Madencilik Terimleri Sözlüğü

Konusu 'Ders notları' forumundadır ve YAREN tarafından 24 Kasım 2009 başlatılmıştır.

  1. YAREN Üye

    Madencilik Terimleri
    Madencilik Terimler Sözlüğü
    Alfabetik sırayla madencilik terimleri
    A
    ABATAJ, 1)
    Tabii konumundaki madenin, kazma, martopikör, —> dinamit, vb. araçlarla yerinden sökülmesi ve taşımaya hazır hale getirilmesi.
    2) —> Kazı. ABİSAL FASİYES, 1) Derinliği 900 m’den fazla olan deniz diplerindeki çökeller.
    2) Derin deniz fasiyesi. —> Fasiyes.
    ABSORPSİYON, 1) Absorb etme, emme yani su veya diğer sıvıların, katı malzemenin göze-neklerinin içine girmesi. Yüksek absorpsiyon kapasitesi, malzemenin büyük yüzey alanı, toplam gözenek hacmi ile yeterli gözenek büyüklüğü ve dağılımına sahip olmalarına bağlıdır. Bentonit, fuller toprağı sepiyolit ve atapulgit bu özelliklere büyük ölçüde sahip olduğu için absorbant malzeme olarak kullanı-lırlar.
    2) Gaz, ışık, ısı ve ışınların bir maddeden geçerken kısmen veya tamamen çözülmesi ve emilmesi.
    3) Kömürün bünyesinde gazların çözünmüş halde ve bir tür molekülsel sızma şeklinde bulunması durumu.
    4) Soğurma
    5) Az hareketli nötronların ince bor ve kadmiyum tabakaları tarafından yutulması.
    ABSORPLAYICI, 1) Elektrikte, yüksek gerilime karşı koruyucu olan araç.
    2) Gökbilimde, ışığı emerek azaltma özelliğini gösteren ortam.
    3) Tarımda. tahılları içine çekerek aktaran aygıt.
    4) Rafinerilerde, petrol gazlarının süzülmesinde kullanılan arıtma tertibatı.
    AC ( AMONYUM KLORÜR) YÖNTEMİ, Sentetik soda külü üretim yöntemlerinden biri. DUAL’da denilen ve Japonlar tarafından geliştirilen AC yöntemi, solvay yönteminin değişik bir şeklidir. Bu yöntemle tuzdaki sodyum içeriğinin hepsi soda külüne dönüştürülür. Bu oran Solvay yönteminde % 70 dir. Yan ürün olarak çıkan —> Amonyum klorür ( NH4 CL) yani nışadır en çok kuru pillerde elektrolit olarak, galvanizleme ve kalaylamada, ayrıca metal yüzeylerdeki oksit katmanını gidererek metalin lehim tutmasını kolaylaştırmak amacıyla lehimcilikte de yaygın olarak kullanılır. —> Solvay yöntemi.
    AÇI İSTASYONU, 1) Konveyör veya havai hattın yön değiştirme yerindeki düzen.
    2) Zaviye.
    AÇIK ALEV, 1) Ortamdaki grizuyu tutuşturabilen veya patlatabilen, yeterince kapatılmamış ve korunmamış alev.
    AÇIK AYAK İŞLETME METODU,
    1) Belli bir plan düşünülmeden, tahkimat yapılmadan arasıra çatal direk vurmak veya topuklar bırakmak suretiyle cevher yatağının gelişmesine göre gayri muntazam bacalar (galeri ve kılavuzlar) sürmek veya muntazam bacalar sürüp topuklar bırakmak ve maden yatağının kalınlığına göre açık işletmelerde olduğu gibi basamaklar yapmak suretiyle cevher ve yan taşı sağlam olan metalik cevher yataklarına uygulanan yeraltı (üretim) işletme metotları. Köstebek, Basit mağara, Sistemsiz topuklu, Sistematik topuklu, Başaşağı, Yeraltı huni (glori hol), Başyukarı, Oda ve topuk, Tali (ara) katlı açık ayak işletme metodu diye sınıflandırılabilir. 2) Tahkimatsız ayak işletme metodu.
    AÇIK İŞLETME, 1) Maden üzerindeki örtü tabakasını almak ve bu suretle maden kitlesini istihsal edebilecek bir duruma getirmek amacıyla uygulanan bir maden ocağı işletme sistemi. 2) Açık ocak. 3) Normal açık işletme. —> Yerüstü madenciliği.
    AÇIK İŞLETME METODU, Yeryüzüne mostra vermiş veya nisbeten ince bir örtü tabakası ile kaplı bulunan madenin en az zayiatla, emniyetli ve yeraltı işletme metoduna nazaran daha ekonomik olarak çıkarılması için uygulanan sistem. Genel olarak açık işletme metodları; normal açık işletme, —> Plaser işletmesi (kuru veya sulu) ve kapalı işletme ile irtibatlı olan —> Müşterek işletme metodları şeklinde ayrılabilir. Maden yatağı damar şeklinde ise bu yatağın yeryüzüne yakın kısımları, yatay tabaka halinde veya büyük kitle halinde ise dekapaj/maden oranı müsait olduğu takdirde maden yatağının tamamı bu sistem uygulanarak işletilebilir. Açık işletme metodu, uygulamada esas örtü tabakasının kaldırılma-sından sonra madenin kazılıp yüklenmesi ve taşınmasıdır. Açık işletme metodu örtü tabakası ve maden yatağı basamak şeklinde yatay dilim-lere bölünerek ve örtü tabakasının yapısına göre patlayıcı madde kullanarak veya kullanmadan gevşetme ve kazı yapmak; kazı, yükleme, taşıma ve dökme aracı olarak da ekskavatör-kamyon-dökücü, ekskavatör-demiryolu-dökücü, ekskava-tör-bant-dökücü vb. araçlar kullanılmak suretiyle uygulanır. —> Gezer aktarıcı, Döner kepçeli ekskavatör.
    AÇIK OCAK, —> Açık işletme.
    AÇIK POLİGON, —> Poligon.
    AÇIK POZİSYON, Maden ticaretinde kullanılan ve ilerdeki bir pazar durumuna karşı, kesin bağlantı yapılmamış ( tamamı satılmamış) durum. Bazı ABD takas odalarında kesin satışlar önemli olup, günlük olarak yayınlanır ve istatistiklere girer.
    AÇILIM YARMASI, 1) Bir açık işletmede, sıfır kotunun aşağısındaki bir basamağı açmak için yapılan ilk giriş ağzı. 2) İlk çukur.
    AÇILI DİSKORDANS, —> Aykırı tabakalaşma.
    ADAM AY, Belli bir işin projelendirilmesi sırasında personel ihtiyacının, ihtiyaç süresinin de belirtilerek ifadesi.

    ADAM YOLU, Bir galeride insanların emniyetle yürümesini sağlayabilmek için bırakılan ve asgari 60 cm. genişlikte olan galeri kısmı veya yol.

    ADESE, 1) Kenar zonları ince, ortasına doğru kalınlaşan mercek şeklindeki maden yatağı 2) Mercek.
    ADİ BERİL, —> Beril.
    ADİ MERMERLER,—> Mermer cinsleri.
    ADNAN GÖKSEL YÖNTEMİ, Toz halindeki demir cevherinin sinterleme yerine, buharla sertleştirilerek izabe edilebilir hale getirilmesi. Bu yöntemde demir tozuna % 7-8 oranında kireç karıştırılarak harç yapılır, döner bir teknede granüle edilir ve daha sonra arabalara yüklenir ve içerisine 170-180°C sıcaklıkta 12 at civarında basınçlı doymuş buhar verilen kazana sürülür. Kazanda 7-8 saat tutulduktan sonra buharla sertleştirilmiş granüle malzeme yüksek fırına şarj edilerek pik demir elde edilir. Bu işlem sırasında malzeme sertleşirken metalize olduğundan kupol ocağına da şarj edilmek suretiyle pik demir elde edilebilmektedir.
    ADSORPSİYON, Gaz moleküllerinin veya erimiş maddelerin bir katı kütlenin yüzeyine (çekilmesi) yapışması. Relatif olarak gazların veya solüsyonların kontakt yüzeyinde konsantrasyonu. Kegel’e göre kömür katmanlarının yüzeylerinde gaz adsorpsiyonunu kömür içindeki kılcal boşluklar sağlar. Bu görüşe göre, kömür oluşumunda ortaya çıkan metan gazı moleküler kuvvetler vasıtasıyla kılcal boşluklarda saklanır.
    ADYABATİK KOMPRESYON ISISI, (SIKIŞMA ISISI), “ Poisson” Kanununa göre taze havanın girdiği yerde uğradığı basınç artışından doğan ısı olup ortalama olarak her 100 metrede hava sıcaklığının 1°C artması. Havanın bu sıkışma veya fazla basıncından ileri gelen hava ısısının yükselişi, havanın tekrar yukarı katlara çıkması ile azalır. Adyabatik kompresyon ısısı derin maden ocaklarında, ocağa gönderilen havanın ısınmasına neden olur. —> Ocak iklimi, Jeotermal Gradyen.
    AERAJ, —> Havalandırma.
    AEROB, 1) Yaşayabilmesi ve üreyebilmesi için serbest oksijenin bulunduğu ortamlara gereksinim duyan organizma. Serbest oksijen olmadan da yaşayabilenlere “Anaerob” ya da “Havasız yaşar” denir. 2) Havayla yaşar,
    AERODİNAMİK, Bir cisimle bu cismin içinde hareket ettiği hava veya gaz arasındaki veya bir boru içinde hareket eden hava veya gazla, boru cidarı arasındaki ilişkileri inceleyen bilim dalı. Gaz şeklindeki ortamın basıncı kısa zamanda değişmiyorsa bu durumda sıvılar için geçerli olan hidrodinamik hareket kanunları bu şekildeki gaz ortamları için de geçerlidir. Gaz ortamı basıncı önemli değişiklikler gösteren gaz hareketleriyle ilgilenen aerodinamik dalına “Gaz Dinamiği” denir. Gaz kütlelerinin denge kanunlarıyla ilgilenen fizik dalına da “ Aerostatik” denir. Madencilikte havalandırma, aerodinamik, gaz dinamiği ve aerostatik fizik kanunlarının uygulanması, işlemlerin temelini oluşturur. Ocak havaladırmasının daha az enerji harcanarak yapılmasında; seçilen galeri kesitlerinin, tahkimatın, vantilatör kanatlarının, ocak kapılarının ve kullanılan taşıma araçlarının aerodinamik bakımından ( hava hareketine karşı az bir direnç verecek şekilde) şekillendirmeleri, büyük önem taşır.
    AEROSİKLON, Santrifüj toz ayırıcı, —> Siklon.
    AEROSOL, Gaz halindeki bir ortamda, genellikle de havada, çok küçük parçalara bölünüp düzgün biçimde dağılmış olan sıvı ya da katı parçacıkların oluşturduğu sistem. Gerçek aerosol parçacıklarının çapı mikronun birkaç binde biri ile yaklaşık bir mikron arasında değişir. Süspansiyon durumundaki daha küçük parçacıklar söz konusu olduğunda, sistem aerosol olmaktan çıkıp gerçek bir çözelti niteliği kazanır.
    AEROSTATİK, —> Aerodinamik.
    AFLÖRMAN, —> Mostra.
    AGLOMERA, 1) Volkan bombaları ve lapillerin (küçük taneciklerin) gelişi güzel bir şekilde çimentolanması ile meydana gelen kayaç. 2) Şekilsiz, yuvarlaklaşmamış ve birbirlerine sıcaklık sebebiyle kaynamış iri parçalardan oluşan volkanik tüf.
    AGLOMERASYON, Küçük tanelerin bir arada kompakt hale getirilmesi işlemi.
    AGREGA, 1) Çimentoyla harç yapmak için kullanılan kum, çakıl, mıcır, kırılmış taşlar, v.b. maddelerden oluşan karışım. Agrega ; beton agregaları ve hafif agregalar olarak iki gruba ayrılmıştır. Kum, çakıl ve mıcırdan oluşan beton agregaları, TS 706 ve 707 ile belirlenmiş olup ; ince agrega, iri agrega ve tüvenan agrega olarak ayrılırlar. Hafif beton agregalar imalinde kullanılan hafif agregalar ise ;
    a- Doğal hafif agregalar (Pomza, tüf, tüfit, diyatomit, zeolit, asbest ———> puzalonik topraklar)
    b- Yapay hafif agregalar ( Perlit, genleşen kil, yüksek fırın cürufu, uçucu kül, vermikülit, cam elyafı, kömür cürufu, zeolit) olarak alt gruplara ayrılır. 2) Beton ya da harç yapmak üzere çimento, katran, kireç, alçıtaşı ya da başka bir yapıştırıcı madde ile karıştırılan malzeme. Agrega, inşaat malzemesinin hacmini, yıpranma veya aşınmaya karşı direncini artırır. En çok kullanılan agregalar arasında kum, öğütülmüş veya kırılmış taş, çakıl (yuvarlak), kırma mucur, cüruf, yakılmış şist ve yakılmış kil sayılabilir. İnce agregalar genellikle kum, öğütülmüş taş veya öğütülmüş mucurdan, kaba agregalar ise çakıl (yuvarlak), kırılmış taş parçaları, mucur veya başka kaba malzemeden oluşur. İnce agrega, ince beton plakların ve başka narin yapı öğelerinin yapımında veya düzgün bir yüzey elde etmek istendiğinde, kaba agrega ise daha kitlesel öğelerin yapımında kullanılır. 3) Başlangıçta birbirinden ayrı çok sayıda parçacığın birbirleri ile karışıp kaynaşması sonucu oluşan kütle.
    AGRICOLA, Georgius, 1494-1555 seneleri arasında yaşamış ve mineraloji ilminin kurucusu ( yıl 1546) sayılan Alman bilim adamı. Gözleme dayanan doğa bilimlerinin de kurucularındandır. De Re Metallica ( Metaller üzerine) adlı yapıtının temel konusu madencilik ve ergitme teknikleridir. Mineraloji alanında ilk ders kitabı sayılan De Natura Fossilium da minerâllerin fiziksel özelliklerine dayalı ilk bilimsel sınıflandırmayı yapmış; Agricola bu eserinde bir çok yeni minerâli, oluşmalarını ve birbirleriyle bağlantılarını tanımlamıştır. Bu eser, Agricola’ya mineralojinin babası unvanını kazandırmıştır.
    Saksonya’nın madencilik bölgesindeki yasaları ve toplumsal gelenekleri inceleyen Agricola, İtalyada yapmış olduğu tıp tahsili ile ilgili olarak madencilerin meslek hastalıklarına ilişkin ayrıntılı bilgiler vermiştir.
    De ortu et causis subterraneorum ( Yeraltı oluşumlarının yeri ve nedenleri) adlı yapıtındsåmaden damarlarının oluşumunu incelemiş ve oluşumları sulu çözeltinin çökelmesine, bağlamıştır.

    Agricola’nın Erasmus, Melanchthon ve Göthe gibi meşhur çağdaşları arasında saygın bir yeri olmuştur.
  2. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    AĞAÇ, Madenlerde tahkimat, kaplama ve birçok yardımcı işlerde kullanılan tabii malzeme. Akasya, beyaz salkım (yalancı akasya), meşe, kayın, karacam, çam, kızılçam, köknar, akköknar ve kızılağaç cinsleri dayanma süreleri, madencilik imalatının önem derecesi, maruz kalacağı basınç miktarı, çürüme, vb. durumlar kaale alınarak bir ağaç diğerine tercih edilir. En iyi direk akasya ağacından yapılır, fakat pahalıdır. Akasya; çekme, basınç ve bükülmeye karşı mukavimdir. Akasyayı meşe takip eder. Madencilikte kayın, karaçam, çam, kızılçam, köknar, akköknar ve kızılağaç sırasıyla tercih edilirler. Kayın yavaş gelişen, kızılağaç hızlı gelişen ağaç türleridir. Gevrek ve kırılgan olan kızılağaç çabuk da çürüdüğü için madencilikte az kullanılır. Ağaç taze veya kuru oluşuna göre 490 ila 1000 kg/m3 yoğunluğunda; 140 ila 540 kg/cm2 basınç mukavemetinde; 190 ila 980 kg/cm2 bükülme mukavemetindedir. 2) —> Ahşap.
    AĞAÇ DİREK, Maden ocaklarında kullanılan, henüz maden ocağındaki kullanım için hazırlanmamış ahşap tahkimat mâlzemesi.—> Ağaç, Ahşap.

    AĞAÇ KASA, İlerletimli uzun ayakta, taban yollarına paralel olarak tavanı tutmak ve taban yolu tahkimatına destek olması amacıyla eski ağaçların (kullanılmış maden direklerinin) —> domuzdamı şeklinde düzenlenerek içinin taşla doldurulmuş hali. Ağaç kasalar, (kurulu şekilde) ayak arkasında bırakılır. Gerekli dayanımı sağlamak amacıyla dört tarafı ağaç direklerle takviye edilir.

    AĞAÇ TAHKİMAT, 1) Ahşap birimlerle kurulan tahkimat düzenini tümü. 2) Ağaç bağ.
    AĞAÇ TAHKİMATLI AYAK İŞLETME METODU, Arazinin bozuk, cevherin sağlam olmadığı taban ve tavanın tutulması icap eden —> Açık-, Rambleli- ve Anbarlı ayak işletme metodlarının uygulanmasına imkan olmayan maden yataklarında, direk fiyatlarının yüksekliği nedeniyle çok zengin damarlarda ve diğer işletme metotlarına yardımcı olarak topukların çalınmasında yani topuklarda bırakılan madenin üretime alınmasında uygulanan tahkimatlı yeraltı (üretim) işletme metodu. Ağaç tahkimatlı ayak işletme metodu basit-, küp-, çapraz çevrçeve- ve eğik kilit tahkimatlı işletme metodu diye sınıflandırılabilir.
    AĞAÇ TAHNİDİ, Maden ocaklarında kullanılan ahşah malzemenin, çabuk çürümesini önlemek ve böylece ömrünü uzatmak için koruyucu tuz eriyiği, kreozot, vb. maddelerle özel bir şekilde emprenye edilmesi.
    AĞAÇ VİDASI, Ağaç malzemeyi bağlamak için kullanılan konik gövdeli, havşe başlı, uzun hatveli (büyük adımlı), sivri uçlu özel vida.
    AĞDALILIK, Akmazlık ya da viskozluk olarak da bilinir. Sıvı ya da gaz halindeki bir akışkanın biçim değişikliğine, başka bir tanımla, bir bölümünün hemen yanındaki bir bölüme göre yer değiştirmesine karşı gösterdiği direnç.
    Ağdalılık, akışa ya da biçim değişikliğine karşı koymama özelliği demek olan akışkanlığın tersidir. —> Viskozite.
    AĞIR ANFO, Dökme ANFO ve bir patlayıcı emülsiyonunun uygun bir oranda karıştırılmasından elde edilen patlayıcı. Ağır ANFO’nun normal ANFO’ya üstünlükleri; suya karşı daha yüksek direnç, yoğunluk ve enerjide artış, daha yüksek randıman ve toplam patlatma maliyetindeki düşüştür. Ağır anfo ayrıca dökme veya pnömatik doldurmaya müsaade eder. Bu patlayıcıların enerjileri emülsiyonlardaki gibi ölçülür. Ara enerji değeri ANFO ve emülsiyonlarınkiler arasında yer alır. 1,15 gr/cm3 yoğunluğundaki tipik bir %30 emülsiyon ve %70 ANFO karışımının NHG —> (Patlayıcı nisbi hacim gücü) si 125’e eşittir.
    AĞIR ÇAMUR, Sondajlarda kullanılmak üzere hazırlanmış bentonitli çamura ince öğütülmüş barit ilave edilmek suretiyle elde edilen devridaim çamuru. Bu çamur basınçlı formasyonlarda kuyudan vuku bulacak erupsiyonları (fışkırma) ve göçükleri önlemek için kullanılır.
    AĞIRLIKLI ORTALAMA, İşletmecilikle ilgili planlamada, fizibilite ( işletilebilirlik) hesaplamala-rında dikkate almak üzere; yapılan ölçüm, tenör veya ısıl değer gibi bulguları etkileyen yan faktörleri de dikkate alarak, bu bulguların farklı katsayılarla çarpımı sonunda elde edilen değerlerin ortalaması. Örneğin damar kalınlığı 1 m olan bir kesimdeki tenör ile damar kalınlığı 20 cm fakat farklı tenördeki bir kesimin müştereken değerlendirilmesinde ağırlıklı ortalamayı dikkate almak gerekir. Bir bakır yatağından 6 numune alınmışsa, farklı damar kalınlıkları dikkate alınarak aşağıdaki gibi hesap yapılır:
    Numune Damar Analiz sonuçları
    no kalınlığı cm % Cu % Cu. cm
    1 110 5,5 605
    2 85 3,2 272
    3 60 2,8 168
    4 90 4,8 432
    5 95 5,1 484
    6 160 3,6 576
    600 25,0 2537
    Burada aritmetik ortalama 25:6=%4,16 iken; 1 m’lik bir damarın ağırlıklı ortalaması 2537:600=%4,23 Cu olarak bulunur. Ancak işletmecilikte uygulama kabiliyetini de düşünmek gerekir. Örneğin 3 üncü numunenin alındığı yerde 60 cm lik bir ayna teşkil edilmesi zorunluğu tenör değerini düşürecektir ve bunun da % 1,9 Cu olacağı kabul edilirse, fiili durumda tenörün takriben %4 olabileceği hesaplanabilir.
    AĞIRLIK SAATİ, Sondaj kulelerinde bulunan ve kuyu dibinde çalışan matkabın üzerine verilen baskıyı doğrudan gösteren ölçü aleti.
    AĞIRLIK TİJİ, Normal tijlerden daha kalın ve etli olan; takım dizisinde matkabın veya karotiyerin üzerinde bulunup matkabın üzerine baskı uygulayarak, formasyonun iyi kesilmesini sağlayan ve ayrıca takım dizisinde denge sağlayarak tehlikeli bükülmeleri ve sapmaları önleyen tij.
    AĞIR MAYİ, Sanayide ve laboratuvarda cevher veya kömürdeki yabancı maddeleri, yoğunluk farkından istifade ederek ayırmada kullanılan, yoğunluğu sudan büyük homojen bir sıvı veya çözelti. Genel olarak sanayide ağır mayi elde etmek için çok ince toz haline getirilmiş manyetit, barit, şist, ferrosilisyum, çinko klorür vb. maddeler kullanılır.
    AĞIR MAYİ İLE AYIRMA, Cevher ve kömür hazırlamada çok yaygın olarak uygu-lanan, minerallerin farklı özgül ağırlıklarından yararlanan, basit ve yüksek randımanlı bir zenginleştirme yöntemi. Bu yönteme ağır ortam ayırması da denir. Ağır ortam ayırmasında içinde belirli yoğunlukta akışkan bulunan bir banyoya konan mineral tanelerinden, akışkan yoğunluğuna göre, daha ağır olanlar batar ve daha hafif olanlar yüzer, böylece batan ve yüzen olmak üzere iki ürün alınarak ayrışma sağlanır. Kömür zenginleş-tirmede genellikle temiz kömürü ayırmak için yoğunluğu 1,3-1,4, şistle miksti ayırmak için de yoğunluğu 1,8-1,9 olan ağır mayi kullanılır. Hidrolik ayırma yöntemi kullanılan lavvarlarda kömür kurtarma randımanı %97,5, ağır mayi ile ayırma yöntemi kullanılarak ayırma yapan lavvarlarda ise kömür kurtarma randımanı %99,5 ve daha yüksek oranlarda olur. Ağır mayi ile ayırmada ayırma yoğunluğunun 1,9’un üstünde olması durumunda viskozitenin artması nedeni ile ayırmanın kontrolü ve ağır ortamı elde etmek için kullanılan maddenin geri kazanılması zorlaşır. Ağır ortam ayırıcıları genel olarak statik ve santrifüjlü (dinamik) ağır ortam ayırıcıları olmak üzere iki gruba ayrılabilir. —>Ağır mayi, Ağır ortam ayırıcıları, Santrifüjlü ayırıcılar, Kömür yıkama yöntemleri.
    AĞIR ORTAM AYIRMASI, —> Ağır mayi ile ayırma.
    AĞIR ORTAM SİKLONU, DSM (Dense media) Siklonları.—> Hata faktörü (Ep değeri.)
    AĞIR SODA KÜLÜ, Dökme yoğunluğu 0,96-1,06 gr/cm3 arasında değişen—>Soda külü. Ağır soda külü üretimi, hafif soda külünün hidratas-yonu ile sağlanır. Ağır soda külü düşük toz içeren serbest akışlı bir maddedir ve daha pahalı olmasına rağmen, genel olarak toz oranının dezavantaj olarak kabul edildiği cam ve demir-çelik endüstrisinde kuru olarak kullanılır.
    AĞIR VE ORTA PROFİLLER,—> Uzun hadde ürünleri.
    AĞIZ, 1) Baca, kuyu vb. madencilik imalatının başlangıç kısmı. 2) Giriş.
    AHIRCI, —> Seyis.
    AHŞAP, 1) —> Kereste. 2) Ağaç malzeme.
    AIRDOX, —> Basınçlı hava ile patlama.
    AİSİ-DOE YÖNTEMİ, Ham demir ve çelik arasında bir yerde sıvı metal üretmeyi amaçlayan yeni bir teknoloji. Bu yöntemin amacı, yüksek fırın, oksijen konverterine ilaveten sinter ve kok fabrikalarını ortadan kaldırarak sıcak metal üretimi yapmaktadır. AİSİ-DOE yönteminde peletlenmiş cevher kullanılır.
    AJUR, Maden işletmelerinde hazırlık ve istihsal işlerinde yapılan her çeşit imalata ait aşamaların usullere uygun olarak ölçülmesi sonunda ocak haritalarına işlenmesi. —> Ocak planları.
    AJÜSTÖR, Ocaklarda su, havalandırma, basınçlı hava borularının takılıp sökülmesini, tulumba, vinç, pervane, oluk gibi küçük yeraltı makinelerinin günlük onarım ve bakım işlerini yapan işçi. —> Makinist.
    AKAÇLAMA, 1) Ocakta biriken suların boşaltılması. 2) Açık işletmelerde şev güvenliği için suyun araziden boşaltılması. 3) —> Drenaj.
    AKIŞKAN YATAKLI YAKICILAR, —> Akışkan yataklı yakma sistemi, Kömür yakma sistemleri, Yanma
    AKIMLA KLASİFİKASYON, Akışkan ortam içerisinde tane iriliğine göre sınıflandırma işlemi. Bu ortam gaz veya sıvı olabilir.
    AKIM ŞEMASI, Madencilikte uygulanan zenginleştirme işlemlerinde, tuvönan girdiye uygulanan prosesin çeşitli aşamalarında kullanılan cihazları sembollerle gösteren diyagram.
    AKIŞKAN DOKU, —> Fluidal tekstür.
    AKIŞKAN YATAKLI YAKMA SİSTEMİ, Toz halindeki katı yakıtların kolay bir şekilde yakılabilmesi için geliştirilmiş katı yakıt yakma kazanının çalışma düzeni. Kazana hava akımı yardımı ile toz kömür üflenip alttan üflenen hava ile de yatak hareketli tutulmak suretiyle kömürün diğer sistemlere nazaran daha iyi yanması sağlanır. Küller de diğer taraftan hava akmı ile dışarı atılır. Kükürdü yüksek toz kömürler yakıldığı zaman, çevre sorunları bakımından, yanma sonucu çıkan SO2 ‘yi zararsız hâle getirmek için kazana

    AKİFER, Yeraltı suyunu taşıyan geçirimli (sutaşır) katman.
    AKİK, Üstü şeritli veya çeşitli renkli bir —> Kalsedon. Kayacın meydana gelişine göre şeritler birbirine paralel veya dalgalı olur. Akik sun’i olarak renklendirilebilir. Fosilleşmiş odun, akik haline gelmiş odundur.
    AKİK JASPLARI,—> Jasp.
    AKİS ÇİVİSİ, Mermer ocaklarında, mermer blokların sedimantasyon istikametinde yırtılmalarını temin için kullanılan, genellikle otomobil akslarından yapılan, 5-8 cm. çapında, yaklaşık 30 cm. uzunluğunda, ucu yassı ve keskin çelik çivi.
    AKMA SINIRI, —> Çekme deneyi.
    AKMA ŞEKLİNDE HEYELAN, İçinde plastik fakat daha ince ve akıcı bir formasyon bulunan kitlede genellikle sızan suların etkisi ile ani olarak oluşan —> Heyelan türü.
    AKORT İŞÇİLİK, 1) Bir işçiye, birim üretim için, belirli bir ücretin ödenmesine dayanan ücret sistemi. 2) Parça başına işçilik.
    AKROSAJ, 1) Dik ve meyilli kuyuların dip ve başları ile ara katlardaki manevra yerleri ve bunlarla ilgili diğer yerlerin tamamı. 2) Kuyunun etrafını çevreleyen —> Rösetlağımı. 3) Kontur. —> Şekil s. 8.
    AKSİYAL VANTİLATÖR, —> Vantilatör.

    AKTARICI KAZICI, —> Dreglayn gibi kullanılan uzun bumlu klasik —> Ekskavatör, Bager, Kepçeli bager. Bunlara aktarıcı şovel veya striping (şerit halinde dekapaj yapma) şovel de denir. —> Şekil 3 damarlı örtü kazı geometri-sinde aktarıcı kazıcı anma kapasitesi, s. 7.

    AKTARICI ŞOVEL, —> Aktarıcı kazıcı.
    AKTARILAN ORTAM, Öğütme işlemi yapan değirmenleri tanımlamada kullanılan bir kavram olup; değirmen içerisindeki bilya, çubuk veya iri parçalı cevheri aktararak darbe ve sürtünme kuvvetleri etkisiyle cevher parçalarının ufaltılmasını sağlayan ortam. Aktarılan ortam, öğütülen cevher ve su olarak tüm yük, döme hareketiyle şekillenen çıkış ucundan boşalan hacimce sürekli besleme yapılan yapay bir sıvı olarak değerlendirilebilir. Aktarılan ortamla çalışan değirmenler, ortam çelik bilya olduğunda —> Bilyalı, Çelik çubuk olduğunda —> Çubuklu, Çakıl olduğunda çakıllı ve öğütülen cevherin iri parçaları olduğunda —> Otojen değirmen olarak adlandırılır.

    AKTARMA NOKTASI, 1) Bir nakliye bandından diğerine maden akışını sağlayan yer. 2) Transfer istasyonu.
    AKTİF ENERJİ, İstenilen tür enerji elde edebilmek için tüketilen elektrik enerjisi. Elektrik enerjisinin, elektrik motorları vasıtasıyla mekanik enerjiye, lambalarla ışık haline dönüşen kısmı. —> Şebekeden çekilen enerji. Reaktif enerji.
    AKTİF PERLİT, —> Perlit.
    AKTİFLEYİCİ REAKTİF, —> Reaktif.
    AKTİNOMETRE, —> Radyometre.
    AKVAMARİN, —> Beril.
    AKÜLÜ LOKOMOTİF, Hareket edebilmek için ihtiyacı olan elektrik enerjisini, ocak şebekesi yerine, bünyesinde taşıdığı akümüla-törden alan —> Ocak lokomotifi. Bunlar grizu emniyetini haizdir ve kapalı işletmenin her yerinde çalıştırılabilir. Ocak havasını kirletmemesi, duruşlarda enerji harcamaması ve mekanik parçaların azlığı gibi hususlarda, dizel lokomotiflerine nazaran üstünlüğü vardır.
    ALACA SOMAKİ, —> Balgam taşı.
    ALANGUR, Vinç ve varagellerde meylin başladığı kısım. Bu kısımdaki bükülmüş demirlere de alangur demiri denir.
    ALAŞIM, Metalurjide birkaç metalin beraber eritilip birbirleriyle içten karışması ve katılaşması sonucu oluşan ve erimeye karışan metallerin özelliklerinden daha başka özellikler gösteren metalik madde. Alaşımlarda müşterek ergime noktası alaşımı meydana getiren metallerin ergime noktalarının her birinden düşüktür; genellikle sertlik ve kopma mukavemetleri yüksektir. Birbiri ile karışmış kristal yapıları dolayısıyle genellikle korozyona karşı mukavemetleri yüksektir.
    ALAŞIM DÖKME DEMİR, —> Dökme demir.
    ALBATR, 1) —> Oniks mermeri. 2) Su mermeri. —> Kaymaktaşı. —> Kalsit
    ALÇAK FREKANS İNDÜKSİYON FIRINI , —> Direnç fırınları.
  3. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    ALÇAK GERİLİM DAĞITIM ŞEBEKESİ, —> Elektrik enerjisi dağıtım şebekeleri.
    ALÇITAŞI, Doğada jips (CaSO4.2H2O) ve anhidrit (CaSO4) olmak üzere iki türü bulunan ve ticarette alçı elde edilmesine yarayan endüstriyel hammadde. Anhidrit (kristal susuz) bazı ülkelerde sülfürik asit üretiminde kullanılır; bunun dışında kullanım alanı pek yaygın olmamakla beraber, son yıllarda kimya endüstrisinde önem kazanmıştır. Jips (kristal sulu), düşük derecede ısıtılınca kristal suyunun yarısından fazlasını kaybeder ve alçıya dönüşür. Beyaz toz halinde olan alçı, yeniden su emdiğinde sert bir kütle haline gelir ve bu özelliğinden dolayı, bazı katkı maddeleriyle beraber geniş bir kullanım alanı bulmuştur. Çimento üretiminde % 3-5 oranında alçı taşı ilave edilerek klinker elde edilir. Ticari değeri olan jips % 85-95 saflıkta olup, % 5-15 lik kısmı kireçtaşı, dolomit, kil mineralleri ve diğer evaporik çökellerden ibarettir. Jipsden alçı elde edilmesi dehidratasyon işlemi ile ve aşağıdaki formüle göre oluşur:
    160-180° Yüksek su buharı basıncı altında
    CaSO4.2H2O —> CaSO4 1/2 H2O+3/2 H2O
    böylece elde edilen yarım hidratlı kalsiyum sülfat; iri kristallidir ve bunun öğütülmesiyle a- Alçı elde edilir. Bunun çekme dayanımı 66 kg/cm2, basınç dayanımı 560 kg/cm2 olup priz süresi 15-20 dk’dır. Aynı yarım hidrat sülfat; 150°C ısı ve atmosfer basıncı altında elde edilirse; b- Alçı olarak tefrik edilen tür oluşur. b- Alçının çekme dayanımı 13 kg/cm2, basınç dayanımı, 56 kg/cm2 ve priz süresi 25-35 dk dır. Ham jips, beyaz boya ve dolgu maddesi olarak kağıt ve pamuklu tekstil maddelerine katılır. b- alçısı bilinen normal yani adi alçı olup, dünya tüketiminin % 90'ını teşkil eder. a alçısı daha kaliteli ve ince öğütülmüş olup, kalıp, seramik ve tıpta kullanılır ve dünya tüketiminin % 10’unu oluşturur. Çimento sanayiinde pirizlenmeyi geciktirmek, kömür tozlarında kül oranını arttırmak, nikel izabesinde eritmeyi kolaylaştırma ve bira sanayiinde mayalandırma için kullanılır. Alçı, sıcak ve soğuk yalıtım malzemesi olarak da tercih edilir. Ayrıca yangını geciktirme, nemi dengeleyici özellikleri ile de kullanım yerleri bulmuştur. Ayrıca kimya sanayiinde de alçıdan yararlanılır.
    ÂLET, Kesme, biçme, sürtme, sıkıştırma, öğütme, çekme ve başka yollarla bir nesne üzerinde maddesel değişiklik yaratmak, maddeye biçim vermek veya nesneleri ölçmek amacıyla kullanılan araç. Kullananın kas gücü ile çalışan türlerine el aleti, hareket verici bir güç mekanizmasıyla donatılmış olanlarına ise işleme makinesi veya takım tezgâhı adı verilir.
    Modern el aletleri; 1- Çekiç, balta ve keser vb. aletler vurma aletleri, 2-Bıçak, biz,testere, törpü, keski, matkap ve rende gibi aletler; kesici, delici ve kazıyıcı aletler, 3- Tornavida gibi aletler, vidalama aletleri , 4- Metre, mira, teodolit, nivo, takeometre gibi ölçme aletleri, 5- Tezgaha monte edilen mengene gibi tamamlayıcı aletler; yardımcı aletler; olarak sınıflandırılabilmektedir.
    ALEV KESİCİ, Emilen metanın dışarı atılması veya kullanılması sırasında oluşacak alevin gerideki tesislere geçişini önleyen düzen.
    ALEV SIZDIRMAZ CİHAZ, Patlayıcı gaz ortamında çalışmak üzere ALSz standart isteklerine göre dizayn edilip teste tabi tutulmuş, sertifika ve imal lisansı verilmiş cihaz. Patlayıcı gaz ortamında çalışabilen bu tür cihaz veya tesisat (Ex) Explosion Proof, (ALSz) alev sızdırmaz cihaz veya tesisat diye isimlendirilir. Bir cihazın alev sızdırmaz olabilmesi için —> Alev sızdırmazlık konusu ile ilgili özel standart, yönetmelik ve şartnamelerle belirlenen koruma tiplerinden biri veya daha fazlasının bütün özelliklerini dizayn ve yapısında sağlaması ve bunların testler neticesinde de sağlandığının yetkili otoritelerce onaylanması lazımdır. —> Patlayıcı gaz grupları. Alev sızdırmazlık test istasyonu.
    ALEV SIZDIRMAZ CİHAZ TANITMA KODU, ASLz (Alev sızdırmaz) test sertifikası ve imal lisansı alınmış bir cihazın etiketinde bulunan ve cihazın alev sızdırmazlık karakterini belirten kod. Bu kod aşağıdaki şekilde verilir.
    Ex d.e I.II T5
    Alev
    sızdırmaz cihaz x — — —
    Alev sızdırmaz
    koruma tipi — x — —
    Patlayıcı
    gaz grubu — — x —
    Cihazın
    sıcaklık sınıfı — — — x

