Makyaj Ürünleri Hakkında Bilmeniz Gerekenler

'Kişisel Bakım' forumunda EyLüL tarafından 1 Ekim 2011 tarihinde açılan konu


  1. Kozmetik ürünleri hakkında bilinmesi gereken
    Kozmetik hakkında bilinmesi gerekenler
    Makyaj Malzemeleri Hakkında Bilmeniz Gerekenler
    [​IMG]
    Fondötenler
    Fondötenler, her deri rengindeki insanda renk farklılıklarını gizlemek ve renk düzensizliklerini örtmek için kullanılmaktadır.
    Beyaz ırk için olan fondötenler en az 7-8 tonda olmalıdır.
    Kısacası fondöten pigmentli bir nemlendiricidir.
    Yüz fondötenleri tüm yüze uygulanır ve uzun süre kullanılır. Bu nedenle derinin tedavisinde önemli rol oynar ancak aynı zamanda en problemli olan yüz kozmetiğidir.
    Yüz fondöteni modern bir üründür; 1936 yılında Max Factor tarafından özellikle film endüstrisinde kullanılmak üzere geliştirilmiş ve patenti alınmıştır. Kısa bir süre sonra mükemmel örtücülüğü, kadifemsi görünümü ve yüze istenen rengi verebilmesi nedeniyle popüler olmuştur.

    Formülasyon
    4 ana fondöten formülü bulunmaktadır: 1)yağ bazlı, 2)su bazlı, 3)yağsız ve 4)susuz veya susuz anhidroz formları.
    Yağ bazlı ürünler kuru deriler için üretilmektedir; su bazlı olanları ise her deri tipine uygun olabilir. Yağsız formüller yağlı derilerde kullanılırken susuz (anhidroz) formları çok uzun süre kalıcı olduğundan kamuflaj ve görsel sanatlarda kullanılmaktadır.

    Yağ bazlı formüller mineral yağlar veya lanolin alkol gibi yağlarda süspanse edilmiş pigmentler içeren yağdaki su emülsiyonlarıdır. Bitkisel yağlar (hindistan cevizi, susam, aspur (=yalancı safran) (safflower)) ve sentetik esterler (izopropil miristat, oktil palmitat, izopropil palmitat) de katılabilir. Uygulamadan sonra fondötendeki su buharlaşarak yağdaki pigmentin yüzde kalmasını sağlar.
    Bu durum özellikle kuru derisi olanlarda istenen nemli deri hissine neden olmaktadır. Tümüyle formülün yağlı fazında hazırlandıklarından yağ bazlılarda fondöten derinin yağı ile karıştıkça renk değiştirmez.

    Su bazlı fondötenler pigmentin emülsifiye edildiği az miktarda yağ içeren sudaki yağ emülsiyonudur. Primer emülsifiye edici ajan genellikle trietanolamin gibi bir sabun veya bir noniyonik surfaktandır. Daha az miktarda olan sekonder emülsifiye edici ajan ise genellikle gliseril stearat veya propilen glisil stearattır. Bu popüler fondötenler çok az kuru veya normal deri için uygundur. Pigment yağda bulunduğundan bu türlerde de renk değişikliği gözlenmez. İçerdiği yağ miktarı az olduğu için kullanma süresi daha kısadır. Bu ürünler genellikle şişe içinde satılmaktadır.

    Yağsız fondötenlerde hayvani, bitkisel veya mineral yağlar bulunmaz. Silikonlar, dimetikon veya siklometikon gibi diğer yağlı maddeleri içerir. Deride kuru bir hisse neden olduklarından yağlı cildlerde kullanılmaktadır. Silikon nonkomedojenik, nonaknejenik ve hipoallerjiktir. Bu nedenle de çok popüler olmuştur. Bu ürünler de genellikle sıvı olup şişede satılmaktadır.

