mekke'nin fethi ve tarihi ve önemi Kısaca

'İslami Bilgiler' forumunda Merve tarafından 14 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. Mekke, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (S.a.v) dünyaya geldiği, çocukluk ve gençlik yıllarını geçirdiği şehirdir. Ayrıca müslümanların kıblesi olan Kabe’nin de bulunduğu şehirdir.

    Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.a.v) kendisine peygamberlik vazifesi verildikten sonra önce Mekkelileri İslam’a davet etmiş, fakat onlar bunu kabul etmedikleri gibi müslüman olmaya başlayan herkese ellerinden gelen eziyetleride yapmışlardı.

    Mekkeli müşriklerin bitmeyen bu eziyetleri sonucunda müminlerin dayanacak güçleri ve sabırları kalmayınca, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.a.v) müminlere hicret, Mekke’yi terk etme izni verilmişti. Hz. Muhammed (S.a.v) Mekke’den çıkarılırken yaşlı gözlerle Mekke’ye dönmüş; “Ey şehir, senden çıkarılmasaydım vallahi seni terk etmezdim!” demişti.

    Hicretin üzerinden altı yıl geçmişti. Müminler, Efendimiz’le birlikte umre yapmayı çok istiyorlardı. Bunun üzerine Hz. Muhammed (S.a.v) Kâbe’yi ziyaret etmek isteyenlerin hazırlanmasını emretti. Hazırlıkların tamamlanmasından sonra bin beş yüz sahabi ile Mekke’ye doğru yola çıkıldı. Mekkeli müşrikler Hz. Muhammed’in (S.a.v) hareketini öğrenince toplanarak ne pahasına olursa olsun Mekke’ye girmesine izin vermemeyi kararlaştırdılar. Hz. Muhammed (S.a.v) de kan dökülmesini istemediği için Mekkelilerin bu tavrına karşılık onların teklif ettiği Hudeybiye anlaşması yapıldı.

    Bu anlaşma gereği Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.a.v) sahabilerine geri dönme emrini verdi. Hem sahabeler hem de Hz. Muhammed (S.a.v) Kabe’yi ziyaret edemememin üzüntüsü içindeydi. Ancak inen şu ayet ileride Mekke’nin fethedileceği müjdesini vermişti: “Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik.” (Fetih, 1)

    Hudeybiye Antlaşması’nın üzerinden 17-18 ay geçmişti ki, kendilerine bağlı bulunan Benî Bekr kabilesini kışkırtarak, müslüman olan Huzâalıların üzerine saldırttılar. Huzâa kabilesi baskına uğradıklarında namazdaydılar. Hunharca bir katliamla kimi secdede, kimi rükûda, kimi kıyamda iken şehid edildi.

    Bu olayın hemen ardından Mekke’den gelen bir heyet Hz. Muhammed (S.a.v) daha önce fiilen bozdukları antlaşmayı resmen tek taraflı feshettiklerini söylediler. Oysa bu, müslümanları Mekke Fethi’ne davet demekti. Sonradan müşriklerin akılları başlarına geldiyse de iş işten geçmiş, sözleşme iki taraflı olarak feshedilmişti.

    11 Ocak 630 sabahı İslam Ordusu savaş pozisyonu aldı. İslam peygamberi Muhammed ordusunu 4 kola ayırdı ve ordusuna şu emri verdi: “Size karşı konulmadıkça, size saldırılmadıkça, hiç kimseyle çarpışmaya girmeyeceksiniz, hiç kimseyi öldürmeyeceksiniz.”

    Muhammed hareket emri verdi ve Fetih Suresi’ni okuyarak Mekke’ye girdi. 3 kol herhangi bir direnişle karşılaşmazken Halid bin Velid’in komutasındaki 4. kol, İkrime bin Ebu Cehil önderliğinindeki küçük bir saldırıyı geri püskürttü. Muhammed Mekke’ye girer girmez genel af ilan edildiğini bildirdi ve Ebu Süfyan’a bildirdiği şekilde, kimseye dokunulmayacağını ilan etti. Ardından içerisinde 360 put bulunan Kabe’ye yöneldi. İsra Suresi’nin 81. ayetini okuyarak putları birer birer devirdi. Daha sonra da beraberindeki Müslümanlarla Kabe’yi tavaf etti.

    Fetih sonrasında İslam peygamberi Muhammed Kabe’de ilk hutbesini verdi. Mekkelilerin şüphelerini de gidermek adına hutbesinde şu sözlere de yer verdi:

    Benim halimle sizin haliniz, Yusuf’un kardeşlerine dediğinin tıpkısı olacaktır. Yusuf’un kardeşlerine dediği gibi ben de diyorum:

    “Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yok. Allah, sizi bağışlasın. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir. (Yusuf Suresi, 92)” Gidiniz; sizler serbestsiniz.