanseri özellikle kadınların hastalığıdır. Ancak erkeklerde de meme kanseri görülebilir. Meme kanserli yüz kadın hastaya karşılık, meme kanserli bir erkek hastaya rastlanmaktadır.Erken devrede teşhis ve tedavi edilen meme kanserli hastalarda iyileşme ve kanserden kurtulma oranı çok yüksektir (%95).

    Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir?

    Meme kanserinin belirtileri her hastada aynı değildir. Bazı kadınlarda görülebilen hiç bir belirti olmayabilir. Her kadında hastalık aynı seyri göstermeyebilir. Bazen hastalık ile ilgili belirtiler; kendi memelerini muayene eden kadınlar tarafından bulunamaz ve hekim kontrolünde tespit edilebilir. Bunun için muntazam hekim kontrolü ve mammografi çektirilmesi önemlidir.

    Meme kanserinde; gözle ve elle yapılan muayenede tespit edilebilecek belirtiler şunlardır:
    • Şişlik – Meme kanseri; hastaların büyük bir kısmında, memede çok defa ağrısız, küçük bir şiş şeklinde ortaya çıkar. Hastalık ilerledikçe şiş büyür.
    • Memede büyüme, küçülme veya büzülme

    Meme cildi ile ilgili belirtiler:

    • Meme cildinde kırmızılık, morluk, genişlemiş damarlar
    • Meme cildinde çöküntü (retraksiyon)
    • Meme cildinde portakal kabuğu görünümü (ödem)
    • Meme cildinde yara (ülserasyon)
    • Meme cildinde küçük şişler

    Meme başı ve onun çevresindeki renkli kısımla (areola) ilgili belirtiler:


    • Meme başının çevresindeki renkli kısımda (areola) şekil, büyüklük ve renk bakımından değişiklik
    • Meme başında: genişleme, düzleşme, içe doğru çökme, yön değiş¬tirme, kabuklanma, çatlak, kırmızılık ve yara
    • Meme başından akıntı

    Koltuk altında şiş

    Belirtilen bu meme değişiklikleri ile birlikte ağrı olabilir veya olmayabilir. Memesinde yukarıda belirtilen belirtilerden birini veya bir kaçını fark eden bir kadın, paniğe kapılmadan ve ihmal etmeden hemen hekimine başvurmalıdır.

    Meme kanserine risk faktörleri:

    Otuzbeş yaş altı dönemde son derece seyrek olarak karşılaşılan meme kanserine yakalanma riskinin yaşla birlikte arttığı bilinmektedir. Çoğu meme kanseri 50 yaşın üstünde ortaya çıkmaktadır. Araştırmalar aşağıdaki durumlarda meme kanseri riskinin yükseldiğini ortaya koymaktadır: Daha önce meme kanseri geçirmiş kişiler. Bu kişilerde yeniden kansere yakalanma riski yükselmektedir.

    • Aile öyküsü. Anne, kız, ya da kız kardeşte özellikle de genç yaşta meme kanseri öyküsü olan kişilerde meme kanserine yakalanma riski artmaktadır.
    • Memelerde ortaya çıkan belirli değişiklikler. Meme dokusunda “atipik hiperplazi” ve “insitu lobuler karsinom” gibi tanı alan değişikliklerin bulunan kadınlarda meme kanseri riski yükselmektedir.
    • Genetik. BRCA Ve BRCA2 gibi meme kanseri ile ilişkili olduğu gösterilmiş bulunan belirli genlerdeki değişikliklerin kanser oluşumuna yol açtığı bilinmektedir. Bazı durumlarda ilgili genleri inceleyen genetik testlerden tarama amacıyla yararlanılabilmektedir.

    Meme kanseri ile ilişkili bulunan diğer bazı faktörler de şunlardır:

    • Östrojen. Bilimsel kanıtlar, bir kadının östrojene maruz kalma süresi uzadıkça meme kanserine yakalanma olasılığının da artığını göstermektedir. Bu östrojen beden kaynaklı olabileceği gibi, dışardan da veriliyor olabilir. Erken dönemde adet görmeye başlayan (12 yaşından önce), ya da 55 yaşından daha sonra adetten kesilen kadınlarda, hiç çocuk sahibi olmayan kadınlarda, uzun süreli “hormon replasman tedavisi” alan kadınlarda meme kanseri riskinin arttığı bilinmektedir. Bütün bu durumlar, östrojen maruziyetinin arttığı durumlardır.
    • Geç çocuk sahibi olma. İlk doğumunu 30 yaşının üzerinde yapan kadınlarda meme kanserine yakalanma riski yükselmektedir.
    • Meme dokusu yoğunluğu. Meme dokusunda daha fazla miktarda lobül ve kanal bulunması, mamografilerde meme dokusunun daha yoğun görünmesine yol açmaktadır. Meme kanserinin yağ dokusunda değil lobül ya da kanal yapısında ortaya çıkması nedeniyle, bu yoğun görünüm veren memelerde kanser riskinin arttığı öne sürülmektedir. Ayrıca yoğun görünüm veren memelerde, kanserli oluşumların saptanmasının güçleşmesi de bu tür durumlarda özellikle dikkatli olunmasını gerektirmektedir.
    • Radyasyon tedavisi. Meme dokusu radyasyona maruz kalan kadınlarda, özellikle de Hodgkin’s hastalığı için radyasyon tedavisi alan kadınlarda meme kanseri riskinin arttığı saptanmıştır. Bu maruziyet ne kadar erken gerçekleşirse, yaşam boyu mem kanserine yakalanma riski o kadar yükselmektedir.
    • Alkol. Bazı çalışmalarda alkol kullanan kadınlarda meme kanseri riskinin hafifçe yükseldiği iddia edilmektedir.
    • Meme kanseri gelişen çoğu kadında yukarda sıralanan riskler bulunmamaktadır. Ancak yaşlandıkça meme kanseri riskinin artmakta olması en önemli risk faktörü olarak öne çıkmaktadır.

