Mahdûmzade Ebü'l-Kasım Kimdir, Kısaca

'Hakkında bilgi' forumunda Masal tarafından 13 Eylül 2012 tarihinde açılan konu


  1. Mahdûmzade Ebü'l-Kasım Hakkında Bilgi


    Mahdûmzade Ebü'l-Kasım Biyografisi


    Hindistan'da yetişen büyük velîlerden. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin torunu olan Kayyûm-i zamân Muhammed Sibgatullah hazretlerinin ilk oğlu, Urvet-ül-vüskâ Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî'nin de torunudur. 1645 (H.1055) senesinde doğdu. 1671 (H.1082) senesinde vefât etti. Dedesi Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî Serhendî'nin yanında medfûndur.

    Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî hazretleri, bu torununu kendi oğullarından saymıştır. Hattâ kitaplarını ve diğer eşyâlarını oğullarına taksim ettiği zaman, kendi oğullarına verdiği kadar bu torununa da pay verdi. Bu torununa olan şefkât ve muhabbeti yazıya ve söze sığmaz. Ebü'l-Kâsım da yüksek dedesini öyle sever, onu öyle arardı ki bundan fazlası tasavvur olunamazdı. Seven, sevdiğinin her kemâlinden pay aldığına ve mahbûba, sevdiğine uymağı kendine mutlak gerekli bildiğine ve ona uymakta elinden geldiği kadar kusur etmediğine göre onun kemâlâtına, yüksekliklerine bürünmüş olur. Bunun böyle olduğu pek açıktır. Çünkü, uyanın, uyduğu zâtın kemâlâtından, üstünlüklerinden kısa zamanda büyük pay alması pek kolaydır.

    İşte Şeyh Ebü'l-Kâsım da yüksek dedesine uymakla, ona mahsus olan Ma'sûmî kemâlâtına kavuştu. O büyük zâtın üstünlüklerinden, yüksek derecelerinden pay alarak, yüce makamlara kavuştu. Sâhib olduğu bu yüksek kemâlât ile insanlara faydalı olmak, onların bu yolda ilerlemelerine rehberlik etmek üzere, icâzet (diploma) ve hilafet aldı. En yüksek mânevî derecelere çıkmak ve insanları bu derecelere kavuşturmak bahtiyarlığına ulaştı. İmâm-ı Muhammed Ma'sûm tarafından yüksek işâretlere, üstün müjdelere kavuştu. Bu müjde ve işâretler İmâm-ı Muhammed Ma'sûm'un Mektûbât'ında bulunan ve bu kıymetli torununa yazılan mektuplardan anlaşılmaktadır.

    Ebü'l-Kâsım, yüksek dereceler sâhibi olan amcası Muhammed Ubeydüllah-ı Serhendî'den de okuyup ilim öğrenmişti. Muhammed Ubeydüllah buyurdu ki: "İnsanlara göre, Ebü'l-Kâsım bu fakîrden ders alıyor, ilim öğreniyor. Fakat müdrike kuvveti yâni anlayış kâbiliyeti ve yaradılışındaki istidât sebebiyle öyle incelikler buluyor, öyle derin mânâlara kavuşuyor ki, sanki o ders okutuyor gibi oluyor."

    Bu amcasından ve yüksek dedesinden başka, zamânında bulunan başka büyük zâtlardan da okuyup ilim öğrenen Şeyh Ebü'l-Kâsım, maddî ve mânevî fazîlet ve kemâlâtı kendinde topladı. İnce mânâlı çok güzel şiirleri de mevcud olup, bir beyti şöyledir:

    "Güzelliğini görmeyen gözü söküp atarım,
    Kaş mihrâbının altında nasıl hissiz yatarım."


    Şeyh Ebü'l-Kâsım, yüksek dedesi Muhammed Ma'sûm hazretlerinin vefâtından üç sene sonra, Ekberâbâd beldesine gitmişti. Orada vefât etti. Cenâzesini Serhend'e getirip yüksek dedesinin yakınında defnettiler.