Mahmud Şevket Paşa Suikasti

'Genel Türk Tarihi' forumunda cCasT tarafından 11 Ocak 2011 tarihinde açılan konu



  1. Mahmud Şevket Paşa Suikasti


    [​IMG]

    TARİH: 11 Haziran 1913. Yer: İstanbul. Saat 11.30.

    Sadrazam (Başbakan) ve Harbiye Nazırı (Savunma Bakanı) Mahmud Şevket Paşa Babıáli’ye (Başbakanlığa) gitmek için mak******* çıkıp otomobiline bindi.

    Paşa’nın yanında Seryaveri Eşref Bahriye yaveri İbrahim ve sadık koruması Kázım vardı.

    Makam arabası Beyazıt meydanından Çarşıkapı’ya sapacağı sırada Fatma Sultan Çeşmesi’nin yanında duran bir otomobil dikkatlerini çekti. Otomobil bozulmuştu ve iki kişi tarafından tamir ediliyordu. Paşa ve korumalar otomobile bakarken önlerine bir tabut taşıyan küçük bir cemaat çıktı.

    Mahmud Şevket Paşa şoförüne cenazeye yol vermesini emretti.

    Makam aracı durdu.

    Cenazeyi taşıyanlar yolun tam ortasına geldi.

    Ve tam o esnada Paşa’nın makam aracı üç koldan yaylım ateşine tutuldu.

    Cenaze alayı ve otomobili tamir edenler suikastçıydı. Bir de onlara yıkık bir duvar arkasına saklanmış bir başta suikastçı yardım ediyordu.

    Seryaver Eşref kurşun sesini duyar duymaz otomobilden atlayıp karşılık vermeye başladı. İlk kurşunlar Kázım’a isabet etti. Sarı pardösülü terörist tabancasını Kázım’a yöneltip şarjörü boşalttı.

    Bahriye yaveri İbrahim de şehit oldu.

    Hedefte Mahmud Şevket Paşa vardı. O da beş kurşunla şehit edildi.

    Paşa’nın öldüğünü gören saldırganlar kaçmaya başladı. Bozuk gösterilen otomobil hareket etti. Saldırganlardan biri ayağı sakat olduğu için otomobile yetişemedi; Gedikpaşa istikametine kaçtı.

    Olaydan kısa süre sonra güvenlik güçleri olay yerine geldi. Sadece bir kadın görgü tanığı vardı; ayağı sakat olan saldırganın Ağa Han’a girdiği söyledi. Hemen operasyon yapıldı. Topal Tevfik yakalandı.

    Tetikçi Topal Tevfik hemen konuştu: Yıkık duvar arkasından ateş eden sarı pardösülü tetikçinin adı Ziya’ydı.

    Otomobildeki saldırganlar ise Eczacı Nazmi Bahriyeli Şevki Hakkı ve Abdurrahman’dı.

    SORUŞTURMA

    İstanbul Muhafız Komutanı Cemal Paşa (Gazeteci Hasan Cemal’in dedesidir) kimsenin gözünün yaşına bakmadı. İkinci saldırgan Ziya da hemen yakalandı.

    Ziya’nın yakalanmasıyla örgütün daha yukarılarında kimlerin olduğu ortaya çıktı.

    Mahmud Şevket Paşa’yı öldürmekle görevlendirilen terörist grubun lideri Ziya’ydı.

    Ziya’ya emri Kolağası (Yüzbaşı) Kázım vermişti.

    Miralay (Albay) Fuad Bey Kaymakam (Yarbay) Zeki Bey bu gizli teşkilatın önemli isimlerindendi.

    Tetikçi Hakkı da Galata Köprüsü üzerinde yakalandı. Hakkı’dan alınan bilgilerle Beyoğlu Piremehmet Sokağı’ndaki İngiliz bir kadının işlettiği kumarhaneye baskın yapıldı.

    Evden açılan ateş sonucu bir subay şehit oldu.

    Hücre evinde örgütün en önemli isimlerinden Kolağası (Yüzbaşı) Kázım ve adamları vardı.

    Kázım önemli bir isimdi ve sağ yakalanması şarttı. Peki bu nasıl olacaktı?

    Çare hemen bulundu:

    Kazım Çerkez’di.

    İttihat ve Terakki’nin Çerkez fedailerine haber salındı.

    Yakup Cemil İzmitli Mümtaz Kuşçubaşı Eşref ve kardeşi Sami ile Topçu İhsan (Meral Okay’ın büyük dayısıdır) olay yerine geldiler.

    Enver Paşa’nın yaveri İzmitli Mümtaz içeridekilere kendini ve arkadaşlarını tanıttı. Kázım "Mademki sizsiniz teslim oluyoruz" dedi. Yanındaki Şevki ve Mehmed Ali ile teslim oldu. Soruşturma genişledikçe örgütün amacı ve eylemleri ortaya çıktı. Suikast planını Beyoğlu Kallavi Sokak’taki Topal Tevfik’in evinde yapmışlardı.

    AMAÇ İHTİLAL!

    Hedeflerinde sadece Sadrazam Mahmud Şevket Paşa yoktu; İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelen isimleri vardı. Sanıkların evlerinde suikast yapılacakların isimleri ve evlerinin krokileri bulundu! Yapılacak darbeden sonra dağıtılacak "Osmanlı ulusuna ve ordusuna sesleniş" başlıklı bildiriler ele geçirildi.

    Amaçları bu suikastlar sonucunda ihtilal yapıp İttihat ve Terakki Hükümeti’ni yıkmaktı.

    Çerkez Kazım da önemli isimler verdi.

    Bu arada soruşturma hemen bitirildi. Divan-ı Harp’te yargılanmalar da kısa sürdü.

    Mehmet Remzi Bey başkanlığındaki heyet suçu sabit görülen 24 kişi hakkında idam hükmü verdi. Ancak sanıkların yarısı ele geçirilemediği için haklarındaki hüküm gıyaplarında verildi.

    12 kişi Beyazıt Meydanı’nda asıldı.

    322 kişi sürgüne gönderildi. Bunlar arasında Refik Halid (Karay) Refii Cevad (Ulunay) gibi yazarlar gazeteciler de vardı; gelecekte Türkiye Komünist Partisi’nin başına geçecek olan Mustafa Suphi de...

    İdam edilenlerin birkaç istisna dışında hemen hepsi vaktini meyhane ve kumar álemlerinde geçiren siyasi amaç peşinde olmayıp macera arayan kişilerdi.