    ALEV SIZDIRMAZLIK (ALSz), Devamlı veya zaman zaman ark ve kıvılcım çıkararak çalışan cihazların, bilhassa elektrik motorlarının patlayıcı toz, buhar, gaz bulunan işyerlerinde yani patlayıcı ortamlarda, kullanılabilmelerini sağlayan özellikleri. Bu tür cihazların patlayıcı ortamlarda kullanılmaları için yapılışlarında ve kullanılışlarında özel tedbirler alınması gerekmekt ve bu konu genel olarak “Alev sızdırmazlık” kapsamı içinde tanımlanmaktadır. —> Patlayıcı gaz ortamı.
    ALEV SIZDIRMAZLIK KORUMALARI, Alev sızdırmaz cihaz ve tesislerin, alev sızdırmazlık özelliğinde olmalarını sağlamak için kullanılan koruyucu aksesuar. Alev sızdırmaz cihaz ve tesislerin koruma tipleri ve sembolleri:
    (d) Alev sızdırmaz muhafaza
    (e) Artırılmış emniyet
    (i), a, b Kendinden emniyetli
    (p) Basınçlı koruma
    (q) Tozla koruma
    (c) Yağla koruma
    (s) Özel koruma
    Sınırlı hava sızdırmaz
    ALEV SIZDIRMAZLIK TEST İSTASYO-NU, Alev sızdırmazlık test sertifikası ve imâl lisansı vermeye yetkili otorite olan Maden Dairesi Başkanlığı adına alev sızdırmazlık konularını inceleyen, testlerini yapan, bu testlerden elde edilen neticeleri değerlendirip ilgililere aktaran, sertifika ve imâl lisans şartlarını takip ve kontrol eden kuruluş. —> Patlayıcı ortam standartları.
    ALFA ALÇI, —> Alçıtaşı.
    ALFA SEPİYOLİT, —> Lületaşı.
    ALFRED (BERNHARD) NOBEL, (d. 21 Ekim 1833, Stokholm, İsveç-Ö.10 Aralık 1896, San Remo, İtalya); Dinamiti ve daha güçlü patlayıcı maddeleri geliştiren İsveçli kimyacı, mühendis ve sanayici. Ayrıca Nobel ödüllerini dağıtan vakfın kurucusu.
    ALIN, 1) Ayak, taban veya galeri ( lağım, kılavuz, başaşağı, başyukarı vb.) ilerlemelerinde ve açık işletmelerde cevher, kömür veya taşta üretim ve ilerleme çalışmalarının yöneldiği dikey yüzey parçası. 2) Mermer işletmelerinde taşın çıkıntı yapan en ileri yüzü. 3) Ayna. 4) Arın.
    ALINDA TAVAN BASINCI, İstihsal yerindeki alınmamış kömür damarı üzerinde tavan katmanlarının oluşturduğu basınç birikimi.
    ALINDI BELGESİ, Maden hakkı için müracaatlarda ilgili dairece verilen ve üzerinde gün, saat ve dakika yazılı ve öncelik hakkını belirleyen belge.
    ALIN KONVEYÖRÜ, Kazılan madenin ayak boyunca taşınmasını sağlayan konveyör.
    ALIN MEKANİZASYONU, Alında madenin çıkarılmasında gevşetme ve yükleme işleminin makine ile yapılması. Alında madeni gevşetme ve yükleme işleminin; hemen hemen tamamı makine ile yapılan ayaklar “Tam Mekanize Ayak”, kısmen yapılan ayaklar da “Yarı Mekanize Ayak” diye isimlendirilir. Bu ayaklarda tahkimatın yerleştirilmesi el veya makine ile yapılabilir. Mekanize kömür kazısında tavanın, taban taşlarının sağlam veya çürüklüğüne, kömürün sertliği veya yumuşaklığına göre genel olarak, rendeliyici (hobel, kesici veya kesip yükleyici potkabaç makinesi veya tanburlu kesici) ve darbeyle koparıcı (ramgeret) makineler, tahkimat ünitesi olarak da alına dik testere veya sıra halinde sarma ile hidrolik veya sürtünmeli münferit madeni direkler veya takım halinde hidrolik yürüyen tahkimat kullanılır.
    ALİDAT, 1) Bir ucu üzerinde dönebilen ve öteki ucu bölümler veya bir topografya plançetesi üzerinde yer değiştiren tahta veya madeni cetvel. 2) Bir teolitin hareket eden kısmı.
    ALİYMAN YÖNTEMİ, Heyelanlı sahada alınan izleme noktalarının , ilk konumlarına göre ortaya çıkabilecek değişikliklerin, hareketsiz zemin üzerinde alınan iki nokta arasındaki bir referans doğrultuya göre belirlenmesi şekli. Bunun için aliyman başlangıçlarından birisine kurulan elektronik takeometre ile izleme noktasının doğrultudan sapma açısı ve noktaya olan mesafe ölçülür. Bu ölçüler belli zaman aralıkları ile tekrarlanarak izlenen noktanın hareket yönü ve miktarı değerlendirilir.
    ALLOMETAMORFOZ, —> Metamorfoz.
    ALLOTROPİ, Kimyasal elementlerin farklı görünebilme özelliği. Örneğin, fosfor, allotropik değişim özelliğinden dolayı sarı ve kırmızı görünebilmekte; karbon; elmas, grafit ve amorf ( is) şekillerinde olabilmekte; gazlar arasında oksijen, ozon hâline dönüşebilmektedir. Berzelius tarafından isimlendirilen allotropi, bir strüktür ( iç yapı) olayıdır. Allotropik maddelerin bir yapıdan diğer yapıya dönüşmesi herzaman mümkündür; diğer taraftan kimyasal özellikleri temelde farklı değildir.
  4. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    ALLOTROPİK METAL, Çeşitli kristal strüktürüne (yapısına) sahip olan metal. Misal olarak demir, a, ß, d ve Ğ olmak üzere dört ayrı strüktürde olabilen allotropik bir metaldir. Miknatisi ve yumuşak olan a demir “ferrit” 768 ½C da ß demire, ß demir 910½C’da “austenit” d demire, d demir 1390½C Ğ demire dönüşür. a demir d demir haline geçerken kristal strüktürü değiştiğinden hacmi küçülür.
    ALMAN GÜMÜŞÜ, Nikel, bakır ve çinkodan oluşan beyaz renkli; gümüşe benzer alaşım. —> Bakır alaşımları.
    ALOKTON KÖMÜR YATAKLARI, Nebat enkazlarının yetiştikleri yerlerden başka yerlere taşındıktan sonra kömürleşmeleri sonucu meydana gelen külü fazla kömür yatakları. —> Otokton maden yatakları.
    ALOXİTE, —> Korund.
    ALSz (ALEV SIZDIRMAZLIK ONAY İŞARETİ), Yetkili otorite tarafından dizayn ve prototipi incelenmiş ve test edilerek sertifikalandırılmış alev sızdırmaz cihazların etiketine konan alev sızdırmazlık test istasyonunun amblemine alev sızdırmazlık onay işareti denir. Türkiye’de bu işaret çift parantez içinde ((ALSz)) dir.
    ALSz TEST SERTİFİKASI VE İMAL LİSANSI, Bir cihazın dizaynının ve prototipinin alev sızdırmazlık test istasyonunda incelenip test edilmesi sonucu bu cihaz için hazırlanmış ve yetkili otoritelerce onaylanmış test sertifikası ve imal lisansı. İmalatçı firma, belirli bir cihaz için test sertifikası ve imal lisansını aldıktan sonra standartlara uygun olarak bu cihazı imal edebilir.
    ALT, Mermer madenciliğinde taşın imalatta oturduğu taraf.
    ALTBANT KONVEYÖRÜ, Alt kısmı ile taşıma yapan konveyör.
    ALTERASYON, 1) Yerkabuğunu teşkil eden (kayaçları) formasyonları oluşturan minerallerin fiziksel ve kimyasal etkilerle kompozisyonlarının değişmesi. 2) Bozulma. 3) Çürüme.
    ALTERNATÖR, —> Generatör.
    ALT HALAT, —> Kuyruk halatı.
    ALTIN AYARI, Saf altını takılarda kullanabilmek için katılan gümüş ve bakırın miktarlarından dolayı ortaya çıkan altın kalitesini belirleyen işlem. Altın işlemecilerinin eline, altın 995/1000 veya 999,5/1000 tanımlamalarıyla yani 24 ayar olarak gelir. Altın işleyenler bunu takılarda kullanabilmek için 22,18 ve 14 ayar haline getirir. İstenilen ayara getirilmek için saf altına ilave edilecek katkılar, beyaz altında 1/3 oranında gümüşten ve sarı altında 2/3 oranında bakırdan oluşur. 995/1000 saflıktaki 24 ayar altında; 22 ayar altın 995/916= 1,086 2445 hesabı ile elde edilir ve burada 86,24 gr katkı, 18 ayar altın 995/750= 1,32666... hesabı sonucu 326,66 gr katkı ve 14 ayar altında ise 995/585=1,700 8547yanı 700,85gr. katkı ilave edilir. Saf altını milyem olarak dikkate alan hesaplamada ise;
    24 ayar altın, 1000/24 = 41,66 milyem
    22 ayar altın, 1000/22 = 45,45 milyem
    18 ayar altın, 1000/18 = 55,55 milyem
    14 ayar altın, 1000/14 = 71,42 milyem olur.
    ALTİMETRE, 1) Hava basıncından yararlanarak çalışan, yükseklik ölçme cihazı. 2) Yükseklik ölçer. Bellibaşlı iki tür altimetre vardır. Biri hava basıncını gösteren basınç altimetresi, diğeri bir radyo sinyalinin havadaki bir cisimden yere gidiş dönüş süresini ölçen radyo altimetredir.
    ALTKESME, —> Potkabaç çekmek.
    ALT TABAN YOLU, Uzun ayak üretim sisteminde, ayaktan gelen kömürü taşıyan bant veya vagonların bulunduğu galeri.
    ALUNDUM, —> Korund.
    ALÜMİN, 1) Alüminyum oksidinden ibaret olan değerli bir taş. Alümin içinde bulunan renkli maddelere göre —> Yakut (kırmızı), zebercet (sarı), safir (mavi) gibi ayrı adlar alır. 2) Suda çözünmeyen 2050½C’da eriyen, beyaz bir toz olan (Al2 O3).
    ALÜMİNA, 1) Öğütülmüş boksit cevherinin, sudkostik etkisi, yüksek sıcaklık ve yüksek basınçlı buhar etkisi altında çözünürleştirilip; bu ortamda erimeyen komponentlerin çöktürülerek filtre edilip çamur hâlinde atılmalarından sonra, sıvı fazda teşekkül etmiş olan sodyum alüminat çözeltisinin, aşı maddesi olarak ilâve edilen alüminyum hidrat etkisi, karıştırma ve soğutma sonucu alüminyum hidrata dönüştürülmesinden sonra alüminyum hidratın çöktürülüp filtre edilmesi ve bunun da kalsine edilmesi sonucu meydana gelen ve alüminyum üretiminin ara maddesi olan suda çözünmeyen 2050°C da eriyen beyaz bir toz olan alüminyum oksit. ( Al2 O3).
    ALÜMİNOTERMİ, Alüminyumun, yüksek sıcaklıklar elde etmek ve bazı metalleri hazırlamak için kullanılması.
    ALÜMİNOZ, —> Pnomokonyoz. Toz.
    ALÜMİNYUM, (Al), Gümüş parlaklığında beyaz, özgül ağırlığı 2.56 (2.7) olan, 658°C’de ergiyen, 2056°C’’de kaynamaya başlayan hafif metal. Çekme mukavemeti muhtelif durumlarda 7-18 kg/mm2. Uzama, muhtelif durumlarda %2-6 veya %20-35. Alüminyum metali, dövmeye, çekmeye ; özel bir kaynak tozu ile kaynak yapılmaya uygun olup ; ince tel şeklinde çekilebilir, en ince tabaka şeklinde haddelenebilir ve darbeyle işlenebilir. Açık havada ve inceltilmiş organik asitler etkisine karşı dayanıklıdır. Alüminyum, yumuşak olup, demirden üç kat daha hafiftir ve alüminyumun özgül ağırlığı bakırdan üç defa düşük olmakla beraber iletkenliği bakır iletkenliğinin %62' sine erişir. Alüminyum oksijene karşı büyük bir ilgisi olmakla beraber ince bir amorf alümin tabakası (Alüminyum oksit veya hidroksit) ile (0,1) korunursa havadan müteessir olmaz, suyu da bozundurmaz. Alüminyumun yumuşaklığı birçok uygulama alanında saf olarak kullanılmasına imkan vermez; bu bakımdan, genellikle “hafif alaşımlar” adı verilen çeşitli alüminyum alaşımları yapılır. Üretim, gümrük, uluslararası ticaret ve alüminyumla ilgili örgütlerin sistemlerinden kaynaklanan, alüminyum sınıflandırmaları vardır. Üretim aşamalarına göre alüminyum sınıflandırmasını aşağıdaki gibi yapmak mümkündür :
    a)Döküm mamullleri (döküm ingotu, işleme ingotu, sürekli döküm levha, granüle alüminyum, toz alüminyum), b) Hadde mamullleri (en az 6 mm kalınlığı haiz “sıcak levha” , 0.2 mm-6mm arasında olan “soğuk levha”, 7-200 mikron arasında kalınlığı olan —> “Folyo”),
    c) Ekstrüzyon mamulleri (içi dolu profiller, içi boş profiller, alüminyum tel)
    d) Parça döküm mamulleri (kum döküm mamulleri, kokil döküm mamullleri, basınçlı döküm mamulleri).
    ALÜMİNYUMLAMA, Demir gibi ucuz bir metali, ince bir alüminyum tabakası ile kaplayarak gerek sulu ortamda, gerek yüksek sıcaklıklarda aşınmaya karşı koruma usulü.
    ALÜMİNYUM BRONZU, İçerisinde % 89-95 arasında bakır, % 5-11 aluminyum bulunan aluminyum alaşımı.
    ALÜMİNYUMUN SINIFLANDIRILMASI, —> Alüminyum ürünleri.
    ALÜMİNYUM TAŞI, Boksit.
    ALÜMİNYUM TUNCU, % 4-15 arasında bir oranda alüminyum ve daha az miktarlarda başka metaller içeren bakır alaşımları. Güçlü ve yenime (korozyona) karşı dirençli bir alaşım olan alüminyum tuncu pek çok makine parçasının ve aletin yapımında kullanılır. Altınsı rengi ve kararmaya karşı direnci nedeniyle kuyumculukta ve mimarlıkta da kullanım alanına sahiptir.
    ALÜMİNYUM ÜRÜNLERİ, Kullanım alanlarına, üretim teknolojilerine, ticari ve endüstriyel sistemlere bağlı olarak elde edilen ve bunlar dikkate alınarak tasnife tabî tutulmuş alüminyum mamûlleri. Üretim teknolojisine bağlı olarak alüminyum; ( 1) Döküm ürünleri, (2) Hadde ürünleri, (3) Ekstrüzyon ürünleri, (4) Parça döküm ürünleri olmak üzere dört grupta toplanabilirler. Döküm ürünleri, kendi gurubunda
    a) Döküm ingotu: Alaşımlı külçe, alaşımsız külçe, elektrik iletgeni ( ECG).
    b) İşleme ingotu: Yuvarlak ve köşeli ingot ( Ekstruzyon ürünlerinin üretimlerinde kullanılır.)
    c) Sürekli döküm levha ve çubuk.
    d) Granüle alüminyum.
    e) Toz alüminyum, olarak sınıflandırılır. Hadde ürünleri de, a) Sıcak hadde (6 mm ve daha üst kalınlıkta levha rulo). b) Soğuk hadde ( 0,2 mm- 6 mm arasındaki levha, rulo, şerit, disk). c) Folyo ( 7-200 mikron inceliğinde levha) olarak tanımlanırlar. Ekstrüzyon ürünleri; a) Çeşitli profiller ve b) Alüminyum tellerden oluşurlar. Parça döküm ürünleri ise; a) Kum döküm ürünleri, b) Kokil döküm ürünleri. c) Basınçlı döküm ürünleri gibi üçe ayrılabilirler.
    Özellikle gelecekteki kullanım alanlarının dikkate alınması ile yapılan ve ülkemiz “ Gümrük tarife ve istatistik pozisyonu” nda ( GTİP) esas alınan alüminyum ürünleri sınıflandırılması şu şekildedir: Külçe; alüminyum toz ve pullar; ekstruzyon ürünleri; levha, iletkenler; folyo; döküm ürünleri.
    ALÜVAL CEVHER YATAKLARI, Primer ve daha yaşlı cevher yataklarının mekanik etkiler altında parçalanarak, başka bir yerde tekrar depo edilmeleri ve zenginleşmeleri suretiyle teşekkül eden cevher yatakları. Bunlar sekonder maden yatakları diye tanımlanan gruba girer. —> Eluvial maden yatakları.
    ALÜVİYON, Genç jeolojik zaman içinde, sularla sürüklenerek bir yerde birikme meydana getiren gevşek sedimanlardan oluşan en genç formasyonlar.
    ALPAKS, Mekanik direnci pek yüksek olmayan (18 kg/mm2), çok kolay bir döküm sağlayan %13 silisyumlu, alüminyum-silisyum alaşımı.
    ALTIN RAFİNASYONU, Izabe sonucunda elde edilen ve bünyesinde % 90-95 Au bulunan ürünün, % 99,5 Au saflığına getirilmesi. İzabe sonucu elde edilen altının bünyesinde, altının yanısıra bakır, kurşun, demir, bizmut, arsenik, antimuan ve çinko bulunabilir. Bu empüritelerin ayrılması ile, satılabilir kalitede ( % 99,5 Au) altın elde edilir. % 90- 95 Au içeren dore altının rafinasyonu “ Miller Yöntemi” ne göre yapılır. Buna göre dore metal Al2 O3 esaslı bir potada ergitilir ve eriyen sıvı metal içine Al2 O3 esaslı üfleme borusu ile Cl2 -gazı gönderilir. Em-püriteler sıvı klorür bileşiklerine ( Ag Cl, Cu Cl2, Pb Cl2, Zn Cl2 ) dönüşür veya bir bölümü buharlaşır. Klorlama süresinin sonlarına doğru empüriteler iyice azalınca altın da Au Cl3 şek-linde buharlaşmaya başlar. Bu noktada işlem tamamlanır. Oluşan bu sıvı, curuf alındıktan sonra yaklaşık ( % 99,5 Au, % 0,4 Ag, % 0,1 di-ğerleri) kompozisyonundadır. İstenirse bu metal anot bakırı şeklinde dökülerek elektrolitik rafinasyona ( Wohlwill prosesi) gönderilerek % 99,9 halinde altın üretilir. Miller yönetmiyle elde edilen altın külçeler 996-997 ve Wohlwill yöntemi ile elde edilen altın külçeler 999,5-999,8 saflıktadır.
  5. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    ALTIN SUYU, 1) Altını ve platini çözündüren nitrik ve hidroklorik asitler karışımı. 2) Kral suyu.
    AMALGAMASYON, Altın ve gümüş ihtiva eden öğütülmüş cevherlerden civa yardımı ile altın ve gümüşün civa içerisi ne alınması işlemidir. Bu işlemden sonra bir yandan civa tekrar kazanılır; diğer yandan kıymetli metaller elde edilir.
    AMAZON TAŞI, 1) Rengi sarı yeşilden mavi yeşile kadar değişen bir K- feldispat türü (Mikroklin). 2) Amazonit.
    AMBUAJ, 1) Yangın barajı kapatıldıktan sonra barajın arkasına şlam veya su vermek suretiyle yangının söndürülmesi. 2) —> Çamurlama.
    AMELE BİRLİĞİ, 10 Eylül 1337 tarih 151 sayılı Ereğli Havzai Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanunun 4. maddesi uyarınca Ereğli Kömür Havzasında çalışan işçilere, ekonomik ve sosyal yardım sağlamak amacıyla Amele Birliği ve İhtiyat Teavün sandıkları (Amele Birliği Biriktirme ve Yardımlaşma Sandığı) adı altında kurulan tüzel kişiliği haiz, Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı kuruluşun adı.
    AMENAJMAN, 1) Genel anlamda madencilikte, bir rezervin işletilmesi için gerekli olan ve maden kitlesi dışında yapılan ana kuyular, galeriler vb. her türlü hazırlık işleri. 2) Açık işletmecilikte, maden kitlesine ulaşıncaya kadar yapılması gerekli işlerin tamamı. 3) —> Developman.
    AMETİST, 1) Bünyesindeki bazı iz elementler nedeniyle hafif mor renkte, kristal kuars. 2) Ziynet taşı olarak kullanılan kuars. Bazı inanışlara göre alçakgönüllülük, hoşgörü, mutluluk ifade eder.
    AMORF, —> Kristal.
    AMONYAK (NH3), Azot ve hidrojenin en basit kararlı bileşiği olan ve renksiz, keskin kokulu gaz. Sanayide kullanılan birçok önemli azot bileşiğinin üretiminde başlangıç maddesi olarak kullanılır.
    Sanayide amonyak elde etmek için uygulanan başlıca yöntem, hidrojen ve azotun doğrudan bileşimini sağlayan Haber-BOSCH yöntemidir. Ayrıca kok fabrikalarında da yan ürün olarak amonyak elde edilir.
    Amonyak; ençok gübre sanayiinde; amonyağın amonyum nitrat, amonyum fosfat vb. tuzlarının (sun’i gübre) üretiminde kullanılır.
    Soda üretiminde yaygın olarak uygulanan amonyok-soda (ya da Solvay), yönteminde amonyağı nitrik asite dönüştüren Ostwald işleminde ve alaşım levhalarının yüzeylerini sertleştirmek için uygulanan nitrürleme gibi çeşitli metalurji işlemlerinde de amoyaktan yararlanılır.
    Amonyak suda kolayca çözünerek amonyum hidroksit (NH4OH) adıyla bilinen alkali çözeltiyi oluşturur. Amonyak sıkıştırılarak ya da yaklaşık -33°C’a kadar soğutularak kolaylıkla sıvılaştırılabilir. Sıkıştırılmış amonyak yeniden gaz haline dönerken çevreden önemli miktarda ısı alma (1 gr amonyak 327 kalori ısı emer) özelliğinden dolayı soğutma ve havalandırma donanımlarında soğutucu olarak da kullanılır.—> Nitrik asit.
    AMONYUM KLORAT, Amonyaklı (NH4) kökü olan, yanıcı madde ile karıştırıldığı zaman bir alev teması, sürtünme veya darbe ile hemen patlayan ve stabil olmayan madde (NH4ClO3).
    AMONYUM KLORÜR (NH4Cl), Nışadır olarak da bilinir. Hidrojen klorür (Tuz asidi, tuz ruhu, kloridrik asit) ve amonyağın tepkimesi ile oluşan tuz. Ençok kuru pillerde elektrolit olarak kullanılan nışadır, galvanizleme ve kalaylamada ayrıca metal yüzeylerindeki oksit katmanını gidererek lehim tutmasını kolaylaştırmak amacıyla lehimcilikte de yaygın olarak kullanılır. Piyasadaki birçok soğuk alğınlığı ve öksürük ilaçının bileşiminde de amonyum klorür bulunur.
    Renksiz kristalleşmiş bir madde olan amonyum klorür suda kolayca çözünerek hafif asit özelliğinde bir sıvı oluşturur. 340°C’da erimeden buharlaşarak, eşit hacimlerde amonyak ve hidrojen klorür verir.
    Amonyum klorür, sodyum karbonat üretiminde uygulanan solvay yönteminde (amonyak-soda yöntemi) ortaya çıkan bir yan üründür. Amonyum sülfat ve sodyum klorür çözeltilerinin tepkimesinden de elde edilebilir.
    AMONYUM NİTRAT ŞARJ TABANCASI, —> Şarj tabancası.
    AMORTİSMAN, 1) İşletmelerde bir yıldan fazla kullanılan, eskiyen ve değerden düşen maddesel ve maddesel olmayan değerlerin ve hakların karşılıklarının kullanılabilecekleri süre içinde ödenmesi. 2) Duran varlıklara yatırılmış olan sermayenin tekrar geri alınması işlemi. 3) Kullanılan duran varlıkların bu kullanımdan veya diğer nedenlerden ileri gelen değer kayıplarının maliyetlere geçirilmesi işlemi.
    AMPUL CAMI, İçine serum, aşı, ilaç gibi bozulmadan saklanması gereken ecza maddeleri konulan ampullerin yapıldığı cam. Ampul camının bileşimindeki silis ve borik asit oranı çok fazladır.
    ANA BANT, İkincil bant veya bantlardan aktarılan yükü taşıyan, büyük kapasiteli bant. —> Ana galeri.
    ANA DEKAPAJ, Örtü tabakası ile ekonomik olmayan üst ve yan kesim madeninin alınması işlemi. Ana dekapajın ilk kesimini —> Öndekapajteşkil eder. Öndekapaj işlemi bittikten sonra istihsale geçilebilir.
    ANAEROB, Havasız yaşar. —> Aerob.
    ANA GALERİ, İhraç kuyusuna irtibatlı ve işletmecilik açısından önemli olan damar istikametinde sürülen ana ulaşım (nakliyat) ve havalandırma yolu. Madencilikte esas veya daha önem taşıyan bir yeri tanımlamak için, yer belirten kelimenin başına ana eki konularak o yerin önemi belirtilir. Ana-kat, -hava giriş yolu, -dönüş yolu, -ihraç kuyusu, -kablo, -kaya, -nakliyat yolu, -pervane, -toplama bandı, -vantilatör, -yol, vb.
    ANA HALAT, —> Ana ve kuyruk halatlı çekme düzeni.
    ANAHTAR TAŞI, —> Kilit.
    ANA KAT, Yeraltı işletmesinde diğer katlardan getirilen madenin taşındığı ve temiz havanın giriş yaptığı ocak katı.
    ANA KUYU, Ocaktan, cevher, taş, su, personel çıkmasını ve ocağa, personel, malzeme, enerji ve hava girmesini sağlayan kuyu.
    ANA KUYU KESİTİ, Ana kuyuda kullanılan ihraç sistemlerine ait kafes ve skiplerin hareketlerini sağlamak üzere ayrılmış bölmeleri, kayıtları, kafesleri, kirişleri, basınçlı hava ve su boruları ile güç kabloları, vb. tesisatın durumunu gösteren kuyu eksenine dik kesit. Ana kuyuda emniyet amacı ile imdat vinci kafesi ve kontrpuası için özel bölme de bulunabilir.
    ANALİZÖR, Kimyada bir olay, yapı ya da sistemi çözümlemede kullanılan cihaz, çözümleyici diye de isimlendirilir.
    ANA VE KUYRUK HALATLI ÇEKME DÜZENİ, Ayrı ayrı tamburlara sarılmış, dolu arabaları çeken bir ana halatla dolu arabalar çekilirken dengeyi sağlayan, dönüşte ise boş arabaları çeken bir kuyruk halatından oluşan taşıma düzeni.
    ANA YOL, —> Ana galeri.
    ANBAR, 1) Bir işletmede elde bulunan her türlü taşınabilir malların alınması, muayene edilmesi, dağıtımı ve korunması ile uğraşan yer veya idari ünite. 2) Depo.
    ANBARLI AYAK İŞLETME METODU, İhtiva ettiği maden sağlam, kendi kendine oksitlenmeyen, tavan ve taban taşları sağlam, dik ve orta kalınlıktaki damarlarda (kalın damarlarda azami kalınlık cevherin hiç tahkimata lüzum göstermeden durabileceği açıklık) başyukarı açık veya rambleli ayaklarda olduğu gibi hazırlık yapılarak kazılan cevherin kabaran kısmı kadarını alıp geri kalan kısmını panoda kazı bitinceye kadar yerinde bırakıp daha sonra ambarlanmış cevherin tamamını üretime alma esasına dayanan (üretim) işletme metodu.Anbarlı ayakların hazırlık ve işletme masrafları az olup, tahkimata pek lüzum göstermez; işçiler emin yerde çalışır. Şütlerin büyük parçalarla tıkanması tehlikesi vardır. Yan taş cevhere karışabilir. Uygulama başarısız olduğu takdirde başka bir metoda geçilemez.

    ANDEZİT, 1) Yeryüzünde volkanik faaliyetlere sahne olmuş bölgelerde oluşmuş alkalikalk ve alkali karakterli, petrografik olarak diyorit ve benzeri derinlik kayaçlarının püskürük serileri. Bazen poröz, gri, siyahımsı temel renk gösteren bu kayaçlar, daha yaşlı unsurlarında değişimden dolayı yeşilimsi, kahveremgimsi, kırmızımsı ve benekli bir görünüm arzederler. Ankara civarında bol bulunan andezit, yapılarda kullanılır ve Ankara taşı olarak da isimlendirilir. 2) Genellikle genç tersiyer volkanizmasında oluşmuş alkalikalkerli, az kuarslı veya kuarssız diyoritik mağmadan oluşan bir cins püskürük kayaç.
    ANEMOMETRE, 1) Hava akımı hızını ölçme aleti. 2) Rüzgarölçer.
    ANEROİT BAROMETRE, Ocakta hava basıncını ölçen aygıt.
    ANGLDOZER, Öndeki bıçağı, yukarı veya aşağı tek taraflı hareket ettirebilen veya sağa veya sola döndürebilen, dozer. —> Buldozer,
    ANGLEZİT, —> Kurşun.
    ANHİDRİT, Kalsiyum sülfat (CaSO4) kimyasal bileşiminde, bazı kayaçların bünyesinde kayacı teşkil eden unsurlar arasında bulunan bir mineral. Açık denizle ilişiği kesilmiş kapalı basenlerde buharlaşma sonucu çökelmeyle oluşur. Suyun doyma ve tuzların erime özelliklerine göre önce güç eriyen kireçtaşı, dolomit, sonra jips yani anhidrit, bunları takiben kayatuzu ve en sonunda da çabuk çözülme özelliğindeki potasyum ve magnezyum klorür çökelir. Anhidrit, sülfirik asit üretimi hammeddelerinden biridir. Tabii veya sentetik anhidrit katkı maddesi ilave edilerek yeraltında tahkimat arkası, galeri yanları ve baraj dolgu maddesi olarak kullanılır (Köpüklü ramble). Belli bir su-katı madde oranı vardır. Bilhassa tabii anhidritin çabuk donma ve fazla ısınmama özelliği yanında hacim değişikliğine uğramama ve plastik gibi olma özellikleri vardır. Anhidrit tam donma aşamasında yüksek sağlamlığa sahiptir. —> Alçıtaşı —> Jips.
    ANİ GAZ BOŞALMASI, 1) Yeraltı çalışmaları sırasında; jeolojik yapıdan dolayı basınç altında bulunan metan, CO2 vb. gazların çalışılan yere ani olarak püskürmesi suretiyle serbestleşmeleri ve dolayısı ile kömür ve diğer katmanların açılmış boşluğa yayılmaları. 2) Degajman (Degajman enstantane). 3) Damar patlaması.
    ANİZOTROP, Belirli fiziksel doğrultulara göre özelliği değişen cisimler.
    ANJİLDİT, Killi kayacın mekanik etkilerle sertleşip levhalara ayrılabilen türü.
    ANKARATAŞI, —> Andezit.
    ANKERAJ TAHKİMATI, 1) Betonarme kiriş şeklinde çalıştırmak amacı ile, kayaçlara delikler delinerek içine demir teçhizat yerleştirmek suretiyle yapılan tahkimat. Ankerajın görevi, birkaç kayaç katmanını, müşterek bir kitle teşkil edecek şekilde birbiriyle irtibatlamak ve böylece katmanların göstereceği bükülme mukavemetini artırmaktır. Bunun için özel biçimli değişik boy çelik malzeme, daha önce delinmiş yerlere çakılır ve böylece kayaçların betonarme kiriş şeklinde çalışması sağlanır. 2) —> Tavan civatası.
  6. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    ANMA BOYUTU, Cevher hazırlama çalış-maları ile ilgili bir boyut sınıflandırılasında tağdiye (besleme) maddesinin ayrılmak istendiği parça boyutu.
    ANMA KAPSİTESİ, Kazıcıların (ekskava-törlerin) normal koşullarda yapması gereken kazı miktarının ifadesi. Pratikte kazıcıların çalışma verimleri yapılan fiili iş miktarının anma kapasitesine oranı ile değerlendirilir. Anma kapasitesi; nominal kapasite ve normal kapasite diye de ifade edilir. —> Ekskavatör, Bager, Kepçeli bager, Aktarıcı kazıcı.
    O= Dragline veya ekskavatörün anma kapasitesi (m3/h), C= Döngü (Saniye), V= Kepçe hacmi (m3), F1= İşyeri randımanı, F2= Kepçe dolma faktörü, F3= Malzeme kabarma faktörü
    O= 3600/C.V.0,764. F1.F2.F3
    ANMA KESİTİ, 1) Kesiti önemli olan tel, halat, çubuk vb. maddelerin standartlarda belirtilen kesit değeri. 2) Nominal kesit.
    ANO, İstinat duvarları, galeri veya kuyularda beton, betonarme, taşduvar veya kemer inşaatlarında meydana gelebilecek defor-masyonların tüm tahkimatı etkilemesini önlemek ve deforme olan kısımların kolay tamir edilebilmesini sağlamak için söz konusu tahkimatın bloklar halinde inşa edilen kısımları.
    ANOMALİ, 1) Kaide dışı olan şey. 2) Yeryü-zünde sistemli bir dağılım ve belirli bir ölçü değeri gösteren manyetik alanın bir lokasyonda alışılmamış değişiklik göstermesi. Aynı şekilde radyoaktif, yerçekimi, yer akımları değerlerinin normallerinden farklı olması da anomalidir ve maden aranmasında önemli belirtiler olarak değerlendirilir. 3) Sapaklık, düzgünsüzlük.
    ANOTLAMA, Elektrolizle uygulanan metal kaplama yöntemi. Anotlama işlemi, paslanmaya karşı koruma, elektrik yalıtımı, ısı kontrolü, birleştirme ve sızdırmaz hâle getirme, aşınma ve yıpranmaya karşı dayanıklılık ve süsleme amacıyla yapılır.
    Bu teknikte, üstü kaplanacak mâlzeme elektroliz kabının anoduna yerleştirilir; elektrolit olarak da bir metalin, genellikle aluminyumun sulu çözeltisi kullanılır. Elektrik verildiğinde çözeltideki aluminyum ayrışarak anottaki malzemenin üstünde ince, sert ve gözeneksiz bir katman oluşturacak şekilde çökelir.
    Renkli bir yüzey elde etmek için çökeltilecek maddeye boya da karıştırılabilir.
    ANOT ÇAMURU, Bakırının elektro rafinasyonu esnasında oluşan, içerisinde gümüş, altın, selenyum, tellür ve az miktarda da olsa platin, paladyum bulunan ürün. Bakır anot çamurları selenyum ve tellür için temel ticari kaynaktır. Anot çamurunun işlenmesinde genellikle a- Bakır, tellür ve nikel alınır, b- Selenyum, selenyumdioksit şeklinde buharlaştırılır, c- Kurşun ve kalıntı ana metal empüriteler curuf olarak dore işlemi vasıtasıyla uzaklaştırılır. Bakır anot çamurlarının işlenmesinde farklı yaklaşımlar ( alternatif proses zincirleri) aşağıda gösterilmiştir. —> Şekil.

    ANTİGRİZU DEVRE KESİCİ, Grizulu ocaklarda kullanılan elektrik motorlarını, kısa devre, aşırı yükleme, faz kesilmesi ve toprak kaçaklarına karşı koruyan düzen.
    ANTİGRİZU DİNAMİT, Grizu tehlikesi olan ocaklarda kullanılan emniyetli patlayıcı madde. Bu dinamitler esas olarak yanmayan emici (kizelgur) bir madde ile imal edilen ve içine kolay buharlaşan amonyum oksalat vb. tuz ilave edilen bir patlayıcı maddedir.
    ANTİGRİZU PATLAYICI MADDELER, Ateşleme esnasında grizu patlamasına veya yanmasına meydan vermeyecek şekilde özel imal edilen —> Patlayıcı madde (Eksplosif).
    ANTİKLİNAL, Jeolojik devirlerde meydana gelen tektonik hareketlerle formasyonlarda oluşan kıvrımların semer şeklinde olan kısmı. Antiklinal ekseninin bir tarafa yatması ile oluşan şekline devrik antiklinal denir.

