Mahcubiyet İle İlgili Şiirler

'Karışık Şiirler' forumunda Aysell tarafından 1 Mayıs 2012 tarihinde açılan konu


  1. Mahcubiyet Şiirleri

    Mahcubiyetle ilgili şiir

    Mahcubiyet

    Utangaç bir günde,
    Mahçubiyet
    Adamakıllı ıslatmışsa,
    Ruhumu.
    Cümleler ağırlaşır.
    Sonra kelimeler
    Ve bir hece
    Belli belirsiz,
    Dudaktan dökülen.
    Zembereği çıkmıştır artık
    Yürek boşa atmakta.
    Saat,
    Hep aynı zamanda.
    Bitap düşen yelkovan,
    Bilmem ki,
    Kaçın kaç geçtiği yerde.

    Hüseyin Karayel

    Mahcubiyet

    Bir ukde içimde geçmişten kalan
    Yüreğimde aşka edilen niyet
    Sigaramdan çıkan puslu bir duman
    İçime saplanan dert mahcubiyet

    Ne kadar gülsem de yüreğim buruk
    Benim hüznüm ile soldu mutluluk
    Damarlarım da kan ağzımda soluk
    İçimde yaşayan fert mahcubiyet

    Ne kadar dayandım sabrımı bilsen
    Ölümden daha çok acımasız sen
    Ölüm senden hafif bir ölç istersen
    Bir kere kendini tart mahcubiyet

    Yıllardır içimde mahcubiyetim
    Müebbet yemişim yok beraatım
    Kırk sekiz aylıkken dediler yetim
    Asıldı alnıma kart mahcubiyet

    Gurbet ellerinde perişan kaldım
    Anne yüreğine misafir geldim
    Babamın resminde hüznüne daldım
    Her bayram içimde kurt mahcubiyet

    Dayanak bulunca kuşkularımdan
    Tebessüm istedim başkalarından
    Kurtulurum sandım keşkeler imden
    Birken oldu ki üç dört mahcubiyet

    Gençlikte olurmuş duyduk vesselam
    Yöneldik bir aşka yolladık selam
    Gerisin geriye geldi ters selam
    Anladım ki bana şart mahcubiyet

    Görünmez kimseye saklanır bende
    Her gün yenilenir paklanır bende
    Ne zaman ki gülsem diklenir bende
    Dertle bir olur namert mahcubiyet

    Önce dudaklarım ardından alnım
    Ve ayaklarından öptü ya gönlüm
    Sen yine karşımda kırk yıllık kanlım
    Peşimde bir bela dert mahcubiyet

    Hiç korkum kalmadı olacaklardan
    Zaten ümitsizdim geleceklerden
    Fırtına koparsa gülücüklerden
    Yorgan ol üstümü ört mahcubiyet

    Suskunluğum size anlatır beni
    Çalar ben şarkısı dinletir beni
    Kurtuluşum yoktur al götür beni
    Oldun bana vatan, yurt mahcubiyet


    Savaş Çakır

    Olmaya Adımlar

    /gururuma/

    Gururum kırıldıysa itelendiğim yerde
    Büyük nimet olmuştur ruhumun ermesine
    Gözümün yağmurları aç gönlümü besler de
    Müsebbibidir artık nefsimi yermesine
    Yaradanı anmaya güzel vesile olur
    Tek üflemelik nefsim bir nazarla kaybolur


    /varlığıma/

    Varlığımı yok sayan kalır karşımda mahçup
    Suçluluk duygusuyla erir gölgesi bile
    Nedamet gömleğiyle gözler önünden uçup
    Mahcubiyet göğünden düşer simgesi bile
    Hakkı muhib olarak sonsuza dek susayım
    Şaşıp gaflette kalan kör nefsime kusayım

    /ölüm hedefime/

    Zulmün kapı kırması bin kapıya vesile
    Dağların ötesinde vuslat görmüştü Ferhat
    Hedefe varmak ister alnının teri ile
    Sonucu bilmez ama isyanla etmez feryat
    Son darbeyi vurunca kente membayı salar
    Diriye can verirken ölüme anlam dolar

    /asıl varoluşuma/

    Kederin yoksa eğer henüz yarım insansın
    Olmaya giden adım acı ve sevinçlerde
    Dostun ya da düşmanın varsın gülüyor sansın
    Hayatın, kazandığın namuslu övünçlerde
    Ben küçücük odamda yine mahkum olayım
    Adım arzdan silinsin 'hiç' te varlık bulayım

    Müjgan Akyüz

    Korkarım

    korkarım

    yol ikiye ayrıldı mı bıçak sırtında
    kâh sağımdan, kâh solumdan korkarım
    devden korkmam, şu küçücük cüssemle
    ben kendini, dev sanandan korkarım

    düşüncenin en sancılı yerinde
    kutsal yolda akıttığın terinde
    sabahın en erken saatlerinde
    an'dan değil ben zamandan korkarım

    en güzel an'a kurulsun saatler
    zamanı gelince sussun saatler
    durunca sevgiliye koşsun saatler
    candan değil ben canandan korkarım

    kutlu zamanları yitireli çok oldu
    mavi bir sevdayı bitireli çok oldu
    aşk, ateşini getireli çok oldu
    yakan dan değil, yanandan korkarım

    Abdurrahman Kara