Mal Rejimi Tasfiyesi

'Sosyal Konular' forumunda Ezlem tarafından 5 Nisan 2011 tarihinde açılan konu


  1. Mal Rejimi Tasfiyesi nedir
    Mal Rejimi Tasfiyesi örneği
    Mal Rejimi Tasfiyesi hakkında bilgi

    Mal rejiminin tasfiyesi:

    Eşlerin tabi oldukları mal rejimi sona erdiğinde tasfiye yapılır.

    Mal rejimi iki halde sona erer. Genel olarak evlilik birliğinin boşanma veya eşlerden birinin ölümüyle sona ermesiyle mal rejimi sona erer. Ancak bazen evlilik devam ederken haklı nedenin varlığı halinde hakim kararıyla (MK. 206-214) veya eşlerin sözleşme yaparak başka bir mal rejimine geçmeleriyle de (MK.203) mal rejimi sona erer.

    örneği;


    ÖRNEK BİLİRKİŞİ RAPORU

    ...........AİLE MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE

    BİLİRKİŞİ RAPORU
    DOSYA NO: 2007/… E.
    DAVACI :
    DAVALI :
    KONU : Mal Paylaşımı

    BİLİRKİŞİYE VERİLEN GÖREV
    Sayın Mahkemenin 08/02/2010 tarihinde vermiş olduğu ara karar neticesinde tarafıma verilen görev, “davacının katılma payı alacağının varlığı ve tespiti bakımından rapor hazırlanması” dır.

    DAVA KONUSU OLAY

    Taraflar 01.09.2000 tarihinde evlenmişler ve 27.10.2005’ tarihinde açılan .... Aile Mahkemesinin 2005/ E. ve 2006/ K. sayılı kararı ile 24.05.2006 tarihinde tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Bu karar 14.06.2006 tarihinde kesinleşmiştir
    Davacı, 14.05.2007 havale tarihli dilekçesinde, tarafların müşterek katkısı ile alınan dava konusu taşınmazdaki hakkının tespiti ile taşınmazın değerinin ½ sinin kendisine verilmesi ve taşınmaz üzerine tedbir konulmasını talep etmiştir. Davacı harca esas değer olarak 6.000 TL belirtmiştir.

    Davalı taraf ise, 12.06.2007 tarihli cevap dilekçesinde esasa ilişkin olarak, özetle davacı ile aralarında boşanma protokolü yapıldığının, bu protokole göre boşanma kararının verildiğini, davacının bu protokolde hiçbir talepte bulunmayacağını kabul ettiğini bu nedenle iş bu davanın kötü niyetli olarak açıldığından reddi gerektiği, ayrıca davacının evin alımına hiçbir katkısını bulunmadığını, davacının çalışmaları sonucu elde ettiği gelirini evin giderlerine harcadığını, kendisinin çalışmaları karşılığı elde ettiği gelir ile bu evin alındığını iddia etmektedir.
    Davacı 17.04.2008 tarihli cevaba cevap dilekçesinde dava konusu taşınmazın paylaşımının taraflar arasında sözlü olarak yapıldığını, bu nedenle protokol kapsamına alınmadığını, ancak davalının edimini yerine getirmemesi üzerine işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını, evin satın alındığı tarihte kendisinin bir iş kadını olduğunu, ayrıca düğünde kendisine takılan takılarını ve ziynet eşyalarını da satarak elde edilen parayı evin alımı için eşine teslim ettiğini, davacının tüm bu katkılarıyla taşınmazın alındığını, davalı tarafın ise asgari ücretle çalıştığı, uzun süre işsiz kaldığı, bu nedenle davalının kendi birikimleri ile evi satın alamayacağı, tüm bu nedenlerle müvekkilin evin tamamı üzerinde katkısı olmasına rağmen, yasal mal rejimi kapsamında yarısını talep edip, davalıyı mağdur etmek istemediğini de beyan etmiştir.