    ANTiMADDE , Evrenin 15-20 milyar yıl önce büyük bir patlama ile oluştuğuna inanan bilim adamları, bu ilk patlama sonucu, saf enerjilerin parçalanıp bildiğimiz maddelere ayrılmasının yanısıra bu oluşum esnasında simetrik sebeplerden dolayı zorunlu olarak ortaya çıkan ve yok olduğu sanılan madde (Positor).
    Antimadde araştırmalarının öncüleri Paul Dirac (1928), Carl David Anderson ve Alman Fizikçi Watter Oelert olup fizikçi Walter Oelert Cenevre’deki Avrupa Atom Araştırmaları merkezi Cern’de anti maddeyi üretmeyi başarmıştır. Anti hidrojen şeklinde ortaya çıkan bu madde kısa ömürlü olduğundan bilimsel olarak izlenmesi mümkün olmamıştır. Ölçüm yapılabilmesi için anti atomların uzun süre hayatta kalabilmeleri, ışık hızıyla hareket etmemeleri gerekmektedir.
    Temel fizik ile evren arasında bir köprü kurul-masını sağlayan bu araştırmalar ; Evren nasıl oluştu? ve Evrenin uzun gelecekte durumu ne olacak? sorularına yanıt bulunmasında yol gösterici olacaktır.
    ANTİMUAN (Sb), Gümüş beyazı renginde kırılgan, özgül ağırlığı 6,62gr/cm3 atom ağırlığı 121,76 olan element. Regulüs denilen metal antimuanın ticarette % 99,60 Sb ve en çok % 0,15 arsenik (As) içermesi istenir. Antimuan bileşikleri içinde ticari açıdan en önemlisi, antimuan trioksittir. Bunun genelde % 99,2- 99,5 Sb2 O3 ve değişik oranlarda arsenik, demir ve kurşun gibi empüriteler ( safsızlıklar) içeren cinsleri, ticarette tercih edilir. Antimuan trioksit yangın geciktirici kimyasal maddelerde kullanılır. Sb2 O3'ün pazarlanmasında aranan en önemli fiziksel özelliklerinden biri, ürünün tane boyutuyla da yakından alakalı olan “ Renk - tonu şiddeti” (Tinting strength) dir. Genelde ürünün ortalama tane boyutu arttıkça, antimuan trioksitin renk-tonu şiddeti azalır. Renk tonu şiddeti düşük olan Sb2 O3, daha az beyazlatıcı etkiye sahip olduğundan, renk pigmentlerinin etkin bir şekilde görev yapmalarına imkân verir. Bu nedenle satıcılar, piyasaya çeşitli renk tonu şiddetine sahip, değişik kalitede antimuan tioksitler sürerler. Piyasaya sürülen kimyasal kalitedeki cevherin, oksit, klorit veya diğer endüstriyel kimyasal bileşiklerin üretiminde doğrudan kullanılacak kalitede olması istenir. Kimyasal kalite sülfürlü cevherdeki arsenik ve kurşun dahil toplam empüritenin de %0,25’i geçmemesi ve her bir empüritenin de % 0,1’in altında olması gerekir. —> Stibin.
    ANTRASİT, Uçucu gazları az, (%5 ile 10 arası) ve kalorifik (yanma) değeri yüksek olan bir cins maden kömürü. Kısa, mavi ve is bırakmayan bir alev ile yanar, az koku çıkartır ve koklaşmaz. Antrasit Amerika’da sert kömür ve Galler’de kaya kömürü olarak adlandırılır. Çıkarıldığı ocağa göre özellikleri önemli farklılıklar gösterir. Amerikan antrasitlerinin ortalama analiz sonuçları aşağıdaki gibi özetlenebilir : Nem %2,8-4,4 ; uçucu madde % 1,9-4,8 ; sabit karbon %75,2-81,8 ; kül %10,1-9,0 ısıl değer 13.360-13130 BTU/lb; veya 7420-7295 kcal/kg; hidrojen %3,7-3,4 ; kükürt %2,2-0,6; karbon%78,3-79,8; azot %1,7-1,0; oksijen %4,0-6,2. Verilen değerlerden birincisi semi-antrasit ve ikincisi antrasit kömürleri içindir.
    ANTROKOZ, —> Pnomokonyoz. Toz.
    APEX, 1) Antiklinal kıvrımının tepe noktalarının oluşturduğu eksen. 2) Kömür damarının en yüksek noktası. 3) Bir dağın en yüksek noktalarının bütünü. 4 ) USA’nın maden kanununda gang’ın mostrası veya yeryüzüne ulaşmayan gang’ın en üst sınırı. 5 ) Gidiş ve dönüşü kesinleştirilmiş indirimli uçak bileti türü.
    API GRAVİTE, Ham petrolün yoğunluğunu tespit etmeye yarayan Amerikan Petrol Endüstrisi Standardı. API gravitenin
    141,5
    derecesi = ––––––––––– 131,5.
    P
    Burada P söz konusu petrolün 60½F’da ölçülen özgül ağırlığı yani yoğunluğu. Bu ölçü sistemi, sudan hafif sıvıların mukayeseli yoğunluk ölçüsünü vermektedir. —> Gravite.
    APLİKASYON, 1) Harita plan ve ölçü belgelerinde bulunan bilgilerin arazide gösterilmesi. 2) İnşaattan önce bir yapının temelinin ve kolon yerlerinin arsa üzerinde saptanarak işaretlenmesi. 3) Süslemek veya dayanıklığını artırmak için kumaş veya deri bir eşya üzerine düz veya desenli başka bir parçanın uygulanması. —> Yol aplikasyonu.
    APOFİZ, 1) Derinlik kayaçlarının veya gang’ların komşu oluşumlar içine nüfuz etmiş uzantıları veya yan kolları. 2) Çıkıntı, kambur.
    APLİT, Derinlik kayaçlarının açık renkli, ince taneli, asidik karakterli gang şeklindeki uzantıları. Batolitten en son kalıp uçucu maddelerle birlikte çatlaklarda katılaşan hemen yalnız kuars ve feldspattan ibaret kısım. —> Pegmatit.
    ARABA, —> Ocak arabası.
    ARA-BAĞ, İki bağ arasına sonradan yapılan takviye tahkimat.
    ARABA KANCASI, Arabaları birbirine veya lokomotife bağlamaya yarayan düzen.
    ARABALI PERFORATÖR, Tekerlekli bir şasi üzerine yerleştirilmiş lağım makinesi. —> Jumbo.
    ARAÇSAL EPİSANTER, Deprem hareketi kayıtlarının araçla incelenmesi sonucunda bulunan koordinatlar (enlem ve boylam) yardımıyla deprem yerinin belirlenmesi. Böyle bir çalışmanın yapılabilmesi için en az üç sismik istasyonunun kayıtlarının incelenmesi lazımdır.
    ARADEKAPAJ, Açık işletmelerde maden içerisinde arakatlar halinde bulunan sokmaların ve yabancı katmanların iş makinaları vasıtasıyla ayrı olarak alınması.
    ARAGONİT (CaCO3), Kimyasal bakımdan kalsitten farkı olmayan fakat kristal şekli ayrı (rombusal), doğada daha az bulunan, kalsitten daha sert ve ağır, sertliği 3,5-4, özgül ağırlığı 2,9 dilinimi olmayan kolay kırılır, kırılma yüzeyi midye kabuğu şekilli, cam parıltılı, kırılan yüzeyi ise yağımsı, yağ parıltılı, saydam, bulanık ve yarı saydam mineral.
    Aragonit umumiyetle beyaz, gri veya krem renklidir. Deniz hayvanlarının kabuklarının sedef kaplı olan iç kısmı aragonittir. Demir cevherli aragonit, beyaz aragonitin mağara ve madenlerde dallanarak büyümesinden meydana gelir. Sıcak denizlerde yaşayan hayvan ve bitkilerin meydana getirildikleri mercanlar da aragonittir. Kıymetli mercan, mücevher taşı veya süs eşyası olarak kullanılır. —> Kalsit.
    Aragonit de kalsit gibi asit içinde kaynayarak ve kabarcıklar meydana getirerek erir.
    ARA KAT, İki ana kat arasında bulunan ve hazırlık işlerinin bir bölümünü teşkil eden ve ana ihraç sistemine bağlı olmayan kat.
    ARA KAT LAĞIMI, —> Kat lağımı.
    ARA KATLI GÖÇERTMELİ AYAK İŞ-LETME METODU, Orta sertlikte cevher ve kömürün teşkil ettiği, üstte kalan tabaka göçmeğe elverişli fakat bir dereceye kadar ufak açıklıklara dayanacak şekilde olan geniş maden yataklarında —> Dilimli göçertmeli ayak işletme metodunda olduğu gibi alt ve üst ana nakliyat yolları sürülüp kelebe veya başyukarı (aykırı) ile birleştirildikten sonra dilimler halinde yukarıdan aşağı doğru çalışırken dilimler arasında 3-4 m. kalınlıkta topuklar bırakıp dönüşte bu topuklar da göçertilerek alınmak suretiyle uygulanan yeraltı (üretim) işletme metodu. Bu usulde işletme zayiatı (kayıp) fazladır. Cevhere yantaş karışabilir. Taban döşeme işi topuk göçertilmeden yapılır. Bu şekilde uygulama yapılan işletme metoduna “Ara katlı sun’i tavanlı (taban döşemeli) göçertmeli ayak işletme metodu” denir. —> Şekil.
    ARA KATLI SUN’İ TAVANLI (TABAN DÖŞEMELİ) VE GÖÇERTMELİ AYAK İŞLETME METODU, —> Ara katlı göçertmeli ayak işletme metodu.
    ARAKESME, Kömür tabakaları arasında bulunan ve kömür olmayan katman, kömür ocaklarında ara kesme veya fay zonlarında bulunan plastik killer. Bu plastik killer şist olarak da isimlendirilir.
    ARALIKLI KAPSÜL, Kovan içindeki tel uçları ark oluşturacak biçimde aralıklı olan ve alev alıcı hassas maddenin içinde bulunan ve yaklaşık 50 voltluk elektrik gerilimiyle patlayan kapsül.
    ARAMA, Ümitli sahaların incelenmesi ve maden yatağının tesbiti ile sınırlandırılmasında, kesin rezerv tesbitine kadar geçen evre.
    ARAMA GALERİSİ, Jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucunda elde edilmiş bilgilerin ışığında veya mevcut bir işletmede; maden yatağı varlığını tesbit amacıyla sürülen galeri.
    ARAMA RUHSATI, —> Maden arama ruhsatnamesi.
    ARAMA SONDAJI, 1) Jeolojik, jeofizik vb. çalışmaların ümitli gösterdiği sahalarda yeraltı zenginliklerinin bulunması ve daha belirgin hale getirilmesi, jeolojik ve jeofizik vb. çalışmalardan elde edilen verilerin tahkiki ve derinlerden numune alınarak keşfedilen yeraltı zenginlik-lerinin mineralojik, petrografik, fiziki ve kimyevi nitelikleri hakkında en güvenilir bilgileri edinebilmek için yapılan sondaj. 2) Bulunmuş veya işletilmekte olan bir madenin devamlı uzantısını sağlamak amacıyla yapılan sondaj.
  7. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    ARAŞTIRMA PARKI, —> Teknopark
    ARA ÜRÜN, Ayırma esnasında, elde edilen konsantre ve artıkta hatalı tasnif edilmiş veya birleşik parçalar oranını en düşük seviyeye indirebilmek ve dolayısiyle bu ürünlerin kalitesini yükseltebilmek ve kaçakları azaltmak amacı ile elde edilen ek ürün —> (Mikst.). Ara ürün kısmen birleşik, kısmen yanlış tasnif edilmiş parçalardan oluşabilir. İmkan olan hallerde ara ürün veya mikst; kırma işlemine tabi tutularak, serbestleştirmek suretiyle zenginleştirme devresine verilerek tekrar ayırma işlemine tabi tutulur.
    ARAZİ, 1) Maden yatağı ve yatağın içinde bulunduğu jeolojik ortam. 2) Prospeksiyon ve maden etüt sahası.
    ARAZİ DÜZENLEMESİ, Yeraltında bulunan madenin açık işletme metodu ile çıkarılmasından sonra arazinin yine eski haline getirilmesi veya araziye yeni bir şekil verilmesi. Bu düzenlemeyi yapmak için işletme sırasında örtü tabakasının üzerini örten humuslu toprak ayrı bir yere stok edilir. Daha sonra dekapaj döküm sahasının üzerine serilerek arazinin tekrar eski verimli haline gelmesi sağlanır.
    ARBİTRAJ, 1) Kelime anlamı “hakemlik” olan ve ürünlerin değerlendirilmesinde kullanılan ticari bir terim. Diğer bir deyişle, bir yerden para, kıymetli maden, ticari senet veya menkul kıymetler satın alarak, bunları fiyatı daha yüksek olan bir başka yerde satmağa dayanan banka işlemi. 2) Fazla pahalı sayılan bir menkul kıymeti satarak yerine, yüksek verimi veya gelecekte yükselme ihtimalleri bakımından daha elverişli görünen başka bir menkul kıymet koymağa dayanan borsa işlemi. 3) Ticaret tellallarının, teslim edilen malları, örneğe uygunsa kabul etmesine, değilse alış fiyatında indirim istemesine dayanan işlem. Arbitraj, gerek aynı borsada benzer kıymetler arasında, gerekse ayrı borsalarda aynı menkul kıymet veya mallar arasındaki fiyat farklarına dayanır. Bu anlamda kıymet veya malların arbitrajı, en ucuzlarını en ucuz oldukları yerde satın alabilmek için , en pahalılarını en pahalı oldukları yerde satmak demektir. Arbitraj, çeşitli yollarla yapılabilir; peşin veya vadeli olabilir. Peşin arbitraj, portföydeki kıymetlerin daha güvenilir veya daha yüksek kazanç getireceği sanılan başka kıymetlerle değiştirilmesine dayanır. Vadeli arbitraj bir kıymeti vadesi aynı olan başka bir kıymeti satın alarak vade ile satmaktır; bu işlemde, satılan kıymette ileride bir düşüş ve satın almada bir artış olacağı gözönünde tutulur. Arbitraj, çoğu zaman “ayrı yerler” arasında yapılır; o zaman çeşitli kıymetlerin değil, çeşitli borsalarda kote edilmiş aynı senetlerin alım satımı söz konusudur.
    ARDAK DİREK, Çürümüş, mukavemetini kaybetmiş direk.
    ARDUVAZ, İnce levhalara ayrılabiler, yoğun ve homojen metomorfize killi şist.
    ARGİLOLİT, —> Killi şist.
    ARGİRİT, Bilşiminde gümüş sülfür Ag2 S olan kûbik sistemde kristalleşen siyahımtrak, grimsi, parlaklığı az bir mineral. İçinde % 87 gümüş bulunduğundan kıymetli bir gümüş cevheridir.
    ARGON IŞINI,—> Ultraviyole ışın.
    ARIN, —> Alın.
    ARITMA, Atık suların alıcı ortama verilmeden ya da tekrar kullanmak üzere devreye sokulmadan önce kirletici özelliklerini ortadan kaldırmak üzere bu kirleticilerin müsaade edilen ortam parametreleri değerlerine indirgeme işlemi.
    ARIZA, 1) Tabaka veya damarlarda rastlanan kırık, kıvrılma, sıkma vb. oluşumlar. 2) —> Fay.
    ARK FIRINI, İç boşluğunda elektrik arkı meydana getirmek suretiyle ergitme yapan fırın. Bu ark ya sadece radyasyon yoluyla veya radyasyon ve kondüksiyon yoluyla ısısını şarja geçirir. Ark, iki elektrot arasında veya bir elektrot ile şarjın temas ettirilmesiyle meydana getirilir. Şarjın elektrot olarak kullanıldığı haller de mevcuttur.
    ARKA, Mermer işletmeciliğinde taşın yüzüne paralel olan geri taraf.
    ARKOZ, 1) Feldspat bakımından zengin gre. 2) Granitin dış etkilerle ayrışıp tanelerin taşınma sırasında tasnifi sonucu teşekkül eden gre.
    ARSENİK, Metalik parlaklıkta, hava rutubetinde matlaşan, gümüş grisi bir metal. Önemli arsenik cevherleri; turuncu rengindeki realgar (As2 S2 ) ve limon sarısı rengindeki orpiment (As2 S3), metal arsenürler ve mispikel ( Fe AsS) gibi arseno sülfürlerdir. Arsenik metali ve bunun trioksidi, asidi, kurşun asetat, kalsiyum asetat ve diğer asetat bileşikleri tehlikeli madde olarak sınıflandırılır. Arseniğin gümrük poz numarası 28048000’dır. Atom numarası 33 ve atom ağırlığı 74,91 olan ( As); özellikleri bakımından metallerle ametaller arasında yer alır. Arsenik ve bileşikleri zehirlidir ve halk arasında doğal arsenik sülfüre “ zırnık” denir. Arsenik bakır, kurşun, çinko, altın ve gümüş gibi metallerin üretimleri esnasında yan ürün olarak elde edilir. Genel olarak izabe işlemlerinde arseniğin varlığı olumsuz değerlendirilir. Arseniğin kullanılış şekli genellikle arsenik trioksit şeklinde olur. Kullanım alanlarının dağılımı ise; % 55 endüstriyel kimyasal ( özellikle ağaç korumada) olarak, % 33 kadarı zirai kimya maddelerinde, % 5 kadarı cam üretiminde ve % 3 kadarı metal arsen olarak demir dışı arsenikli alaşımlardadır.
    ARSENOPİRİT, —> Arsenik.
    ARTEZYEN, Basınçlı akifere yapılan sondaj kuyusundan suyun yükseğe fışkırması veya çıkması.
    ARTEZYEN AKİFERİ, —> Basınçlı akifer.
    ARTIK, 1) Cevher zenginleştirme ve kömür hazırlama işlemi sırasında ayrılan ve ekonomik değeri olmadığı için atılan kısım. 2) —> Pasa.
    ARTIK ISI KAZANI, Enerji tasarrufu bakımından sanayide ve izabecilikte, bacalardan kaçan artık ısıyı değerlendirmek amacı ile kurulan kazan tesisleri.
    ASBEST, Genel olarak lifli yapıya sahip bir grup silikat minerali . İki ana gruba ayrılan asbestlerde birinci grupta serpantinden oluşan “Krizotil”, ikinci grupta ise amfibol serisinden 5 mineral içeren krokidolit, amosit, antofillit, tremolit ve aktinolit bulunur. Krizotil ; Kanada (Quebec) ve Rusya tarafından, liflerin uzunluğuna göre, ayrı ayrı şekilde sınıflandırılır. Gruplandırmaya esas olarak alınan alet, Quebec standart test kutusudur. Bu kutuda; 0,5 , 4, 10 meş’lik üç elek bulunur. Testi yapılması istenen açılmış krizotil lifinden 16 onz (453, 6 gr) üst eleğin üzerine konur ve kutu kapatılır. Daha sonra kutu bağlı olduğu motor vasıtasıyla 600 devirde ve 110 sn süresinde sallantıya tabi tutulur. Bu süre sonunda kutu açılır ve her elek üstünde kalan kısım tartılır. Böylece numunenin grubu öğrenilir. Fiyatlar da gruplara göre belirlenir. Rus sınıflandırması için testi yapılması istenen açılmış krizotil lifinden 500 gr’lık numune alınır ve Quebec standart test kutusuna konur, 120 sn süre ile sarsıntıya tabi tutulur. Asbest sıcağı geçirmediğinden ateşe dayanıklı elbise, karton, yüksek ısıya dayanıklı çimento yapımında, yer karoları ve eternit adı verilen malzemenin imalinde kullanılır. Kısa lifler ise jipsle karıştırılarak asbest levhalar yapılır.
    Asbestin kanserojen etkisi olduğu iddası tüketimi azaltmıştır. Asbestosis hastalığı ile mücadele yönetmeliği İngiltere’de 1 cm3 hava içinde 2 adetten fazla krizotille amozit lifi bulunmasını yasaklar. Bu oran ABD’de başlangıçta 5 lif/cm3 olarak kabul edilmiştir. İşletmelerde; kuru asbestin ıslak çimentoya katıldığı an hastalığa yakalanmaya en uygun an olarak kabul edilir.
    ASBESTOZ, —> Pnomokonyoz, Toz.
    ASENDAN HAVA AKIMI, Yukarı doğru yükselen hava akımı (Asendan havalandırma).
    ASETİLEN, H2 C2 formülüyle gösterilen gaz şeklinde alkin grubunun ilki bir hidrokarbon. 1836 yılında keşfedildi ve 1860 yılında Berthelot karbon ve hidrojeni elektrik arkında birleştirerek asetileni elde etti. Asetilenin sanayide kullanımı, kalsiyum karbür (CaC2) elde edilip bunun su ile hidroliz edilerek asetilenin üretilmesiyle başladı.
    Asetilen bol oksijenle karıştırılıp yakıldığında 2000°C sıcaklık elde edilir; şalomede mavi alevle yanar. Bu özelliğinden dolayı kaynak yapmada ve metal kesmede kullanılır.
    Asetilen, kimya sanayiinde, çözücü, monomer, asetaldehit türevleri, yapay kauçuk ve poliamit imâlinde ara ürün olarak kullanılır.
    Sınırlı kullanımlar için asetilen, asetilen kazanlarında üretilir.
    Petrol türevlerinin kullanımı sonucu asetilenin yerini propilen ve etilen almıştır. Kömür kullanımının ağırlıklı olduğu yerde asetilen üretimi ön plana geçer. —> Karpit lambası.
    ASETİLEN LAMBASI, —> Karpit lambası.
    ASFALT, —> Bitüm.
    ASFALTİT, 1) Koyu renkli, sert, zor eriyen bitümlü organik maddeler karışımından oluşan kömür. 2) 120-135½C arasında erime gösteren masif hidrokarbonun sert bir cinsi. Bu kömürler, daha yaşlı tabakalarda teşekkül etmiş petrolün, tektonik olaylar sonucu üst örtü tabakalarında meydana gelen çatlakların doldurması, uçucu ve akıcı maddelerin çatlağı terketmesi sonunda; çatlakta kalan petrol artığı maddelerden ibarettir.
    ASİL BERİL, Bünyesine giren Cr nedeniyle yeşil olan Zümrüt (Smaragd). Akvamarin (Fe), Morganit, Herderit, Barilit, Ödidimit, Gadolinit, (Th-redyoaktif), Bertrandit (Şeffaf, renksiz, sarı). Fenasit, Gökzümrüt, Goşenit, Helyolit, Kedigözü (Krizoberil), Çkalovit, önemli beril minerallerine verilen isim. —> Beril.
    ASİMETRİK RENDELEME, Hobelin ileri ve geri hareketlerini farklı seviyelerde yapması suretiyle motorların gücünden düzenli ve eşit şekilde istifade edilmesini sağlayan mekanik kazı metodu.
    ASİTBORİK, Üç değerli bor asidi (H3BO3). Asit borikli su tıpta antiseptik olarak kullanılır.
    ASİT KAYAÇ, Bileşimlerinde % 65-80 kuars ve alkali feldspat bulunan (granit % 68-72) magmatik kayaç. —> Nötr kayaç.
    ASKIDA BIRAKILAN TOPUK, 1) Üretim yapılan yere ramble malzemesinin akmasına mani olmak veya tahkimata ve üretim metodunun uygulanmasına yardımcı olmak gayesi ile tavanda ve yanlarda —> emniyet topuğu olarak bırakılan cevher veya kömür blokları. Bu topuklar ileride tamamen veya kısmen alınabilir. 2) Tavan topuğu.
    ASKIYA ALMAK, Maden işletmeciliğinde istihsali planlanmış olan bir pano veya bloğun hazırlanmasından sonra, tavanın kendi ağırlığı ile göçmesini sağlamak üzere altının boşaltılması.
    ASMA PUSULA, —> Madenci pusulası.
    ASPİRATÖR, 1) Ocak havasını emmeye yarayan tesis. 2) Akışkan maddeleri ya da tozları emmeye yarayan aygıt. —> Vantilatör.
    ASTAR, Mermer madenciliğinde, taşın arkasına başka malzeme ile yapılan dolgu.
    ASTRALON, Bir firmanın imâl ettiği harita altlığı.
    ASTARYA, —> Starya.
    AŞAĞIDAN YUKARI RAMBLELİ AYAK İŞLETME METODU, Dik yatımlı veya kitle halindeki maden yataklarında —> Başyukarı açık ayak işletme metodunda olduğu gibi hazırlık yapılarak kazısı yapılan cevher alt ana nakliyat yolundan alınıp, rample malzemesi de üst ana nakliyat yolundan getirilmesi ve böylece alınan madenin yerine ramble edilip yeni bir çalışma platformu teşkili suretiyle uygulanan usül.
    AŞINMA DÜZLÜĞÜ, —> Peneplen.
    ATAK, Demiryolunda eğimin fazla olduğu kısım.
    ATAPULGİT, (OH)2 Mg5 Si8 O2 (H2O)4. 4H2O formülü ile ifade edilen polygorskit grubuna ait sulu bir magnezyum, alüminyum silikat. Alüminyum, magnezyum veya silis yerine geçebilir. Absorbant ve adsorbant olarak kullanılan killerdendir. Bu tür killerin, yapılarında mikro gözenek ve kanallara ve büyük yüzeye sahip olmaları kullanım alanını belirler.
    ATEŞÇİ, 1) —> Barutçu. 2) Buharlı lokomotiflerde ve buhar kazanlarında kazanda ateşi yakma ile görevli kişi.
    ATEŞE DAYANIKLI MALZEME, —> Refrakter malzeme.
    ATEŞLEME, Kazı yapma veya gevşetme amaçları ile patlayıcı madde doldurulmuş, sıkılanmış lağım delikleri içerisine yerleştirilmiş kapsülün ve dolayısiyle patlayıcı maddenin patlatılması için yapılan işlem.
    ATEŞLEME DEVRELERİ, Elektrikle yapılan ateşlemelerde birkaç lağımın; kapsül kablolarının birbirleriyle paralel, seri ve karışık bağlanması suretiyle teşkil edilen devre. En son kalan iki uç elektrik üreticisine bağlanarak devre tamamlanır ve ateşlenir.
    ATEŞLEME KABLOLARI, Elektrikli kapsül kullanılarak doldurulmuş ve sıkılanmış deliklerin ateşlenmesi için döşenen elektrik kabloları. Bu kablolar iki hat halinde ikisi de izoleli veya dönüş hattı izolesiz kablo olarak ayrı ayrı çekilir; devre, muayene cihazı ile kontrol edilir. —> Elektrikle ateşleme.
    ATEŞLEME KARTUŞU, Ateşlemeyi sağlayan kapsülü ihtiva eden lokum (kartuş).
    ATEŞLEME MAKİNESİ, 1) Elektrikli kapsülleri ateşlemek için kullanılan taşınabilir, elle çalıştırılan küçük dinamo. Patlayıcı gaz tehlikesi olan yerlerde elektrik ceryanı veriş süresi çok kısa olan antigrizu ateşleme makinesi kullanılır. 2) Manyeto.
    ATIL POTANSİYEL, —> Potansiyel rezerv.
    ATIK , Maden ocağı işletilmesi, maden zen-ginleştirilmesi ve metalurjik işlemler uygulan-dıktan sonra, devreden çıkartılması gereken ve mevcut şartlarda ekonomik değeri bulun-mayan yan ürün.
    ATIM, Ateşleme işlemi sonunda serbestleşen maden veya örtü tabakası kitlesi.
    ATIM BOYU, Galeri sürülmesinde, başyukarı veya başaşağı ilerlemelerinde ve kuyu inilmesinde bir atımda yapılan —> ilerleme. Bu ilerleme, orta çekmenin cinsine ve derinliğine, çevre lağımlarının boyuna, patlayıcı maddeye ve kayacın mukavemetine bağlıdır.
    ATIM PAYI, Patlayıcı madde ile atılması istenen yani lağım deliği dibi serbest yüzey arasındaki kısım.
  8. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    ATIM YÜKÜ, Kapalı işletmelerde delik dibi ile, açık işletme basamaklarında ise delik (lağım) ekseni ile serbest yüzey arasında kalan kitle. Bu kitlenin bir boyutu metre olarak ifade edildiğinde, ana kitle ile serbest yüzey arasındaki koparılma mesafesini ifade eder ki, bu durumda “dilim kalınlığı” kavramı kullanılır.
    ATOM SANTRALLARI, —> Elektrik enerjisi üretim tesisleri.
    ATÖLYE (ATELYE), 1) Bir zanaatkârın genellikle kol emeğine dayalı olarak mesleğini uyguladığı yer, işlik. Madencilikte ocakların karolarında maden makinelerinin tamir ve bakımlarının yapıldığı motor atelyesi, elektrik atelyesi, marangoz atelyesi (marangozhane), yeraltında motor atelyesi vb. işyerleri. Genel olarak atelyeler çalışma ve üretim amaçlarına göre marangoz atelyesi, demirci atelyesi vb. şekilde isimlendirilir. 2) Seri üretim yapılan varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan büyük bir işyerinde bir grup işçinin çalıştığı bölüm. Döküm atelyesi, Kalıp atölyesi, Montaj atelyesi vb. 3) Bir ressamın, bir heykeltraşın çalıştığı (bir akademide, bir sanat okulunda) özel düzenlenmiş yer. Resim atelyesi, heykel atelyesi, seramik atelyesi.
    ATTERBERG SKALASI, Desimal sistem bazında 2 mm ile başlayan sediman tane iriliği sınıflamasının skala olarak derecelendirilmesi. Ürün ölçüleri, bazı matematik işlemlerden geçirilerek tane iriliği sınıflamasının Avrupada kabul edilen stardardına ulaşılır.
    AVADANLIK, Bir işi yapmak, bir aracı onarmak için kullanılan alet takımı. —> Âlet.
    AVARE BLOK, —> Moren.
    AVRUPA EŞYA NUMARASI ( EAN), —> Barkod.
    AUGER MİNİNG, —> Burgu makinesiyle yapılan açık işletme metodu.
    AYAK, Yeraltı işletmelerinde, maden içerisinde iki galeri arasında cephe halinde maden üretimi yapılan yer.
    AYAK BOYU, Damar meyli boyunca alt taban yolu ile üst taban yolu arasında kalan ve ömür alınan ayak alnı. Ayak damar meyli boyunca düzenlediği takdirde ayak boyu pano boyuna eşit olur. Ayak diyagonal olarak düzenlediği takdirde ayak boyu pano boyundan daha uzun olur. —> Pano boyu.
    AYAK İLERLEME HIZI, Ayağın kazı yönünde ve belirli bir zaman içindeki ilerlemesi. Birim olarak m/vardiye, m/gün veya m/ay alınabilir. Damar kalınlığına, ayak boyuna, kazı metoduna, jeolojik şartlara bağlı olmak üzere bu hız genellikle 1 m/gün ile 12 m/gün arasında değişebilir.
    AYAK İLERLEMESİ, Kazı yönünde ayağın metre cinsinden ilerleme miktarı. Bu kavramın ilerleme hızı kavramından farkı, ilerlemenin zaman birimi içindeifade edilmeyişidir.
    AYAK KONVEYÖRÜ, —> Alın konveyörü.
    AYAK RANDIMANI, ayak veya bacada yapılan üretimin; ayakta veya bacada üretim için yapılan işçi yevmiyesi sayısına bölümü ile bulunan (kg/yev veya t/yev.) değer.
    AYIRIM EĞRİSİ, —> Tromp eğrisi.
    AYIRMA, 1) Cevherdeki kıymetli mineralleri (veya tüvenan kömürün içinde bulunan kesme, yantaş gibi istenmeyen maddeleri) çeşitli fiziksel özelliklerinden yararlanmak suretiyle birbirinden ve damartaşı (gang) minerallerinden ayıklama işlemi. Bu işlem, cevher ve kömür hazırlama ve zenginleştirme işleminin bir aşamasıdır. 2) Zenginleştirme. —> Renk farkına göre ayırma, Radyoaktiviteye dayalı ayırma.
    AYIRMA BOYU, Ürünün —> Granülomet-resinden hesaplanan ve genellikle bölünme boyutu veya eşit hatalar boyutu olarak ifade edilen, ayırmanın oluştuğu fiili boyut.
    AYKIRI, 1) Başyukarı, başaşağı gibi ana yollardan ayrılan ikinci derecedeki kılavuzlar. 2) Normal olarak damar meylinde sürülen bir başyukarı içinde diyagonal olarak başlanan ikinci başyukarı. 3) Gerektiğinde açılan geçici bağlantı yolu. 4) Alışılmış ve doğru diye bellenmiş şekle uygun olmayan. 5) Yönleri birbirine dikey ya da buna yakın bir durumda olan. —> Kılavuz, Baca, Ara katlı göçertmeli ayak işletme metodu.
    AYKIRI TABAKALAŞMA, Uygun bir tabaka serisinin altında eğimli veya kıvrımlı diğer bir tabaka serisinin bulunması halini belirten tabakalaşma şekli. Bu iki tabaka serisi ayrı zamanlarda teşekkül ettiğinden bunların arasındaki düzleme de diskordans düzlemi adı verilir. Genel olarak kontak hattında bir taban (kaide) konglomerası bulunur. İki tabaka düzlemi arasında açı farkı bulunması haline “açılı diskordans” aralarında paralellik bulunması haline “paralel diskordans”, diskordans yüzeyinin her iki tabaka ile karışık olması haline de “karma diskordans” denir. Diskordans, aykırı (uyumsuz) demektir.

    AYLIK DENETİM, 1) Gerekli önlemlerin alınmasını sağlamak amacıyla; tozlu kömür ocaklarının tavan, taban ve çevresindeki tozun en az ayda bir kez denetlenmesi. 2) Genel anlamda periyodu bir ay olan denetimler.
    AYNA, 1) Madencilikte —> alın. 2) Optikte, bir ışını, yansıma yasasına uygun biçimde saptıran parlak yüzey. 3) Dekoratif sanatlarda yansıma yolu ile görüntü veren parlatılmış maden parçası ya da arkası sırlanmış cam tabaka. Cam ayna yapımında—> Elektriksiz Kaplama Yönteminden yararlanılır. Bu amaçla temiz bir cam yüzey, nitrik asit ve şeker kamışından elde edilmiş bir alkol çözeltisi ile, amonyaklı bir gümüş çözeltisinin karışımından oluşan sıvının içine daldırılarak cam yüzeyinin gümüş ile kaplanması sağlanır.
    AYNA DEMİRİ, —> Manganlı çelik.
    AYNALI GÖNYE, Birbirini 45° lik bir açı ile kesen iki aynadan oluşan bir topoğrafik ölçü cihazı. Düz ve hafif meyilli arazide bir noktadan belirli bir doğruya dik çizmek için kullanılır. —> Prizma, Mimari gönye, Çift beşgen prizma.
    AYIRMA YOĞUNLUĞU, —> Ağır mayi, Yıkama eğrisi.
    AYIKLAMA, Zenginleştirmeye tabi tutulan cevherin veya kömürün ya içindeki yabancı maddelerin veya cevher veya kömürün el ile seçilmesi. 2) Tavuklama. 3) —> Krible. 4) Triyaj.
    AYNA, Metal madenciliğinde —> Alın.
    AYRIK KAYAÇ, Sular tarafından sürüklenen ve alüvyon adı verilen kum, mıcır, çakıl, vb. parçalardan ibaret kayaç. Rüzgarların sürüklediği kumlar ile buzullar tarafından taşınan morenler ve avare bloklar ve dağ yamaçlarında biriken molozlar da ayrık kayaçlardır.
    AYRILIM YÜZEYİ, Mermer işletmeciliğinde katsal taşların massın içindeki katlar arası yüzeyleri. Massın kırılması bu yüzeyde kolay olur.
    AYTAŞI, Mavimsi gri renkte ve çok iyi cila tutan bir feldispat türü. Adular, sanidin ve bazı plajyoklasların iyi ışık karşısında tatlı ışıldama gösteren çeşitleri, bu şekilde isimlendirilir.
    AZ BULUNAN ÖNEMLİ METALLER, Volframit (Fe, Mn) WO4, Şelit (Ca WO4) Vanadinit [ Pb5 (Vo4)3 Cl ], Molibdenit (MoS2), kolonbit (Fe,Mn) Cb2O6 ve tantalit (Fe,Mn) Ta2O6, Beril Be3Al2 (SiO3)6. Monazit Ce PO4 gibi minerallerinden elde edilen metaller.
    AZİMUT, 1) Gözlem yapılan nokta ile gözlenen noktadan geçen doğrunun içinde bulunduğu dik düzlemin, saat ibresinin hareketi yönünde gözlem yapılan nokta ile küzey istikametinin içinde bulunduğu dik düzlem (meridyen düzlemi) arasındaki yatay açı. 2) Semt açısı.3) Yön açısı.

    AZOT , Nefes almada herhangi bir etkisi olmayan renksiz, kokusuz, lezzetsiz, atom numarası 7, atom kütlesi 14,006 olan havaya göre yoğunluğu 0,97, kaynama noktası -210°C ( O°C ve 760 mm civa basıncı altında), yoğunluğu 1,2505 kg/m3 olan kimyasal element ( gaz madde).
    Çoğunlukla azot, maden ocaklarında teneffüs, yangın ve patlama olaylarında oksijeni kısmen veya tamamen çekilen hava kitlesinin bakiyesini teşkil eder, kömür damarlarında veya bunları kaplayan kayaçların boşluklarında ve yarıklarında ve kısmen de mineral ve potasyum tuzu yataklarında hidrojenle birlikte önemli miktarda bulunabilir. Ayrıca ocaklarda kullanılan patlayıcı maddelerin gazlarında da bulunur.
    AZOT OKSİTLERİ ( N2O, NO, NO2), Kömür yangını gazlarında, patlamayan lağımlarda ortaya çıkan, nefes almada boğucu ve yakıcı bir etki yapan ve genel bir ifade olarak “ Nitros” adı verilen gaz maddeler.
    Nitros gazları meyanında bazan yangın gazlarında bulunan esasen renksiz fakat havanın oksijeni ile birleşince sarı kırmızı renkte ve solunuma elverişsiz bir şekilde NO2 ye dönüşen NO ile koyu kırmızı, solunuma elverişsiz bir gaz olan N2O çok tehlikeli ve çoğunlukla yangın gazlarının solunumunda karbonmonoksitten fazla etkili olur. Nitros gazları patlamayan, yanan lağım atımlarında hissedilen keskin ve yakıcı koku ile beraber yayılan sarı kırmızımtrak renkteki duman içinde de bulunur.
  9. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    B

    BACA, 1) Kömür ocaklarında kömürün kazılarak çıkarıldığı yer veya kara tumba metodu ile çalışılan panolarda sürülen kılavuz ve başyukarılar. 2) Cevher içinde açılan boşluk. 3) Kazanlarda, fırınlarda, sobalarda ve ocaklarda zararlı gazların yanması sonucu meydana gelen gazları dışarı atmak ve lüzumlu çekişi sağlamak için yapılan sistem. BACACI RANDIMANI, —> Ayak randımanı.
    BAGER, 1) Örtü tabakasını veya madeni kazıyarak yüklemek için kullanılan, elektrik, mazot veya bezinle çalışan, çarklı (döner kepçeli), zincirli, kepçeli vb. tipleri olan, paletler veya yürüme takımı üzerine monte edilmiş ağır iş makinası. 2) Ekskavatör. —> Dreglayn, Döner kepçeli ekskavatör, Kepçeli bager, Aktarıcı kazıcı, anma kapasitesi.
    BAĞ, Normal olarak iki yan direk ve bir boyunduruktan ibaret ağaç veya madeni tahkimat ünitesi. Kullanılan malzemeye göre bağın tavan kısmı yarım daire, sepet kulpu, çok döşeli (—> Poligon tahkimatı) olduğu gibi tamamı daire, dikdörtgen ve çokgen şeklinde de yapılır. Bağ yapmakla görevli işçilere bağcı denir. —> Galeri tahkimatı.
    BAĞIMSIZ SERBEST ZAMAN, —> Şebeke planlaması.
    BAĞLAMA KİLİ, Kaolinit türü killerin alt grubu olup “ Ball Clay” olarak da bilinir. Bağlama killeri, kaolenlerden daha ince tane yapısına sahiptirler ve daha fazla empürite içerirler. Özellikle karbonat miktarı fazladır. Bağlama killerinin içindeki empüritelerin çokluğu ve çeşitliliği özellikle ısı ile renk değişimi özelliğini kazandırır. Bunların su absorbe ve plastik özellikleri daha fazladır. Kullanım alanlarına göre; a) Seramik sanayiinde kullanılanlar, b) Yapay aşındırıcılar, emaye gibi diğer sanayi dallarında kullanılanlar olarak sınıflandırılır. Bu tür killerin kullanım spesifikasyonlarını belirleyen en önemli özellik ise içindeki empüritelerdir, —> Kil.
    BAĞLANTI KANCASI, Çatal raptiye.

    BAĞLANTI PABUCU, 1) Madeni bağların itme-ye karşı birlikte çalışmalarını, bağların eşit aralıklarla bağlanmalarını ve fırçaların yerinde durmalarını sağlamaya yarayan iki ucu tırnak şeklinde bükülmüş madeni parça. 2) Tahkimat laması.