    Yağ kontrollü fondötenler yağsız fondötenlerle karıştırılmamalıdır. Tüm fondötenlerde deri yağını emen kurutucular bulunur. Yağ kontrollülerde ek olarak talk, kaolin, nişasta veya diğer polimerler gibi yüksek miktardaki deri yağını emebilecek ek kurutucular bulunur. Bu kurutucular genellikle dimetikon bazlıdır; ancak bazı formüllere mineral yağlar eklenebilir. Bu nedenle yağ kontrollü fondötenler yağsız demek değildir.

    Susuz veya susuz (anhidroz) fondötenler suya dayanıklıdır. Bitkisel yağ, mineral yağ, lanolin alkol ve sentetik esterler yağ fazını oluştururlar. Bunlar krem haline getirebilmek için mumlarla karıştırılabilir.
    Fondötene opaklık kazandıracak şekilde pigment miktarı artırılabilir. Renk veren ajanlar titanyum dioksit ile demir oksit bazlıdır, bazen bunlara ek olarak ultramarine blue da eklenebilir. Titanyum dioksit, hem gizleyici hem de örtücü olarak iş görür. Bu ürünler yüzlerinde izleri olan kişilerde bu izleri örtmek için rahatlıkla kullanılabilir.


    Yüzey özellikleri
    Fondötenler farklı rötuş özellikleri ile yani finiş üretilmektedir: mat, yarı mat, nemli yarı mat ve parlak.
    Finiş, bir kozmetiğin yüzey özelliğidir. Mat finiş fondötenler yansıma yapmaz ve genellikle yağsızdır. Bu tür ürünler fondöten uygulandıktan bir süre sonra ciltleri parlamaya başlayan yağlı derili kişiler için uygundur. Yarı mat finişde çok az parlama olur ve genellikle yağsız veya su bazlıdır. Hafif yağlı ve normal deriler için uygundur. Nemli yarı mat fondöten genellikle orta derecede yağ içeriği olan su bazlıdır. Normal ve kuru deriler için uygundur. Parlak fondötenler yağ bazlıdır ve kuru deriler için uygundur. Bu tür fondötenlerin nemlendirici özelliği de bulunmaktadır.

    Uygulama
    Tercih edilen fondöten mümkün olduğu kadar deri rengine yakın olmalıdır. Ancak bunu saptamak zor olabilir. Örneğin burun ve yanak derisi alın ve çeneye göre daha kırmızımsıdır.
    Fondöten alt çene kemiği köşesi derisine uydurulur, çünkü yüz rengi ile çene altı derinin rengi uydurulmalıdır.
    Fondötenin rengi, güneş ışığında seçilmelidir; mağazalarda kullanılan yoğun floresan ışığı renk algılamasını bozabilir.

    Genel olarak fondöten parmak uçları ile uygulanmalıdır. Birazcık fondöten alına, burna, çeneye ve yanaklara konulmalı ve dudaklarda dahil tüm yüz derisine yayılana kadar dairesel hareketlerle homojen olarak dağıtılmalıdır. Son olarak bir sünger veya pudra ponponu yukarıdan aşağıya doğru hareketlerle gezdirilerek olabilecek herhangi bir çizgi kaybedilmeli ve yüz kıllarının yatırılması sağlanmalıdır.

    Fondöten saç çizgisine, tragusa (kulak önüne) ve çene altına yayılırken dikkat edilmelidir. Aynı dikkat göz çevresine de verilmelidir. İstenirse tüm üst göz kapağına da fondöten uygulanabilir.
    Daha sonra fondötenin yerleşmesine veya kurumasına zaman tanınmalı ve fondöten hafif dokunmayla çıkabilir olmamalıdır. Ek kapama isteniyorsa ikinci bir tabaka daha uygulanabilir.