    Meme kanserinin tedavisinde kullanılan dört yöntem vardır:

    • Cerrahi tedavi
    • Radyoterapi
    • Kemoterapi
    • Endokrin tedavi (Hormon tedavisi)

    Cerrahi tedavi ve radyoterapi hastalığın lokal kontrolünü sağlayan tedavi yöntem¬leridir. Buna karşılık kemoterapi ve endokrin tedavi ise sistemik olarak etki eden tedavi yöntemleridir.

    Sistemik tedavide; ilaçlar meme dışına yayılmış olan kanser hücrelerine kan yoluyla ulaşırlar. Ayrıca son yıllarda yapılan çalışmalar; meme kanserinin sistemik bir hastalık olduğu ve hastalığın erken devrelerinde bile kanda kanser hücrelerinin bulunabileceği görüşünü destekler mahiyettedir.

    Meme kanserli hastalarda yukarda belirtilen tedavi yöntemlerinden biri veya birkaçı bir plan dahilinde uygulanır. Tedavi seçimi; hasta ve hastalık ile ilgili özellikler göz önünde tutularak yapılır. Bu tedavi yöntemlerini bir plana dayanmaksızın karışık bir şekilde uygu¬lamak, hastaya bir fayda sağlamadığı gibi zararlı da olur.

    Hekim kendisine müracaat eden bir hastada tedavi seçimini nasıl yapacaktır? Bunu sağlamak için; hastanın tedavi yönünden hangi evrede olduğunun bilinmesi ve tedavinin buna göre planlanması gerekir. Zira meme kanserinde hastalığın tüm evrelerinde etkili olabilen tek bir tedavi yöntemi yoktur.

    Cerrahi tedavi uygulanmış erken evre meme kanserli hastalara, cerrahi tedaviye yardımcı olmak üzere, ilave tedaviler (Adjuvan tedavi) uygulanması tüm kanser merkezlerinde kabul edilen bir görüştür. Cerrahi tedaviden sonra adjuvan tedavi olarak; radyoterapi, kemoterapi ve hormon tedavisi uygulanabilir. Bu tedavi yöntemleri hangi hastalara, ne zaman ve nasıl uygulanacak? Hastanın ve hastalığın durumuna, ameliyatta çıkarılan tümörü içeren meme dokusunun ve koltuk altı lenf nodüllerinin mikroskobik incelemesine göre bu sorular cevaplandırılır ve bir plan dahilinde adjuvan tedavi uygulanır. Adjuvan tedavinin amacı; klinik ve laboratuar teknikleri ile saptanamayan mikro metastazları ortadan kaldırmak, nüks riskini azaltmak ve yaşam süresini arttırmaktır.

    İlk olarak tedavi onaylanır, doğru tedavi kullanılır. Ne kadar sürede belirleneceği, ne kadar süreceği aşağıdaki birkaç faktöre bağlıdır:

    • Tümörün derecesi (ne kadar yayıldığı)
    • Göğüs kanserinin türü
    • Hastanın menopoz dönemini geçirip geçirmediği
    • Varsa ikincil kanserler

    Göğüs kanserinin tedavi edildiğini söylemek zordur çünkü ikincil göğüs kanseri karaciğerde, kemiklerde ya da herhangi bir yerde uykuda olan küçük hücrelerin aktif hale gelmesi sonucu 10 ya da 20 yıl sonra tekrar ortaya çıkabilir. Eğer göğüs kanseri tekrarlayacaksa genellikle ilk iki yıl içinde gerçekleşir.

    Hormonal tedavi sürecinde büyüme ve çoğalma için gerekli olan hormonların kanserli hücrelere ulaşması engellenmektedir. Bu tedavide hormonların çalışma biçimlerini değiştiren ilaçlar kullanılmaktadır. Bazı durumlarda overler gibi hormon üreten organların çıkarıldığı cerrahi girişimler yapılabilmektedir. Kemoterapi gibi hormonal tedavide de bedenin diğer hücreleri işlemlerden etkilenebilmektedir.

    Biyolojik tedavi, kansere karşı bedenin doğal direnç mekanizmalarının güçlendirildiği bir tedavi yöntemidir. Örneğin “insan epidermal büyüme faktörü reseptörü-2 (HER-2)” olarak bilinen maddeye çok yakın özellikte bir maddeden hazırlanan bir ilaç, meme kanseri hücrelerini hedeflemekte ve bu hücrelerin büyümesini yavaşlatmakta ya da durdurmaktadır.

    Meme kanseri tedavisinin önemli bir unsuru rehabilitasyondur. Hastanın çevresi ve sağlık ekibi hastanın bir an önce normal yaşamına dönebilmesi için destekte bulunmalıdır.

    Cerrahiden sonra kol ve omuz egzersizleri yapmak hastanın yeniden önceki gibi hareketlenmesine ve güçlenmesine yardımcı olmaktadır. Bu egzersizler aynı zamanda boyun ve sırtta hareket kısıtlılığı ve ağrıları da azaltmaktadır. Dikkatli biçimde planlanmış egzersizler, hekimin önerileri doğrultusunda olanaklı ilk fırsatta, yavaş ve yumuşak biçimde başlatılmalı; dereceli biçimde artırılmalıdır.

    Ameliyatı takip eden dönemde rastlanan lenfödem sorununu, bazı egzersizler ve kolun bir yastık araclığı ile yüksekte tutulması önleyebilmektedir. Eğer lenfödem oluşursa, elastik sargılardan masaja, bazı ilaçlara dek çok farklı uygulamalar ile sorun azaltılabilmektedir.