    BAĞLI POLİGON, —> Poligon.
    BAĞ PABUCU, Madeni bağ parçalarını birbirine bağlayan ve bağın bir bütün olarak çalışmasını sağlayan özel imal edilmiş parça.
    BAĞTAMİR HALKASI, Bozulan bağların veya kırılan direklerin değiştirilmesinde kullanılan sürenleri tutan (ray, ağaç vb.) ve yan direğe takılarak kullanılan özel halka.—> Tahkimat takviyesi.
    BAKA PİSTON, Yıkama kasası. —> Jig.
    BAKIR, Kimyasal simgesi Cu, rengi ve çizgisi bakır kırmızısı, sertliği 2,3, özgül ağırlığı 8,93 gr/cm3 ergime derecesi 1080°C, olan ince levha ve tel hâline sokulabilen, ısıyı iyi geçiren, iletkenliği yüksek, kullanım sahası çok geniş metal. Bakırın kristal yapısı kübiktir. Alevi yeşile boyar, asitlerde kolay çözünür. Nabit bakır olarak tabiatta ender rastlanır; sülfitli ve oksitli bakır cevherlerinden zenginleştirme ve izabe yoluyla metalik bakır elde edilir. En önemli bakır cevherleri: kalkopirit (CuFeS2) , kovelin (CuS), bornit (Cu5FeS4), kuprit (Cu2O) , kalkosit (Cu2S), krizokol (CuSiO32H2O) malakit [ Cu Co3. Cu (OH)2] ve azurit [ 2 Cu CO3 Cu (OH)2 ] .
    BAKIR ALAŞIMLARI, Bakıra; çinko, kalay, gümüş, nikel gibi metallerin katılması sonucu elde edilen ürünler (—> Alaşım). Bakıra başka elementlerin katılması, eletrik ve ısı iletkenliklerini düşürür ama mekanik özellikleri arttırır, erimede kalıplama kolaylıkları sağlar (saf bakıra nazaran daha düşük erime noktası ve daha iyi döküm) ve özellikle tuzlu ortamlarda, aşındırmaya karşı daha iyi dayanıklılık kazandırır.
    Bakır alaşımlarını iki ana grupta toplamak mümkündür. 1) Bakırın döküm alaşımları ve 2) Bakırın işlenmiş alaşımları. a) Pirinçler (kızıl pirinçler, sarı pirinçler, silis pirinci) (—> Pirinç) , b) Bronzlar veya tunçlar (silis bronzları, kalay bronzları, nikel-kalay bronzları, alüminyum bronzları), c) Bakır-nikel alaşımları, d) Kurşunlu bakır alaşımları, e) Bakır, nikel, çinko alaşımları; bakırının döküm alaşımları grubuna girerler. Bakırın işlenmiş alaşımlarını ise aşağıdaki ürünler oluşturur:
    a) Pirinçler (kurşunlu pirinçler, kalay pirinci, kızıl pirinç), b) Bronzlar (fosfor bronzu, kurşunlu fosfor bronzu, alüminyum bronzu, silis bronzu), c) Bakır-nikeller (bakırlı nikel) , d) Bakır-nikel-çinko alaşımları (nikel gümüşü). Bakırın çinko ile yapmış olduğu alaşımlara genel olarak pirinç denir. Pirinç, en yaygın bakır alaşımı olup; çubuk, levha, şerit, boru (özellikle kondenser boruları) ve pres döküm ürünleri şeklinde geniş kullanım alanı bulur. Sanayide kullanılan yaklaşık 20 çeşit pirinç vardır. Pirinçler yapılarında bulunan bakır yüzdesine göre ticari ad alırlar. Bakırın çinko dışında kalan diğer metallerle yapmış olduğu alaşımlara bronz denir ve bunlar alaşım yapısındaki metalin adı ile anılır. Bakırın nikelle yapmış olduğu alaşımlara ise nikel-gümüş veya —> Alman gümüşü adı verilir. Ticari öneme sahip 20 çeşit bronz ve 5 çeşit nikel alaşımı vardır.
    BAKIR ÇELİĞİ, İçine % 3,0 Cu ilave edilerek elde edilen korozyona mukavim çelik.
    BAKIR İNGOTU, Yeniden eritildikten sonra şekillendirilen, 20-35 libre arasında ağırlığı olan ve daha küçük parçalara kırılabilmesi için genellikle çentiklenmiş bakır kül.
    BAKIR İPEĞİ, Tekstil sanayiinde kullanılan ve bakır sülfatın katılması ile elde edilen bir cins yapay ipek. Pamuk yağından temizlenen pamuk artıkları (lentersler) bakır sülfat ile sodyum hidroksitten elde edilen hamura iyice karıştırılır. Bu karışım içine, indirgen ilâve edilmiş koyu amonyak eriyiğinde iyice eritilip süzülür ve kalıntı, içinde bulunan havadan tamamen arındıktan sonra, 250-750 mikron delikleri bulunan kevgirden baskıyla geçirilir. Bu şekilde elde edilen lifler önce dondurma banyosundan ve sonra da çekme işleminden geçirilerek viskoz ipeğine benzeyen bakır ipeği elde edilir.
    BAKIR LİÇİ, Klasik bakır hidrometalurjisi. —> Ek-9. Hidrometalurjik bakır üretimi, düşük tenörlü cevher ve madencilik işlem artıklarındaki bakır minerallerinin uygun sıvılarla çözündürülmesine, yani liçine dayanır. Metal yüklü liç solüsyonlarından bakır hurda veya sünger demirle çöktürülerek (—> Şekil)veya elektroliz yoluyla kazanılır. —> Bakır üretimi. Liç yapmak suretiyle bakır üretimi;

    a) Yerinde (İn-Situ) Liç : Cevher bulunduğu yerde ve çok basit bazı madencilik işlemlerini takiben liç edilir.
    b) Yığma liç: Cevher “ madencilik işlemleri ile bulunduğu yerden çıkartılıp tabanı geçirgen olmayan bir bölgeye yığılır ve üzerine liç solüsyonu dökülerek liç edilir.
    c) Süzülme (Perkolasyon) liçi: Kırılmış cevher büyük tanklara doldurularak ve liç solüsyonu aşağıdan yukarı veya ters yönde hareket ettirilerek liç edilir.
    d) Karıştırma Liçi: Öğütülmüş cevher veya zenginleştirme tesisinden elde edilen konsantre, tanklar içinde liç solüsyonu ile karıştırılarak liç edilir.—> Liçing.
    Genel olarak kullanılan liç solüsyonları, silisli gang içeren bakır cevherleri için sülfürik asit, karbonatlı gang içerenler veya nabit bakır için ise amonyaklı solüsyonlardır. Bunlar içinde en uygun olarak tatbik edileni asit liçtir.
    1947 yılında Colmer ve Hinkle ilk defa sülfürlü minerallerin liçinde bakterilerin de rol oynadıklarını ispatlamışlardır. Bunu takiben yapılan çalışmalar, bilhassa bakır ve uranyum madenlerinden çıkan suların bakterilerle yüklü olduklarını göstermiştir. Maden sularında bulunan en önemli bakteriler, bunların yaşamaları için gerekli enerji kaynakları ve en fazla bulundukları pH aralıkları şöyledir.—> Çizelge.
    Son yıllardaki çalışmalar ise; liç ile metal üretimini hızlandırmak için bakterilerin optimum bir şekilde nasıl kullanılması gerektiği ve biyoloji mühendisliğindeki çalışmalarda “ yalnız bakteriler yardımı ile liç “ yapan tesislerin kurulmasını mümkün kılma araştırması şeklindedir.



    BAKIR ÜRETİMİ, Bakır cevherlerinden, sülfitli, oksitli veya kompleks bakır konsantrelerinden bakır elde edilmesi. Bu işlem; çeşitli pirometalurjik, hidrometalurjik ve —> Elektrometalurjik yöntemlerle yapılır. Pirometalurji yöntemleri; sülfürlü, oksitli ve nabit bakır cevherlerine; —> Hidrometalurjiyöntemleri, düşük tenörlü oksitli bakır cevherlerine uygulanır. Elektrometalurjik yöntemler ise, bir saflaştırma işlemi olup, hidrometalurjik ve pirometalurjik işlemlerden sonra uygulanır. Pirometalurjik yöntemler ile elde edilen ve saf olmayan bakır, elektrolitik rafinasyona tabi tutularak saf katot bakıra çevrilir. Bu arada bakır, elektroliz işleminden önce, içindeki yabancı maddelerden önemli kısmını bünyesinden ayırmak için ateşle rafinasyona tabi tutulur. Benzer şekilde hidrometalurjik yöntemlerle çözeltiye alınan bakır da elektroliz işlemi ile katotta saf olarak toplanır. Elektroliz sonucu elde edilen —> Katot bakır’a, daha sonraki şekillendirme işlemlerinde istenen fiziksel özellikleri (süneklik, mukavemet, sertlik gibi) kazandırmak için tekrar ateş rafinasyonu uygulanır. Oksijensiz yüksek iletgenlik özelliğine sahip bakır (OFHC) üretilecek ise, katot bakır, ateş rafinasyonuna tabi tutulmaksızın, koruyucu gaz ortamında ergitilmek suretiyle—> İngot veya profil şeklinde dökülebilir.
    Pirometalurjik bakır üretim yöntemlerini;
    1. Endüstriyel uygulanırlığı ispatlanmış konvansiyonel teknolojiler,
    2. Endüstriyel uygulanırlığı ispatlanmış yeni teknolojiler,
    3. Endüstriyel uygulanırlığı henüz (1996) ispatlanmamış yeni teknolojiler olmak üzere üç gruba; ayırmak mümkündür. 1inci gruba yaş beslemeli reverber izabesi, kalsine beslemeli reverber izabesi, elektrikli fırın izabesi, —> Otokumpu flaş izabesi, Inco flaş izabesi; 2inci gruba —> Noranda yöntemi,—> Mitsubishi yöntemi, Oksijen-yakıt (OXY-fuel) reverber izabesi; ve 3 üncü gruba ise,—> Top blown konverter izabesi, —> QSL yöntemi, Oxygen Sprinkle izabesi, AMAX dead roast blast fırın izabesi, segregation prosesi, thermo-electron chlorination prosesi girerler. Klasik pirometalurjik yöntemlerle bakır üretimi şeması şekilde verilmiştir.—> Ek-10 Hidrometalurjik yöntemlerde; karbonatlı; silikatlı, sülfatlı bakır minerallerinden bakırca fakir olanları (% 1 den az Cu), içerisinde % 1-2 Cu olan cevherler ve oksitli bakır konsantreleri veya kavrulmuş sülfürler, şekilde gösterilen işlemlerden geçtikten sonra katot bakır elde edilir.—> Ek-9. Okside cevherlerden bakır üretimi dünya bakır üretiminin yaklaşık % 10 kadarını karşılar.
    BAKIR ÜRÜNLERİ, Metalik bakır elde edilmesi amacıyla ve endüstrideki kullanımına göre yapılmış olan sınıflandırma. Buna göre en genel anlamda bakır ürünleri iki grupta toplanır. Bunlar 1) Yarı bitmiş ürünler ve. 2) Bitmiş ürünlerdir. Bakır konsantresi (Konsantre),—> Blister bakır, rafine (anot) bakır (—> Yüksek kaliteli bakır) ve katot bakır (—> Standart katot bakırı) yarı bitmiş ürünler grubuna dahildir. Bitmiş ürünler de a) Elektrolitik ürünler (—> Filmaşin,tel,blok,takoz; levha, lama, şerit; çubuk, boru,profil.)
    b) Elektrolitik olmayan ürünler (levha, lama, şerit çubuk,boru,profil). ve c) Alaşımlar olarak üç gruba ayrılırlar.—> Bakır alaşımları.
    BAKİYE MADEN YATAĞI, —> Otokton maden yatağı.
    BAKTERİLERİN MİNERALLERİN LİÇİNE ETKİLERİ,—> Bakır Liçi.
    BALAST, 1) Demiryolu döşemesinde traverslerin altına, karayollarında düzeltilmiş toprak veya blokaj üzerine döşenen kırılmış taşlar. 2) Kırmataş.
    BALAST TAŞI,Mermer işletmeciliğinde, 3-7 cm arasındaki ebatlarda kırılmış taş. —> Balast.
    BALATA, Motorlu araçlarda ve vinçlerde fren yapmayı sağlayan tambur, kampana veya disk üzerine yerleştirilmiş yarım ay biçimindeki fren koluna çakılan aşınma parçası. —> Takoz.
    BALGAM TAŞI, Bir kalsedon minerali olan jaspisin yeşil damarlı türü. Balgamtaşı deyimi alaca somaki veya mühresenk de denilen oniks için de kullanılır, —> Mühresenk.
    BALIK KUYRUĞU MATKAP, —> Softbit.
    BALONLAŞTIRMA, —> Hazneleştirme.
    BALTA, 1) Kablolu sondajda kullanılan delici uç (matkap). 2) Ağaç kesmeye yarayan gereç.
    BALTATAŞI, —> Yeşimtaşı.
  10. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    BALYOS, 1) Çok iri ve ağır çekiç. 2) Tokmak (Kömür madenciliğinde). 3) Varyos. Keskin ucu sapa dik olana “düz balyos”, paralel olana “çapraz balyos” denir.
    BANCHMARKING, 1) Bilgileşim 2) Ekonomide sektör içinde rekabet, sektör dışında işbirliği esasına dayanan, boşa zaman harcanmasını önleyip geliştirme ve yaratıcılığa sarfedilecek zamanın kazanılmasına olanak tanıyan, rekabet gücünü artırıcı kalite aracı. Bu sayede sektör içinde üstün uygulamalar tespit edilir, anlaşılır hâle getirilir; adapte edilerek deneyim ve bilgilerin paylaşımı ve transferi sağlanır. Daha iyi yapandan öğrenilir veya daha iyi yapan öğretir; bu şekilde zaman ve kaynak tasarruf edilir. Böylece tasarruf edilen zaman geliştirme ve yaratıcılığa ayrılır. 3) Entegre tedarik zinciri. Rekâbet ve maliyet faktörlerinin uygulanması madencilik faaliyetlerinde eskisinden daha çok önem kazanmıştır. Banchmarking’in madenciliğe katkı aracı olarak girmesi bu yönde olumlu gelişmeler sağlayacaktır.
    BANK, Mermer işletmeciliğinde iki yatak sathı arasında kalan taş tabakası.
    BANDJASP,—> Jasp.
    BANT, 1) Devamlı nakliye yapan ünite. 2) Devamlı nakliye yapan ünitenin keten veya çelik kordlu (örgü ile pekiştirilmiş) lâstik, PVC vb. madde kaplı kendine mahsus standardı olan maden veya taş taşıma kayışı. Kullanım amaçlarına göre bantlar değişik tiplerde üretilirler. Genel olarak a) Çelik kordlu, b) Tekstil kordlu bantlar olmak üzere iki ana gruba ayrılırlar. Çelik kordlu bantlar da karkas yapım şekillerine göre, çelik örgülü bant ve çelik halatlı bant olarak ikiye ayrılır. Tekstil kordlu bantları; pamuk dokulu, polyamit dokulu, polyester dokulu, aramit dokulu ve yapay ipek dokulu bantlar oluşturur. Çelik örgülü bantlar, genellikle 500-3000 mm genişliğinde olmak üzere ençok 250 m uzunluklarda üretilirler.
    BANT ARABASI, Ana iş makinesinin ilerleme ve hareket sahasını ve kabiliyetini artırmak —> Döner kepçeli ekskavatör (kazıcı) ile bant konveyör veya bant konveyör ile —> Dökücü makine arasında kullanılan, paletleri üzerinde hareket edebilen bir bağlantı makinesi, —> Şekil. a) Veriş bumu sağa sola hareketli. Atış bumu da veriş bumuna uyumlu hareket düzenini haiz olup, ayrıca her iki bum aşağı yukarı kaldırıp indirilebilir. b) Sağa sola hareketli düzene sahip ve her iki bum yukarı aşağı hareket ettirilebilir.

    BANT EKLEME, Montaj sırasında veya kopma durumlarında bandın iki ucunun bağlanarak sonsuz bant haline getirme işlemi. Bu işlem, tırnaklar veya menteşe bağlarıyla çözülebilir; sıcak kauçuk kaynak (vulkani-zasyon) vasıtasıyla tekstil veya çelik halat özlü bantlarda çözülemez (birbirinden ayrılamaz) bir şekilde yapılır. Ekleme yeri, 0 ila % 40’a varan bant zayıflaması sonucunu doğurabilir.
    BANT KANTARI, Rulolar üzerine gelen ağırlık ve hand hızı vasıtasıyla, taşınan malzemenin ağırlığını tartmaya yarayan düzen.
    BANT KONVEYÖR, Bir tahrik tamburu yardımıyla bandın makaralar üzerinden çekildiği mâlzeme taşıma düzeni. Bant konveyörlerde gerdirme düzenleri çeşitli şekillerde imâl edilir. Bant tahrik tamburu, band sıyırıcıdır.

    BANT SIYIRICI, Bant tesisinde malzeme naklinde bandın alt yüzeyine dökülebilecek malzemenin tamburla bant arasından geçerek banda zarar vermemesi için kuyruk tamburundan önce bandın hareket yönüne göre diyagonal olarak yerleştirilen ve alt kenarına kauçuk takılan bant yüzeyinin korunmasına yarayan sac levha. (—> Şekil). Bant tesisinde ağırlıklı gerdirme tamburunun bulunması halinde ağırlık tamburunun ve bandın korunması için gergi sistemi öncesi bant kayışı üzerine konulan sıyırıcı düzene de bant silgisi denir.
    BANT SİLGİSİ, —> Bant Sıyırıcı.
    BANT TAHRİK TAMBURU, Bant kayışına hareket veren tambur. Bant boyunun uzun olması halinde bir bant tesisinde birden fazla tahrik tamburu kullanılabilir.(—-> Şekil) Çift tahrik tamburlu olarak kurulan bir tesiste tahrik tamburları bant başına veya biri bant başına diğeri bant kuyruğuna konabilir. Bant tamburlarının çapı ise; tambur yüzeyinin, (sürtünme katsayısını artırmak bakımından) seramik, çelik vb. malzeme ile kaplı olmasına göre değişir.—> Bant Konveyör, Bant Sıyırıcı, Bant.
    BARAJ, Yeraltı işletmelerinde yangın, su, zararlı gazlar veya infilakin başka panolara (işyerlerine) yayılmasını, galerilerden hava, gaz ve su geçirmesini önlemek için yapılan sızdırmaz engel. Barajların yapımında kum torbaları, kil, yapı malzemeleri vb. maddeler kullanılır.
    BARAJ KAPISI, Su baskınına veya su patlamasına karşı ocağı veya ocağın bir bölümünü emniyete almak için yapılan baraj içine yerleştirilmiş dirençli, bombeli, çelik kapı, —> Bekleme barajı.
    BARELİ KÖMÜR, —> Mikst.
    BARBARA SANCTA (Azize), Din kurbanı bakire. M.S. 235’te İzmit’te (Nikomedia) öldürülmüştür. Sancta Barbara yıldırım çarpmasına ve ani ölüme karşı insanları koruyan bir ermiş olarak kabul edilmektedir. Ayrıca topçu sınıfı, madenci, duvarcı ve mahpusların koruyucusu addedilir. Her yıl 4 aralık’ta dünya çapında madenciler günü kutlanır ve Sancta Barbara anılır.
    BARET, 1) Can güvenliği bakımından madende veya tehlikeli yerlerde çalışanlara verilen sert bir maddeden (kösele, preslenmiş mukavva, alüminyum veya plastik) yapılmış şapka. Enerji nakil hatlarının tehlike arzettiğiyerlerde iletken olmayan baret kullanılır. 2) Emniyet şapkası.
    BARİT, Baryum sulfatın (BaSO4) doğal zuhuru ve baryumun ana cevheri. Saf barit rombik kristalli, hidrotermal fazda oluşan bir minerâldir. Yaprak yaprak, sütunlu, kabuk şeklinde iğneli veya masif olarak zuhur eder. Renksiz (şeffaf), kahverengine kadar dönüşen sarı, kırmızımsı, kırmızı, mavimsi camsı veya mat-parlak görünümdedir. Yoğunluğunun yüksek oluşu (4,5 gr/cm3), beyaz rengi ve kimyasal etkilere dayanıklığı ile x ve gama ışınlarını absorblayıcı özellikleri nedeniyle yaygın bir kullanım alanı vardır. Filon dolgusu, gang minerali veya sedimanter halde oluşur. İkincil mineral olarak kurşun-çinko, fluorit, demir, bakır ve gümüş cevherleri içinde bulunur. Baritin % 75-90 kadarı petrol ve gaz arama ve geliştirme sondajlarında tüketilir. Sondaj çamurunda kullanılacak barit OCMA (Oil Companies Mineral Association) veya API (American Petroleum Institute) standardlarına göre ticari işlem görür. Bu standardlarda özgül ağırlık (en az 4.20 gr/cm3), yaş elek analizi, suda çözülebilir katı maddeler, çözünebilir toprak alkaliler ve fan viskozitesi belirlenmiştir. Türkiye’de TSE tarafından “ Sondaj çamuru katkı maddesi Barit “ adı ile TS 919 numaralı standart 14101 sayısı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.
    Barit; %60 ZnS ve % 40BaSO4 karışımından oluşan beyaz boyaların ana maddesi olan litopon’u oluşturur ve en çok %15 oranında konulur. Boya sanayiinde kullanılacak baritin BaSO4 oranı %94'ün üzerinde ve 20 mikrona kadar öğütülmüş olması gerekir. Renk bozucu olarak kabul edilen Fe2 O3 oranın ise %0,05’den az olması gerekir.
    Cam sanayi için kullanılacak baritin %98 BaSO4, en çok % 0,15 Fe2O3, % 15 Al2O3 ve %1,5 SiO2 içermesi ve 16-140 mesh arasında öğütülmüş olması istenir. Kimya sanayii için BaSO4 oranı en az %94, Fe2O3 ençok %1, Si SO4 en çok %2, CaF2 en çok %0,5 ve öğütme inceliği 4-20 mesh arasında olmalıdır.
    BARİYER, —> Karakol.
    BARKOD, Ambalajların üzerindeki dikdörtgen şeklindeki çubuklar ve aralıklardan oluşmuş çubuk kodların adı. Çubuk kod, ( çizgili kod ) mamulü belirleyen bir sayıdır. Daha önce belirlenen bir yapı ve standardı temsil eden aralıklardan oluşmaktadır. Bu sembol elektronik olarak bir ışıklı kalem yardımı ile veya bilgisayara bağlantılanmış düşük şiddetli lazer tarayıcı ile okunabilmektedir.
    Muntazam ( standard) bir çubuk kod, kodu temsil eden çubuklarla birlikte sağda, solda ve merkezde koruyucu çubuklardan ( guard bars) oluşmaktadır. Tarayıcı, soldaki koruyucu çubukları geçince okumaya başlar ve sağdaki koruyucu çubukları geçince durur. Merkezdeki koruyucu çubuklar ise soldaki üreticinin kodu ile sağda bulunan ( üreticinin) mamul kodunu ayırır.
    Dünya çapında iki çubuk kodlama sistemi kabul edilmektedir. Bunlardan biri MAMUL KODU (Uniform Product Code) UPC, diğeri de AVRUPA EŞYA NUMARASI ( European Article Number) EAN dır. UPC ABD’de ve Kanadada kullanılmakta ve bazen de evrensel bir sistem olarak değerlendirilmektedir. Bu sistemin normal uygulaması on rakamdan meydana gelmiştir. —> Şekil. EAN ise —> Şekil onüç sayıdan oluşan eşya numarasını geliştirmiştir. Bu sistem Avusturya, Avustralya, Belçika, Fransa, İrlanda, Çekoslovakya, Danimarka, İtalya, Japonya, Lüksemburg, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, Güney Afrika, İspanya, İsveç, İngiltere, Almanya ve Yugoslavya tarafından kabul edilmiştir.
    BAROGRAF, Belirli bir süre içerisinde, mutlak hava basıncını m bar (0,750062 mm Hg) veya tor (1 mm Hg) cinsinden yazılı olarak kaydeden basınç ölçü cihazı.
    BAROLUKS, Maden işletmelerinde yeraltı ve yerüstü hava basıncını m bar (0,750062 mm Hg) veya tor (1 mm Hg) olarak gösteren mutlak hava basıncı ölçme cihazı. Baroluks ile hava şebekesinin belirli noktalarında ölçme yapılır ve bulunan basınç değerleri vasıtasıyla ölçülen noktalar arasındaki basınç farkı tesbit edilir.
    BAROMETRE, 1) Hava basıncını ölçmeye yarayan cihaz. 2) Basınçölçer.
    BAROMETRİK YÜKSEKLİK TAYİNİ, Açıkhava basıncı kullanılarak yapılan yükseklik tayini. Deniz seviyesinden itibaren, 20½C ısı ortamında her 11m yükseklik için civa seviyesi 1 mm düşer. Yükseklik arttıkça bu rakam değişir. Örneğin 3000 m den sonra civa sütununun 1 mm değişmesi için yaklaşık 14 m yükseğe çıkılması gerekir. Havanın nem durumu ile enlem derecesi ve özellikle meterolojik koşulların değişmesi bu olayda etkili olur. Bu yüzden önemli düzeltmeler yapılır. İki tip barometre mevcuttur. Madeni ve cıvalı, cıvalı olanları ise üç tiptir.
    BARUT, Patlama hızı düşük, güherçile (NaNO3 veya KNO3 - %70-80), kükürt (% 3-14) ve odun kömürü tozu (% 12-20) karışımından meydana gelen patlayıcı madde. Buna “karabarut“ veya “madencilik barutu“ da denir. Oldukça yavaş yanar; bu nedenle itici bir etki yapar. Fazla duman çıkarır. Bir patlama deliğine hapsedilmiş barut ateşlendiğinde 400m/s hızla yanar fakat şok dalgası oluşmaz. Âni yanma sonucu oluşan gazlar kaya kütlesine baskı yaparak delik boyunca kayacı blok şeklinde kırar; ayrılan kaya blok kütlesinde daha fazla hasar oluşmaz. Bu sebeple barut tercihen dekorasyon taşlarını büyük bloklara ayırmada kullanılır. Bu patlayıcı suya karşı çok hassastır; bu yüzden su içeren patlatma deliklerinde kullanılmaz. —> Pamuk barutu, Dumansız barut.
    BARUTÇU, Kayaçları ve madenleri kolay kazılabilir hale getirmek için patlatılmak amacı ile delinen deliklerin, patlayıcı madde ile doldurulması ve ateşlenmesi işlerini yapabilen eğitilmiş, ehliyetli kişi . Patlayıcı maddenin kullanılması ve taşınması yalnız barutçu tarafından yapılır.
    BARUT HAKKI, —> İmla hakkı.
    BASAMAK, 1) Küçük atımlı fay. —> Kerti. 2) Açık işletmelerde, örtükazı ve üretim işinin verimli ve güvenli yapılabilmesi için oluşturulan teras şeklindeki kademelerde oluşturulan düzlük. 3) Graden.
    BASAMAK EĞİMİ, Basamağın üst noktası ile dip noktasını birleştiren düzlem ile basamak düzlemi arasındaki açı değeri.
    BASAMAK YÜKSEKLİĞİ, Açık işletmede basamak üst seviyesi ile alt seviyesi arasındaki dikey mesafe.
    BASAMAK TAŞI, Mermer işletmeciliğinde, merdiven genişliğinde veya en az boyu 80 cm olan ve basamak profili kesidinde masif ve yekpare olan taşlar.
    BASIC, (Beginneer’s All-purpose Symbolic Instruction Code). Bilgisayar veya elektronik veri işleme sisteminde programlama öğrenmeye yeni başlayanların kolayca kullanabileceği genel amaçlı bir programlama dili. En büyük özelliği etkileşimli (interactive) olmasıdır. BASIC yorumlayıcısı, bir programı doğrudan işletebileceği gibi, tek bir program komutunu da işletebilir. Program, yazılım esnasında söz dizim hatası varsa hangi satırda olduğunu ekranda anında bildirir ve kullanıcıya düzeltme şansı verir. BASIC dili iki önemli kısım ile tanımlanabilir. Bunlar, kaynak program ve programı oluşturan satırlar ile sistem komutlarıdır. Bu iki kısım kullanıcıya denetleme ve biçimleme olanağı sağlar.—> Bilgisayar.
    BASINÇLI AKIŞKAN YATAKLI YAKMA SİSTEMİ,—> Akışkan yataklı yakma sistemi.
    BASINÇLI AKİFER, Altı ve üstü su geçirmez tabakalarla sınırlanmış akifer.
    BASINÇ ÇATLAKLARI, —> Oturuşma çatlağı.
    BASINÇLI FİLTRE, Linyit, kil ve kaolan şlamı gibi süzmesi zor sıvıların süzme hızını artırmak için münavebeli olarak vakum ve basınç (pres) uygulanan, kesintili çalışan filtre.
    BASINÇLI HAVA, 1) Havanın, pistonlu, santrifuj veya turbo kompresörlerle sıkıştırılması ile elde edilen, daha ziyade patlayıcı gaz ortamı olan yerlerde ve özellikle madencilikte grizu tehlikesi olan yerlerde vinç, martopikör, martoperforatör, vantilatör vb. makineleri çalıştırmakta kullanılan; emniyetli fakat elektrik enerjisi kullanımına nazaran çok daha pahalı olan güç kaynağı. 2) Sitim. 3) Tazyikli hava. 4) Muzayyik hava. 5) Sıkıştırılmış hava.
    BASINÇLI HAVA ALTINDA TUNEL AÇMA, —> Keson.
    BASINÇLI HAVA İLE PATLAMA (AIR-DOX), Çok yüksek basınçlı (sıvı) havanın, lağım deliğine yerleştirilen çelik bir kovan içine basılmasından sonra aniden boşaltılması ile patlama yöntemi —> Patlayıcı madde.
    BASINÇLI HAVA İLE RAMBLE, —> Pnömatik ramble.
    BASINÇLI HAVA KAÇAĞI, Tesisatı iyi döşenmemiş veya peryodik bakımı yapılmamış basınçlı hava şebekesinden sızan basınçlı hava. Basınçlı hava kaçakları aşağıda örnek olarak belirtilen güç kayıplarına sebep olur.
    Havanın Kaçan havayı
    kaçtığı 7 Bar’da üretmek için
    delik çapı hava kaçağı gereken güç
    (gerçek
    boyut)
    mm dm3/sn kW
    ––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––
    0,4 0,2 0,1
    1,6 3,1 1,0
    3,0 11,0 3,5
    BASINÇLI HAVA TENEFFÜS İSTASYO-NU, Ani boşalma tehlikesi olan yerlerde ge-rektiği zaman kullanılmak üzere hazırlanmış basınçlı hava teneffüs tertibatlarının bulunduğu yer.
    BASINÇLI HAVA TENEFFÜS TERTİBA-TI, Ani boşalma tehlikesi bulunan işyerlerinde ocağın basınçlı hava şebekesinden faydalanılarak kurulan ve gazlı bir ortamda belirli bir süre orada bulunanların yaşamlarını devam ettirmelerini sağlayan teneffüs tesisi.
    BASINÇLI SU DÜZEYİ, Basınçlı akiferdeki suyun hidrostatik basınç altında yükselebileceği düzey.
    BASINÇ METAMORFOZU, Yalnız üst tabakaların basıncı ile meydana gelen başkalaşım. —> Metamorfoz.
    BASİT MAĞARA AÇIKAYAK İŞLETME METODU, Daha ziyade tavanı çok sağlam, şekli gayrimuntazam ve kalınlığı fazla olmayan maden yataklarına tatbik edilen hazırlık işleri bir kuyu ve rekuptan veya yalnız bir rekuptan ibaret olan, cevher kesildikten sonra ilerletimli veya dönümlü olarak çalışmak suretiyle gerektiği takdirde topuk da bırakılarak cevher yatağını oyup boşaltma esasına dayanan tahkimatsız yeraltı (üretim) işletme metodu. Bu usulde cevherden kalan boşluk bir mağara teşkil eder. Pratik, fazla yatırım gerektirmeyen, randımanlı olmakla beraber uygulanma sahası çok dar olan bir işletme metodudur.

