malazgirt savaşı ile ilgili edebi metinler

'Sorun Cevaplayalım' forumunda Belinay tarafından 20 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. 1071 yılının başlangıcıydı. şehrin meydanında çoluk çocuk, kadın, ihtiyar, büyük bir kalabalık toplanmıştı. herkes, savaşa çıkmak üzere bulunan alp arslan ı uğurlamaya gelmişti. meydanın karşı tarafında askerler, atlılar sıralanmıştı; sayıları 10-15 bin kadar vardı.
    önce dua edildi; kadınlar, nineler gözyaşlarını tutamıyorlardı. çok geçmeden ünlü türk hakanı alp arslan ortaya çıktı, mert bakışlı, dimdik, yakışıklı bir erkekti. onun konuşacağını anlayan herkes birden sustu, ağlayanlar dahi hıçkırıklarını kesmişlerdi.
    -"ben askerimi dağıtmıştım. rum imparatoru bunu fırsat bildi,topraklarımıza saldırdı. kalelerimizdeki günahsız yavruları, kadınları, ihtiyarları kılıçtan geçirdi. halbuki biz onlarla mertçe savaşıyorduk. kuvvetim az olduğu için kendisine sulp yapmayı teklif ettim, o ise bunu kabule yanaşmadı."
    herkes hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı. büyük hakan: "ben de şimdi aslanlar gibi dövüşmeye gidiyorum." diye devam etti. üzerinde beyaz elbise vardı. önce okunu, sonra yayını çıkartıp yere attı. "bana bir kılıç yeter." dedi. "bu da olmasa, aslan pençem kafidir." kılıcını beline astı. sonra, atının yanına gidip kuyruğunu kendi elleriyle bağladı. selçuk türkler i arasında, savaşa katılacak olanların atlarının kuyruklarını sımsıkı bağlamaları adetti.
    onu gören askerleri de atlarının kuyruklarını bağladılar. alp arslan bir atlayışta atının üzerine çıkıp eyere oturdu. dizginleri kasıp atını şaha kaldırdı. hayvanın nallarından etrafa tozlar kalkıyordu. herkes heyecanlanmıştı.
    büyük hakan: "arkadaşlar, ben kimseyi zorlamak!"L diye askerlerine hitap etti: "isteyen benimle gelir, isteyen burada kalır. bu anda ben hükümdar değilim, sizin gibi bir askerim. ölürsem de kefenim bu beyaz elbise olacak."
    bu sözler bütün askerleri adeta çıldırttı. bir ağızdan: "gitmek var, dönmek yok! bizim de kefenimiz beyaz elbisemiz olacak!" diye bağırıyorlardı.
    alp arslan bunun üzerine hükümdarlara mahsus büyük çadırı taşıyan attan yükünü indirdi, yerine adi bir asker çadırı yükletti. "bu da benim çadırım! haydi ileri aslanlarım!" diye bağırdı.
    aradan on beş gün kadar geçmişti, büyük türk hakanının savaşı kazanmış olarak geri döndüğü haberi geldi. aynı zamanda rum imparatoru nu da esir almıştı! imparator romen diogen in 200 bin kişilik ordusunu bir avuç ordusuyla yok eden büyük hakan, kazandığı bu eşsiz zaferle türkler e anadolu nun kapılarını açmış oluyordu.
    bütün şehir muzaffer kumandanı karşılamaya hazırlanıyordu ama bunu haber alan alp arslan, "karşılamayın. yanımda yenilmiş bir hükümdar vardır, onu rahatsız etmek istemem." diye haber gönderdi.
    bir avuç askerle 200.000 kişilik orduyu darmadağın etmek aklın almayacağı bir şeydi. fakat aslında bu pek de şaşılacak bir durum değildi. rum ordusunda, hıristiyan olmuş türkler, peçenekler vardı. imparator onlara hıristiyan oldukları için çok güveniyordu. sayıları 10.000 kadar olan bu türkler, karşılarındaki ordunun türk ordusu olduğunu öğrendikleri zaman hemen onların tarafına geçtiler. halbuki imparator onları araplar la savaşacaklarını söyleyerek kandırmıştı.
    alp arslan imparator ile askerlerine çok iyi muamele etti, bir müddet misafir ettikten sonra da salıverdi. imparator ağlıyor, hakana sarılıyor, "bu derece mertliği kimsede görmedim!" diyordu.
    malazgirt meydan savaşını kazanan ünlü hakan, ertesi yıl, bir kalede katledildi. çok ağır yaralanmıştı, birkaç gün sonra öldü. 1072 yılında öldüğü zaman henüz 40 yaşındaydı. dokuz yıl, altı ay hükümdarlık yapmıştı. mezar taşına şu kelimeler yazıldı:
    "gökyüzüne kadar yükselen alp arslan ın büyüklüğünü görmüş olanlar, gelsinler şimdi onu merv de bir avuç toprak altında gömülmüş görsünler!"
     



  2. Malazgirt Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1071 tarihinde, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen arasında gerçekleşen bir savaştır. Alp Arslan'ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Muharebesi, Türklere Anadolu'nun kapılarında kesin zafer sağlayan son savaş olarak bilinir.