Marka çeşitleri

'Bunları biliyormusunuz' forumunda DiScOvErEr tarafından 9 Kasım 2010 tarihinde açılan konu


  1. Marka çeşitleri

    Markalar çeşitli yönlerden ayrıma tabi tutulurlar. Markalar, fabrika markaları, ticaret markaları ve hizmet markaları olarak gruplandırılabilecekleri gibi ferdi, müşterek ve birlik markaları olarak da bir gruplamaya tabi tutulabilir.



    556 sayılı KHK’ye göre tescil edilecek marka çeşitleri şunlardır:



    a) Ortak Marka: Üretim veya hizmet işletmelerinden oluşan, bir grubun mal veya hizmetlerinin diğer hizmetlerinin mal veya hizmetlerinden ayırmaya yarayan işaretlerdir.



    b) Garanti Markası: Marka sahibinin kontrolü altında birçok işletme tarafından o işletmelerin ortak özelliklerini, üretim usullerini, coğrafi menşelerini ve kalitesini garanti etmeye yarayan işarettir.



    c) Ticari Marka: Bir işletmenin imalatını ve ticaretini yaptığı malları başka işletmelerin mallarından ayırt etmeye yarayan işarettir.



    d) Hizmet Markası: Bir işletmenin hizmetlerini, diğer işletmelerin hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işarettir.



    Bunlar yanında marka kavramının daha iyi anlaşılabilmesi için şu şekilde bir ayrım yapılabilir.



    I. Biçime Göre

    a. Kelime Markaları: Philips, Gervars, BP, IBM vb gibi

    b. Tasarım Markaları: Adidas’ın yoncasında olduğu gibi grafik olarak temsil edilen kelime markalarıdır.

    c. Üç Boyutlu Markalar: Mercedes’in yıldızı gibi.

    d. Biçim Markaları: Coca Cola şişesinin şekli gibi.



    II. Fonksiyonlarına Göre:

    a. Ürün Markaları

    b. Hizmet Markaları



    III. Marka Sahiplerine Göre:

    a. Garanti Markaları

    b. Münferit Markalar

    c. Ortak Markalar



    1.3. İyi Bir Markanın Özellikleri



    - Basit, kısa, kulağa hoş gelen ve hatırlanması kolay olandır.

    - Her dilde telafuzu kolaydır.

    - Ambalajlamaya ve etiketlenmeye uygundur.

    - Reklam araçlarıyla kolayca kullanılır.

    - Dikkat çekicidir. Marka kalitesini ima eder.



    1.4. Markanın Tarihçesi



    Marka hakkının tarihi gelişmesi, diğer entelektüel mülkiyet türlerinden daha geriye gitmektedir. Arkeologların bulduğu M.Ö. 5000 yıllarına taş devrine ait topraktan yapılmış eşyaların üzerine işaretler (markalar) yapıldığı görülmüştür. Bu ilkel markalar, üretenini değil de, daha çok eşyanın sahibini belirlemekte ve bir tür orijin fonksiyonunu ifade etmekte idi.



    1.4.1. Eski Mısır ve Mezopotamya’da



    Eski Mısır’da kral mezarlarından çıkarılan, M.Ö. 3200 yıllarına ait pişirilmiş çamur topraktan yapılmış gereçlerin üzerinde bulunan markalar, bu ürünlerin üretim kaynağını belirlemekteydi. Amaç, kusurlu ürünleri üretip pazarlayanları tespit edip cezalandırmaktı. Bu durumda, o zamanlarda, ticaret alanına dahil hizmetlerin çoğunluğu köleler eliyle yapılmakta olduğundan, sonuçta cezalandırılan sahibi çalıştırılan değil de çoğunlukla talihsiz kölelerden biri olmaktaydı. Yine M.Ö. 3000 yıllarında, Mezopotamya’da, Sümer kentlerini de, ürünlerin imal edeni ile satımını yapanlarını gösteren, silindir şeklinde bir tür marka fonksiyonu ifade eden, mühürler kullanılmaktaydı.



    1.4.2. Eski Yunan ve Roma’da



    Eski Yunan’da Girit Knosos’ta, M.Ö. 3500 yıllarına kadar uzanan tersine biçimlendirilmiş taştan yapılmış mühür şeklinde markalar bulunmuştur. Bu mühür markalar, çömlekten yapılan eşyaya uygulanmaktaydı.