  11. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    BASİT TAHKİMATLI AYAK İŞLETME METODU, Esas itibariyle çeşitli meyillerdeki ince damarlara (damar kalınlaşırsa ramble usulüne geçilir) tahkimatsız, —> Başaşağı ve başyukarı açıkayak işletme metotlarının bir uygulaması olan; kabak direk, domuzdamı, beton ayak vb. malzeme kullanılarak tavan göçmesinin önlenmesi esasına dayanan, aşağıdan yukarı mail (eğik) dilimli veya dik dilimli olarak çalışan, ağaç veya karışık tahkimatlı (üretim) işletme metodu. Bu usulde tavan sadece direklerle tutulur. Sonradan dolgu kullanmak gerekebilir. Usulün hazırlık safhası başyukarı veya başaşağı çalışan açıkayak işletme metodlarının aynıdır. Bu usulün bir de ufki (yatay) dilimli uygulaması vardır. Ufki dilimli uygulama da, iki ana galeri arasında kalan cevher, ufki dilimlere ayrılır ve üstteki dilimden başlayarak dönümlü bir şekilde alınır; dilimlerdeki ayaklar dikkate alınarak teşkil edilen genel işletme düzeni yaklaşık 45½’lik bir açı yapacak şekilde yürütülür.
    BASİT SARIMLI DAMAR, Bir çelik halat sarım şeklini belirten ve damarı oluşturan her sıradaki tellerin ayrı operasyonlar ile aynı yönde, fakat farklı açı altında örülen konstrüksiyonları. Sıra telleri ile diğer teller arasında küçük bir açı farkı bulunur.
    BASKI KUVVETİ, 1) Sondaj esnasında arazinin cinsine göre kesici uca verilmesi gereken kuvvet (kontrollu ağırlık). Graviteden dolayı gelen kuvvet fazla ise azaltılır, az ise artırılır. Baskı kuvveti sondajda en önemli faktörlerden biridir. Genelde baskı arttıkça ilerleme de artar. Sert formasyonlarda artırılan baskı, ilerlemeyi artırır. Ampirik olarak ilerleme, devir sayısının baskının k kuvvetiyle çarpımına eşittir. Yani i (cm) = n (D/dk.) . pk (ton). Burada k yumuşak formasyon için 1,2, sert formasyon için 2,3 kabul edilmektedir. Çeşitli şartlarda sınırlı olan baskı kuvveti sondajda kompleks bir karakter arzeder.
    2) Delik delme esnasında martoperforatöre tatbik edilen ilave kuvvet. —> Martoperfaratörün delme hızı.
    BAŞAŞAĞI, 1) Yan taşta veya damar içerisinde yukarıdan aşağı doğru sürülen meyilli yollar. 2) Desandri.
    BASMA, —> Tavan basması.
    BASTIRICI, —> Reaktif.
    BAŞAŞAĞI AÇIKAYAK İŞLETME METO-DU, Bilhassa fazla yatımlı, tavan ve tabanı sağlam olan, cevheri sağlam olmayan filonlarla ince damarlarda ve kazılan cevheri sağlam olan kalın damarlarda alt katlarda hazırlık yapmadan cevheri aşağıdan yukarı taşımak, alt katta hazırlık yapılmışsa kazılan cevheri maden yatağı içinde sürülmüş başyukarıdan veya bürden aşağı akıtarak panodaki nakliyatı sağlamak esasına dayanan, alın iki tarafa doğru basamak şeklinde, tahkimatsız veya çok az tahkimatlı (üretim) işletme metodu. Bu usulde gerekirse bir kısım cevher topuk olarak da bırakılabilir.
    BAŞKALAŞIM, —> Metamorfoz.
    BAŞKALAŞMA, —> Metamorfoz.
    BAŞKALAŞIM KAYAÇLARI,—> Petroloji.
    BAŞKALAŞIM MADEN YATAKLARI, —> Metamorf maden yatakları.
    BAŞ LAMBASI, —> Madenci baş lambası.
    BAŞYUKARI, Yan taşta veya damar içerisinde aşağıdan yukarı doğru sürülen meyilli yol. Taş içerisinde sürülen meyilli yollar içinde nakliyat ünitesi yoksa taşbaşyukarı, vinç veya varagel gibi taşıma üniteleri varsa, vinç veya varagel diye isimlendirilir.
    BAŞYUKARI AÇIKAYAK İŞLETME ME-TODU, —> Başaşağı açıkayak işletme meto-dunun aşağıdan yukarı uygulanması esasına dayanan ve panodaki nakliyat aşağıya doğru gravite ile sağlanan, hem aşağıda çalışan işçileri korumak ve hem de alt kılavuzun cevherle dolmasını önlemek için ayakla pano arasında ya topuk bırakılarak ya da çatal direklerle kapak yapılmak suretiyle çalışan tahkimatsız (üretim) işletme metodu. Başaşağı açık ayak işletme metodunda olduğu gibi bu metodun tatbikinde de alın, ters merdiven, eğik veya düz olarak düzenlenebilir.
    BAŞYUKARI RAMBLELİ AYAK İŞLET-ME METODU, 5-6 m. genişliği olan sağlam cevherli (tavanı ve tabanı sağlam olmayabilir) dik yatımlı maden yataklarında —> Başyukarı açıkayak işletme metodunda olduğu gibi hazırlık yapılarak kazısı yapılan cevher alt ana nakliyat yolundan alınıp ramble malzemesi de üst ana nakliyat yolundan getirilmek suretiyle metal, kömür ve tuz maden yataklarında uygulanabilen rambleli (üretim) işletme metodu. Bu usulde alın düz veya diyagonal dişli (ters graden), ters V veya piramit şeklinde olabilir. Cevher nakliyatı ve insan inişi çıkışı için ramble içinde bırakılan (şütler) kelebeler ağaç, çelik, beton veya tuğladan yapılabilir. Bu metot orta kalınlıkta ve kalın damarlarda da uygulanabilir.
    BATAK JİG, Batak yıkama kasası denir. Sabit elekli jigler grubuna girer. Batak (Batac) kelimesi Baum ve Tacub kasaları sözcüklerinden üretilmiştir . Baum tip kasada olduğu gibi, kasası hava ve yıkama bölgesi halinde ikiye bölünmeyip ; kasanın tüm alanı yıkamaya tahsis edilmiş, böylece yıkama alanı genişletilmiş, kasası seri halde hava çemberleri ile donatılmış, bu çemberlerden iki adedi her bölmede sabit elek altında ve eleğin tüm genişliği boyunca uzatılarak kasaya verilen havanın kasada üniform dağılımla her noktada eşit pulsasyon sağlanmış yıkama (zenginleştirme) ünitesi. —> Şekil, Jig, Baum jig, Kömür yıkama yöntemleri.
    BATARLAMA, 1) Büyük atımlardan çıkan ve yüklemesi yapılamayan iri parçaları, martoperforatörlerle yeniden delerek yapılan ikinci bir ateşleme işlemi. 2) Yeraltı işletmeciliğinde normal ateşleme ile kazılmamış kısımların kazısını sağlamak için kısa lağım delikleri delinmek suretiyle yapılan ateşleme. 3) Batar atma.
    BATARYA, 1) Birbirine benzer birkaç ünitenin biraraya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluşan takım. 2) Akümülatör. —> Selül.
    BATIRMALI KUYU, —> Keson kuyu.
    BATİYAL FASİYES, Denizlerin ışık geçirme-yen 200-800 m. arasındaki derinliklerinde biriken çökeller.
    BAUM JİG, Malzeme ve yıkama suyunun verildiği kasada suyun, piston yerine hava basıncı ile aşağı yukarı hareketini sağlayarak zenginleştirme yapmaya yarayan yıkama (zenginleştirme) ünitesi. Sabit elekli jiglerdendir. —> Şekil, jig, Batak jig, Kömür yıkama yöntemleri.
    BAYER YÖNTEMİ, Boksit cevherinden sodyum hidroksit katkısıyla otoklavlarda yüksek basınç (15 atm) ve sıcaklıkta (210°C) sodyum aluminat çözeltisi elde edilerek, bunun; buharlaştırıcı, seyreltici, durultucu (aluminat çözeltisinin çamurlardan ayrılması için), bozundurucu (aluminatın çözüşmesi ve alüminin yaklaşık % 55’nin çökmesi için), durultucu (hidratlı alüminin çözeltiden ayrılması için), döner süzgeç (hidratlı alüminin suyundan ayrılması) ve döner fırın (hidratlı alüminin 1200°C’de kavrulması ve alümina haline dönüşme için) gibi ünitelerden geçilerek —> Alümina (Al2 O3)’nın elde edilmesi.
    BAZ, 1) Nirengi şebekesinde hassas ölçülmüş kenar. 2) Kazı işlerinde yapılan veya yapılan işi belirlemeye esas olarak alınan doğru parçası. 3) Asitle birleşince tuz oluşturan madde. 4) Hassas olarak ölçülen ve koordinat değerleri belli olan doğru parçası.
    BAZ LATASI, Optik yöntemle uzunluk ölçmede kullanılan ve hesaplama kolaylığı bakımından 2 m uzunluğunda olan özel gereç. Baz latası, sehpası üzerinde olmak üzere uzunluğu ölçülecek doğrunun uç noktasına kurulur. Diğer ucunda saniye teodoliti bulunur. 75 m ye kadar olan uzunluklar hassas olarak bu yöntemle ölçülebilir. —> Şekil.
    BAZALT, Dar anlamda melafir ve diyabaz ile birlikte anılan ve tersiyerden günümüze kadar geçen jeolojik zamanda oluşmuş bazik volkanik kayaç. Seyrek kullanılan bir terim olan melafir ve sık kullanılan diyabaz, mezozoik ve paleozoik devirlerinde oluşmuşlardır. Diyabaz genellikle gang şeklinde tezahür ettiğinden farklı bir iç yapı gösterir. Yapı taşı olarak tercih edilen bu kayaçlar, sağlam ve dayanıklı yapı özelliğinden dolayı eritilerek içi bazaltla kaplanan borular madencilikte ramble malzemesi naklinde, plaka halinde dökülmüş olanlar da aşındırıcı malzemelerin stoklandığı siloların ve olukların kaplanmasında kullanılır. Ayrıca bazalt, parke taşı olarak yol kaplamalarında da kullanılır.
    BAZALTİK POMZA, —> Pomza taşı.
    BAZALTLI BORU, Ramble malzemesi vb. aşındırıcı malzemenin boru içinden geçmesi gibi durumlarda, sürtünmenin aşındırıcı etkisini azaltmak için sinterleme suretiyle ergitilmiş bazalttan (sinter-bazalt) dökülerek elde edilen ve dışına çelik zarf geçirilen özel boru.
    BAZİK BESSEMER METODU, —> Thomas metodu.
    BAZİK KAYAÇ, Bileşiminde kuars bulunmayan ve silis miktarı % 40-52 olan, bünyesindeki minerallerin büyük kısmı magnezyum, kalsiyum ve demirli, koyu renkli kayaç (Örnek: Peridotit % 41-45 silis ihtiva eder.)
    BEKHU (BACK HOE), —> Terskepçe.
    BEKLEME BARAJI, 1) Maden ocağında yangına müsait panoların, herhangi bir yangın vukuunda çabuk kapatılmalarını sağlamak üzere, bu panoların giriş ve çıkış yollarında önceden yapılmış, panoda çalışma süresinde geçişe imkan veren baraj gövdesi ve barajın kapanması için yeterli hazır malzeme. 2) Su patlamasına karşı kapısı ile birlikte önceden inşa edilmiş baraj.
    BELÇİKA GRANİTİ, Küçük, beyaz lekeli siyah mermer çeşidi.
    BELİRLİ MÜMKÜN REZERV, 1) Cevher yatağı en az bir taraftan tesbit edilmiş veya 2-3 taraftan ortaya çıkarılmış olmasına rağmen cevher kalitesi genel durumu ile tesbit edilmemiş, işletme esasları yaklaşık olarak bilinen rezerv. 2) Evvelce aranan ve kısmen işletilmiş maden yataklarında madenin çökmüş olması veya dökümanların yeterli olmaması halinde veya arama sıklığı muhtemel rezerv sınıfına alınmasına yeterli olmayan rezerv. 3) Düzenli yataklarda 1600-400 m. aralıklarla, düzensiz yataklarda da 400-100 m. aralıklarla yapılan sondajlarla tesbit edilen rezerv.
  12. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    BELLEME, Uzun ayaklarda ayak tahkimatını takviye için alına paralel sarmaların altına ve ayak alnına dik olarak yerleştirilen sarma. Gerekirse takviye olarak, bellemelerin üzerinden, takviye ettikleri sarma direklerine paralel olarak süren direkleri de sürülür. —> Süren.
    BELİRSİZ HATALAR, —> Tesadüfi hatalar.
    BENT, 1) Basıncı veya temperatürü farklı iki ortamın arasında bırakılan ve bu iki ortamın birinden diğerine geçişte uyum sağlanmasına yarayan yer. 2) Küçük baraj.
    BENTONİT ; Formülü Al4Si8O20(OH4). nH2O olan,genellikle ayrışmış volkanik küllerden oluşup; dökümcülükte, renk açmakta, sabun ve diğer temizleme malzemelerinin yapımında, ıslandığı zaman kabarıp gözenekleri kapadığı için sondaj kuyularında kullanılan, aluminyum ve magnezyum silikat minerali ihtiva eden, montmorillonit bakımından zengin kil.Bentonitin ticari olabilmesi için kendi hacminin en az beş katı şişebilmesi gerekir. Normal olarak iyi nitelikli bentonitler 10-20, çok ender bentonitler ise 15-30 kat şişebilirler. Genellikle kendi ağırlığının 5-6 katındaki suyu absorbe ederek 12-15 kat hacim artışı gösteren bentonitler kaliteli sayılırlar.Bentonitleri beş grupta toplamak mümkündür:
    1) Alkali bentonit (Na-Bentonit), 2) Yarı alkali bentonit (Ca-Na-Bentonit), 3) Toprak alkali bentonit (Ca-Bentonit), 4) Toprak alkali yarı bentonit, 5) Aktifleştirilmiş bentonit. Alkali bentonit, çok gelişmiş vizkozite, tiksotropik ve plastik özelliklerine sahip iken, Ca-Bentonit üstün ağartıcı ve absorpsiyon özelliklerini haizdir. Buna göre, Na-Bentonit sondaj çamuru hazırlanmasında (%40); döküm kumu ve pelet bağlayıcı olarak (%30) uygulama alanı bulurken; Ca-Bentonit yağların, şeker, meyve suları v.b.’nin rafinasyonunda (%15) kullanılır. Ticari işlemler OCMA (Oil Companies Material Association) ve APİ (The American Petroleum Institude) standartlarına göre yapılır.
    BENZİN, Karbonlu hidrojenlerin (petrol, bitümlü şist, -marn, maden kömürü ve linyit) damıtılması ve petrolün kraking’i ile elde edilen çok uçucu renksiz ve ıtır kokulu akaryakıt. Yağları ve kauçuğu eritme özelliği vardır. Kolay yanar. Buharı, hava ile patlayıcı bir karışım meydana getirir. Yoğunluğu 0,65, kaynama noktası 65½-95½C.
    BENZİNLİ LAMBA, —> Emniyet lambası.
    BENZOL, Aromat birleşiklerinin temel maddesi (C6H6), su berraklığında, ışık kırıcı, yoğunluğu 0,88, kaynama noktası 80,5½C, eter kokulu, kolay yanan bir akaryakıt. İyot, kükürt, fosfor, reçine ve yağları eritir. Taşkömürü katranından yan ürün olarak elde edilir.
    BERİLYUM BRONZU,—> Paris bronzu.
    BEŞİK ARABASI, V kesitinde, yana devrilmek suretiyle tumba edilen ocak arabası.
    BETA SEPİYOLİT, —> Lületaşı
    BETON KOVASI, —> Fonsaj kovası.
    BETON, Kum, çakıl, cüruf vb. maddelerin çimento ve su ile karışımıyla elde edilen bir yapı malzemesi.
    BETONARME KIRMASI, Mermer işletmeciliğinde, 0,7-25 cm arasında kırılmış taş.
    BETON MUAYENE ÇEKİCİ, Kayaçların ve betonun mekanik özelliğinden yararlanmak suretiyle kırılma mukavemetlerini tesbit etmeye yarayan gereç.
    BERİL, [ Be3 Al2 (Si O3)6 ], Hem bir berilyum cevheri hem de kıymetli taş olarak kullanılan, doğada altı köşeli iri kristaller halinde yeşil,mavi, beyaz, sarı, kırmızı, pembe renklerde olabilen berilyum aluminyum silikat minerali. Sertliği 7,5-8, yoğunluğu 2,8 gr/cm3’dir.
    Sanayide (alaşım,metal,seramik) kullanılan berilin en önemli kaynağı berilyum cevheridir. Beril, asil ve adi olmak üzere iki tür olarak sınıflandırılır. Berilin büyük bölümü feldispat ve mika madenciliğinin yan ürünü olarak üretilir.
    Rengi bulanık olan adi beril granit, gnays, pegmatit ve mikaşistlerin arasında tali mineral olarak bulunur. Şeffaf, güzel yeşil ve güzel mavi renkli olan asil beril ise mücevher olarak kullanılır. Yeşil berile zümrüt denir. Zümrütün rengi, içindeki kromoksitten gelir. Sarı, yeşilimsi, deniz suyu renginde ve mavi renkli beril kristallerine “ akvamarin” denir.
    Bütün beril kristalleri fırınlanırsa yani kızdırılırsa hem renk hem de şekil değişikliğine uğrar.

    BERİLYUM (Be), Hava ve uzay sanayiinde, nükleer reaktörlerde, bakır alaşımlarında ve atomik araştırmalarda kullanılan gri renkli hafif metal element (özgül ağırlığı 1,85 gr/cm3, atom numarası 4, atom kütlesi 9,012). X ışınlarını geçirmesi nedeniyle x ışınları tüpünde çıkış ve ışınım penceresi olarak ince levhacıklar hâlinde kullanılır. Yüksek ergime sıcaklığı ve çok ince levhaların bile nötronlara karşı etkili olması, saf berilyumdan nükleer sanayide nötron yavaşlatıcı olarak yararlanılmasını sağlamıştır. Berilyum oksidi (BeO) nükleer reaktörlerde seramik malzeme olarak kullanılır. Be ve bileşiklerinin tozları akciğerlerde öldürücü zehir etkisi yapar. —> Beril.
    BERİLYUM TUNCU, Bakır ve berilyum (% 2) alaşımı. Nikel ya da kobalt da katılabilir. Bakır alaşımları arasında en serti ve en esnek olanıdır. Su verilirse yumuşar ve kütleye kolay biçim verilir, —> Menevişlemeden sonra ise sertleşir ve esneklik kazanır. Mekanik ve elektriki özellikleri dolayısiyle makine sanayiinde ve elektroteknikte; kesicilerin , kontakların, yayların imalinde ve maden ocakları için kıvılcım çıkarmayan takımlarda kullanılır. Korozyona dayanıklıdır.
    BETA ALÇI, —> Alçıtaşı.
    BEYAN, 1) “3213 sayılı Maden Kanunu”unda kullanılan bir terim olup, maden işletmeciliği yapan veya bunlar adına hareket eden yetkililerin, resmi kuruluşlara herhangi bir durumu belirlemek veya açıklamak amacıyla vermiş oldukları yazılı belge. 2) Genel anlamda, söyleme, açıklama. 3) Bir hukukî durumu veya bir olayın varlığını doğrulama, bildirme.
    BEYAZ BAKIR, Bir tür bakır, çinko ve arsenik alaşımı.
    BEYAZ ÇİMENTO, Demiri düşük ve CaCO3 tenörü yüksek mermer ile kaolinin 1450-1500½C arasında pişirilerek elde edilen klinkerin % 3-5 arasında alçı taşı karıştırılarak öğütülmesi ile üretilen çimento. —> Çimento.
    BEYAZ DÖKME DEMİR, —> Dökme demir.
    BEYLER, 1) Bilhassa darbeli sondajda kuyuda oluşan formasyon-su karışımını (bulamaç-çamur) kuyudan boşaltmaya yarayan ve halatla kuyuya indirilip çekilen alt klapeli özel kap. 2) Sondaj kovası.
    BİLANÇO, 1) Madencilikte her işletme izni için ayrı ayrı, yönetmelikteki örneğe göre hazırlanacak ve sadece Devlet hakkı, madencilik fon katkısı, ihbar ve buluculuk haklarının hesaplanmasında geçerliliği olan belge. 2) Her firma veya işletmenin bir yıllık faaliyet sonucunu gösteren belge.
    BİLANÇO BRÜT KÂRI, Yönetmelikteki örneğe göre hazırlanmış bilançoda; genel yönetim giderleri payı hariç tutularak hesaplanan kâr.
    BİLANÇO REZERVİ, Doğu bloku ülkelerinde kullanılan bir rezerv sınıfı. Varlığı belirlenmiş olan cevher kütlesinin yani jeolojik rezervin ulusal ekonomi açısından yararlanılabilecek nitelikte olan bölümü.
    BİLEZİKLİ YAĞLAMA, —> Yağlama sistemleri
    BİLEŞİK GÜÇ VE ISI SİSTEMLERİ, —> Kojenerasyon sistemi.
    BİLGİ, 1) İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. 2) Öğrenme araştırma veya gözlem yoluyla ulaşılan gerçeklik. Bir nesneyi derinlemesine incelemek için yapılan zihinsel işlemlerin sağladığı sonuç. Malumat. Vukuf.
    Belirli bir alanda öğrenilen bilginin tümüne BİLİM, insanların teknik ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin, özellikle elektronik makineler aracılığıyla, düzenli ve akılcı biçimde işlenmesini konu alan bilim dalına BİLİŞİM (informatik), bilgilerin sistemli olarak düzenlenmesi, saklanması, iletilmesi ve kullanılmasına da BİLGİ İŞLEM denir. —> Teknoloji.
    BİLGİSAYAR, Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin, kompüter. Bilgisayarın bilgileri işleyebilmesi için iki ana unsurun biraraya gelmesi gerekmektedir. Bunlardan birincisi ; bilgisayarın tüm elektronik ve mekanik birimlerinden (Ana işlem birimi “Main Frame”, giriş birimleri “İnput”, çıkış birimleri “Output”) yani cihazlardan oluşan BİLGİSAYAR DONANIMI (HARDWARE) dir . İkincisi ise, bilgisayar donanımlarının hangi işlemi nasıl yapacakları, bilgileri nasıl değerlendirecekleri, bilgilerin nasıl saklanacağı gibi konularda bilgisayarı yönetmek veya bir bilgiyi işlemek üzere yapılan programlama, yani bilgilerin nasıl alınacağını, bilgilerin hangi kurallara göre hangi sıra ile işleneceğini belirleyen programlar, yordamlar, deyimler ve kısacası BİLGİSAYAR YAZILIMLARI (SOFT-WARE)dir.Bilgisayarın yönetilmesi işlevini üstlenen program ise İŞLETİM SİSTEMİ olarak adlandırılır.Bütün program derleyicilerini ve programları kapsayan yazılımları yöneten işletim sistemi de DİSK İŞLETİM SİSTEMİ (DOS = Disk Operating System) olarak isimlendirilir.Bir programın ana belleğe alınmasına bu PROGRAMIN YÜKLENMESİ denir. Günümüzde madenciliğin hemen hemen her dalına bilgisayarlar girmiş durumdadır. Özellikle etkileşimli (interaktif) bilgisayar programları bilgisayar kullanımını basitleştirmiştir. —> Çizelge
    BİLİRKİŞİ, 1) Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaşmazlığı çözümlemek veya bir işkazasında kazanın oluş nedenini belirlemek için kendisine başvurulan kimse, uzman, ehlihibre, ehlivukuf, eksper. 2) Hukukta çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düşüncesine başvurulan kimse, ehlihibre (bilirkişi), ehlivukuf (bilirkişi).
    BİLYALI DEĞİRMEN, Bir eksen etrafında dönen ve içine zor aşınan öğütücü bilyalar konan iç cıdarı takoz, lastik veya zırhla kaplı, kuru veya sulu öğütme yapmaya yarayan değirmen.
    BİMS, 1) Birbirine bağlantısız, boşluklu, sünger görünümlü silikat esaslı, birim hacim ağırlığı genellikle 1 g/cm3’ten küçük, sertliği Mohs skalasına göre 6 civarında, camsı doku gösteren volkanik (kayaç) madde. 2) Pomzataşı. 3) Süngertaşı. —> Pomza taşı.
    BİRERİM BİLEŞİMİ,—> Ötektik karışım.
    BİRERİM SICAKLIĞI, —> Ötektik karışım.
    BİRERİM NOKTASI,—> Ötektik karışım.
    BİRLEŞTİRİCİ, Mermer işletmeciliğinde,taşı teşkil eden muhtelif parçaları dağılmıyacak şekilde birbiriyle bağlıyan tabiî çimento.
    BİRİNCİL ALÜMİNYUM, —> Aluminanınelektroliz yöntemi ile indirgenmesi ile elde edilen alüminyum.
    BİSKÜVİ, Seramik endüstrisinde tek pişirimde elde edilen sırlanmamış ara ürün, —> Hamlama.
    BİTÜM, 1) Atmosferik ve kimyevi tesirlerden etkilenmeyen, yanıcı karakterde kahverengimsi sarı, kahverengi veya siyah renkli tabii karbonhidratlar karışımı. Bitüm sert (ozokerit, asfalt), yumuşak sıvımsı (petrol) veya gaz (tabii gaz) şeklinde olabilir. 2) Tabii asfaltın karbonsülfürde eriyen kısmı ile petrolün damıtılmasında arta kalan kısım.
    BİTÜMLÜ KALKER, Bileşiminde bitümlü maddeler bulunan ve çekiç ile vurulunca bitüm kokusu veren kalker.
    BİTÜMLÜ ŞİST, Genellikle ince taneli ve yapraklı yapıda olan ve “kerojen” adlı organik madde içeren, ısıtıldığı zaman sentetik petrol ve gaz üretebilen tortul kayaçlara verilen isim. Bitümlü şist ; bitümlü şeyl ve petrollü şeyl olarak da adlandırılır.Dünyadaki bitümlü şist yatakları ; çökelme ortamları, kalınlık, organik madde içeriği, kömür ve diğer hammadde kaynakları ile birlikte bulunuşuna göre ;
    1- Kahverengi-siyah denizel platform tipi ; 2- Gölsel, 3- Linyitlerle birlikte bulunan bitümlü şistler olmak üzere başlıca üç ana grupta toplanabilirler.
    BİYEL KOLU, Makinelerde bir ucu pistona bağlı öbür ucu —> Volanı (düzenteker) çeviren (çubuk) kol. Biyel tertibatı pistonun itme hareketini (doğrusal hareket), volan dönme hareketine (dairesel hareket) çevirmeye yarar.
    BİYOGAZ, Organik artıkların, hava alışverişi ile büyük ölçüde ilişiğinin kesildiği oldukça kapalı bir yerde, başlangıçta muayyen bir sıcaklığın üzerinde, kimyevi bir değişikliğe uğrayarak yanıcı gazlar neşretmeye başlaması olayı sonucu ortaya çıkan gaz. Gelişmiş toplumlarda kırsal alandaki aileler için bir enerji kaynağı teşkil eden bu uygulama yeryüzünde yayılma göstermekte olup, ülkemizde son senelerde Tarım Bakanlığı bünyesinde bu konu ile ilgili bir birim oluşturulmuştur.
    BİYOKÖMÜR, Linyit kömürlerinin 4-5 cm çapında ve oval olarak kireçle biriketlenmesi sonucu elde edilen ürün.
    BİYOSTRATİGRAFİK BİRİM, İçinde bulunan özel bir fosil topluluğu dolayısiyle, komşu kayaçlardan ayrılabilen kayaç tabakaları.
    BİYOTİT , Formülü K (Fe, Mg)3 (Al,Fe) Si3 O10 (OH, F)2 olan monoklinik mika; karamika, siyah renkli, heksagonal yapraklar biçiminde bulunur. Biyotitler, demir-II, demir-III, magnezyum kutupları arasında bir seri oluşturur. —> Mika.
    BLİSTER BAKIR, İçindeki oksitlenebilen empüriteler (yabancı maddeler) cüruf ve gaz haline getirilmek suretiyle ayrılmış olan, yüksek tenörlü metalik bakır. Blister bakırın içindeki bakır oranı % 77-99 arasında değişir. Kükürt oranı ise % 0,25-0,75 arasında olabilir.
    BLOK, Planlı olarak ve belirli bir süre içerisinde yapılması düşünülmüş üretim için hazırlanan ve boyutlandırılmış maden yatağı kısmı. Bu hudutlamada kitle, genellikle dikdörtgen prizma şeklinde, yüksekliği, eninden ve genişliğinden daha fazla olarak boyutlandırılır.
    BLOK ÇALIŞMA YÖNTEMİ, Döner kepçeli ekskavatör (bager, kazıcı)’nın kullanıldığı örtü-kazı işinde uyğulanan çalışma. Bu yöntemde kazıcı, blok içinde olup, paletlerin konumu ve yürüyüş yönü dilim yönüne (kademe boyuna) paraleldir. Nakil aracı (bant konveyör veya demiryolu nakliyatı) dilim dışında ve dilim doğrultusundadır. Blok büyüklüğü, kullanılan kazıcının boyutlarına göre değişir.—> Şekil. Bu yöntem blok çalışma ve —> Yarı blok çalışma yöntemi olarak iki şekilde uygulanır. —> Kazı Yönü, İşletme Yönü, Kapalı İşletme, Açık İşletme.
    BLOK ÇÖZELTi YÖNTEMİ, Yerinde çözelti madenciliği (liçing) ile bilinen kapalı işletmeciliğin birlikte uygulandığı maden işletmeciliği. Bu yöntemde düşük tenörlü madenler yeraltı odalarına doldurulur ve odanın üst kısmına konulan çözücü sıvı aşağıya cevher içine sızdırılır. Bu durumda maden yüklü çözelti, madeni elde etmek için yeryüzüne pompalanır. —> Liçing.
    BLOK DÜŞMESİ, —> Şev duraysızlık.
    BLOK GÖÇERTMELİ AYAK İŞLETME METODU, 100 metreye kadar yükseklikleri olan cevher kitlelerinin, belirli boyutlarda (30x50x100 m) altları kesilerek üstündeki tabakaların tazyiği veya cevherin kendi stabilitesinin azlığı nedeni ile göçmesi veya blokların etrafının kesilmesi sağlanarak damar halinde veya kitle halindeki maden yataklarına uygulanan yeraltı (üretim) işletme metodu. Blok göçertmeli ayak işletme metodu, cevheri yatay bloklara ayırarak veya ayırmadan panonun bir ucundan başlayarak cevherin altını tavandan tabana kadar kesip geri çekilerek tavandaki göçen cevheri almak suretiyle de yürütülür. Usul emniyetli, merkezi üretime (konsantrasyona) müsait olmakla beraber uygulamada aksaklıklar olması halinde başka metoda geçmek güçtür.
  13. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    BLOK GÖÇERTMESİ, Çok kalın ve kırılgan cevheri ihtiva eden maden yatakları, bloklara ayrıldıktan sonra bu blokların altları (topukları) ateşlenerek bloğun göçmesi sağlanmak suretiyle üretim yapılan işletme yöntemi.
    BLOK KAYMA, —> Şev duraysızlık.
    BLOK TARZINDA İŞLETME, Kalın ve genellikle mukavemeti az olan maden yataklarında kitlenin, üst üste veya yanyana gelen panolara bölünerek alınması metodu. Maden kitlesi, ya panonun dilimlere ayrılarak veya kitlenin ağırlığından istifade edilerek göçertilmesi suretiyle alınır.
    BLOKAJ TAŞLARI, Mermer işletmeciliğinde 7-25cm arasındaki ebatlarda kırılmış taş.
    BLOV AVT PREVENTER, 1) Sondaj yapıldığı sırada rastlanacak basınçlı gaz ve sıvıların dışarıya kontrolsüz fışkırmasını önlemeye yarayan koruyucu kuyu ağzı tertibatı (vana). 2) Noel ağacı. 3) B.O.P. —> Şekil.
    BLUM, 12,5-12,5 cm’den daha büyük ve kare kesitli olan genellikle, kütüklerden haddeleme veya doğrudan sürekli döküm suretiyle elde edilen haddelenmiş demir külçesi.
    BOME, —> Gravite.
    BONANZA, Bilhassa altın ve gümüş madenlerinde rastlanan fevkalade derecede zenginleşmiş durumdaki cevher kapanı.
    BOND KANUNU, Tanelerin hacimleri ve yüzey alanlarının, gerekli kırma işinin hesabında ele alınması gerektiği görüşünden hareket ederek, ortaya konulan, modern kırma işlemi kabûllerine dayanan ve kırma işleminde harcanan iş miktarını ifade eder.—> Charles genel kırma kanunu.
    BOR, Periyodik sistemin üçüncü grubunun başında bulunan 2,34 gr/cm3 özgül ağırlıklı ve 2300°C’da ergiyen element. Doğada serbest olarak bulunmaz; oksijenle birleşerek bor tuzları şeklinde veya silikatlar hâlinde bulunur. Doğada 200’e yakın bilinen bor bileşikleri içinde ticari önemi olan bor minerâlleri, —> Boraks,—> Kernit, —> Üleksit, —> Probertit, —> Kolemanit, —> Pandermit, —> Szaybelit, —> Hidroborasittir.
    Çok geniş ve çeşitli alanlarda ticari olarak kullanılan bor mineral ve ürünlerinin kullanım alanları giderek artmaktadır. Bor minerâlleri ve ürünlerinin kullanıldığı sanayi sektörleri, cam, seramik, temizleme ve beyazlatma, yanmayı önleyici maddeler, tarım, metalurji, nükleer sanayileri vb’ dir. Bor elementi oksijenli bileşikleri çeşitli elementlerle tek tek veya birkaç elementle birlikte minerâl grubu oluşturur. Bor minerâlleri B2O3 içeriğine göre değerlendirilir. Bor minerâllerini gruplandırmak gerekirse; 1)Kristal suyu içeren boratlar, 2) Bileşik boratlar (hidroksil ve / veya diğer tuzlar ile), 3)Borik asit (sassolit veya doğal borik asit), 4)Susuz boratlar, 5) Borofluoritler, 6)Borosilikat minerâlleri olarak tefrik edilirler.
    Bor mineralleri genelde konsantre ve rafine ürün olarak pazarlanırlar. Rafine ürünler boraks dekahidrat, (10 sulu boraks; kolemanit + soda külü reaksiyonuyla veya tinkalın çözündürülüp tekrar kristalleştirilmesiyle); boraks penta hidrat (5 sulu boraks), anhidrik boraks (susuz boraks) ve borik asittir. Çeşitli bor minerâllerinden rafine bor ürünlerinin elde edilmesi EK-12 şemada gösterilmiştir.
    Bor minerallerinden elde edilen ürünlerin çok geniş bir kullanım alanı vardır. Rafine bor ürünleri, doğrudan doğruya kullanıldıkları gibi, sodyum metaborat, sodyum pentaborat ve sodyum perborat gibi bileşikleri de endüstrinin çeşitli alanlarına katkı maddesi olarak girerler. —> Şema. Bor ürünleri ve bileşiklerinin kullanım alanları.
    BORAKS, 1) Boron minerallerinden 10 molekül kristal suyu ihtiva eden rafine soydum borat (monoklinal kristalli bor tuzu). Na2B4O7.10H2O. 2) Tinkal.
    BORASİT, Sert kristal veya yumuşak beyaz kütle halinde bulunan magnezyum borat (Mg6Cl2B14O26). Müstakilen bir yatak halinde oluşabileceği gibi jips ve anhidrit yataklarında da bulunur.
    BORAT, Bor asidi ile bir oksidin birleşmesinden oluşan tuz. Hekimlikte ve lehim işlerinde kullanılan borat, sodyum borat olup, boraks ya da tenekar adları ile de alınır.
    BORKARBÜR, Borik anhidritin elektrik arkında karbonla indirgenmesiyle elde edilen (B4 C) çok sert bir madde.
    BOR KARPİT , Boraks ve kok kömürünün karışımdan elde edilen ; yapay elmasdan sonra, en sert yapay aşındırıcı (B6C).
    BOR MİNERALLERİ, Bor elementi oksijenli bileşiklerinin, çeşitli elementlerle münferiden veya müştereken oluşturdukları mineral grubu. —> Çizelge. Bunların en önemlileri —> Tinkal, Üleksit, Kolemanit, Pandermit gibi minerallerdir. Bor mineralleri B2O3 içeriğine göre değerlendirilir. Bor minerallerini gruplandırmak gerekirse; 1) Kristal suyu içeren boratlar, 2) Bileşik boratlar (hidroksil ve/ veya diğer tuzlar ile), 3) Borik asit (sassolit veya doğal borik asit), 4) Susuz boratlar, 5) Borofluoritler, 6) Borosilikat mineralleri olarak tefrik edilirler. Ancak ticari önemi olan bor mineralleri sınırlı olup, yukarıdaki listede gösterilmiştir:
    Bor mineralleri genelde konsantre ve rafine ürün olarak pazarlanırlar. Rafine ürünler boraks dekahidrat (10 sulu boraks; kolemanit+soda külü reaksiyonuyla veya tinkalin çözündürülüp tekrar kristalleştirilmesiyle); boraks penta hidrat (5 sulu boraks), anhidrik boraks (susuz boraks) ve borikasittir. Çeşitli bor minerallerinden rafine bor ürünlerinin elde edilmesi aşağıdaki şemada gösterilmiştir.
    Bor minerallerinden elde edilen ürünlerin çok geniş bir kullanım alanı vardır. Rafine bor ürünleri, doğrudan doğruya kullanıldıkları gibi; sodyum metaborat, sodyum pentaborat ve sodyum perborat gibi bileşikleri de endüstrinin çeşitli alanlarına katkı maddesi olarak girerler. Sayfa 48 ’de özet olarak bor ürünleri ve bileşiklerinin kullanım alanları gösterilmiştir.
    BOŞ, Mermer ocaklarındaki bloklarda rastlanan sedimantasyon boşlukları. Büyük olanlara “Ana Boş”, küçük olanlara “Ara Boş” denir; blokların yırtılıp ayrılmasında genellikle bu boş yüzeylerden yararlanılır.
    BOŞLUK, —> Oda.
    BOŞLUK DUYARLIĞI, Fünye (ateşleyici) içeren yemlenmiş bir şarjın (verici), fünyesiz bir şarjı (alıcı) patlatacağı hava aralığı mesafesi.
    BOŞLUK TAHKİMİ, Galeri tahkimatı boyunduruğunun üzerindeki boşluğu tahkim etmek için vurulan takoz ve yastık.
    BOYNUZ TAŞI, Bozuk renkli (esmer sarı, kırmızı) , saydam olmayan —> Jasp. Boynuza benzediği için bu isimle anılır ve ince taneli türüne skarn içinde rastlanır. —> Sileks.
    BOYUNA KAMA, Manivela kolu, çark, dişli, kasnak vb. makine parçalarını mil ve akslara tesbit için kullanılan kama.
    BOYUNA KESİT, Bir maden yatağının, galerinin veya demiryolu şebekesinin uzun ekseni boyunca dikey bir düzlemdeki izdüşümü.
    BOYUNA PROFİL, —> Profil nivelmanı.
    BOYUNDURUK, Galerilerde ağaç bağ tahkimatında iki ucu yan ve tavan basıncını karşılayacak şekilde çintili olarak hazırlanıp yandirekler üzerine yerleştirilen yatay veya tavan taşına uyumlu direk. Boyunduruk metal profilden de yapılabilir.
    BOZUK DİNAMİT, Koku yayan veya sızıntı yaparak ambalaj kağıdını yağlamış olan dinamit. Bozulmuş dinamitlerin ambalajında boşluk görülür. Bunlar turnusol kağıdını 15 dakikadan kısa bir zamanda kırmızıya boyar.
    BOZULMAMIŞ NUMUNE, Özel karotiyer veya sempler kullanılarak alınan, arazinin (temelin) özelliğini aynen vermesi istenen hiçbir deformasyona uğramamış ve atmosferik etkilerden korunmuş özel numune.
    BOYUTA GÖRE AYIRMA, Çeşitli büyüklükteki tanelerin karışımından oluşan malzeme tanelerini belirli boyutlara göre tasnif etmek suretiyle birbirinden ayırma işlemi. Bu işleme tane büyüklüğüne göre tasnif de denir. Genellikle boyuta göre ayırma hava ceryanı, elek (—> Eleme), su (—> Klasifikatör) kullanılarak gerçekleştirilir.
    BÖLGE, Madencilikte birkaç bölümden oluşan, üretim ve yönetim birimi.
    BÖLGESEL BAŞKALAŞIM, —> Rejyonal-metamorfoz.
    BÖLÜM, Birkaç kartiyeden ve karodan oluşan üretim birimi.
    BÖLÜNME BOYUTU, —> Ayırma boyutu.
    BREŞ, 1) Tektonik hareketlerden meydana gelen basıncın etkisi ile ortaya çıkan, köşeli kayaç parçaları arasındaki boşluğun pudinglerde olduğu gibi silisli, kalkerli, killi, demirli vb. bir çimento ile birlikte; sertleşmesinden meydana gelen kayaç ( tektonik breş). Genellikle çimentonun rengi kayaç parçalarının renginden farklı olduğu için bu cins kayaçlar cilalandıkları zaman güzel bir görünüm arzederler. 2) Köşeli kayaç parçalarının aralarındaki boşluğun çimento vazifesini gören magma ile dolarak sertleşmesinden meydana gelen kayaç (volkanik breş).
    BREŞ MERMERİ, —> Mermer.
    BREŞOİD STRÜKTÜR, 1) Köşeli çakılların doğal bir çimento ile birleşmesinden hasıl olan kayaç yapısı. Kayacın çimentosu madensel suların bıraktığı çökellerden meydana gelmişse buna tortul breş, magmanın çimento ödevini yaptığı hallerde meydana gelen kayaca da püskürük breş adı verilir. 2) Breş yapısı.
    BREŞ YAPISI, —> Breşoid strüktür.
    BRİKET, Toz ve kırıntılardan oluşan maddelerin preslerde belirli fiziksel şartlar altındaki katkılı veya katkısız bir şekilde muntazam geometrik hacimli olarak sıkıştırılması ile elde edilen tüketim maddesi. Briket elde etme prosesine de briketleme denir. Bilhassa kömürler, yapı ve yol malzemeleri briketlenerek tüketime daha yararlı ve kullanışlı hale getirilirler.
    BRİKETLEME, İnce taneli maddelerin yüksek basınç altında veya bir bağlayıcı kullanarak presle daha büyük parçalar haline dönüştürülmesi.
    Briketleme;
    a) Uygulanan sıcaklık bakımından: -Sıcak briketleme-Soğuk briketleme
    b) Kullanım yerine göre: -Sanayi briketi -Ev yakıtı briketi
    c) Uygulanan yönteme göre: - Katkı maddeli - Katkı maddesiz olarak gruplandırılabilir.
    En yaygın briketleme kömürde yapılır ve burada iki amaç sağlanır.Birincisi, yeterli ısıl değere sahip tozlaşan kömürleri değerlendirmek ; ikincisi ise yüksek su içerikleri nedeniyle tuvönan olarak yakılması güç olan kömürlerin kurutma yoluyla ısıl değerlerinin arttırılması ve arkasından briketleme ile yüksek ısıl değerli, sağlam bir yakıt haline dönüştürülmesidir. Briketleme kömür dışında ; krom konsantreleri, demir tozları, bakır konsantreleri, grafit, nikel tozları v.b gibi malzemelere de değişik katkı maddeleri kullanılarak uygulanır. —> Linyitlerin briketlenmesi.
    BRİNEL SERTLİĞİ, Sertleştirilmiş çelik bir bilyenin muayyen bir yükle (P) sertliği ölçülecek cismin yüzeyine bastırılarak bilyenin cisim yüzeyinde meydana getirdiği küçük daire şeklindeki çukurun HB = [2P/şD(D–šD2–d2)] formülü ile bulunmuş kg/m m2 cinsinden değeri. Formülde D bilyenin, d daire şeklindeki çukurun çaplarıdır. —> Rokvel Sertliği.
    BRONZ, Bakır ve kalay metallerin belirli oranlarda karıştırılarak ergitilmesi suretiyle elde edilen alaşım.
    BROYNERİT, —> Manyezit.
    BTU (British thermal unit), Bir libre (454 gr) suyun sıcaklığını bir fahrenhayt artırmak için gerekli olan ısı miktarı, ki bu yaklaşık bir kilokalorinin dörtte biri kadardır. —> Kısaltmalar.
    BUHAR, 1) Kaynama sıcaklığının çok üzerinde ısıtılmış maddenin yoğunlaşmaya yakın gaz hali. 2) Az basınç artması veya sıcaklık düşmesi ile tamamen sıvı haline geçmeye hazır yani yoğunlaşıp sıvı hale geçmeye yakın durumda bulunan bir maddenin hali. 3) Yoğunlaşma noktasına yakın bir sıcaklıkta buharlaşma fazında bulunan bir maddenin sis ve gaz olarak birarada bulunduğu durum.
    BUHAR KAZANI, Buhar elde etmek için; alev borulu, su borulu, alev ve su borulu olmak üzere çeşitli sistemler halinde hareketli veya sabit ızgaralı veya yakıt püskürtmeli olarak imal edilen tesis.
    BUHAR SANTRALI, —> Elektrik enerjisi üretim tesisleri.
    BULAMAÇ, —> Palp. Şlam.
    BULDOZER, Önündeki bıçağı sağa ve sola döndürme hareketi verilemeyen; ancak yukarı ve aşağı doğru hareket verilebilen kazıyıp taşıyıcı (yayıcı) iş makinası. —> Angldozer.
    BULON, —> Temel cıvatası.
    BULUCULUK, Herhangi bir ruhsat döneminde, yönetmeliğinde belirtildiği şekilde, bir maden zuhurunun ortaya çıkarılması.
    BULUCULUK HAKKI, Maden yataklarının bulunmasına yardımcı olanlara tanınan (maden hakkı) maddi imkanlar.
    BUM, 1) Bagerde kepçeyi taşıyan uzun kol. 2) Seren.
    BUNKER, —> Silo.
    BUREAU OF MİNES YÖNTEMİ, Ferrik klorürün oksitleyici özelliğini kullanan ABD “ Maden Bürosu” araştırma merkezinde geliştirilen hidrometalurji prensiplerine dayalı bakır üretim yöntemi. —> Şekil.
    BURGU, 1) Gevşek formasyonda delik delmek ve kırıntı numune almak için kullanılan helezon çubuk. 2) —> Matkap çubuğu.
    BURGULU NUMUNE ALMA AYGITI, Tane büyüklüğü 25mm ye kadar olan —> Toz kömür stoklarından nümune almada kullanılan, boyut ve biçimi TSE tarafından belirlenmiş, uzunluğu 1m olan boru şeklindeki çelik veya aluminyum sapa iliştirilen çapraz parçaya monte edilmiş iki durağan bıçak ağızlı kanatlardan oluşan gereç.—> Şekil, Numune.
    BURGU MAKİNESİYLE YAPILAN AÇIK İŞLETME METODU (AUGER MINING), Yatay veya yataya yakın tabaka halindeki maden yataklarında, açık işletme panosunda D/K oranı ekonomik sınıra geldiği zaman, yeraltı işletmesine geçmeden, pano alnında galeri açma makineleri- bant veya spiral nakliyat sistemi kullanarak veya klasik usullerle birbirine yakın ve paralel; tavan, taban ve madenin stabilitesine göre; 50-150 m’lik tahkimatsız galeriler açmak suretiyle açık işletme panosundan daha fazla üretim yapılmasına imkan veren (üretim) işletme metodu.—> Şekil 1 ve 2.
    BURGU UCU, —> Lağım burgusu.
    BUSTER, Yardımcı ünite.
    BUSTER KOMPRESÖR, Ana kompresörden daha yüksek basınçlı hava elde etmek için kompresörün hava emiş tarafına veya basınçlı havanın kullanıldığı yerde basıncı yükseltmek için, devreye seri olarak kurulan yardımcı kompresör.
    BUSTER PERVANE, Bir galeriden geçen tüm havanın basıncını yükselterek hava akımını artırmak için galeride kullanılan yardımcı pervane.
    BUSTER TULUMBA, Ana tulumbaya emiş kolaylığı sağlamak için kullanılan yardımcı tulumba.
    BUSTER VANTİLATÖR, Havalandırma sisteminde ana vantilatörün yüksek depresyonla çalıştırılmaması için, direnci yüksek olan yollara kurulan yardımcı vantilatör.
    BUZULTAŞI, —> Moren.
    BÜNYE NEMİ, Havada kuru kömür numunesinin 105°C sıcaklıkta oksijensiz ortamda kalıcı bir ağırlığa ulaşıncaya kadar kaybettiği—> Rutubet.
    BÜR, Katlar veya tali katlar arasında bulunan; özellikle maden naklinde kullanılan —> Kelebe veya iç kuyu.
    BÜYÜK AÇIK İŞLETME, Günlük istihsali 1000 ton’dan fazla olan açık işletme.
    BÜYÜK HAZIRLIK, Ocaklarda ana kuyular, kat lağımlarının sürülmesi, ana havalandırma ile su ihraç sistemleri, tumba ve yükleme istasyonları hazırlanması ve bunların teçhizi gibi amenajman işleri.
    BÜYÜK ONARIM, 1) Tesis, makine, cihaz ve aletlerin sürekli ve kuvvetli bir basınç ve temas veya ısı ve nem altında bulunmayan veya bulunsa dahi kısa bir süre içinde kırılması, aşınması, çürümesi olağan olmayan ana parçaların veya tesis kısmının fabrikasyon hatası, ayar bozukluğu veya kaza gibi arızi nedenlerle kırılması, çürümesi ve bozulması sonucu değiştirilmesi. 2) Olağan uzun dönemli revizyonların gerektirdiği değiştirme ve onarım.
  14. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    C

