Malcolm x hayatı ve mücadelesi

'Biyografi' forumunda Yasemin tarafından 11 Şubat 2014 tarihinde açılan konu


  1. Malcolm x hayatı ve mücadelesi hakkında bilgi




    Malcolm X Omaha, 19 Mayıs 1925 New York, 21 Şubat 1965 doğumlu ABD'li siyaset adamı, siyah hakları savunucusudur.

    1952'de Malcolm X adıyla Siyah Müslümanlar Hareketine girdi. Elijah Muhammad'ın yolunu izledi ve ona ABD içinde tümüyle bağımsız olacak bir siyah cumhuriyetinin kurulması fikrini benimsetti. Ancak Mart 1964'de iki kişinin arası açıldı; Malcolm X, Afrika - Amerika Birliği örgütünü kurdu ve 1964'de Afrika ile Ortadoğu'ya (Mekke'de hac için bulundu) iki gezi yaptı. Dönüşünden 1 yıl sonra da öldürüldü.

    Malcolm_X_hayati.

    Hırsızlık suçundan ve bir beyaz kadınla birlikte olduğundan dolayı 10 yıl hapse mahkum olduğunda henüz 21 yaşında bile değildi. 1946 yılının Şubat ayında, Charlestown eyalet hapishanesine havale edildi. Hapishaneye girdiği ilk günlerde bedensel olarak çok acı çekiyordu; çünkü içeriye girer girmez uyuşturucularla birden ilişkisi kesilince, yılan gibi kıvranacak hallere düşmüştü. Hücreye girdiğinde avazının çıktığı kadar bağırıp devamlı İncil'e ve Tanrıya küfürler yağdırıyordu. Bundan dolayı Malcolm'a hapishanedekiler "İblis" demişlerdi.

    Hapishanede Bimbi diye çok güzel konuşan ve devamlı kitap okuyan birisi vardı. Bir gün Bimbi'nin dinsizliğe karşı konuşmasından sonra, Malcolm artık dine, kitaba v.s. küfretmez olmuştu.

    Malcolm X, bu sırada Hac görevini yerine getirmek için Mekke'ye gitmeyi düşünüyordu. Hacca gitmesi Malcolm X için bir çok kavramın değişmesinin başlangıcıydı. Mekke'den hanımına aynen şunları yazıyordu:İnanamayacaksın ama; tenleri beyazdan daha beyaz olan insanlarla aynı bardaktan su içtim ve aynı tabaktan yemek yedim. Hepimiz bir kardeştik. Ben artık ırkçı bir Müslüman değilim. Gerçek peygamberimiz olan Hz. Muhammed ırkçılığı yasaklamıştır."

    Burada ismini de bir Müslüman ismiyle değiştirdi. El-Hac Malik El-Şahbaz'dı artık o...

    Kabe'de siyahıyla-beyazıyla bütün insanların beraber hareket ettiğini, hepsinin tek insan tek yürek olduklarını, aralarındaki ilişkinin kardeşlik temeli üzerine geliştiğini, insanlar arasında ırk ayrımının zerresinin bulunmadığını görür ve bundan oldukça etkilenir. Malcolm'un beyaz adam hakkındaki olumsuz düşünceleri değişir. Suud'da büyük bir ilgiyle karşılanır. Kral Faysal ile görüşür ve Kral, kendisinin devlet konuğu olduğunu bildirir. Siyah bir insanın burada bunca ilgi görmesi, onu gerçekten şaşırtır. Malcolm daha sonra Nijerya, Gana, Fas ve Cezayir'i de ziyaret eder. Gittiği her yerde Amerika'lı bir Müslüman olarak oldukça fazla bir ilgiyle karşılanır. 23 Mayıs 1964'de seyahatini bitirir, Amerika'ya geri döner ve edindiği izlenimlerini hem siyah yığınlara hem de medyaya anlatır. Malcolm'un gezi dönüşü militan tavrı değişmemiş fakat sömürü konusundaki fikirleri derinleşmiştir. Gezi dönüşü Malcolm'un mesajları ve demeçleri tam anlamıyla İslami bir içerik almış ve artık o, kendi toplumuna ve Amerikan halkına İslam'ı anlatmaya başlamıştır: İslam'ı benimseyen beyazlar, beyaz olmayanlar gibi değişiyor; bir başka insan gibi oluyorlar. Bu yüzden Amerika, İslam'ı anlamak zorundadır.

    Beyrut'ta bir üniversitede Amerikalı siyahlarla ilgili konferans verir. Amerika'ya geri döndüğünde basına, ırkçılığı bıraktığını, kendisinin yeni bir örgüt kuracağını, beyazların bu örgüte katılabileceklerini açıklar. Bu durumun yaşanması ile beraber İslam dini, belki de ilk olarak, Amerikan basınında evrensel ve geniş boyutlarda yer buldu. Irkçılığı bırakması Elijah Muhammed ve çeşitli siyah kuruluşlar tarafından doğru bulunmadı. Malcolm X, artık bir çok tehditler almaya başlamıştı. Yaşadığı her günü ödünç alıyor gibiydi.

    MALCOLM, yaşamıyla ve azimli çalışmaları ile öncelikle Amerikalı Müslümanlara ve Siyahlara örnektir. Bugün küfrün ve zulmün temel yayıcısı durumuna gelmiş olan ABD'nin işlemiş olduğu insanlık suçuna en büyük tepkiyi ve karşı örgütlülüğü göstermesi gereken Amerikalı Müslümanlardır.Malcolm, eğitim görmemişti ve herhangi bir konuda uzman değildi. Ama samimi idi. Ve bu samimiyet, onu bu mücadelede yeterli kılıyordu. Malcolm'un adalet, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik için verdiği mücadele, onun şehadetiyle yeni bir boyut kazandı.