    Yine Eski Yunan’da, aynı şekilde Korint kendi yakınlarında, M.Ö. 2000 yıllarında yapılmış yapımcının markasını taşıyan markaların uygulandığı ev gereçleri toprak altından çıkarılmıştır.



    Ancak, Roma uygarlığı, M.Ö. 500 ve M.S. 500 arası döneminde günlük hayatın her safhasında ve her alanında markaları bolca kullanan bir ekonominin varlığını gösteren belgeleri bize ulaştırmıştır. Latin literatüründe, peynir, şarap, lamba, ilaç ve cam kaplara uygulanan markalardan çokça söz edilmektedir. Çoğunluğu çömlekten yapılmış, ev gereçlerinde ve sair emtiada uygulanmış 6000 farklı türde marka tespit olunmuştur. Bu markalar genelde, resim, hayvan, arı, arslan ve kalp şekillerinde oluşturulmuş bulunmaktaydı. Bu markalar günümüz markalarına şaşılacak derecede benzemekteydi.

    Örneğin, gaz lambalarının yapımcısı, Markus Rutilus Lupus, ürünlerinde ticaret markası olarak, kurt başı dizaynını uygulamakta ve kullanmaktaydı. Yapımcı Markus Rutilus Lupus’un soyadı olan “Lupus” Latin dilinde kurt anlamına gelmekteydi.



    1.4.3. Orta Çağda



    M.Ö. 5. Asırla, Roma İmparatorluğunun çöküş tarihi olan, 2. asır arasındaki devirde ticaret markalarına ait yeterli bilgilere rastlanmamaktadır. Ancak, bundan sonra, Avrupa da bir çok türde ürün ve eşya üzerine, ticaret markalarının yaygın olarak kullanılmış olduğu görülmektedir. Esnaf ve sanatkar kuruluşlarının kontrolü altında marka bu kuruluşlarca, alıcı topluma garanti edilen, kalite standardını sağlamak suretiyle garanti fonksiyonu ve ayrıca üreticisini belirtmekte olduğundan dolayı da orijin fonksiyonu ifa etmekteydi.



    1.4.4. Fransa’da ve İngiltere’de



    Fransa’da da Avrupa kıtasında da marka hukuku gelişmelerine paralel gelişmeler gözlenmiş, meslek denetiminde, üretici ve pazarlamacılarla, “tacir markaları” kullanılmıştır. Bu markalar ürünü üreteni değil de, satıcının güvenilirliğini göstermekteydi. 1824’te mamul eşya üzerine konan adlar, 1857’de Fabrika ve Ticaret Markaları Kanunları kabul edilmiştir.



    İngiltere de, markalarla ilgili en eski yasal düzenleme, II. Henry zamanında 1266’da, çıkarılan bir kanundur. Bu kanun hükümlerine göre her fırıncının ürettiği ekmeklerin üzerlerinde bir markasının bulundurulması zorunluydu. 1373’de çıkarılan bir kararname, Londra’da faaliyet gösteren şişe yapımcılarına ürettikleri şişe ürünleri üzerine ferdi markaların uygulama zorunluluğunu getirmişti.



    İngiltere’de görülen en eski tarihli marka davasında (1452), bir sanatkarın dul eşine bıçakçı olan kocasının sağlığında, sahip olduğu markayı kullanmasına izin verilmişti. 1619’da görülen en eski markaya tecavüz davasının konusu, bir konfeksiyoncunun markasının, bir diğer konfeksiyoncu, tarafından üretilen kalitesiz ürünlerde kullanılması uyuşmazlığı oluşturmuştur. Ancak 19. asırda marka hakkı diğer haklar gibi, devir temlik olunabilecek ve korunabilecek bir mülkiyet tür ve hak olarak kabul edilmiştir.



    1.4.5. Amerika’da



    Amerika’da İngiltere’de olduğu gibi, ilk ticaret markaları, sürüleri damgalama ve süt dağıtımlarını gösterme aracı olarak kullanılmıştır. İlk marka uyuşmazlığı davası, 1837’de Massachussetts eyaletinde görülmüştür. Daha sonra Federal seviyede, ilk marka davası da yine aynı eyalette 1870 tarihinde karara bağlanmıştır. Bu davaların konusunu, bir İngiliz üreticisinin marka hakkında bir Amerikan vatandaşı tarafında tecavüz edilmesi olayı teşkil edilmiştir.