    CAM, 1) Silis veya bor anhidriti gibi cam haline gelebilen, alkaliler gibi kolay eriyen ve kireç gibi dayanıklılığı arttırıcı elementlerden meydana gelmiŞ bir karıŞımın ergitilmesiyle yapılan saydam ve çabuk kırılan madde. 2) Sırça. 3) Kadeh. CAMBO, —> Jumbo.
    CAM CİLA, Saydam minerallerinin çoğunda bulunan cila olup cam, dağ kristali, barit ve birçok silikatlar bu görünümü verirler.—> Minerallerin parlaklığı.
    CAM İPLİĞİ, —>Cam yününden veya pamuğundan, normal iplik yapım sistemlerine göre çekilmiŞ veya süzgeçlerden basınç altında elde edilmiŞ cam iplik. Cam maddesi inceldikçe elastikiyet kazanır. Bu özellikten dolayı, yaklaŞık 0,5 mikron incelikteki cam iplikleri birbirleriyle katlayarak bükmek ve istenilen kalınlığa getirmek mümkündür. Cam ipliği sanayide özel Şekilde yapılmıŞ süs veya kadın eŞyaları dokunmasında kullanılmakta ve bazen de fantezi iplik yapımında diğer mensucat ham maddeleriyle karıŞtırılabilmektedir.
    CAM PAMUĞU, Pamuk yığını halinde elde edilmiŞ cam lifi. Cam pamuğu, erimiŞ cam kitlesinin 1500-1700°C arası sıcaklıkta ve yüksek basınçla gayet ince delikli (takriben 0,5-4 mikron) eleklerden geçirilmesiyle elde edilir. Lif haline gelen camın, süzgeç deliklerinden fıŞkırma hızı dakikada yaklaŞık 21.000m. olmalı ve çıkan lifler dönen bir Şerit üzerine düŞerek fırın ağzından derhal uzaklaŞtırılmalıdır. Pamuk yığını görünüŞünde olan cam pamuğundan, normal iplik yapma sistemleri ile iplik yapılabildiği gibi, ısıyı ve elektiği iletmediği için kurutma sobalarında veya buzdolaplarında izolan olarak kullanılabilir.
    CAM YÜNÜ, İnce elyaf haline getirilmiŞ cam yığını. Elyaf incelikleri 3-4 mikron arasında değiŞir. Bu malzemenin ısıya karŞı kötü iletken olması izolan olarak kullanılmasını sağlar.
    CANAVAR DÜDÜĞÜ, 1) İçinden hava ya da buhar geçince uyarıcı ses çıkaran ve uzaklara kadar tehlike iŞareti vermek için kullanılan araç. 2) Siren.
    CAP ROCK (Keprok), Petrol, gaz, tuz domu yataklarını örten geçirimsiz örtü tabakası. —> Petrol yatakları. —> Örtü tabakası.
    CARALOX, —> Korund.
    CARDOX SİSTEMİ, —> Kardoks yöntemi.
    CASİNG, —> Muhafaza borusu.
    CEBİRE, Rayları birbirine bağlamaya yarayan pabuç.
    CEBRİ HAVALANDIRMA, —> Tali havalandırma.
    CEP, 1) Her tip galeri, varagel, vinç dip ve baŞlarıyla ara katlarda; korunma, malzeme koyma vb. amaçlarla genellikle bu galeri istikametine dik istikamette açılan kısa ve kör rekup veya sığınılabilecek boyuttaki yuva. 2) Petrol, doğalgaz ve cevher yataklarında ana kütleden ayrı veya bağlantılı olarak teŞekkül etmiŞ küçük zuhur. 3) —> NiŞ.
    CEP SANTRALI, —> Kojenerasyon sistemi.
    CER HALATI, Varagel ve vinçte yükü (arabaları) çeken halat.
    CER KUESİ, Havai hatların taŞıyıcı halatlarını gerdirmeye yarayan, özel Şekilde hazırlanmıŞ çelik konstrüksiyon pilon.
    CER MAKARASI, —> Molet.
    CEVHER, Doğrudan doğruya veya bazı iŞlemler sonucu zenginleŞtirilerek endüstride tüketim yeri bulunabilen ve ekonomik değeri olan bir veya birkaç mineralden oluŞmuŞ kayaç. Cevher, metal üretiminin hammaddesini teŞkil eder. Değerli mineraller metalik elementleri içermiyorsa cevher tabiri yerine endüstriyel hammadde deyimi kullanılır.
    CEVHER HAZIRLAMA, Cevheri, zenginleŞtir-meye hazır duruma getirebilmek amacıyla yapılan; kırma, öğütme, tane büyüklüğüne göre sınıflan-dırma gibi iŞlemler topluluğu.
    CEVHER ZENGİNLEŞTİRME, Cevher hazırlama iŞlemlerine tabi olmuŞ ürünün; flotasyon, ağır mayi, manyetik, elektrostatik vb. usullerin uygulanması suretiyle metalurjik iŞlemler yapılabilir veya satılabilir niteliğe getirilmesini sağlamak amacıyla yapılması gereken iŞlemler topluluğu.
    CEVHER ZENGİNLEŞTİRME EĞRİSİ, —> Yıkama eğrileri.
    CEVİZ, —> Satılabilir.
    CHANGE KUM KONİSİ, Derin ağır ortam (ağır mayi) ayırıcısı.—> Statik ağır ortam (ağır mayi) ayırıcıları, —> Kömür yıkama yöntemleri
    CHARLES GENEL KIRILMA KANUNU, Kırılma hakkında yalnızca belirli kırılma Şartlarını karŞılayan;—> Rittinger, —> Bond ve —> Kick kanunlarını genel bir diferansiyel denklemle ifade eden bir kırılma kanunu:
    d(d)
    A=ƒ - C ———— kwh / t,
    d 01 da
    burada C ve a, ıntegrasyon için aynı zamanda değiŞken kabul edilen yalnız kaba çözümler için sabite olarak kabul edilen değerler,
    d01 : Besleme malın ortalama tane iriliğini,
    d02 : KırılmıŞ malın ortalama tane iriliğini ifade
    eder.
    Bu formülden a=2 için —> Rittinger, a= 1 için —> Kick, a= 1,5 için —> Bond kanunu elde edilir. Kırılmada a değeri yalnız 1, 1,5 veya 2 değerlerini değil, kırılma Şartlarına bağlı olarak 1 ile 2 arasındaki bütün değerleri alabilir.
    CFR (COST AND FREIGHT- MAL BEDELİ VE NAVLUN), İŞleme konu olan malların belirtilen varıŞ yerine kadar taŞınması için gerekli olan masrafları ve navlun bedelini satıcının ödemesi anlamına gelen uluslararası ticaret kavramı. Ancak CFR anlaŞmasında, mallara iliŞkin kayıp ve hasar riski ile birlikte, malların gemi bordasına aktarılmasından itibaren meydana gelebilecek olaylardan kaynaklanan bütün ek masraflar, mallar yükleme limanında gemi bordasına geçtiği andan itibaren satıcıdan alıcıya devrolur. CFR terimi, malların ihraç iŞlemlerinin satıcı tarafından yapılmasını öngörür. (Incoterms 1990).
    CIF (COST, INSURANCE AND FREIGHT-MAL BEDELİ SİGORTA VE NAVLUN), —> CFR terimindeki yükümlülüklerine ek olarak taŞıma sırasında malların kayıp ve hasar riskine karŞı deniz sigortası yaptırma yükümlüğünü ifade eden uluslararası ticaret terimi. Alıcının, CIF anlaŞmasında dikkate alması gereken husus, satıcının asgari düzeyde bir sigorta yaptırabileceğinin beklenmesidir. CIF terimi, malların ihraç iŞlemlerinin satıcı tarafından yapılmasını öngörür. (Incoterms 1990).
    CLAUS YÖNTEMİ,—> Kükürt.
    CIP (CARRİAGE AND INSURANCE PAİD TO - TAŞIMA VE SİGORTA BEDELİ ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM), Satıcının— —> CPT teriminde belirtilen yükümlülüklerine ek olarak; malların taŞınması sırasında kayıp ve hasar riskine karŞı alıcıya yük sigortası sağlama zorunda olduğu durumunu ifade eden uluslararası ticaret terimi. Diğer bir deyiŞle; satıcı, sigorta sözleŞmesini akdeder ve sigorta primini öder. Ancak; alıcı; asgari sigorta kapsamına göre, sigorta iŞleminin yapılacağını dikkate almalıdır. CIP terimi, malların ihraç çıkıŞ iŞlemlerinin satıcı tarafından yapılmasını öngörür. (Incoterms 1990).
    CIP-YÖNTEMİ, —> Karbon in pulp yöntemi.
    CIVA (Hg), Özgül ağırlığı 13,6 gr/cm3, atom numarası 80, atom ağırlığı 200,61 olan ve normal ısıda sıvı halinde bulunan gümüŞ renkli metal. Cıva yalnız ısıtıldığında değil, normal sıcaklıkta da zehirli buhar çıkartır. Cıvanın en önemli minerali sinober (HgS) dir. Termometre, barometre, vakum tulumbaları, cıva buharlı lambalar ve redresörlerde cıva kullanılır. Ayrıca aynaların sırlanmasında, altın ve gümüŞ üretiminde, tıpta tedavi maddesi olarak cıvadan faydalanılır. Cıva elde edilmesi, prensipte civanın 400°C cıvarında buharlaŞtırılarak soğutulması esasına dayanır. Dünya cıva ticareti, sinober cevheri olarak değil,özel olarak imal edilmiŞ metal ŞiŞeler içinde ve 76 pound olarak yapılır ve üretim miktarı ve rezervler de ŞiŞe olarak ifade edilir.
    İlk üretim (birincil) cıva metalinin % 99,9 derecesinde saf, temiz ve parlak bir görüntüye sahip olması, diğer baz metallerin bünyesinde 1 ppm (part per million)’den az olması istenir ve bu durum da her türlü kullanım alanında ticari iŞlem görür. Daha saf cıvanın elde edilmesi için birkaç kademeli destilasyon iŞlemine ve elektrolitik rafinasyona tabi tutulması gerekir. 1970’li yıllarda cıva fiyatlarındaki dalgalanmaları önlemek, arz ve talep dengesini sağlamak amacıyla ASSIMER (Assocition of Mercury Producer), Meksika, Cezayir, İtalya, Ispanya ve Yugoslavya’nın katılımıyla kurulmuŞ, fakat aktif olamamıŞtır.
    CIVATA, Birbirine bağlanmak istenen ağaç veya metal parçalar üzerinde hazırlanmıŞ olan deliğe yerleŞtirilerek somunu sıkılmak suretiyle bağlamayı sağlayan tesbit ve ekleme parçası. Cıvataların tesir tarzı, vidalar ve kamalarda olduğu gibi eğik düzlem kanunlarına dayanır. Cıvata diŞleri üçgen, yuvarlak, trapez, testere vb. Şekillerde tek ağızlı (tek helezon), iki ağızlı (çift helezon) olarak da yapılır. Cıvatanın baŞı altı köŞe, çekiç, silindirik veya yarım yuvarlak olabilir. BaŞının Şekline göre altı köŞe-, çekiç-havŞe-, dörtköŞe-, gömme (havŞe)-, gömme ve mercimek-, ve yarım yuvarlak baŞlı cıvata vb. Şeklinde isimlendirilir.
    CİLA, 1) Bir yüzeyi dıŞ etkenlerden (yağmur, su, sıcaklık gibi) korumak ve, veya parlaklık gibi güzel bir görünüm vermek için kullanılan kimyasal bileŞik. 2) Parlaklık. Cilalı (parlak) yüzeylerin ayırımını ve tarifini yapabilmek ve ayrıca minerallerin doğal görünümünü belirtmek için kullanılan kelime. —> Minerallerin parlaklığı.
    CİLALI PLAK, Mermer iŞletmeciliğinde perdahlı plâkların cilâ makinalarında cilâ taŞı ve cilâ malzemesiyle cilâlanmıŞ hali.
    CMC, İçine büyük miktarda alkali ve toprak alkali tuzlar karıŞan sondaj çamurunun bozulan özelliğini düzelten bir bakıma çamuru stabilize eden bir kimyevi madde olup, kimyasal ismi karboksimetilselülöz’dür.
    COĞRAFİ İŞARETLER, —> Patent.
    CONTA, İçerisinden sıvı, buhar, basınçlı hava ve gaz nakledilecek olan boruların ve bu nevi maddelerin içinde saklanacağı veya sıkıŞtırılacağı muhafaza düzenlerinin parçaları arasında sızdırma ve kaçağı önlemek (geçirmezliği sağlamak) amacıyla kullanılan lastik, plastik, bakır, kurŞun, bazı alaŞımlar, mantar, amyant, klingirit vb. maddelerden imal edilmiŞ malzeme.
    COREX YÖNTEMİ, Demir-çelik üretiminde yüksek fırın teknolojisine alternatif olarak geliŞtirilen çelik üretimine yönelik bir direkt ergitmeli redüksiyon prosesi. —> Yüksek fırın prosesine benzeyen bu yöntem koklaŞamayan kömüre dayalı sıcak metal üretimi yapar. Corex prosesinde kok fabrikası ortadan kalktığı için maliyeti oldukça düŞüktür. Corex yöntemine göre çalıŞan tesis ilk olarak Güney Afrika, Iscor-Pretoria iŞletmelerinde kurulmuŞtur.
    COWARD ÜÇGENİ, Metan, oksijen ve azot karıŞımlarından oluŞan grizu ortamını gösteren patlama diyagramı. —> Şekil.
    CPM, Kritik Yol Metodu (Critical Path Method) deyiminin kısaltılması. —> Kritik yol metodu. Şebeke planlaması.
    CPT (TAŞIMA ÜCRETİ ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM), Malların belirlenen varıŞ yerine taŞınmasında navlunun satıcı tarafından ödendiğini ifade eden uluslararası ticaret terimi. CPT anlaŞmasında, malların taŞıyıcıya aktarılmasından sonra mallarla ilgili kayıp ve hasar riski ayrıca bu teslim iŞleminden sonra meydana gelebilecek olayların yarattığı bütün ek masraflar satıcıdan alıcının üzerine geçer. “ TaŞıyıcı” bir taŞıma sözleŞmesi çerçevesinde malların demiryolu, karayolu, denizyolu, havayolu, nehir ya da bunlardan bazılarının birarada kullanılmasıyla taŞınması iŞlemini bizzat üzerine alan ya da bunu yapma taahhüdünde bulunan herhangi bir Şahsı tanımlar. Eğer malların belirlenen varıŞ yerine ulaŞtırılması için birbiri ardına taŞıyıcılar kullanılıyorsa, birlikte risk de devredilmiŞ olur. CPT terimi, malların gümrük çıkıŞ iŞlemlerinin satıcı tarafından tamamlanmasını öngörür. (Incoterms 1990).
    CROSS METODU, Kesitler üzerindeki eğitim değiŞtiği her noktanın kotları ve baza olan yatay mesafeleri ile yapılan ve böylece alan bulmaya yönelik hesap Şekli.
    CUT OFF GRADE, 1) Bir madenin üretim miktarının ayarlanması ile değiŞen ve ekonomik iŞletilebilirlik sınırını belirleyen en düŞük tenör. 2) Tenörün iŞletilebilirlik noktası.
    CÜRUF, 1) Katı yakıtların yanması sonucu artakalan, eriyip katılaŞmıŞ maddeler. 2) Metallerin izabesinde fırında en üst kısımda toplanan ve yerine göre atılan veya özel iŞleme tabi tutularak inŞaat kumu, kaldırımtaŞı, cüruf çimentosu vb. imalatta kullanılabilen artık. —> Yüksek fırın cürufu.
    CÜRUF ÇİMENTOSU, Yüksek fırın cürufların-dan da yararlanılarak imal edilen çimento.
    CYMET YÖNTEMİ, Ferrik klorürün oksitleyici özelliğini kullanan hidrometalurjik prensiplerine dayalı bakır üretim yöntemi.
  15. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    Ç

    ÇAĞLAYAN, —> şelale.
    ÇAKIL, 5 mm.’den büyük ve 200 mm.den küçük olan, çimentolanmamış taş veya mineral parçaları. Çakılın büyüklerine moloz, küçüklerine de fiske çakıl denir.
    ÇAKMAKTAŞI , a) Gri, kahverengi veya siyah renkli kuars türü. Konkoidal olarak kırıldığından kenarları keskindir. ilk insanlar tarafından alet yapmakta kullanılmıştır. b) Jaspis ile opal karışımından oluşan amorf bir taş. Rengi genellikle kahverengi olup, sedefsel kırılımlıdır. Bünyesindeki suyu kaybederse üzerinde beyaz bir kabuk oluşur. Süstaşı olarak değersizdir, sertliği ve aşındırıcı özellikleri vardır. Çelikle çarpma sonucu yaydığı kıvılcım kav veya pamuk fitili tutuşturarak ilkel anlamda kibrit yerine kullanılmıştır. Mekanize olmamış tarımda biçilmiş ekinler harman sürmede kullanılan döğenlerin altına muayyen bir şekilde yerleştirilen çakmaktaşlarının kesici özelliğinden yararlanılarak; harman döğüldükten sonra yaba kullanarak; tabii rüzgarın itme gücünden de yararlanılarak; tahıl ve samanın birbirinden ayrılmaları sağlanır. —> Gizli kristalin kuars, Sileks.
    ÇAMUR, —> şlam.
    ÇAMURLAMA, 1) Yanmaya elverişli madenin bir kısmının eski üretim alanlarında bırakılması nedeniyle çıkan veya çıkabilecek yangının önlenmesi için havadan yalıtma amacıyla eski üretim alanının çamurlu su ile doldurulması. 2) —> Ambuaj.
    ÇAMUR KLAPESİ, —> Tarak Gemisi.
    ÇAMUR POMPASI, 1) Sondaj sıvısını kuyu dibine basarak kuyu cidarından yükselmesi devrini tamamlatan, genellikle, pistonlu pompa.
    ÇAMAŞIR TOPRAĞI, —> Kil
    ÇAMUR TABANCASI, —> Karıştırıcı.
    ÇAMUR TERAZİSİ, Sondaj çamurunun yoğunluğunu ölçmeye yarayan bir tür kollu terazi. Kolun bir tarafındaki ölçek içine doldurulan çamurun yoğunluğu kolun diğer tarafındaki denge göstergesi vasıtasıyla okunur.
    ÇAN, Kuyu, vinç ve varagel dip ve başlarında veya bunların ara katlarında bulunan sesle işaret verme düzeni.
    ÇANCI, 1) Varagel, vinç ve kuyuda işaret vermekle görevli kişi. 2) işaretçi. 3) Kampanacı. 4) Saçcı.
    ÇAPRAZ AYAK , —> Diyagonal ayak.
    ÇAPRAZ ÇERÇEVE TAHKİMATLI AYAK İŞLETME METODU, Küp tahkimatlı ayak işletme metodunda olduğu gibi, özel bir şekilde çentili olarak hazırlanıp ocağa indirilen ağaçların çapraz olarak (daha ziyade tavan ve tabana uyumlu), yerleştirilmesine dayanan ağaç tahkimatlı (üretim) işletme metodu.


    ÇAPRAZ SARIMLI HALAT, Kordon içindeki tellerin sarım yönü ile halatı teşkil eden kordonların sarım yönü birbirininin aksi istikamette olan halat. Kordonlar sağ tarafa doğru sarılmışsa çapraz sargılı sağ halat; sol tarafa doğru sarılmışsa çapraz sargılı sol halat diye ayrılırlar.
    ÇARIK, 1) Sondajda muhafaza boru sisteminin en ucuna takılan ve borular kuyuya inerken küçük engelleri bertaraf ederek boruyu koruyan özel kron. 2) Keysing şu. 3) şu.
    ÇARKLI BAGER, —> Döner kepçeli ekskavatör.
    ÇARKLI HAVÖZ, Çarklı potkapaç makinesi.
    ÇARPMALI DELME SİSTEMİ, Delici ucun (balta) mekanik bir kuvvet veya yerçekimi etkisinden yararlanılarak kayaç veya cevher kitlesine çarpıp kırıntılar koparması suretiyle delik delme (sondaj yapma) sistemi.
    ÇATAL DİREK, Boyunduruk, sarma veya belleme altına, destek veya ek destek olarak yetiştirilen bir ucu kurt ağızlı diğer ucu sivriltilmiş maden direği.
    ÇATAL RAPTİYE, 1) iki ucu dövülerek sivritilmiş ve dik olarak geniş U şeklinde bükülmüş demir. Çatal raptiye ağaç bağla ilerleyen galerilerde hem alındaki bağların devrilmemesini ve hem de aralıklarının muhafazasını sağlamak için yan direklere çakılarak kullanılır. 2) —> Bağlantı kancası.
    ÇATLAK FAYLARI, —> Gül diyagramı.
    ÇATLAK SÖKÜMÜ, Açık işletmelerde patlayıcı madde kullanarak yapılan atımlarda meydana gelen çatlaklar arasında kalan parçaların düşerek tehlike yaratmalarını önlemek amacıyla yapılan temizleme işi.
    ÇEKİCİ LAĞIMDA ÇALIŞAN DELİCİ, 1) Çekici hemen matkabın arkasında bulunan bir tip martoperforatör. 2) Down the hole hammer.
    ÇEKİÇ BAŞLI CIVATA, Başının genişliği şaft (mil) çapına eşit çekiç görünümünde özel civata.
    ÇEKİÇLEME, Mermer işletmeciliğinde sadece çekiç kullanılarak taşların işlenmesi.
    ÇEKİÇLE YÜZLENMİŞ MOZAİK TAŞ (ÇEKİÇLEME MOZAİKİ), Mermer işletmeciliğinde, imalât yüzünün bilinen bir kural gereğince şekillendirilmesi için, taş yüzlerinin ve yanlarının çekiçle düzeltilmiş hali.
    ÇEKİÇLİ KIRICI, Silindirik bir gövde içinde; dökülen madene çarpacak şekilde yerleştirilmiş olan sabit veya hareketli parçaların monte edildiği milden (rotor) oluşan kırıcı.
    ÇEKME DENEYİ, Bir tele veya çubuğa artırılan kuvvet tatbik edilmesi halinde kuvvet ve uzama arasındaki bağıntıyı tesbit için yapılan deney. Çekme deneyinden elde edilen verilerle çizilen eğriye de çeki-uzama diyagramı denir. Kuvvetin çubuk üzerinde kalıcı deformasyon bırakmaya başladığı P noktasına “Elastikiyet Sınırı” ve kuvvet daha artırılmaya devam edildiği takdirde telin kuvvetle orantılı olarak uzamasının devam etmesinin durduğu Fº noktasına “Akma Sınırı” denir
    ÇEKME KEPÇELİ TARAK DUBASI, —> Tarak Gemisi.
    ÇEKTİRME BAĞLAMALARI, —> Presli ve sıcak geçme.
    ÇELİĞE SU VERME, Allotropik bir metal olan demirin osternit fazında uygun bir sıcaklığa kadar ısıtılarak su, yağ veya havada ani olarak soğutulma işlemi. Ani soğutma işlemi sonucunda demirin bünyesinde ferrit ve pörlik teşekkül etmez; strüktürü ostenit halinde kalır. Demir, ostenit fazında sert ve kırılgandır.
    ÇELİĞİ HAVADA TAVLAMA, Dövüldüğü veya haddelendiği zaman kristalleri muayyen bir istikamete dizilen ve muhtelif istikametlerde değişik fiziki özellik gösteren çeliğin tavlanıp havada soğutulmak suretiyle strüktürünün homojen bir hâle getirilmesi işlemi.
    ÇELİĞİ MENEVİŞLEME, Söndürme işlemine tâbi tutulmuş bir çeliğin sertliğini azaltmak ve selabetini (sağlamlığını) çoğaltmak için tekrar 723ºC’nın altında bir sıcaklığa kadar ısıtılarak havada soğumaya bırakılması. Menevişlemede ısıtma, çeliğin arzu edilen sertliğine göre ayarlanır.
    ÇELİĞİ SÖNDÜRME, Çeliğin kritik suhunetin üstüne kadar ısıtılarak suya, yağa veya uygun bir sıvıya atılarak soğutulması.
    ÇELİĞİN KARBÜRASYONU, —>Çeliğin sementasyonu.
    ÇELİK KORDLU BANT, —> Bant.
    ÇELİĞİN NİTRASYONU, Demirin Cr-Al-Mo, Cr-Mo, V; Cr-V gibi metallerle alaşımından elde edilen kaliteli çeliklerin amonyak gazıl ile (500º - 650º) ısıtılarak amonyaktaki azotun 0,5 mm derinliğe kadar çeliğin yüzeyine nüfuz etmesi olayı. Nitratlama suretiyle çeliğin yüzeyinin sertliği bazen, Rockvel C-72 sertliğine kadar ulaşabilir.
    ÇELİĞİN SEMANTİT HALİ, %6,55 C ihtiva eden çelik (Fe3C). Çelikteki C bu miktardan az olursa pörlit meydana gelir.
    ÇELİĞİN SEMENTASYONU, Çeliğin yüzeyine dışardan karbon ilave etmek için çelik karbonlu bir madde veya karbonlu bir gaz veya karbonlayıcı bir sıvı içinde kritik suhunetin üstüne kadar ısıtılarak yapılan işlem. Sementasyonla çeliğin yüzeyinin karbonu arttığından su verme suretiyle çeliğin dış kısmı sert, iç kısmının da selabetinin (sağlamlığının) yüksek olması sağlanır.
    ÇELİĞİ TAVLAMA, Çeliğin fırında veya havada ısıtılması.
    ÇELİK, —> Pik demirin özel fırınlarda ısıl işleme tabi tutularak asilleştirilmesi sonucu elde edilen ürün. içinde en fazla %1,7 C bulunduran bir Fe-C alaşımıdır. Çelikler ayırca çok az miktarlarda Mn, Si, P, S gibi cevherden gelen elementlerle Cr, Mo, Ni, W, V gibi özel olarak katılan alaşım elementleri ihtiva edebilirler. Bu alaşım elementleri çeliğin fiziksel ve mekaniksel özelliklerini geliştirmeye yarar. Karbon oranı %0,2 - 0,4 arasında olana “Orta Karbonlu”; 0,4’den fazla olana da “Yüksek Karbonlu” çelik deniz.
    ÇELİK 18/8, Bünyesinde % 18 krom ve % 8 nikel içeren çelik.
    ÇELİK BAĞ, Çelik profilden yapılmış tahkimat birimi.
    ÇELİK DİREK, 1) Genellikle iç içe geçmiş çelik iki profilden mamûl, uzatılıp kısaltılabilen tahkimat ünitesi, 2) Etanson metalik.
    ÇELİK DÖKÜM, Muhtelif fırınlarda elde edilen çeliğin hazırlanmış kalıplara dökülmesi işlemi. Dökümden sonra, parça, özelliklerini iyileştirmek için normalize tavına tâbi tutulur.
    ÇELİK DÖVME, Karbonlu ve alaşımlı çeliklerin belli bir tav sıcaklığında bir dövme tezgâhı yardımıyla plastik deformasyonu. Dövme parçaların ağır hizmet koşullarında iş gören parçalar olması nedeniyle, emniyet ve mukavemet özelliklerinin kazandırılması, dövme sanayinin konusunu teşkil eder. Dövme sanayi mamüllerinin dövme taslakları adı altında ithalat mevzuatına göre gümrük tarife istatistik pozisyonları şöyledir: 7207.19.40 Dövme taslakları (karbonlu çeliklerin) , 7207.20.93/99 Dövme taslakları (karbonlu çeliklerin), 7224.90. 61/73 Dövme taslakları (alaşımlı çeliklerin). Karbonlu çelikler ayırımı, bünyesinde % 0,25’den az karbon ihtiva edenler için 19.40; % 0,25’den fazla karbon ihtiva edenler içi ise 20.93/99 pozisyon numaraları ile ifade edilmektedir. —> Dökme demir.
    ÇELİK HALAT, Muhtelif çaplarda (Ø0,03 ilâ 4 mm.) çelik (56 ilâ 210 kg./mm2 mukavemetli) tellerden oluşmuş yuvarlak veya üçgen toronların (kordonların) bir öz üzerine (halat özü) çeşitli yönlerde sarılmasıyla meydana gelmiş bir kuvvet nakil elemanı. Tellerin ve toronların aynı yönde, aksi yönde, sağ yönlü, sol yönlü sarılmalarıyla —> Paralel sarımlı, —> Çapraz sarımlı, —> Karışık sarımlı, sağ veya sol sarımlı halat diye isimlendirilirler. Çelik halat; bazı işyerlerinde; çelik tel halat, tel halat ve kablo olarak da isimlendirilir. —> Plastik kaplı çelik halat, Halat damar düzenleri, Halat dolamı, Metalik alan, Yassı halat, Halat simgeleri, Oval-, Yuvarlak-, Üçgen damarlı halat-, Preforma halat-, Halat dolamı-, Metalik alan-, Seale filler-, Basit sarımlı-, Filler-, Warrington seale, Seale-, Warrington-, Lifözlü damar-, Halat simgeleri, Halat damar (toran) düzenleri, Dönmez tip halatlar, Yassı halat.
    ÇELİK ÖRGÜLÜ BANT, —> Bant.
    ÇELİK SARMA, Genellikle çelik direkle birlikte kullanılan özel çelik profilden yapılmış başlık. —> Sarma.

    ÇELİK TAHKİMAT, Çelikten yapılmış birimlerle kurulan tahkimat düzeninin tümü. —> Madeni tahkimat.
    ÇELİKTE KRİTİK SUHUNET, Çelikteki ferrit, pörlit veya semantitin tamamen austenite dönüşmesi için çeliğin ısıtılması gereken asgari sıcaklık. —> Allotropik metal.
    ÇENE, Sondaj çalışmalarında kullanılan anahtar, fren ve morsetlerde tij ve boruları kavrayan özel parçalar. Bu parçalar genelikle lokma denilen özel cıvatalarla sıkılır.
    ÇENELİ KIRICI, iri kırma aşamasında kullanılan biri sabit biri hareketli iki kırma yüzeyinin (yanak) yukardan aşağıya doğru daralan açılı bir konumda monte edilip kısa titreşim hareketi tesiriyle taşı veya madeni ezerek kıran ve kırılan parçaların alttaki dar aralıktan ayağıya düşmesini sağlayan makine. 2) Konkasör.
    ÇENTİ, 1) Ağaç tahkimatta, dikme, boyundu-ruk, sarma, belleme vb. direklerin balğantısı için direk başlarında balta veya testere ile açılan, özel biçimli diş veya oyuntu. 2) —> Çinti.
    ÇERÇEVELİ YONU, Mermer işletmeciliğin-de, taşın derz kenarının kalemle dar bir şerit halinde işlenmiş olanı.
    ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ (ÇED), Gerçekleştirilmesi planlanan faa-liyetlerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yönde etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ve teknoloji alternatiflerinin tesbit edilerek değerlendirilmesinde ve faaliyetlerin uygulanmasının izlenmesi ve denetlenmesinde sürdürülecek çalışmalar. Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortam da çevre diye ifade edilir.
    ÇEYN KONVEYÖR, —> Zincirli konveyör
    ÇIKARILMAYA HAZIR REZERV, —> Görünür rezerv.
    ÇIKIŞ HAVASI, Ocakta kullanılıp nefeslikten dışarı atılan kirli hava.
    ÇIKMAZ YOL, 1) Nefesliği olmayan galeri. 2) —> Çuval dibi. 3) Cul de sac.
    ÇIMA, Maden damarının fay zonlarında incelip iz haline gelmesi.
    ÇİFT BEŞGEN PRİZMA, Dik çıkmak istenilen doğrultunun iki tarafınında görülmesine olanak sağlayan çift prizma düzeni. —> şekil. Mimari gönye, Prizma.

    ÇİFT DRAGLAYN YÖNTEMİ, (TANDEM DRAGLAYN YÖNTEMİ), Örtükazı diliminin fazla kalın olması durumunda uygulanan dekapaj yöntemi. Bu yöntemde dilim, üst ve alt kademe olarak ikiye ayrılır. Üst kademede çalışan kısa bumlu draglayn tekrar kazı yapmaksızın kazdığı malzemeyi alt kademe önüne yığar. ikinci draglayn, birincinin çalışma alanı dışında ve takriben 100-150m gerisinde ve dilim kalınlığının altyarısı üstünde çalışır. ikinci draglayn’ın bumu daha uzun olup % 25 civarında tekrar kazı yapar ve çalışmasının ilk safhasında birinci draglayn tarafından dökülen yığının üstüne çıkmak suretiyle ve buldozerin de yardımı ile kendine çalışma platformu hazırlar. Daha sonra 90° ve daha az açı altında çalışarak ve tekrar kazı yaparak ilerler. —> *şekil: çift draglayn yönteminde 1. ve 2. draglayn’ın konumu.
    ÇİFT KAPI, Ocak içinde kapı ile ayrılan bir bölümde, insan veya araçların kapıdan geçişleri sırasında ocak havasının kaçması için belli aralıklı iki kapıdan oluşan kapı düzeni. —> Havalandırma kapısı.
    ÇİMALAR- (GRELİN), Bir kendir öz üzerine veya yedinci bir halatın meydana getirdiği öz üzerine sarılan altı halatın kendi aralarında halatlama yapılarak elde edilen halat. Bu halatlar elastikiyet ve bükülgenliğinden dolayı, genellikle sapan ve gemi palamarları yapımında kullanılır.