    I- DEĞERLENDİRME

    7. Taraflar 4721 Sayılı Yeni Medeni Kanun’un yürürlüğe girmesinden önceki bir tarihte (2000) evlenmişlerdir. Bu tarihten önce veya sonra herhangi bir mal rejimi sözleşmesi akdetmedikleri anlaşılan tarafların arasında, 01.01.2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi olan Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi geçerli olacaktır (Yürürlük Kanunu m.10)
    8. Yasal mal rejimi tasfiyesinde MK. m. 228/f.1 ve m.235 gereğince, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılırlar. Mal rejiminin sona erme anı, MK. 225/2 gereğince boşanma davası tarihi (27.10.2005) olup, buna karşılık tasfiye anı, katılma alacağının karar tarihi olmalıdır.
    9. Dosya kapsamında yapılan incelemede, tasfiyeye tâbi edinilmiş mal olarak,Kağıthane ilinde, …..ada, … Parselde bulunan gayrimenkul tespit edilmiştir. MK. m. 222/3 kuralı gereği bu taşınmaz davalı adına 21.05.2002 tarihinde tescil edildiğinden ve tapuda da satış olarak gözüktüğünden, karine gereği “Edinilmiş Mal” sayılır. Edinilmiş maldan söz edebilmek için; tarafların evlilik birliği içerisinde emekleri karşılığı elde ettikleri bir mal söz konusu olmalıdır. Yukarıda da yer verdiğimiz gibi davacı taraf da bu taşınmazın yasal mal rejimi tasfiyesine tabi tutularak paylaşılmasını talep etmekte, katkı payı, değer artış payı gibi talepleri ileri sürmeyeceğini belirtmiştir.
    10. Buna göre aşağıda yapacağımız tasfiye hesabında öncelikle dava konusu taşınmazın edinilmiş mal olduğu karinesine dayanarak, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi yapılacaktır.


    II. EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİNİN TASFİYESİ

    1- Tasfiyesi Talep Edilen, Dava Konusu Malvarlığı
    Kağıthane Merkez Mah. … ada, … parsel sayılı taşınmaz.

    Dava konusu taşınmazın 20.10.2009 havale tarihli rapora göre keşif tarihi değeri 130.000 TL olduğu belirtilmiştir.

    2- TASFİYE HESABI
    Dava konusu taşınmazın edinilmiş mal olduğunu kabul ettiğimiz takdirde yukarıda dava konusu taşınmazın tasfiye anındaki maddi değerinin ½ si karine gereği davacı tarafa ait olacaktır.

    130.000/ 2 = 65.000 TL (davacının katılma alacağı miktarı)


    3- DAVALININ KATKI İDDİALARI

    A) Tanık beyanlarının takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacı ve davalı tanıklarının ifadeleri incelendiğinde, kanaatimizce söz konusu taşınmazın, davalının ve davacının çalışarak birlikte edindikleri yönündedir. Ancak davalı tanığı Ö. A.’in iddiaları, davalının evin alımına kebap salonundaki hisselerini satarak ve ailesinden yardım alarak katkıda bulunduğu yönündedir.

    B) Şayet bu tanık beyanı sayın Mahkemece doğru kabul edilecek ise, ve dosya kapsamında davalının mülkiyetinde bulunan dava konusu taşınmaza davalının, ortağı olduğu bir kebap salonundaki hisselerini satması ve yakınlarının bağışları ile kendi kişisel malından edinilmiş mal olan dava konusu taşınmaza bir katkısı olduğu kanaatine varılacak olursa, bu durumda davalı tarafça söz konusu katkının ve miktarlarının ispatlanması halinde, yasal mal rejimi tasfiyesi kuralları gereğince, MK. m. 230 gereği davalı lehine denkleştirme alacağı hesabı yapılması gerekir. Bu hesaplama da, MK. m. 230/ son gereği, yapılan katkı miktarının, taşınmazın EDİNME TARİHİNDEKİ RAYİÇ DEĞERİNE ORANLANARAK, BU KATKI ORANININ MALIN TASFİYE ANINDAKİ DEĞERİ İLE ÇARPILMASI SONUCU, DAVALININ DENKLEŞTİRME ALACAĞI BULUNUR VE BU ALACAK MİKTARI DAVACININ KATILMA ALACAĞINDAN İNDİRİLİR.

    SONUÇ
    Yukarıda arz ettiğimiz gerekçeler doğrultusunda;

    1- Dava konusu gayrimenkul, edilmiş mal rejimi kapsamında değerlendirildiği takdirde, yukarıda da söz ettiğimiz karine gereği, taşınmazın (keşif tarihi değerine göre) ½ değeri olan 65.000 - TL davacının katılma alacağı olarak tespit edilmiştir. Ancak tasfiye tarihi değeri sayın Mahkemenin karar tarihidir. Bu nedenle taşınmazın değerinde değişiklikler olabileceği kanaatine varılırsa, karar tarihi itibariyle yeniden bir değerlendirme yapılması gerekecektir. Katılma alacağına tasfiyenin sona erdiği tarih olan karar tarihinden itibaren faiz yürütülür. (MK. m. 239/son)
    2- Ancak dava konusu olayda, davalının kişisel malından, edinilmiş malına bir kayma söz konusu olduğu kanaatine varılacak olursa, MK.m.230 kapsamında davalı lehine denkleştirme yapılması gerekir. Bu husus mahkemenin takdirine bırakılmıştır.
    Saygı ile Mahkemenin takdirine sunulur.


    Kaynak:Doç.Dr.Şükran ŞIPKA
    Medeni Hukuk Öğr. Üyesi.