    Ticaret Markalarının düzenlenmesi, 1870, 1905 ve 1920 yıllarında yapılan kanunlara konu olmuş ve nihayet bu gün yürürlükte olan ve (1988) li “Lanham Act” olarak bilinen markalar kanunu çıkarılmıştır.



    Bu gün ticaret markası, emteanın (genelde) kaynağını belirleyen bir sembol görevi yapmaktadır. Bilindiği gibi 19. asrın ortalarından itibaren mal ve hizmetler alanında büyük üretim (mass produntion) safhasına geçilerek, büyük ölçüde mal ve hizmet dağıtımı, pazarlanması (marketing) gerçekleştirilmiş, işte bu oluşumla birlikte, markanın mal ve hizmetlerinin üretim ve dağıtımında ne derece büyük önemi olduğu anlaşılmıştır. Artık tüketici bilmektedir ki, aynı marka altında üretilen veya pazarlanan mal veya hizmet aynı kaliteye sahiptir. Çünkü mal veya hizmetin kontrolü aynı firmanın kuruluşun kontrolü altındadır. Amerika’nın Federal Yüksek Mahkemesi yüksek hakimlerinden (justices) Felix Frankfurter’in dediği gibi, marka aynı mal veya hizmete tüketicileri çeken "bir tür ticaret manyetizmi”dir.



    Bu ülkede, 1970’de çıkarılan ilk Federal kanun hükümleri dahilinde tescil olunan marka sayısı sadece 121 iken, bu rakam 1970 yılında 23.447 olmuş ve 1989 yılı sonunda 1.560.000’e ulaşmıştır. Böylece ticaret markası , Amerikan toplumunda, modern ticaretin (üretim ve alım satımın) vazgeçilmez esaslı bir unsuru haline gelmiştir.



    1.4.6. Uluslar arası Alanda Gelişim



    Endüstriyel Mülkiyet hakkı ile ilgili 1983 Paris Convention’nunda ulaslararası bir tescil olanağı bulunmaktaydı. Ancak, 1991’de bu konvansiyona taraf bazı ülkeler Madrid Anlaşması ile bunu sağlama yoluna gittiler. Bu anlaşma ile, ülkesinde marka tescili yaptırmış bulunan marka sahibine uluslar arası kayıt ofisinde, markasını tescil ettirmek ve bunun takibinde diğer üye ülkelerde markasını tescil ettirme olanağı sağlanmıştır.



    Trips Anlaşması, taraf ülkelere, Paris Convnetion’un markalarla ilgili hükümleri uygulama zorunluluğu getirmektedir. Anlaşma aynı zamanda konvansiyona atıfta bulunmakta ve bunun yanında üye ülkelere, marka hakkının korunması yolunda ek yükümlülükler de yüklemektedir.



    Trips Anlaşması, marka olabilecek işaretler açısından da geniş tanımlamalarda bulunmakta ve servis markalarını da kapsayacak şekilde, marka tescilini gerekli kılmaktadır. Bu anlaşma, marka tescilinde sağladığı olanaklar açısından kendi yorumunu da getirmiştir. Bu yoruma göre, marka hakkı sahibi, ticari faaliyetleri sırasında, üçüncü kişilerce izinsiz olarak markasının aynının veya benzerinin kullanılmasına engel olmak hususunda, inhisari (exclusive) bir hakka sahiptir. Trips Anlaşması, bundan başka, Paris Conventionun tanınmış (well-known) markalarla ilgili hükümlerini, hizmet markalarını da kapsayacak tarzda ve ayrıca farklı mal ve hizmetlerde de, markanın sulandırılmış (diluted) şeklinde kullanılması da dahil olmak üzere (marka sahibinin bir zararı olduğu durumlarda) engellemek üzere genişletmiştir.





    1.4.7. Ülkemizde Gelişimi



    1857 tarihli kanun ülkemizde, 551 sayılı markalar kanunun kabulü tarihine kadar yürürlükte kalan, Alamet Farika Nizamnamesi’ne kaynak teşkil etmiştir. 1965 yılında kabul edilen 551 sayılı markalar kanunu da 24.06.1995 tarihli ve 556 sayılı markaların korunması hakkında kanun hükmünde kararname ile, 51, 52 ve 53. maddeleri dışında yürürlükten kaldırılmıştır.