  16. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    ÇİMENTO, Başlıca silisyum, kalsiyum, aluminyum ve demir oksitleri içeren hammaddelerin (kireçtaşı, kil, marn, killi şist) belirli oranlarda karıştırılıp öğütülerek en az sinterleşme (Pluzolonik maddeler) temperatürüne kadar pişirilmesi ile sağlanan kilnkerin, tek veya daha fazla cins katkı maddesi ile birlikte belli bir incelikte öğütülmesi ile elde edilen hidrolik bağlayıcı. Çimento, uluslararası standart sanayi tasnifinde (ISIC), 369 ana grup ve 3692 kod numarası ile sanayide kullanılan esas kimyasal maddeler grubunda yer alır. Türk standartları katoloğuna göre aşağıdaki belirtildiği gibi çeşitlendirilir :
    1- Portland çimentoları ve katkılı portland çimentosu (TS-19)
    2- Yüksek fırın curuf çimentoları (TS-20)
    3- Traslı çimento (TS-26)
    4- Beyaz portland çimentosu (TS-21)
    5- Harç çimentosu (TS-22)
    6- Uçucu küllü çimento (TS-640)
    7- Sülfatlı curuf çimentosu (TS-809)
    8- Erken dayanımlı yüksek çimento (TS 36-46)
    —> Beyaz çimento, Curuf çimentosu.
    ÇİMENTOLAMA, 1) Sondaj kuyularının yıkıntılı zonlarının çimento ile özel şekilde sağlamlaştırılması işlemi. 2) Muhafaza borularının içinde bulunduğu formasyona sağlam ve sızdırmaz bir şekilde bağlanması için özel düzenlerle boru arkasına çimento enjekte edilmesi. Çimentolama tapası muhafaza borusu ucundaki çarığa ulaştığında pompa basıncıyla kauçuk deforme olur ve çimentolu çamur halka boşlukta yükselir. ikinci tapa ilk tapaya ulaştığında yeteri kadar çimento, halka boşluğu doldurdu demektir. Tapadaki valf tertibatı, pompalama durduktan sonra çimentonun geri dönmesine engel olur. 3) Su geçirir tabakaların boşluklarına çimento, kil, bitüm vb. enjekte edilerek su geçirmez duruma getirilmeleri işlemi.
    ÇİMENTOLANMA, Kayaç parçacıklarından oluşan kırıntı (klastik) tortullarının, mineral maddelerin gözeneklerine çökelmesi sonucu kaynaşması ve sertleşmesi. Bu süreç bir tortul kayacın oluşumunun son evresini oluşturur. Çimento (bağlayıcı malzeme), kayacın ayrılmaz ve önemli bir parçasını oluşturur ve kayacın gözenekliliği ve geçirgenliği çökelme sürecini belirler. Pek çok mineral, hidrotermal eriyik olarak bağlayıcı malzeme rolünü üstlenebilir; en yaygın bağlayıcı malzeme türü silistir. Kalsit ve diğer karbonatlar ile demir oksitler, barit anhidrit, zeolitler ve kil mineralleri de benzeri rol oynayabilirler. —> Sementasyon.
    ÇİMENTO SEKTÖRÜ, Başlıca silisyum (Si), aluminyum (Al), kalsiyum (Ca) ve demiroksitleri (Fe2O3) içeren hammaddelerin, teknolojik yöntemlerle sinterleşme derecelerine kadar pişirilmesi (kavrulması) ile elde edilen yarı mamul madde klinkerin tek veya daha fazla katkı maddesi ile ögütülmesi yoluyla üretilen hidrolik bağlayıcıları içeren bir üretim sektörü.
    ÇİMENTO ŞERBETİ, —> Sondaj çimentola-masında kullanılan su ve çimento karışımı. Çimento şerbetine; duruma göre, çimentonun katılaşmasının çabuklaştırılması, geciktirilmesi, viskozite düşürülmesi, hafifletilmesi veya ağırlaştırılması için ilave maddeler de katılır.
    ÇİNKO, Periyodik sistemin 30 numaralı elemanı. Demir dışı metal grubuna dahildir. Atom ağırlığı 65,38, ergime noktası 419°C, kaynama noktası 906°C, özgül ağırlığı 7,14 gr/cm3 500°C civarında buharlaşmaya başlayan çinko bu özelliği ile 100°C’ın çok altında buharlaşmaya başlayan su’ya benzer. Hadde - Çinkosunun çekme mukavemeti 14-36kg/mm2, uzama %20-60’dır. Katı dökme çinko, 90-120°C ve 140-170°C aralıklarında iyi haddelenir ve preslenir, lehimlenir ve kaynaklanır. Rutubetli havada, çinko yüzeyi koruyucu bir çinko karbonat tabakası oluşturur.
    En önemli çinko cevherleri zinkblende, çinko-karbonat’tır. Kavrulma ve redüksiyonla elde edilen ürüne elektroliz yoluyla %99,999 saflık kazandırılır. Çinkonun alaşımları birçok yerde kullanılır. Plâka hâlinde evlerin çatılarında, tel ve boru olarak, oksitleri boyalarda, çelik sacların galvanizasyonunda kullanılır.
    ÇİNKO SPESİFİKASYONLARI, Ticarette işlem gören çinko metâlinin bazı ülkeler standardına uygun olarak belirlenen muhteva oranları. (1) ASTM’ye göre azami Pb, Fe ve Cd dikkate alınır: (a) Prime western (P.W) Pb %1,400; Fe %0,050; Cd % 0.200; Zn %98,00. (b) High Grade Pb %0,030; Fe %0,020; Cd %0,020; Zn %99,90; (c) Sepcial High Grade Pb %0,003; Fe %0,003; Cd %0,003; Zn %99,99.(2) ingiltere’de G.O.B. spesifikasyonu P.W’ne yakın olup, azami %1,35 Pb ve %0,04 Fe sınırları vardır. Bunun dış “Continous Galvanising Grade” (azami %0,35 Pb ve biraz Al) ile “Controlled Lead Grade” (azami 0,18 Pb, Al yok) gibi galvanizciler için bazı kaliteler mevcuttur. P.W. veya G.O.B. sıcak daldırma için, daha saf kaliteler ise kalıp döküm için kullanılır. (3) Ayrıca ABD normlarında kalıp döküm maksadı için “ZAMAK” adı verilen alaşım kullanılır. Zamak 3; Al%3,5-4,3; Cu %0-0,25; Mg %0,03-0,08; Fe % 0-0,10; Pb %0-0,007; Cd %0-005; Sn %0-005 ihtiva eder ve geri kalan kısmı çinkodan ibarettir.
    ÇİN PORSELENİ , Hamuru genellikle yüzde 50 kaolen, yüzde 25-30 feldispat, yüzde 20-35 kuars karışımından meydana gelen sert porselen. Buna feldispatlı porselen de denir. —> Porselen.
    ÇİNTİ, Tahkimat direklerinin uçlarının balta veya testere ile özel kesilmiş şekli.
    ÇİNTİLİ BAĞ, Birer uçları çintili iki yan direk ile iki ucu çintili bir boyunduruktan teşkil edilen yamuk biçimindeki ağaç tahkimat türü. —> Ağaç tahkimat.
    ÇİZGİLİ KOD, —> Barkod.
    ÇİZİCİ, —> Plotter.
    ÇİZİK SERTLİĞİ, Ağzının şekli belli olan küçük bir bıçağın muayene parçası üzerinde bastırılıp çekilmesi sırasında meydana gelen çizginin genişliğinin ölçülmesi suretiyle tesbit edilen sertlik.
    ÇİZİLMİŞ ÇAKIL, —> Moren.
    ÇOK DERİN İŞLETME, Derinlere inebilmek için huni şeklinde açılmış olan ve derinliği 80 m den fazla olan açık işletme. Bu işletmelerde basamaklar; taşıma araçlarının işletmenin en derin noktasına inebilmelerini sağlamak için, spiral şeklinde düzenlenir. Kaya mekaniği bakımından meydana gelebilecek heyelânlar işletme derinliğini sınırlar.
    ÇOK JETLİ YAKICILAR, —> Toz kömür yakıcılar.
    ÇOK KATLI İŞLETME, Maden yatağının işletmeye elverişli, biri diğerinin üzerine konumlu en az iki kata ayrılabildiği işletme şekli. Katlar arası mesafe diğer birçok faktörün yanısıra bilhassa mineral rezerv miktarı ve günlük üretime bağlantılı olarak saptanır.
    ÇOK ŞEKİLLİ MİNERALLER, —> Polimorf mineraller.
    ÇOMAK, —> Köstek. Köstek atma.
    ÇÖKELTME HAVUZU, Sulu dolgu yönteminde çamurlu sularda askıda bulunan maddeler çökeltilip temiz su elde edilmesini sağlayan havuz.
    ÇÖKME, —> Tasman.
    ÇÖKTÜRÜCÜ REAKTİF, —> Reaktif. Flokulant
    ÇÖMLEK KİLİ, Bileşiminde bir miktar kalker bulunan ve parmaklar arasında toz hâline gelebilen bir çeşit plâstik kil. Su ile kolaylıkla yoğrulduğundan tuğla ve çömlek yapımına elverişlidir.
    ÇÖRT (ÇERT), —> Çakmaktaşının daha çabuk kırılan beyaz, sarı, gri veya kahverenginde olabilen katışık cinsi. Buna boynuztaşı da denir.
    ÇÖRT BİT, Silisli formasyonun delinmesinde veya çakmaktaşı geçilmesinde kullanılan aşınmaya dayanıklı özel matkap.
    ÇÖZELTİ, Çözeltme işleminden sonra faydalı element veya elementleri içeren eriyik.
    ÇÖZÜLEBİLEN BAĞLAMALAR, Kama, cıvata, düz, konik veya kertikli pimlerle yapılan bağlamalar.
    ÇÖZÜLEMEYEN BAĞLAMALAR, Perçin, sıcak geçme, kaynak, lehim, tutkal vb. bağlayıcılarla yapılan bağamalar.
    ÇÖZÜNÜRLÜK, —> Solübilite.
    ÇÖZÜŞME, —> Dissosiyasyon.
    ÇUBUKLU DEĞİRMEN, Silindirik bir gövde içine yerleştirilmiş aşınmaya dayanıklı çok sayıda çubukların öğütülecek mâlzeme ile birlikte düşük hızda (—> Kritik hız altında) döndürülmesi suretiyle kuru veya sulu öğütme yapan değirmen.
    ÇUBUKKOD, —>Barkod.
    ÇUBUK KÜKÜRT, —> Kalkaroni usulü.
    ÇUKUR, Madeni alınmış açık işletmelerin geride bıraktığı topoğrafik görünüm. Büyük açık işletmelerde; tabii topografyası madencilik faaliyeti nedeniyle bozulan arazinin ıslah edilmesi masrafları da fizibilite (yapılabilirlik) hesaplarına dahil edilir. Bazı durumlarda çukurlar sun’i bir göl hâline getirilir.
    ÇUVAL DİBİ, 1) Taşdolgu ile kapatılmış galeri veya taş dolgu içinde bırakılan ve ayrı bir çıkış yolu olmayan kısa galeri. 2) Cul de sac. 3) —> Çıkmaz yol.
    ÇÜRÜK DOLGU, Mermer madenciliğinde kullanılan bir terim olup taş boşluklarına oluşumun direncinden daha az direnci olan bir malzemenin dolması.
    ÇÜRÜKGAZ, —> Egzos.
    ÇÜRÜME, Fiziksel, kimyasal ve organik olayların etkisi ile minerallerin ve kayaçların değişmesi sonucu yeni mineraller ve eriyiklerin teşekkülü. 2) Bozuşma. 3) Alterasyon. 4) Tefessüh.
  17. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    D

    DAF (DELİVERED AT FRONTİER - SINIRDA TESLİM), Malların gümrük çıkış işlemleri tamamlanmış olarak sınırda, ancak bitişik ülkenin gümrük sınırından önce ve belirlenmiş bir yerde ve noktada teslime hazır hale getirilmesiyle satıcının yükümlülüklerinin sona ereceği anlamına gelen uluslararası ticaret terimi. Burada “ sınır” kelimesi, ihracatın yapıldığı ülkeninki dahil her türlü sınırı tanımlar. Bu nedenle sözü edilen “ sınır”ın atıfta bulunulan yerini ve noktasını mutlaka isim olarak belirtmek ve böylece kesinleştirmek gerekir. Bu terim özellikle demiryolu ve karayolu taşımacılığı için düşünülmüşse de, herhangi bir taşıma biçiminde de kullanılabilir. (Incoterms 1990).
    DAĞ BİLLURU, —> Neceftaşı.
    DAĞILMA EĞRİSİ, Ayırma ürünlerinden birinde bulunan ve her yoğunluk veya boyut kesiminin yüzdesini gösteren ve laboratuvar deneyleri sonucu çizilmiş eğri.
    DAĞILIM EĞRİSİ, —> Tromp eğrisi.
    DAĞ KRİSTALİ , —> Kuars.
    DOĞAL ELEMENTLER, Doğada başka elementlerle bileşikler oluşturmaksızın yalnız halde bulunabilen kimyasal elementler. Atmosferde gaz halinde bulunan elementler bu gruptan sayılmaz.
    Doğada bulunan 96 kimyasal elementten yalnızca 19’u katışıksız veya çok az katışıklı mineraller halindedir. Yalın halde bulunabilen element sayısının bu kadar az olması, kimyasal elementlerden çoğunun oksijen, kükürt ve halojenlerle bileşikler oluşturmaya çok yatkın olmalarından kaynaklanır.
    Doğal elementler, kimyasal özelliklerine göre başlıca üç grupta toplanır. Metaller (platin, iridyum, osminyum, demir, çinko, kalay, altın, gümüş, bakır, civa, tantal), yarı metaller (bizmut, antimon, arsenik, tellür selenyum) ve ametaller (kükürt, karbon).
    DAHİLİ KUYU, —> Körkuyu.
    DAHLİT, Genel formülü , Ca 5 (PO4)3 F, Cl, OH, CO3 olan apatitin kristal öz şekilsiz olanına verilen isim.
    DAİMİ NEZARETÇİ, Fenni nezaretçinin emrinde ve iş başında daimi bulunmak suretiyle görev yapan ve maden mevzuatına göre tayin edilmiş olan kişi. Bu kişi maden teknisyeni, maden teknikeri veya maden başçavuşu olabilir.
    DAİRESEL (Eğrisel) KAYMA, —> Heyelân.
    DAKBİL, —> Ördek gagası.
    DALGIÇ TULUMBA, Su içine daldırılmak suretiyle çalıştırılacak şekilde imâl edilmiş tulumba. Bu tulumbalar elektrik veya basınçlı hava ile çalıştırılacak şekilde, suyu basacağı yüksekliğe göre tek veya çok kademeli olarak, sondaj kuyusuna sarkıtılıp da kullanılabilecek şekilde imâl edilir.

    DAMAR, —> Maden damarı.
    DAMAR İSTİKAMETİ, Damar düzlemi ile yatay düzlemin arakesiti.

    DAMAR KALINLIĞI, Tabaka hâlinde teşekkül etmiş bir kömür veya cevher damarının tavanı ile tabanını birleştiren dik doğru parçasının uzunluğu, yani ara kesme ve yalancı tavan kalınlıkları dikkate alınarak ölçülen kalınlık. Kömür madenciliğinde ara kesme ve yalancı tavan kalınlıkları dikkate alınmadan damardaki kömür bantlarının toplam kalınlığına da kömür kalınlığı demir.
    DAMARLI MERMER , Mermerin lekelerini ve damarlarını taklit ederek boya ile yapılmış mermer taklidi süsleme.
    DAMAR MEYLİ, 1)Damar düzemi ile yatay düzlem arasındaki dar açı. 2) Yatım.
    Damarlar meyil açılarına göre:
    0º - 20º az meyilli -,
    20º - 40º orta meyilli -,
    40º - 60º yarıdik -
    >60º dik damar olarak tanımlanır.
    Meyli 80ºden fazla olan dik damarlara kılıç damar da denir.
    DAMAR PATLAMASI, —> Ani gaz boşalması.
    DAMAR TAŞI, 1) Maden yatağının içinde bulunan madenle birlikte teşekkül etmiş veya maden yatağının teşekkülü sırasında yatağın içinde kalmış yantaş parçalarında oluşan kayaç ve mineraller. 2) Gang.
    DAMITMA, Bir sıvının, buharlaştırıldıktan sonra yeniden yoğunlaştırılarak sıvı hale dönüştürülmesi.
    Damıtma, sıvıları uçucu olmayan katkılardan ayırmada veya kaynama noktaları ayrı olan iki ya da daha çok sıvının birbirinden ayrılmasında kullanılır. Örneğin, damıtma yoluyla ham petrolden benzin, gazyağı ve makine yağı elde edilmesinde bu sıvıların kaynama noktalarının farklı olmasından yararlanılır. —> Özütleme.
    DAMLALIK TAŞ, Mermer işletmeciliğinde imalat yüzünü su tesirinden korumak gayesiyle dışarıya doğru çıkıntı verilmiş ve altı su damlamasına imkân verecek şekilde oyulmuş taşlar.
    DAMLALIKLI YAĞDANLIK, —> Yağlama sistemleri.
    DAR ALIN, 1) Kazı (üretim) yapılan nisbeten dar yüzey parçası. 2) Damar istikametinde, damar meyli boyunca (başyukarı veya başaşağı), damara dik veya diyagonal olarak yürütülen pano şeridindeki kazı yeri.
    DAR ALIN TARZINDA İŞLETME METO-DU, Maden yatağı panosunun dar şeritler halinde; yan yana, üst üste veya alt alta kesilmesi ve arka arkaya istihsal edilmesi tarzında uygulanan işletme metodu.
    DARALAN OLUK, Küçük boyutlu olan ve tabaka halinde akan mineral tanelerinin, yataya yakın sabit bir yüzey üzerinde ve akışkan ortam içinde özgül ağırlık farklarına göre ayrılmalarını sağlayan; beslenme tarafında geniş ve boşalma kısmına doğru darlaşan oluk şeklindeki ayırıcı. Beslenen pülp , oluğun daralması nedeniyle gittikçe kalınlaşan bir tabaka halinde akarak, boşalma tarafına doğru engelli çöküş sınıflandırması ve küçük tanelerin ara boşluklardan sızması koşullarını meydana getirir. Bu durumda akan tabakanın alt tarafında yer alan ve daha yavaş hareket eden ağır mineraller yakına, üst taraftaki hafif mineraller uzağa boşalır. Ürünleri ayırmak için ayırıcı levhalar kullanılır. —> Şekil.

    DARBELİ SONDAJ, Halat ucuna bağlı özel matkaplarla (balta) formasyonun dövülerek veya çarpılarak ufalanması sistemi ile yapılan sondaj.
    DARBELİ-ROTARİ SONDAJ, Çok sert formasyonlarda hızlı ilerleme sağlamak için özel takımlarla çalışan matkaba aynı anda dönme ve darbe hareketi iletebilen sondaj sistemi.
    DAR LAĞIM ATEŞLEMESİ, Çapı 50 mm’ye kadar olan birçok lağımın seri ateşlenmesi için yapılan işlem.
    DAYAK, —> Payanda.
    DAYANAK NOKTASI, Arazide detay ölçümler sonrası veya fotoğraf çiftinden yapılan ölçmelerle belirlenen ve araziyi tanımlayan (xyz) değerleri belli nokta.
    DAYK, 1) Komşu ve kendisinden yaşlı formasyonların strüktürlerini kesen nisbeten ince ve uzun magmatik kayaç. 2) Aşınma ile filonların yeryüzünde meydana getirdiği duvara benzeyen düzensiz setler. 3) Kayaç çatlaklarına yerleşmiş genellikle tabla şeklindeki dolgu. 4) Gang. 5) Dike.
    DDP (GÜMRÜK RESMİ ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM), Malların ithalatçı ülkede belirlenen yerde hazır bulundurulmasıyla, satıcının teslim yükümlüğünün yerine getirilmiş olacağını anlatan uluslararası ticaret terimi. Burada satıcı, malların gümrük giriş işlemleri tamamlanmış olarak tesliminde gümrük resmi dahil olmak üzere, vergiler ve diğer ödemelerle birlikte bütün risk ve masrafları üstlenir,—> EXW terimi satıcı açısından asgari yükümlülük ifade ederken, DDP terimi, tersine, azami yükümlülüğü içerir. Eğer satıcı doğrudan ya da dolaylı biçimde ithal lisansı alamıyorsa, bu terim kullanılmamalıdır. (Incoterms 1990).
    DDU (GÜMRÜK RESMİ ÖDENMEKSİZİN TESLİM), Malların ithalatçı ülkede belirtilen yerde hazır bulundurulmasıyla satıcının teslim yükümlülüğünün yerine getirilmiş olması anlamına gelen uluslararası ticaret terimi. Satıcı, malların belirlenen noktaya getirilmesiyle ilgili olan (ithalattan alınan resim, vergi ve diğer paylar hariç) bütün risk ve masraflarla birlikte, gümrük giriş formalitelerinden doğan masrafları da karşılamak zorundadır. Malların gümrük girişini zamanında yapmamaktan doğan ek masraf ve riskler alıcıya aittir. (Incoterms 1990).
    DEBİ, Gaz veya sıvıların, aktığı yerin muayyen bir kesitinden, birim zamanda geçen miktarı.
    DEDEKTÖR , 1) Bulucu aygıt 2) Sismometre.
    DEFLAGRASYON, 1) Ateşleme işleminde patlayıcı maddenin kimyevi reaksiyonla alev alması ve ses hızının altında bir hızla yayılması. 2) Yavaş yanma. Deflagrasyon oluşturan patlayıcı maddenin (kara barut gibi) zayıf tarafa doğru itici bir etkisi vardır. Bu tip patlayaıcı maddelerin parçalama (kırıcı) gücü azdır.
    DEGAJ, —> Ani gaz boşalması.
    DEĞİRMENTAŞI, 1) Bileşiminde CaCO3 ile silis bulunan bir kayaç. 2) Silisli kalker. 3) Büyük kütleler halinde oluşan, özgül ağırlığı 2,6-2,7 gr/cm3 olan sert kalsedon.
    DEKANTÖR, Su içerisindeki çok ince taneleri ayırma veya sınıflandırma işlerinde kullanılabilen merkezkaç kuvvet etkisi ile çalışan makine.
    DEKONVERTİSAJ, —> QSL yöntemi.
    DEKAPAJ, 1) Açık işletme projesine göre maden yatağının üzerindeki veya kontağındaki örtü tabakasının gevşetilmesi, kazılması, yüklenmesi, taşınması, toprak harmanınıa dökülmesi, serilmesi, harman sahasının düzeltilmesi, toprak harmanı ve kademe yollarının yapımı ve bakımı gibi muhtelif ameliyeleri kapsayan işlemlerin tümü. 2) Örtükazı. —> Ön-, Ana-, Aradekapaj, Örtükazı, Delik boyunun tesbiti, Örtü kazıda hacim, Paralel ve düşey kazı.
    DEKAPAJ MEVSİMİ, İklim ve arazi şartlarına bağlı olarak dekapaj işlerinin sürekli yapılabildiği dönem.
    DEKAPAJ ORANI, 1) Dekapaj yapılarak kaldırılması gereken örtü tabakası miktarı ile, bunun altında çıkarıılacak olan maden miktarı arasındaki oran (D: K), Dekapaj oranı m3/ton, m3/m3 olarak ifade edilir. 2) Örtükazı oranı.
    DEKLİNASYON, Pusulanın gösterdiği manyetik meridiyen istikameti ile astronomik meridiyen arasındaki açı. Mağnetik deklinasyon veya yanlış gösterme.
    DEKOMPOZE, —> Alumina istihsali sırasında ortaya çıkan sodyum aluminata aşılama hidratı ilave edilip bu şekilde aşılanmış sodyum aluminatın soğutulup karıştırılması işlemi.
    DEKONTAMİNASYON, Radyoaktif maddelerin çökelmesiyle meydana gelmiş çevre kirliliğinin yıkama, filtre etme veya buharlaştırma suretiyle temizlenmesi.
    DEKOVİL , Dar hatlı, kazısı ve inşası fazla harcama gerektirmeyen, araziye daha kolaylıkla uyabilen bir demiryolu. Bu sistemin yol açıklığı 0,6 veya 1,00 m’dir ve cer vasıtaları da normal demiryolununkine göre daha hafiftir.
    DEKREPİDASYON, —> Isıtmayla kırma.
    DELİCİ UÇ, —> Lagım burgusu. Matkap. Uç.
    DELİK ÇAPI, Delme ve patlatma işlerinde, en az malzeme, emek ve zaman kullanarak, istenilen maden veya kayacı en uygun boyutta ve en çok miktarda serbestleştirmeye yarayan etkenlerden biri. Başarılı bir atımı sağlayan diğer etkenler ise ; patlayıcı madde cinsi ve miktarı, ateşleme sistemi ve delik geometrisidir. Delik çapı öncelikle patlayıcı miktarının kayaç yapısı içinde dağılma durumunu sağlar. Küçük çaplarda, delik geometrisi de buna uygun boyutlarda dar olmakta, böylece patlayıcı kayaç içinde daha iyi dağıtılmış olmaktadır. Geniş çaplı deliklerde ise tersi söz konusudur. Ancak dar çaplı lağımlarda, kazı birim hacmi için daha fazla delik metrajı zorunludur. Bunun sonucu olarak da daha fazla işçilik gerekir ve ateşleme sistemini oluşturan malzeme tüketimi artar. Çapın genişlemesi ile belirtilen tüketim kalemlerinde ucuzluk elde edilir. Delik çapı tercihindeki bir diğer etken de patlayıcı madde cinsidir. ANFO ve emulsiyon patlayıcı maddelerin detonasyon hızı, delik çapı küçüldükçe düşer. Bu sebeple ANFO kullanıcılarının en küçük 76 mm, emulsiyon kullanıcılarının en küçük 89 mm delik çapını göz önüne almaları tavsiye edilir. Kartuş tipi patlayıcı kullananların da kartuş boyutuna bağlı olarak çap seçmeleri gerekir. Diğer yandan ; delik çapı ayna yüksekliği ve atım yükü aralığı ile orantılandırılmalıdır. Delik çapı seçiminde, her deliğin alacağı patlayıcı miktarı ve bunun da çevreye verebileceği sarsıntı da değerlendirmeye dahil edilmelidir.
    DELİK DELME, Lağım deliği delme işlemi
    DELİK DELME VAGONU, —> Jumbo.
    DELİK TOZU, Fazla delinen lağım deliğinin istenen seviyeye kadar doldurulması amacıyla kullanılan toz.
    DELME HIZI, Delme esnasında matkabın kitle içerisindeki ilerlemesinin cm/dk birimiyle ifadesi.
    DELİKLİ SAC ELEK, Sac veya plastik plakalar üzerine çeşitli biçimde; genellikle kare, daire ve çokgen şeklinde delikler açılmak suretiyle hazırlanarak eleme işlemi yapacak ünitelerin imalinde kullanılan eleman. —> Elek. Elek yapımında kullanılacak sac plâkaların aşınmaya ve paslanmaya karşı, dayanıklı olması gerekir. Seçilecek sac kalınlıkları delik çaplarına göre değişir. Eşit delik aralığında sac kalınlığı arttıkça, eleme randımanı düşer. Bu nedenle, elek açıklığı ve eleme randımanı dikkate alınarak ekonomik ömür bakımından uygun sac kalınlığı seçilir.—> Tel örgülü elek. Elek altı, Elek üstü, Elek açık alanı, Elek anma alanı.
    DELTA, 1) Yunan alfabesinin dördüncü harfi (D, d) . 2) Akarsuyun göl ya da denize ulaştığı yerde yani ağzında oluşturduğu kabaca üçgen biçiminde alüvyon birikimi bölgesi. 3) Çatalağız.
    DEMARAJ, 1) Bir vagonun belirli bir sürate ulaşıncaya kadarki ilk hareketi. 2) Kömür madenciliğinde yeni grup işçi tertibinde üretimin istenen düzeye ulaşması için geçen süre. 3) Maden ticaretinde, malın geç sevk edilmesi veya zamanında ulaştırılmaması.
    DEMARAJ PRİMİ, Yeni grup işçi tertibinde ocağın üretim kapasitesine kısa sürede ulaştırılmasını sağlamaya yarayan teşvik ücreti.
    DEMİR ALAŞIMLARI, Demirin diğer metallerle yaptığı alaşımlar.
    Ferroaluminyum, % 10 Al
    Ferrocerium % 50-94 Ce
    Ferrokrom % 56-70 Cr
    Ferrokobalt % 50 Co
    Ferromanganez % 7-45 veya daha fazla
    Mn. % 7-45 Mn ihtiva eden demire ayna demiri denir. Standart ferromanganez % 80’den fazla Mn ihtiva eder.
    Ferromolibden % 45-80 Mo
    Ferronikel % 24-75 Ni
    Ferrofosfor % 10-25 P
    Ferrotungsten % 70-92 W + % 0.3 C
    Ferrotitan “Ferrokarbon titanyum” % 10 -15 Ti
    Ferrosilikon % 7-92 Si
    Ferrovanadyum
    % 20-50 V
    Ferrouranyum
    % 20-40 U
    Ferrostronsiyum % 20-50 Sr
    Demirin ferroboron, ferroboron-silikon, ferrokobalt-krom, ferromagnezyum, ferrosodyum ve ferrotantalyum alaşımları da vardır. Düşük derecede ergiyen demir alaşımları yüksek fırınlarda ve elektrik fırınlarında, karbonsuz demir alaşımları da aluminotermik prosesle elde edilir. —> Ferro alaşımlar.
    DEMİR DİREK, İç içe geçmiş iki borudan ve kilit tertibatından oluşan krikoya benzer madeni tahkimat ünitesi. Bunlar sürtünmeli ve hidrolik sistemde imal edilir. Tek direk halinde kullanıldığı gibi ikili veya dörtlü imal edilip yürüyen tahkimat olarak da kullanılır. —> Hidrolik direk. Sürtünmeli madeni direk.
    DEMİRLİ KİL, Bileşiminde demir oksidi bulunan bir kil. Kırmızı olanı topraksal olijist, sarı olanı topraksal limonit.
    DEMİRLİ KUARS, —> Kristalin kuars.
    DEMİR ŞAPKA, 1) Sülfürlü maden yataklarının, üst kesiminde oksidasyon zonunda oluşan limonit örtü —> Oksidasyon zonu. Sementasyon zonu. 2) Gossan.
    DEMİRYOLU, Lokomotif, vagon vb. demir tekerlekli taşıtların üzerinde yürüdüğü, demir, ağaç veya öngerilmeli beton traversler üzerine birbirine paralel olarak döşenerek yapılan bir tür yol. Demiryolu, çekilen taşıtlara belirli bir yön vermek ve tekerleklerin sürtünme direncini azaltmak için XVIII inci yüzyılın ikinci yarısında kullanılmaya başlandı
    DEMİRYOLU AÇIKLIĞI, Demir yolunda döşenmiş paralel iki ray demiri arasında içten içe ölçülen en kısa açıklık (mesafe)—> Şekil. Buna “ Ray açıklığı “ veya “ Demiryolu genişliği “ de denir.—> Ray, Ray çivisi.

  18. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    DEMİRYOLU GENİŞLİĞİ, —> Demiryolu açıklığı.
    DEMİRYOLU NAKLİYATI, Yeraltı ve yerüstünde zemine ray döşenerek bu raylar üzerinde demir tekerlekli (bandajlı) vagonları katar halinde (—> Lokomotif, Sonsuz halat, vb.) itme veya çekme suretiyle taşınarak cevher, kömür, malzeme ve insanların istenilen yerlere ulaştırılması. Ocaklarda döşenecek demiryolu rayları; üzerinde çalıştırılacak lokomotif ve vagonların ağırlıkları göz önünde bulundurularak; serilmek suretiyle döşenir . Genel olarak yeraltı işletmelerinde küçük araba ve el ile nakliyat yapılan yerlerde 7 kg/m, küçük araba el veya katır nakliyatında 10 kg/m, küçük araba, küçük motor, vinç ve zincir nakliyatında 14-18 kg/m, küçük orta lokomotif ile büyük vagon nakliyatı (anayol nakliyatı) 24 kg/m, açık işletmelerde (linyit) 33-41 kg/m, genel demiryolu taşımacılığında ise 49kg/m ve daha fazla ağırlıktaki raylar kullanılır. Rayların ağırlığı arttıkça taşıma gücü de ona göre artar. 7-14 kg/m ağırlıktaki raylar uygun ray bükme makineleri ile gerektiğinde bükülerek veya düz olarak gerekli malzeme ile kolayca döşenebilir. Diğerlerine ise özel bağlantı donanımı gerekir. Raylar döşenirken ağaç, demir veya beton traversler kullanılır. Demiryolu döşenen yerin taşıma mukavemetine göre traverslerin arasındaki mesafe iyi tesbit edilir.
    Normal tonluk araba ile nakliyat yapılan yerlerde döşenen raylarda yol genişliği (ray arası mesafe) 60 cm, 5 tonluk araba nakliyatı yapılan yerlerde yol genişliği Türkiyede 105 cm olarak standartlaşmıştır. 5 tonluk araba nakliyatının yapıldığı troley hatlarında ağırılığı39,5 kg/ m olan raylar kullanılmaktadır.
    Kullanılacakları yerlere göre kullanılan ray boyları ise 4-5-7-9-12-15-30m olarak imal edilmektedir. Ağırlıklarına ve kullanış yerlerine göre raylar 2-4 veya 6 cıvatalı pabuçlarla bağlanır. Pabuç-cıvata bağlantısı yerine bugün için birçok yerlerde kaynakla bağlantı da yapılmakta ve bilhassa ray başlarında meydana gelen vuruntu azaltılmaktadır.
    Demir yollarının döşenmesinde raylar arasındaki mesafe mastarla kontrol edilip, traversler uygun evsafta seçilip nizami aralıklarla döşenmeli, rayların pabuçla bağlandığı yerlerin altına travers döşenmemeli, pabuç cıvataları iyice sıkıştırılmalı, çift yol döşenen yerlerde her iki yolun altına ayrı ayrı traversler makasların altına ise boy traversi döşenmeli, traverse rayı tutturan yol çivisi veya tirbüşonlar şeşbeş çakılmalı, traverslerin altı ve araları kırmataşla doldurulup travers altları bu kırma taşlarla iyice sıkıştırılmalı, kullanılan nakliyat vasıtalarının ağırlığına uygun mukavemette ray seçilmeli, yol döşenirken belirli meyli tutturmak için —> Yol terazisi kullanılmalı, mekanik manevra ve özel taşıma dışında demiryollarına verilen meyil % 0,5’in altında, demiryolu döşenen galeriler, kullanılan taşıt araçlarına uygun kesitte seçilmeli, arabaların kancalandığı veya kancaların çözüldüğü yerlerde durdurma ve boşaltma merkezlerinde, araçlarla galeri yan duvarları arasında (çok yol varsa araçlar arasında galeri tabanından 180 cm yükseklige kadar en az 60 cm) aralık bırakılmalı, taşıma elle, hayvanla veya mekanik araçlarla yapıldığı takdirde araçla galerinin yan duvarlarının biri arasında da galeri tabanından 180 cm yüksekliğe kadar 60 cm genişlikte yaya yolu bırakılmalı, yaya yolu bırakılmasına imkan yoksa ve taşıma sırasında işçilerin geliş ve gidişine veya çalışmasına izin verilmişse yolların yan duvarlarında 50m aralarla en az iki kişinin sığabileceği cepler yapılmalı ve bu cepler kolayca görülebilecek halde boyanmalı (badana) veya işaretlenmeli, kurblarda (virajlarda) yani dönemeçlerde dıştaki rayın iç raya nazaran yüksek atılması (döşenmesi), makaslar veya kurblarda —> Öksüz (özengi) demirlerinin kullanılması, motor veya arabaların, yol genişliğine göre, çalışabilecekleri asgari yarı çaptan daha küçük yarıçaplı kurbların tonluk ocak arabaları 60 cm genişliğindeki yolun asgari kurb yarıçapı 6m,105cm genişliğindeki yol için yarıçapı 12m’den az yapılmaması, ayak dipleri, varagel, vinç dip ve başlarında, kuyu diplerinde, akrosajlarda, tumba yollarında (devrelerinde), ana yollarda lüzumu kadar geçit makasları çift yol sağ ve sol veya Y makasları atılması gerekir.
    Yeraltı madenciliğinde kullanılan demiryollarında 60 cm genişliğinde ray şebekesinde travers uzunluğu 120 cm, 105cm genişliktekinde 2-2,5 m cıvarında, travers kalınlık ve genişlikleri ise 15x20cm boyutlarında yapılmalıdır.
    DEMONTAJ, 1) Sökme. 2) Sondajı tamamlayan makine ve takımların yeni bir lokasyona taşınabilir hale gelecek şekilde sökülmesi işlemi.
    DENGE AÇISI, Yığılmış malzemenin kaymadan durabildiği en büyük açı değeri. —> Kayma açısı.
    DENGE DİYAGRAMI, Bir veya birden fazla elemanın (alaşımların) fiziko kimyasal fazlarının denge durumlarını gösteren grafik. —> Ötektik karışım.
    DENGE HALATI, —> Kuyruk halatı.
    DENGELİ İHRAÇ SİSTEMİ, Çift tanburlu, çift halatlı ve kuyruk halatlı, veya tek tanbur, tek halat sürtünmeli (köpe) ve kuyruk halatlı ihraç sistemi. —> Dengesiz-, Yarı dengeli ihraç sistemi.
    DENGESİZ İHRAÇ SİSTEMİ, Tek halatlı ve tek tanburlu ihraç sistemi. —> Yarı dengeli. Dengeli ihraç sistemi.
    DENGELENMİŞ ORTALAMA DAMAR KALINLIĞI, —> İşletilen ortalama damar kalınlığı.
    DENİZ FASİYESİ, Denizlerde teşekkül etmiş eşyaşlı tortul tabakalar. Bunlardan kıyılarda teşekkül eden kayaçlara kıyı fasiyesi, 200 m’ye kadar derinliklerde teşekkül eden çökellere sığ deniz fasiyesi, 200-1000 m. arasında derinliklerde teşekkül eden çökellere batiyal fasiyesi, daha derin denizlerde teşekkül eden çökellere de derin deniz fasiyesi denir.
    DENİZALTI KÖMÜR İŞLETMECİLİĞİ, Jeolojik, jeofizik ve sondajlı arama çalışmaları ile ekonomik çalışabilir derinliklerde rezervi tesbit edilmiş deniz altında bulunan kömür yataklarının işletilmesi. Kömür ihtiva eden tabakaların deniz dibinden derinliğine göre denizaltı kömür işletmeciliğinde sınırlı olarak oda-topuk, ayak-topuk, rambleli uzun ayak işletme metodları, belirli derinliklerden sonra ise; kömür işletmeciliğinde tatbik edilen tüm işletme metotları uygulanabilmektedir.
    DENVER JİG, Sabit elekleri olan, suyun hareketi, piston veya diyafram vasıtası ile verilen bir —> Jig türü. Buna harz jigi de denir.
    DEQ (RIHTIMDA TESLİM), Satıcının teslim yükümlüğünün, malları belirlenen varış limanındaki rıhtımda alıcıya sunmasıyla sona ermesi anlamına gelen uluslararası ticaret terimi. Genellikle bu terime “ GÜMRÜK RESMİ ÖDENEREK” açıklaması yapılır ve bu durumda, satıcının gümrük giriş işlemlerini tamamlaması gerekir. Eğer satıcı doğrudan veya dolaylı olarak ithal lisansı alamayacaksa bu terim kullanılmamalıdır. Diğer yandan terimine “ GÜMRÜK RESMİ ÖDENMEKSİZİN” eki yapılmışsa; gümrük işlemlerini alıcı üstlenmiş demektir. Eğer taraflar, ithal işlemlerinde yapılan bazı ödemeleri (VAT yani KDV gibi) satıcının yükümlülük alanından çıkartmak isterlerse bu istek, konuya açıklık getirecek sözlerle karşılanmalıdır, “ Rıhtımda teslim, VAT (KDV) ödenmeksizin (varış limanı... olarak) gibi. (Incoterms 1990).
    DEPLASMAN, —> Tasman.
    DEPO, 1) Su toplama yeri. 2) Ambar, Silo.
    DEPREM, 1) Başlangıç noktası yerkabuğunun (~ 50-700 km) içinde bulunan doğal nedenli yerkabuğu hareketi. 2) Yerkabuğunun derin katmanlarının çeşitli nedenlerle kırılıp yerdeğiştirmesi ya da yanardağların püskürme durumuna geçmesi yüzünden oluşan sarsıntının yeryüzünden hissedilmesi. 3) Yersarsıntısı. 4) Zelzele.
    Depremler genellikle yerin altında az veya çok derinde (ama, 700 km’den derinde değil) bulunan, bir dereceye kadar belirlenmiş bir yerde (deprem odağı), apansızın ortaya çıkan ve en azından geçici olarak bütün çevrede yavaş yavaş birikmiş gerilim toplanmasını sona erdiren bir denge bozulmasından ileri gelir. Belli bir “ dengeye geri dönüş “ , çoğunlukla, birbirini izleyen aşamalardan geçerek gerçekleşir (çok sayıda sarsıntılar) . Yayılan deprem dalgalarının çeşitli gözlem evlerine varma anları, deprem merkezinin (deprem odağına düşey olan yeryüzü bölgesi) saptanmasını sağlar. Deprem dalgalarının zamanda ve uzamda dağılışının incelenmesi, deprem bölgeleri haritalarının hazırlanmasına imkan verir. En sık deprem olan bölgeler, manto ile kabuk arasındaki mekanik gerilimlerin en şiddetli olduğu kırılma kuşaklarında bulunur.
    DEPREMBİLİM, Depremleri ve sismik dalgaları yerkürenin iç kesimlerinde inceleyen bilim dalı. Sismik araştırmalar bölgesel veya yerküre ölçeğindeki amaçlara yönelik olabilir. Bu araştırmalarla; bölgesel olarak yeraltı kırıklarının ve petrol, doğal gaz ve maden yataklarının yeri belirlenmeye çalışılır. Yer’in iç kesimlerindeki faz süreksizlikleri, ada yaylarının jeofiziksel özellikleri, okyanus çukurları, okyanus ortası sırtlar ve yer malzemelerinin esneklik özellikleri; incelenir.
    Depremlerin incelenmesine yönelik olarak da sismik dalgaların çeşitli yer istasyonlarına ulaşma süreleri ve şiddetleri belirlenir. Sismik dalgalar, yeraltı patlatmaları yoluyla yapay olarak da üretilebilir. Sismoloji kavramı. “deprembilim “ ile eş anlamlıdır.
    DEPREM KUŞAĞI, —> Deprem.
    DEPREM ODAĞI, Deprem enerjisinin meydana çıktığı yer. —> Deprem odak derinliği.
    DEPREM ODAK (OCAK) DERİNLİĞİ, Yeryüzü ile deprem enerjisinin meydana çıktığı yer yani deprem odağı (hiposantr) arasındaki düşey yönde ölçülen aralık. Diğer bir deyişle —> Episantr ile —> Hiposantr arasındaki mesafe. Yüzeyden itibaren 60 km’ye kadar odak derinliği olan depremler “ Sığ depremler “, 60-300 km arasında odak derinliği olan depremler “ Orta derin depremler” olarak tanımlanır. Derin depremlerin odakları ise 700 km derinliğe kadar olabilir. —> Deprem.
    DEPREM ŞİDDETİ, Herhangi bir derinlikte olan bir depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki gücünün ölçüsü. Depremin şiddet değerinin belirlenmesinde, episantra olan uzaklık ya da yakınlığın, yerel zemin koşullarının ve farklı tipteki yapı özelliklerinin etkisi olur. Gözlemsel inceleme alanı içerisinde aynı şiddet değerine sahip noktalar birleştirilerek elde edilen eğriye “Eş Şiddet” (İzoseist) eğrisi, üzerinde izoseist eğrileri bulunan haritaya da “İzoseist Haritası” denir.
    DEPRESYON, 1) Maden ocağı, galeri, kuyu ve borularda havanın bir yerden başka bir yere akışını sağlayan kuvvet. Ocak havalandırma-sında ocağa verilen havanın basıncı düşük olduğundan ve genel olarak 1/10 atmosfere kadar olan hava basıncı mm su sütunu (tazyiğin metrik birimi) olarak ifade edildiğinden, depresyon m2 alana gelen mm/su sütunu veya kg/m2 birimleri ile (1at = 1 kg/cm2= 10.000 mm su sütunu = 736,5 mm civa sütunu) ölçülür. —>Total depresyon. Dinamik depresyon. 2) Ekonomideki iş çevrimleri (business cycles) aşamalarından biri. Bu aşamalar; depresyon (çöküntü), canlanma (toparlanma), boom (aşırı canlanma) ve resesyon (gerileme)den oluşur.Depresyon evresinde ekonomide istihdam en düşük noktadadır, talep tam istihdam ve üretim düzeyinin altındadır; kullanılmayan üretim kapasitesi yüksek düzeydedir; fiyatların genellikle düştüğü görülür, kâr oranları düşüktür ; bu yüzden yatırımlar hemen hemen durur.
    DEPRESYON KONİSİ, Kuyudan su pompalanması sırasında kuyu çevresinde oluşan, sudan arınmış koni biçimindeki kısım.
    DEPRESYON ZAYİATI, İçinden hava geçen galeri, kuyu, hava borusu veya basınçlı hava boruları vb’nin uzun eksenleri boyunca tesbit edilen iki noktada ölçülen basınç değerleri arasındaki fark. Diğer bir ifade ile bu iki nokta arasındaki “statik basınç azalması.”
    DERAYMAN, 1) Demiryolu araçlarının raydan çıkması. 2) Ocak arabası, lokomotif vb. araçların düşmesi.
    DERE TELAKİSİ, Arazide iki derenin kesiştiği (birbirine karıştığı) nokta.
    DERİN AÇIK İŞLETME, Derinlere inebilmek için huni şeklinde açılmış ve derinliği 80 m’den fazla açık işletme. Derin açık işletmelerde basamaklar taşıma araçlarının (demiryolu, kamyon, vb.) işletmenin en derin noktasına inebilmelerini sağlamak üzere spiral şeklinde düzenlenir. Bugün için 250-300 m. derinliği olan açık işletmeler vardır. Ancak derin açık işletmelerde arazi basınçları ile meydana gelecek DERİN DENİZ İŞLETMESİ, Deniz üzerindeki gemi veya dubadan deniz dibine indirilen emici pompalar vasıtasıyla, deniz dibinde oluşmuş maden yumrularını veya maden ihtiva eden şlamı emerek deniz yüzeyine çıkarmak suretiyle uygulanan işletme metodu.