    Yan reaksiyonlar
    Fondötenler ender olarak allerjik veya irritan kontakt dermatite neden olmaktadır. Genellikle bu tür reaksiyonlara fondötenin içinde bulunan koku veya koruyucu maddeler neden olmaktadır.
    İrritan kontakt dermatite daha sık rastlanmasının nedeni genellikle bu tür ürünlerin günde 8 saatten daha fazla süre kullanılıyor olmasıdır.
    Fondötenler açık veya kapalı olarak leke (patch) şeklinde test edilebilir.
    Bazı fondötenlerin üzerinde "hassas derilere uygun" ibaresi bulunmaktadır. bununla ne kastedildiği tam olarak bilinmemektedir. Bu ürünlerin incelenmesi sonucu bu ürünlerde herhangi bir allerji nedeni olabilecek ürün grubunun veya kimyasalın bulunmaması gibi bir durum olmadığı görülmüştür. Ancak bu ürünlerde allantoin gibi deriyi rahatlatan ek maddeler bulunabilmektedir.

    PUDRALAR
    Pudralar, renk düzensizliklerini örter, yağı kontrol eder, deriye mat bir görünüm verir ve dokunulduğunda pürüzsüzlük kazandırır.
    Aslında pudra bir nemlendiriciden sonra kullanılır ve bir tür pudralı fondöten etkisi göstermesi sağlanır.
    Pudralı fondötenlerin yerini likit fondötenler almıştır. Ancak deri yağını çok iyi kontrol altına alan kadifemsi bir kapama isteyen kişilerde en iyi sonucu pudralı fondötenler verir.
    Kişinin deri tipine uygun bir nemlendirici uygulanır ve kurumasına veya oturmasına zaman tanınır. Daha sonra ışığı geçiren pudra uygulanır.

    Formülasyon
    Tüm kaplama pudralarda baskın olarak talk (hidrate magnezyum silikat) ve artan miktarlarda kapayıcı pigmentler bulunur. Bu pigmentler opaklıklarına göre sınıflanabilir: titanyum dioksit, kaolin, magnezyum karbonat, magnezyum stearat, çinko stearat, hazırlanmış kireç, çinko oksit, pirinç unu, kireç çökeltisi ve talk.

    Genellikle en iyi opasitenin 0,25 mikron büyüklüğünde partiküllerle elde edildiği kabul edilmektedir.
    Magnezyum karbonat, aynı zamanda yağ kurutucudur ve pudranın nemlenmesini önleyici ve ek parfümleri absorbe edici olarak da kullanılabilir.
    Kaolin (hidrate aluminyum silikat) de yağ ve ter emici olarak kullanılabilir.
    Pudralar genellikle tabaka halindedir ve yüze pudra ponponu ile uygulanmaktadır.
    Transparan pudralarda da aynı formüller bulunmaktadır, ancak daha az miktarda talk, titanyum dioksit veya çinko oksit bulunmaktadır.

    PUDRALAR
    Pudralarda genellikle ana pigment olarak demir oksitler kullanılmaktadır, ama ultramarine, krom oksit ve krom hidrat gibi diğer inorganik pigmentler de kullanılabilir.
    Transparan pudralar alttaki deriyi daha belirginleştirmek ve fondöten tonlarını vurgulamak için kullanılır. Bu nedenle transparan pudralar uygun renkte fondöten bulamayan kişilere yardımcı olabilir.

    Uygulama
    Pudralar sıkıştırılmış halde bulunur. Pudra ponponu veya fırça ile uygulanır. Yüze mat bir finiş verirler. Kuru derilerde derinin daha da kurumasına neden olabilirler. Ancak derisi yağlı olan ve dolayısıyla parlayan kişilerde çok yararlı olabilir.

    Ters etkiler
    Genellikle pudra bu tür reaksiyonlara neden olmamaktadır, ama içindeki kokular problemlere neden olabilir.
    Ancak formülündeki kaba partiküller nedeniyle irritan kontakt dermatit görülebilir.
    Astması veya vazomotor riniti olan kişilerde pudranın solunması sorunlara neden olabilir.
    Pudralarla kapalı veya açık olarak leke testi uygulanabilir.

    ALLIKLAR
    Yanakların pembemsi rengini artırmak için kullanılır.