  19. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    DERİN DEPREMLER, —> Deprem odak derinliği.
    DERİN EMDİRME, —> Su emdirme.
    DERİNLİK KAYAÇLARI, 1) Yer kabuğuna sokulma sonucu yerleşen mağmanın soğuyup kristalleşerek katılaşması ile meydana gelen (batolit) magmatik kayaç. 2) İntrüsif kayaç.
    DERİN TROMP AYIRICISI, Derin ağır ortam (ağır mayi) ayırıcısı.

    DES (GEMİDE TESLİM), Gümrük giriş işlemleri yapılmamış malların belirtilen varış limanında gemi bordasında alıcıya sunulmaya hazır hale getirilmesiyle satıcının teslim yükümlülüğünün yerine getirilmiş olduğunu ifade eden, uluslararası ticari terim. DES’in uygulanması durumunda, malların belirtilen varış limanına getirilmesi işlemleriyle ilgili her türlü risk ve masraf satıcı tarafından karşılanır. (Incoterms 1990).
    DESANDAN HAVA AKIŞI, Yukardan aşağıya doğru inen hava akımı.
    DESANDAN HAVALANDIRMA, 1) Üretim yerlerinin yukardan aşağıya havalandırılması. 2) Ters havalandırma.
    DESANDRİ, 1) Maden ocaklarında aşağıdan yukarıya cevher veya kömür nakli yapmak amacı ile aşağıya doğru meyilli olarak yantaş, cevher veya kömür içinde sürülen galeri. 2) Maden yatağına ulaşmak için yeryüzünden başlayarak sürülen meyilli galeri.
    DESANSÖR, İçinde çelik zırh veya zor aşınan herhangi bir malzeme (sinter bazalt) kaplı taşıma helezonu bulunan, taşıma kolaylığı bakımından üniteler halinde parçalardan oluşan, graviteden yararlanmak suretiyle madenin yeraltında dik kuyularda kırılmadan ve zayi olmadan yukarıdan aşağı taşınmasını sağlayan çelik boru sistei. Genel olarak çap 1,5 m ve ünite boyu 1 m olarak imal edilir.

    DESİBEL, Değişik ses şiddetlerini karşılaştır-mak için “bar” biriminin on tabanına göre logaritmasının onda biri olarak belirlenen ses şiddetini (düzeyini) değerlendirme (ölçme) birimi. Desibel (dB) simgesi ile gösterilir. 0, 0002 mikrobar basınç yapan ses, “duyma eşiği” olarak nitelendirilmekte ve sıfır dB olarak kabul edilmektedir. dB olarak ölçülmüş iki gürültü varsa bunlar logaritmik olarak toplanır. Değişik gürültü kaynakları ve bu kaynaklardan yayılmasına izin verilen maksimum gürültü seviyeleri:

    DETAY ALIMI, 1) Jeodezik ölçme işleminde; arazide görünen yüzeye ait değişikliklerin haritaya işlenebilmesi için, karakteristik noktalara mira tutularak, dik düşülerek veya reflektör tutularak ölçme yapılması. 2) Fotogrametrik değerlendirme ise; fotoğraf çiftinden sağlanan stereoskopik görüş sonrası, kürsör gösterge resim üzerindeki ayrıntı noktalarına getirilip işaretlendikten sonra, bilgisayar belleğine alınarak ölçme yapılması.
    DETONASYON, Kimyasal veya nükleer zincir reaksiyonu tesiri ile patlayıcı maddelerin ani yanması. Patlayıcı maddelerin kimyasal reaksiyon sonucu ani yanmasında, sıcaklığı 4500½C, ani basıncı 250000 atmosfer civarında, sirayet hızı ses hızının üzerinde ve tahrip gücü (kırıcılığı) yüksek, kor halinde bir kitle oluşur.
    DETONASYON HIZI, Patlayıcı maddenin kimyevi reaksiyon sonucunda detonasyon oluşturarak, yüksek basınç ve temperatürü haiz olan kor halindeki bir gaz kitlesine dönüşmesi durumunda; reaksiyon noktasının silindirik şarjdaki ilerleme çabukluğu. Nitrogliserinin infilak etmesinde, bir piko saniye (10-12s) içerisinde temperatür birkaç bin dereceye çıkar ve bu yüksek ısı altında kimyevi eksotermik reaksiyon muazzam bir hızla başlar. Reaksiyon bölgesi yaklaşık 1 mm uzunluğundadır, detonasyon hızı 8000 m/s’yi bulur ve 0,1 s kadar sonra sona erer. Detonasyon hızının resmi, özel film makineleriyle bir yol-zaman eğrisi üzerinde tesbit edilir.
    DETONASYON LOKUMU, Patlatmak amacı ile gerekli miktarda patlayıcı madde doldurulmuş lağım deliği içindeki lokumlardan kapsül ihtiva edeni.
    DETONATÖR, Patlayıcı maddeleri patlatmaya yarayan kapsül.
    DETRİTİK ÇÖKELLER, Magmatik kayaç-larla tortul kayaçların mekanik veya kimyasal etkilerle ayrışıp dağılmasından meydana gelen iyi tasnif edilmemiş ufak ve büyük parçalardan oluşan kayaç.
    DEVEBOYNU BORU, S, U ya da ı biçiminde boru. S ve U şeklinde olanlar boru şebekesinde yön değiştirmede veya araya sıvı ortam koymak suretiyle irtibat kesmede, omega borular da sıcak sıvı veya gaz nakleden borularda genleşmeyi karşılamak için kullanılır.
    DEVELOPMAN, 1) Maden yatağı keşfedilip arama işi bittikten sonra üretim için yapılan büyük hazırlık işi. 2) Amenajman. 3) Açık işletmelerde dekapaj, yeraltı işletmelerinde hazırlık işleri de developmanın bir bölümüdür.
    DEVİR, 1) Arama, ön işletme ve işletme ruhsatları gibi maden haklarının, Maden Dairesi tarafından sakınca görülmediği takdirde, bu hakları kullanmaya ehil gerçek veya tüzel kişilere verilmesi veya miras yolu ile intikali. 2) Bir zaman dilimi. 3) Bir noktanın, bir merkez etrafında dönerek aynı yere gelmesi.
    DEVLETE İNTİKAL, Arama, ön işletme ve işletme ruhsatlarının fesh olunması, yürürlük sürelerinin bitmesi veya terk sebebiyle sona ermesi hallerinde ruhsat sahibine hiçbir ödeme yapılmaksızın her türlü emniyet tedbiri alındıktan sonra maden haklarının devlete geçmesi.
    DEVLET HAKKI, 1) Yürürlükteki 3213 sayılı M.K. göre, maden sahasından çıkarılacak madenin işletme yıllık brüt karının yüzde beşi. 2) Yürürlükten kalkan 6309 sayılı yasaya göre, üretilen madenin satışına esas ton fiyatına göre saptanan, İ.R. ve İ.İ. sahaların sözleşmelerine konup (mecburi imrar taahhüdü) ödenmesi zaruri olan meblağ.
    DEVLÜP, —> Kollergang.
    DEVRİDAİM ÇAMURU, Sondajlarda bentonit kili ihtiva eden şlam.
    DEVRİDAİM HORTUMU, Sondaj pompasının basma kısmını su başlığına bağlayan hortum.
    DEVRİDAİM POMPASI, —> Çamur pompası. Devridaim tulumbası.
    DEVRİDAİM SUYU, 1) Elmaslı sondajda (krealius) takım dizisi içinden pompalanarak matkap ağzından geri dönen, matkabı soğutup, kestiği kırıntıları (cuttings) yeryüzüne getiren ve devamlı sirküle eden su. 2) Maden zenginleştir-me tesislerinde devrettirilen su.
    DEVRİDAİM TULUMBASI, 1) Lavvarda suyu, şlamı veya ağır mayii devrettirmek için kullanılan tulumba. 2) Devridaim pompası.
    DEVRİK ANTİKLİNAL, —> Antiklinal. Katlanma.
    DEVRİLME KAYMASI, —> Heyelan.
    DEVRİLME TÜRÜ KAYMA, Dike yakın eğimli tabakalarla ayrılan uzun kolonların öne bükülüp kırılması sonucu blok devrilmesi şeklinde oluşan —> Heyelan. —> Şekil, Kayma,Sürtünme, Akma şeklinde heyelan.

    DEZOKSİDAN MADDE, —> Redükleyici.
    DIAMIKNATISLI MİNERAL, —> Minerallerin mıknatısiyet özellikleri.
    DIŞ ÖLÇÜ, Mermer işletmeciliğinde, taşın en çıkıntılı noktalarından geçen yüzeylerin belirttiği geometrik şeklin nominal ölçüleri.
    DIŞA DÖKME, Bir açık işletmede yapılan dekapajın açık işletme sahasının dışına dökülmesi. Bu döküm, daha önce madeni alınmış veya halen çalışmakta olan başka bir açık işletme çukuruna da yapılabilir.
    DİAGENEZ, 1) Kireçli şlamın kalkere, killi şlamın kil ve şiste, kumun greye dönüşmesi gibi; tortul kayaçların basınç, sıcaklık ve zaman etkileri ile (taşlaşması), değişmesi. 2) Sedimantasyonla oluşmuş bir tabakanın oluştuğu zamandan sertleşmesine (taş haline gelmesi) kadar geçen zamandaki taşlaşma süreci.
    DİAMIKNATISLI MİNERAL, —> Mineralin mıknatısiyet özellikleri.
    DİBEK TAŞI, 1) Alt kısmı ince bir kömür tozu ile kaplı olduğu için hemen farkedilemeyen ve tavanın serbest yüzey teşkil etmesi durumunda ani olarak düşme tehlikesi gösteren fosilleşmiş ağaç gövdesi. 2) Kupa.

    DİFERANSİYEL FLOTASYON, Yüzme kabiliyeti olan minerallerden birinin yüzdürülmesi.
    DİFÜZÖR, Ocak havalandırmasında kullanılan aspiratörlerde emici ana pervanenin lüle biçiminde gittikçe genişleyen hava çıkış (ağzı) kısmı.
    DİK BAŞYUKARI, —> Kelebe.
    DİK DAMAR KESİM, Mermer işletmecili-ğinde, taşın çökelme yüzeyine dik kesimi.
    DİKEY ATIM, —> Fay atımı.
    DİKEY AYAKLI GÖÇERTME, —> Tumba metodu.
    DİKİT, —> Sarkıt.
    DİKME, 1) Tahkimat amacıyla taban ile tavan arasında yerleştirilen direk. 2) Sütun.

    DİKDÖRTGEN METODU, Çoğunlukla büyük miktarda alınan numunelere (örneklere) uygulanan numune miktarını azaltma yöntemi. Yaklaşık 2-4 ton malzeme temiz bir zemine dökülür. 1-1,5 m genişlik ve 8-9 m uzunlukta bir şerit haline getirilir, belirli aralıklarla işaretlenip bölümler numaralanır —> Numune hazırlama. İlk önce 1,3 ve 5 inci parseller örnek olarak alınır. 2,4, ve 6 kenara çekilir. Alınan parseller tekrar bir şerit haline getirilir. Bu kez 2,4,ve 6’ncı parseller alınarak 1, 3 ve 5. parseller, kenara çekilir. Bunu takip eden aşamadaki 2, 4 ve 6. parsellerle birleştirilerek bu işlemin örnek istenilen miktara ininceye kadar devam ettirilmesi sağlanır.
    DİKROİZM, —> Pleokroism.
    DİLİM, Maden yatağı içinde galeri yüksekliğinin veya genişliğinin birkaç katı yüksekliği veya genişliği haiz ve bir düzenlemede istihsal edilebilen maden kitlesi. Maden yatağı eğimli olduğu zaman dilimler, cevherin hakiki tavan ve tabanı ile açı yapacak şekilde düzenlenebilir. Yatay maden yataklarında dilimler tabakalaşmaya paralel olduğu için bunlar bank diye isimlendirilir.

    DİLİMLİ GÖÇERTMELİ AYAK İŞLETME METODU, Asgari kayıp ve temiz cevher üretimi arzu edilen, kitle, tabaka ve kalın damar halindeki, ihtiva ettiği maden (çürük) sağlam olmayan, tasman tesirinin yeryüzünde zararı olmayan hallerde kömür ve metalik cevher yataklarına uygulanan tahkimatlı ve taban döşemeli yeraltı (üretim) işletme metodu. Bu usulde cevher yatay dilimler halinde yukarıdan başlayarak aşağıya doğru giderek alınır. Her dilimde ana kelebeden hududa kadar kılavuzlar sürülür; hudutta sağ sol aykırı bacalar yapılır; huduttan başlayarak geriye doğru dönülür. Bir aykırının tavanı göçertilmeden yandakine başlanmaz. Şartlara göre ilk dilime gerekirse sonraki dilimlere de taban döşemesi de yapılır. Kestelek Bor Madenlerinde bu şekilde yapılan dilimli işletme metoduna “Göçertmeli Badamalı (Sun’i tavanlı) Uzun Ayak Metodu” denilmektedir. —> Şekil.
    DİLİM KALINLIĞI, —>Atım yükü.
    DİLİMLİ RAMBLELİ AYAK İŞLETME METODU, 1) Kitle, tabaka ve kalın damar dalindeki sağlam veya çürük maden yatakları ile ramble edilmiş iki oda arasında daha evvel bırakılmış topukların alınmasında yukarıdan aşağı alınan dilimlerde taban döşenip veya aşağıdan yukarı doğru alınan dilimlerde ramblenin üstünde kazılan madenden meydana gelen boşluğun ramble yapmak suretiyle doldurulması esasına dayalı olarak uygulanan tahkimatlı (üretim) işletme metodu. Bu metotla asgari kayıpla temiz cevher üretilebilir. 2) Kalın kömür damarlarında; damar dilimlere ayrılarak her dilimde bir uzun ayak teşkil edilip alt dilimdeki ayak en ileride, ondan sonrakiler de 20-40 m aralıklarla birbirlerini takip edecek şekilde, alttaki dilimlerdeki ayaklar rambleli, en üst dilimdeki ayak da göçertmeli olarak yürütülen işletme yöntemi. —> Şekil.
    DİLİNİM, Minerallerin bileşimlerinde bulunan moleküllerin meydana getirdikleri yapıya göre kristal yüzeyleri boyunca paralel olarak yarılma özellikleri. —> Klivaj veya teflik de denir. —> Minerallerin dilinimi.
    DİLİNİM YÜZEYLERİ, —> Minerallerin dilinimi.
    DİLUVİYAL PLASER , Su taşkınları yani muntazam su akıntılarının biriktirdiği malzemelerin oluşturduğu sekonder maden yatağı.
    DİMORF MİNERAL, —> Polimorf mineraller.
    DİNAMİK DEPRESYON , Havanın ocak, galeri veya havalandırma borusu içindeki hızından dolayı meydana gelen —> Depresyon. Havanın hızı fazla olursa dinamik depresyon artar, dolayısı ile total (umumi) depresyon da artacağından ortama hava veren veya hava emen vantilatör veya aspiratör fazla enerji harcar. Bu nedenle daha ekonomik havalandırma yapmak için hava hızı 5-6 m/sn yi geçemeyecek şekilde havanın geçeceği ortamın kesiti ayarlanmalıdır.
    Maden ve Taş Ocakları ile Açık İşletmelerde Alınacak İşçi Sağlığı ve İşgüvenliği Tedbirleri Hakkında Tüzük’ün161 ci maddesinde; insan ve malzeme taşımasında kullanılan kuyularda, lağımlarda, ana nefeslik yollarında; hava hızı, saniyede 8 metreyi geçemez şeklinde sınırlandırılmıştır —> Total depresyon.
    DİNAMİT, Esas itibariyle (% 25) diyatomit (kiselgur) veya odun unu içine emdirilmiş (%75) nitrogliserin (NG), den ibaret olan patlayıcı madde. Dinamitin terkibindeki nitrogliserin diyatomit tarafından absorbe edilmiştir. Ancak patlama kabiliyeti yüksek olan ve patlayıcı madde olarak kullanılan bütün terkiplere de dinamit denilmektedir. Dinamit yapımında temel girdi olan nitrogliserin, gliserin ve glikolün birlikte oleum-nitrik asit karışımı (nitrolama asidi) ile nitrolanmasıyla elde edilir. Üretilmesi istenen dinamitin türüne göre nitrogliserin/nitroglikol, amonyum nitrat, nitro sellülöz, sodyum klorür, odun unu, kalsiyum karbonat, DNT, TNT gibi maddeler belirli oranlarda karıştırılarak istenen homojen kitle elde edilir. Patlayıcı maddelerle ilgili genel bilgiler, Ek-12 A, B, C, D ve E’de cetveller halinde gösterilmiştir.
    DİNAMİT AMBARI, Genellikle “Patlayıcı Maddeler Nizamnamesi”ne göre inşa edilmiş patlayıcı maddelerin içinde saklandığı ve korunduğu depo.
    DİNAMO, —> Generatör.
    DİNAMOMETAMORFOZ, 1) Orojenik olaylarda tektonik hareketlere bağlı olarak oluşan başkalaşım. 2) Dislokasyon metamorfozu.
    DİNAMOMETRE, Kuvvetölçer.
    DİNGİL, —> Mil.
    DİNGİL AÇIKLIĞI, Ön ve arka tekerleklerin raya değdikleri noktalar arasındaki açıklık.

  20. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul

    Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

    DİNGİL SAYAR, Önceden kararlaştırılan sayıda araba geçtikten sonra, bir dizi işlemleri (ray değiştirme, frenleme vb.) başlatan mekanik aygıt.
    DİNLENDİRME HAVUZU, —> Tikiner.
    DİOS YÖNTEMİ, Bir banyo ergitmesiyle birleştirilmiş demir cevheri tozlarının —> Akışkan yatakta ön redüklenmesini öngören, ve Japonya’da geliştirilen bir proses. Proses sıvı demir aşamasında durur ve yüksek fırına ilaveten sinter kok fabrikasının yerini alabilecek bir üretim prosesini amaçlar.
    DİREK, 1) Maden damarı içinde üretim için gerekli işlemleri emniyet içinde yapabilmeyi sağlayan tavan ve taban arasına dikilen, madeni veya ağaç tahkimat ünitesi. 2) Kolon.
    DİREK DİBİ, Bir tahkimat direğinin veya bir çatalın yerleştirilmesi için galeri tabanında açılan yuva.
    DİREK HARMANI, Direklerin stok edildiği yer.
    DİREK TRİKOSU, —> Triko.
    DİREKSİYON, Galerinin belirli istikamette sürülmesi için en az üç şakülden oluşan şakül takımı ile verilen (istikamet) doğrultu. Şaküllerin uçlarından geçen doğru, alında galeri eksenini işaretlemeye ve galerinin boyutlarına uygun açılmasını sağlamaya yarar. Şakül takımında üçüncü şakül kontrolu sağlar. Bu işleme doğrultu verme de denir. —> İstikamet.
    DİREKSİYON ŞAKÜLÜ, —> Şekil, Direksiyon.
    DİREK TÜKETİMİ, Ocaklarda sarma, çatal, kama, takoz, domuzdamı direği, sıktırma, travers vb. ağaç tahkimat malzemelerinin hacim olarak belirli zaman periyodu ya da tüketilen miktarının aynı zaman periyodu içinde yapılan beher ton veya 1000 ton üretime düşen maden direği miktarı. Tüketilen direk miktarının hesabında —> Kredili lağımlarda (işlerde) kullanılan direk miktarı dikkate alınmaz.
    DİRENÇ FIRINI, Elektrik enerjisi ile çalışan izabe fırını. Bu fırınlarda ısıtma prensibi, primer (indirekt veya direkt), tel sarımlı (indirekt) ve sekonder direkt (yüksek frekanslı veya alçak frekanslı indüskiyon) şekillerinde olur. Primer rezistanslı ısıtmada ceryan eritilecek maddeden direkt veya indirekt olarak geçer ve bu maddenin gösterdiği direnç sonucu meydana gelen ısının etkisi ile ergime olur. Tel sarımlı (rezistanslı) fırınlarda ceryan geçen özel direnç ısınır ve direkt radyasyon ile ısısını şarja verir. Alçak frekanslı (şebeke frekansı) ve yüksek frekanslı indüksiyon fırınlarında da bir demir çekirdekli transformatordan elde edilen birkaç yüz veya binlerce Hertz yüksek frekanslı ceryan, demir çekirdeksiz fırının direkt ısıtılmasını sağlar.
    DİRİ FAY, 1) Pliokuvarterner zamanda oluşan fay. 2) Etkisi insanlık tarihi içinde görülen, genç yahut kökeni daha yaşlı jeolojik zamanlara dayanan ve halen aktif olan fay. 3) Mühendislik jeolojisi bakımından kırk bin yıl içinde aktif etkileri görülen faylar da bu terimle ifade edilebilmekte ve zemin, inşaat çalışmalarında kaale alınmaktadır.
    DİSEMİNE, Genellikle sülfürlü minerallerin gang içine veya yan taşa ince taneler şeklinde serpilmiş hali.
    DİSEMİNE CEVHER, 1) Ana kütle veya gang içinde çok ince tanecikler halinde dağılmış vaziyette bulunan (metalik mineraller, genellikle sülfürlü) cevher. 2) Serpinti cevher.
    DİSK FİLTRE, Hazneye gelen şlamda bulunan sıvının bir aks üzerine yerleştirilmiş disklerden oluşan döner düzen vasıtasıyla emilmesi suretiyle disklerin dış yüzeyine katı maddelerin yapışması ve sonra bunun üflenerek ve sıyrılarak alınması prensibiyle çalışan cihaz.
    DİSKLİ OLUK, Çok eğimli kazı yerlerinde, madenin hızla akmasını önleyen, içindeki zincir üstünde belirli aralıklarla diskler bulunan taşıma oluğu. —> Fren diskli konveyör.
    DİSKORDANS, —> Aykırı tabakalaşma.
    DİSKORDANS DÜZLEMİ, —> Aykırı tabakalaşma.
    DİSLOKASYON-METAMORFOZ, —> Dinamo metamorfoz.
    DİSSOSİYASYON, 1) Bir bileşiği meydana getiren moleküllerin belli koşullarda tersinir olarak bileşenlerine ayrışması yani bileşiğin çözüşmesi olayı. 2) Ayrışma.
    DİSTEN ; Formülü Al2 Si O5 olan doğal bir alüminyum silikat minerali . Uzun yaprak biçiminde kristaller halinde bulunur; saydam veya yarı saydamdır. Türkiye için yüksek kaliteli ateş tuğlası yapımında düşük demiroksit ve yüksek alüminası nedeniyle büyük önemi haizdir. Ülkemizde batıda distenli gnays rezervleri, doğuda disten rezervleri bulunmuştur. Rezervlerin ekonomik olarak işletilebilmesi için disten oranı en az %20 olmalıdır.
    DİSTENİT, Aşağı yukarı tamamen —> Distenden meydana gelen kristalli şist. Madagaskar’daki distenit yataklarında altın bulunur.
    DİSTOMAT, Teodolit üstüne monte edilen veya teodolitin bir parçası şeklinde komple olarak imal edilen, iki nokta arasındaki mesafeyi ışın göndererek elektronik sistemle ölçen alet. Ölçüm yansıtıcı (reflektör) kullanılarak gerçekleştirilir. 3000-4000 m. mesafeler için reflektör sayısı artırılarak ölçüm yapılır. Ölçüm hassasiyeti mm mertebesindedir.
    DİŞ DİBİNDEN KOPMA, Sondajda genellikle takım dizisinin en zayıf noktalarından olan diş diplerinin, iyi vira edilme, yorulma ve çabuk aşınma gibi sebeplerle kopması olayı.
    DİŞLİ AYAK İŞLETME METODU, —> Başyukarı rambleli ayak işletme metodu.
    DİŞ SIYIRMA, Sondajda manevra sırasında askıda bulunan takım dizisinin veya sıkışan takımın vinçle çekilerek zorlanması sırasında en zayıf diş bağlantısının kendisini bırakması (diş bozması) olayı.
    DİVERSİVİTE FAKTÖRÜ, 1) Bir grup elektrik enerjisi tüketicisinin normal istek güçleri toplamının bu tüketicilerin en büyük ortak istek gücüne oranı. 2) Elektrik enerjisi için farklı zamanlılık katsayısı.
    DİYABAZ, Bazalt terkibinde, genellikle labradorit ve piroksenden oluşmuş ofitik tekstürde kayaç. —> Mermer cinsleri. —> Bazalt.
    DİYAGONAL AYAK, Alnı, damarın doğal eğiminden daha küçük eğimde hazırlanan ayak, (çapraz ayak).
    DİYAGONAL AYAK BOYU, Damar içinde arzu edilen meyil istikametinde hazırlanan (diyagonal) kömür alnının uzunluğu yani alt taban yolundan üst taban yoluna kadar ölçülen mesafe.
    DİYASPOR, 1) H2Al2O4. (Al2O3H2O) Sertlik 6,5-7, yoğunluk 3,4 gr/cm3, rombik, renksiz veya sarımtrak, yeşilimsi, mor veya saydam, genellikle korendonlu metamorfik kütleler ve bilhassa mermerler içinde bulunan, asitlerde erimeyen, yassı kristalli alüminyum minerali. 2) Diyasporit.
    DİYATOMİT, Miyosen çağında, durgun sularda yaşamış olan tek hücreli canlıların anorganik iskeletleri. Su altında kümelenip, sonradan meydana gelen jeolojik hareketler sonucunda su üstüne çıkmış olan tepecikler halinde bulunur. Şekilleri çok çeşitlidir. Tanelerinin irilikleri 6-20. mikron arasında değişir ve esasını SiO2 oluşturur. Hücrelerinin tipik özelliği hücre kapaklarının sonsuz denebilecek sayıda pek çok delik kapsamasıdır. Saf diyatomit beyaz renkli, asitlere dayanıklı, çok hafif (0,2-0,3 gr/cm3), absorpsiyon kabiliyeti olan, ısı iletim katsayısı çok düşük, 1400°C civarında eriyen, bütün bu özelliklerinden dolayı teknikte çok geniş bir kullanma sahası bulunan kıymetli bir maddedir. Filtre yardımcı maddesi, dolgu maddesi, izolasyon malzemesi olarak ve kimya sanayiinde kullanılır.
    Diyatomit ürünleri doğal (naturel), kalsine ve flaks-kalsine olmak üzere başlıca üç gruba ayrılır ve bunlar da kendi aralarında tane iriliği dağılımlarına, fiziksel ve kimyasal özelliklerine göre yeniden sınıflandırılır.
    a- Diyatomitin en geniş kullanım alanı suspansiyon halindeki katı tanecikleri sıvılardan ayırmak amacıyla uygulanan süzme işlemidir.Bu işlemde, çok ince tanecik yapısına sahip filtre yardımcı maddeler sıvı akışının kontrolü ile yabancı taneciklerin tutulup ayrılmasına yardımcı olur. Süzülmekte olan sıvıyla, diyatomitin kimyasal münasebeti olmadığından (inert özelliğinden dolayı) filtrasyon işlemi tamamen mekanik bir olaydır. Filitre yardımcı maddeleri bez, elek, gözenekli taş veya metalden yapılan destek yüzeyleri üzerinde biriktirilerek filtrasyon keki oluşturmak suretiyle veya sıvıya ilave edilerek veya dozajlanarak kullanılır. Bu metodlar ayrı ayrı veya kombine olarak uygulanabilir.Diyatomit filter yardımcı maddeleri için en yaygın filtrasyon uygulamaları bira, viski, şarap, ham şeker şerbetleri, yüzme havuzu suları, kuru temizleme solventleri, eczacılık mamülleri, meyve ve sebze suları, endüstriyel atıklar, kimyasal maddeler, vernik ve lakelere uygulanan birçok süzme işlemleridir.
    b- Diyatomitin dolgu malzemesi olarak kullanımı boya, plastik, lastik, kağıt, ilaç, kozmetik, cila, kibrit, diş macunu ve kimya sanayiinde yaygındır.Dolgu malzemesi olarak boya sanayiinde, tanecik yapısından dolayı öncelik kazanır.Diyatomit tanecikleri boyanın duvara daha iyi bağlanmasına ve renk, ışık gibi görünüm özelliklerinin arttırılmasına yardımcı olur.Polietilen ***** torba v.b. üretiminde ise sıcak çekme ve üfleme sırasında tabakalar arasına püskürtülen diyatomit pudramsı yapısı sayesinde bloklaşma ve yapışmayı önler. Diyatomitin kendi ağırlığının 2,5-3 katına kadar ulaşan su emme kabiliyeti; hayvanların altına sergi malzemesi olarak kullanılmasını, halı temizlemede sıvı taşıyıcı olmasını, kağıt üretiminde mikroskopik kılcal kanalların kontrolünde uygulanma imkanı sağlar.
    c-Flaks-kalsine tipi ise otomobil cilasında, diş üzerindeki kirlerin sökülmesi için diş macunları imalinde kullanılır.Burada en önemli özellik, tanecik yapısının çizmek veya tırmalamaktan ziyade düzeltme ve cilalama etkisi yapan hafif aşındırıcılığıdır.
    DİZELLİ LOKOMOTİF, —> Ocak lokomotifi.
    DİZEL SANTRALLARI, —> Elektrik enerjisi üretim tesisleri.
    DİZEL YAKITI, 1) Ham petrolün damıtılmasından elde edilen ve kaynama noktası yüksek rafineri ürünü akaryatık. 2) Mazot. 3) Motorin.
    DİZLİK, İnce ve az meyilli damarlarda ayak içinde emniyet amacı ile kullanılan deri veya kalın lastikten yapılı diz muhafaza (levazımı) gereci.
    DOĞAL (TABİİ) GAZ, Petrol ve kömür yatakları gibi büyük sedimantasyon havzalarında organik maddelerin, yüksek tazyik altında oksijensiz (anaerob) ortamda bakterilerin etkisi ile değişmesi sonucu teşekkül etmiş gaz şeklinde karbonlu hidrojen bileşikleri. —> Şema ve Şekil. Bunlar daha ziyade metan (CH4), değişen oranlarda azot (N2), karbondioksit (CO2), kükürtlü hidrojen (H2S) vb. gazların karışımı şeklindedir. İçerdiği gazların oranlarına göre kalorifik değeri değişir. Doğal gaz, hammadde olarak enerji üretiminde ve girdi olarak petrokimya sanayiinde kullanılır.
    DOĞAL HAVALANDIRMA, 1) Ocakta, hava yoğunluğu farkından oluşan, doğal hava ile yapılan havalandırma. 2) Tabii havalandırma. 3) Tabii vantilasyon.
    DOĞAL SODA ÜRETİMİ ,—> Monohidrat yöntemi, Seskikarbonat yöntemi.
    DOĞAL ELEMENTLER, Doğada başka elementlerle bileşikler oluşturmaksızın yalnız halde bulunabilen kimyasal elementler. Atmosferde gaz halinde bulunan elementler bu gruptan sayılmaz.
    Doğada bulunan 96 kimyasal elementten yalnızca 19’u katışıksız veya çok az katışıklı mineraller halindedir. Yalın halde bulunabilen element sayısının bu kadar az olması, kimyasal elementlerden çoğunun oksijen, kükürt ve halojenlerle bileşikler oluşturmaya çok yatkın olmalarından kaynaklanır.
    Doğal elementler, kimyasal özelliklerine göre başlıca üç grupta toplanır. Metaller (platin, iridyum, osminyum, demir, çinko, kalay, altın, gümüş, bakır, civa, tantal), yarı metaller (bizmut, antimon, arsenik, tellür selenyum) ve ametaller (kükürt, karbon).
    DOĞRULTU, 1) a- Takeometre veya teodolitin herhangi bir gözlem konumunda, yatay açı tablasında okunan değer. İki doğrultu arasındaki farka da “ açı “ denir. b- Damar üzerinde bulunan ve damar meyline dik olan çizginin kuzey ile yaptığı açı. Örnek: Damar yatımı 30 ° S, damar doğrultusu 110° . 2) —> İstikamet, Kıvrım. Kömür damarının ve katmanlarının kıvrılması neticesi iki önemli kavram meydana gelir. Bunlar damarın veya katmanların yatımı, diğeri doğrultusudur. Yatım, doğrultuya diktir. Damar veya katmanların konumu ancak bu iki kavram ile tanımlanır. Her iki kavram da, açı ve yön belirtilerek kullanılır.
    DOĞRULTU VERME, Yeraltında sürülen galeri ve bacaların planlanan doğrultuda ilerlemesini temin amacı ile tavana asılan iki şakul (kontrol için üçüncü şakul de asılabilir) kullanılanılarak ve arkalarına ışık tutularak yol ekseninin kazılan arına işaretlenmesi. —> Direksiyon, İstikamet.
    DOKANAK, —> Kontak.
    DOKU, 1) Bir kayacın iç yapısı. 2) —> Tekstür. İç yapı kayacın oluşum koşullarına bağlı olduğundan belli başlı doku örnekleri olarak kayaç cinsine göre;
    (a) Tortul kayaçlar, (b) Magmatik kayaçlar, (c) Başkalaşım kayaçlarının dokuları gösterilebilir.
    Tortul kayaçların dokusu genellikle birikme koşullarına göre katlı; magmatik kayaçların dokuları kristal, camsı, porfirsi, camsı porfirsi, akışizli ve yuvarsı; kristal dokulu kayaçlar da tüm kristal, yarı kristal, iri kristalli, ince kristalli ve taneli yapılarda; başkalasım kayaçlarının dokuları ise; mozaiksi, eşit, değişik, porfirsi (porfirik) ve porfir kırıklı yapılar gösterir.
    DOLDURMA HAKKI, —> İmla hakkı.
    DOLGU, —> Ramble.
    DOLGU AÇISI, Dik damarlarda yapılan ramblenin diyagonal meyil boyunca alt taban yolu ile üst taban yolu arasında teşkil ettiği dar açı.
    DOLGUCU, —> Ramble.
    DOLGU MALZEMESİ, Cevher alınmasıyla oluşan boşlukların doldurulmasında kullanılan taş, toprak ve benzeri malzeme. —> Ramble.
    DOLGU PERDESİ, Dolgu yapılırken; dolgu malzemesinin önüne çekilerek malzemenin üretim yerine akmasını önleyen engel. Bu engel tel örgü, kağıtlı tel örgü veya kapak tahtaları çakmak suretiyle sağlanır.
    DOLGU TELİ, Dolgu yapılırken dolgu malzemesinin önüne çekilerek malzemenin üretim yerine veya alt yollara akmasını önleyen tel örgü.
    DOLİME, Kalsine edilmiş dolomit. Deniz suyundan manyezit elde edilmesi prosesinde katkı maddesi olarak kullanılması tercih edilen madde. Bu suretle dolime içindeki manyezit de prosese girerek verim artırımı sağlar.