    Formülasyon
    Allık pudralar da pudralar gibi formüle edilmektedir, ancak içine daha canlı renkte pigmentler eklenmiştir. Kapama özelliğinden çok renk istendiğinden içinde fazla miktarda çinko oksit bulunmamaktadır.
    Krem allıklar ise susuz (susuz (anhidroz)) fondötenler gibidir ve esterler, mumlar, mineral yağ, titanyum dioksit ve pigmentler içerir.

    Uygulama
    Doğal bir görünüm için yanak renklerinin uygulamasına gözün hemen altındaki yanağın etli kısmından başlanmalıdır ve gözün dış tarafına doğru sürülmelidir. Böylece çıkık çene kemikleri görünümü elde edilmesi sağlanır.

    Ters etkiler
    Özellikleri pudralar ile aynıdır. Kapalı veya açık olarak leke test uygulanabilir.

    RUJLAR
    MÖ 7000 yıllarından yani Sümerlerden beri dudak renkleri kullanılmaktadır. Bu uygulama, Mısırlılardan Suriyelilere, Asurlulara, Perslere, Yunanlara, Romalılara ve günümüz toplumuna aktarılagelmiştir.
    Bugünkü ruj 1920'de İngilizcede push-up holder olarak adlandırılan rujların çevrilerek dışarı çıkarıldığı ve tekrar çevrilerek içine sokulabildiği kutular bulunduğunda ortaya çıkmıştır.

    Formülasyon
    Rujlar farklı konsantrasyonlarda mumların, yağların ve pigmentlerin karışımıdır. Örneğin dudakta uzun süre kalması istenen bir rujda yüksek miktarda mum, az miktarda yağ ve yüksek oranda pigment bulunur. Buna karşın düz ve kremli bir görünüm veren rujda az mum ve fazla yağ bulunur.
    Rujlarda kullanılan mumlar genellikle balmumu, doğal balmumu (candelila wax), Brezilya balmumu (carnauba mumu), ozokerit mumu, lanolin mumu, ceresin mumu ve diğer sentetik mumlardır. Genellikle arzulanan erime noktasını elde etmek için bu mumların çeşitli karışımları kullanılmaktadır. Yağ olarak kastor yağı, beyaz mineral yağı, lanolin yağı, hidrojenlenmiş bitkisel yağlar veya oleil alkol kullanılır.
    Yağların amacı dudaklara uygulamak için birtabaka oluşturmaktır. Yağlar aynı zamanda pigmentin ürün içinde dağılımı için de gereklidir.

    Rujlarda farklı tiplerde renklendiriciler kullanılmaktadır. Bulaşmayan renkler ve ruj kalıcılığı floresan, halojenli floresanlardan ve suda çözünmeyen boyalardan oluşan bromo asitlerinin kullanılması ile elde edilir. Diğer pigmentler ise suda çözünmez boyalar ve yatırma boyalardır. Metalik yatırmalar aluminyum gibi metalik bir maddede yatırılmış veya çökertilmiş çözünmeyen boyalardır. Örneğin FD&C Blue No. 1, aluminyumda çökertilmiş bir azo boyasıdır. (Azo boyaları azobenzen türevleridir, genellikle sarı, kırmızı ve kahverenkli olup asit ya da baz özelliklerine sahiptir). Diğer yatırılmış renkler kalsiyum veya baryum tuzları bazlıdır.

    Ters etkiler
    Rujlara özgü olan bir dizi içerik, duyarlı kişilerde sorunlara neden olabilir.
    Çoğu rujda bulunan kastor yağı, bromo asit boyalarını mükemmel çözebilme yeteneği için kullanılmaktadır; ender olarak allerjik kontakt dermatite neden olmaktadır. 1920lerin ortasındaki belli başlı ruj hassaslaştırıcıları bromo asit boyaları idi. Bunlardan biri eozindir (D&C Red No. 21). Bu yıllarda eozin suda çözünmeyen kırmızı rujlarda kullanılmakta idi. Bu çıkmayan rujlar yeniden piyasada yerlerini almaya başlamıştır.
    Rujlar kaçınılmaz bir şekilde ağız içine girdiklerinden rujlardaki renk verici maddelerin güvenilirliği çok önem kazanmıştır. FDA sertifikalı renkleri üç gruba ayırmaktadır: 1)Food, Drug and Cosmetic (FD&C) renkler, 2)Drug & Cosmetic (D&C) renkler ve 3)External drug & Cosmetic renkler. Sadece ilk iki grup rujlarda kullanılabilir.

    FAR (EYE SHADOW)
    Far, sıkıştırılmış pudra, susuz (anhidroz) krem, emülsiyon ve kalem şeklinde olabilir.
    Renk seçeneği çok fazladır, ancak hiçbir zaman katran ürünleri göz çevresinde kullanılmaz.
    Sıkıştırılmış pudralar en popüler olanıdır, göz kapağına yumuşak süngerli bir aplikatörün sürülmesi ile uygulanır. Bu farlar genellikle pigmentli talk ve bağlayıcı olarak çinko veya magnezyum stearat içerir. Kaolin ve kireç hem yağ emilimini artırmak hem de kullanım süresini artırmak için kullanılabilir.
    Yüzey özellikleri mattan inci parlaklığına hatta metalik parlaklığa kadar değişmektedir.
    Kapama etkisini artırmak için pastel mat finişlide titanyum dioksit kullanılmaktadır. Ancak arzulanan incimsi parlaklığı kapayacağı için inci parlaklığındaki farlarda kullanılmaz. İnci parlaklığını sağlamak için bizmut oksiklorit, mika ve balık pulu özü standart kullanılan malzemelerdir. Metalik parlaklık ise bakır, pirinç. aluminyum veya gümüş tozlarının eklenmesi ile elde edilir.

    Ters etkiler
    Göz kapağı derisi vücudun en ince derisidir ve sıklıkla hem irritan hem de allerjik kontakt dermatit görülebilmektedir. North American Contact Dermatitis Group kozmetik reaksiyonların %12'sinin göz kapaklarında olduğunu belirlemiştir. Ancak bu reaksiyonların %4'ü göz makyajları ile ilgilidir.
    Dahası rutin leke testleri ile göz kapağı dermatitinin etyolojisini belirlemek zordur. Bir çok madde eller aracılığı ile gözlere kaçabilir.
    Göz makyajının dermatit nedeni olduğu belirlenirse irrtan mı yoksa allerjik kontakt dermatit mi olduğu belirlenmelidir. İrritan kontakt dermatit daha sıklıkla görülmektedir. Genellikle kullanma testi önerilmektedir. Kullanma testinde far göz kapağının kenarına birbirini takip eden 5 gece boyunca sürülür ve daha sonra değerlendirilir.

    MASKARA
    En sık kullanılan göz kozmetiğidir. Çoğu tarihi uygarlıklardaki kadınların kullandığı orijinal maskara, antimon trisülfit bazlı kömürdür.
    Modern maskaranın amacı kirpikleri koyulaştırmak, uzatmak ve kalınlaştırmaktır.

    Formülasyon
    Maskara bulaşmasına, tahrişe ve zehirlenmeye neden olmadan kolay ve düzgün uygulanabilmelidir. US Food, Drug and Cosmetic Act kirpikler için katran renklerinin kullanımını yasaklamıştır. Bu nedenle maskara renklendiricileri bitkisel renklerden veya inorganik pigmentlerden ve yatırma renklerden seçilmelidir.

    Kullanılan renklerden demir oksit siyah, ultramarine blue navy ve amber veya burnt sienna veya sentetik kahve oksiti kahverengi için kullanılır.
    Likit maskara en popüler olanıdır. Likit maskaralar su bazlı, solvent bazlı ve su/solvent hibrit karışımlar olarak sınıflandırılabilir. Bu ürünler, yuvarlak bir fırçanın tüpün ağzındaki ufak bir delikten kendiliğinden sıyrılarak ve böylece belli miktarda ürünün fırçadan uzaklaştırılmasını sağlayan otomatik maskara tüplü olduklarından kendine özgüdür.

    Su bazlı maskaralar, mumlardan (balmumu, Brezilya mumu, sentetik mumlar), pigmentler (demir oksitler, krom oksitler, ultramarine blue, kızıl (carmine), titanyum dioksit) ve suda çözünmüş reçineden oluştuğu için böyle anılmaktadır. Suda yağ emülsiyonu olarak sınıflandırılır. Su buharlaşarak kirpikleri koyulaştıran ve kalınlaşan bir ürün ortaya çıkar. Ürün suda çözünür olduğundan çıkarılması kolaydır ancak terleme veya gözyaşı ile bulaşabilir. Bazı su bazlı maskalar fazla miktarda mum veya pigmentin kirpiklere tutunmasını artırmak için bir polimer içerdiğinde "suya dayanıklı" olarak etiketlendirilirler.
    Su bazlı maskaralar, suda yetişebilen bakterilerce kolaylıkla kontamine olabilirler. Bu nedenle genellikle parabenler gibi koruyucular içermelidir. Bu nedenle de parabene duyarlı kişilerde allerjik reaksiyonlara neden olabilir. Buna rağmen su bazlı maskalar en az tahriş edici maskara türleridir.
    Solvent bazlı maskaralar pigmentlerin ve mumların eklendiği petrol damıtımı ürünlerden oluşurlar. Bu nedenle de suya dayanıklıdır. Terleme ve gözyaşı ile bulaşmaz ancak çıkarılabilmesi için yağ bazlı bir temizleme losyonuna veya kremine ihtiyaç duyulur. Ürün yeteri kadar çıkarılmadığında kirpiklerde artıklar kalabilir. Bu maskaraların daha uzun kuruma süresine gereksinimleri olduğundan uyguladıktan hemen sonra bulaşmasından korunmak gerekir.

    Solvent bazlı maskaralara da koruyucular eklenir, ancak petrol bazlı solvent antibakteriyel olduğundan mikrop bulaşması çok büyük bir problem olmamaktadır. Bazı ürünlerde talk veya kaolin kirpik kalınlaşmasını artırmak ve naylon veya rayon lifleri de kirpikleri uzatmak amacıyla eklenebilir. Solvent bazlı maskaralar gözleri tahriş edebilir. Bazı maskaralar ya suda yağ ya da yağda su emülsiyonu oluşturacak şekilde hem solvent bazlı hem de su bazlı sistemleri içerebilir. Buradaki amaç su bazlı maskaralar gibi kısa zamanda kuruyarak kalınlaşan ve aynı zamanda solvent bazlı maskaralar gibi suya dayanıklı bir ürün elde etmektir.

    Ters etkiler
    Modern likit maskaralarda applikatör kullanımlar arasında tüpün içine sokulu tutulduğu için maskaraya bakteri bulaşması için birçok fırsat doğmaktadır.
    En korkulanı özellikle Pseudomonas aeruginosa ile olan kornea enfeksiyonudur ve görmeyi kalıcı bir şekilde etkileyebilir.
    Her ne kadar maskaralarda koruyucular bulunsa bile maskara tüplerini ilk kullanımdan 3 ay sonra atmak ve aynı maskara tüpünü başka kişilerin kullanmamasını sağlamak akıllıca olacaktır.
    Tekrarlayan bakteri enfeksiyonları olan kişilerin solvent bazlı maskaraları tercih etmeleri gerekir.
    Mantar enfeksiyonları da ender olmasına karşın görülebilir. Mantar enfeksiyonları en çok bağışıklık sistemi baskılanmış veya kontakt lens takanlarda görülmektedir.
    Eğer gözyaşı ile maskara konjunktiva kesesine ulaşacak olursa konjunktiva boyanabilir. Bu durum daha çok tarsal konjunktivanın üst sınırında görülür. Genellikle semptom vermeyen bu durumun bir tedavisi bulunmamaktadır.