Macaristanın Ekonomisi

Konusu 'Ülkeler' forumundadır ve ZORBEY tarafından 8 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. ZORBEY Üye


    macaristan ekonomik durumu
    macaristan ekonomi
    macaristanın ekonomik yapısı
    macaristan ekonomisi hakkında bilgi


    23 Ekim 1989 tarihinde parlamenter demokrasi rejimine geçen Macaristan, bu tarihten sonra merkezi planlamaya dayalı ekonomiden serbest piyasa ekonomisine geçiş amacıyla kapsamlı bir ekonomik dönüşüm süreci başlatmıştır.

    31 Mart 1994 tarihinde tam üye olmak üzere Avrupa Birliği’ne başvuran Macaristan’ın AB üyelik süreci de Macaristan ekonomisine göreceli bir dinamizm kazandırmıştır. Bu süreçte liberalleşme, özelleştirme ve istikrarın sağlanması öncelikleri oluşturmuştur. 90’lı yılların başında dış ticaretle ilgili idari engeller kaldırılmış, doğrudan yabancı dış yatırımlar için uygun ortam yaratılmış, dövizle işlemler aşamalı olarak liberalleştirilmiş, Macar para birimi Forint 1996’da konvertibl hale getirilmiş ve dövizle işlemlerin liberalleştirilmesi süreci 2001’de tamamlanmıştır.



    2004 yılında AB’ye tam üye olan Macaristan, geçtiğimiz dönemde yabancı yatırımcıların ilgi odağı olmuş, doğrudan sermaye yatırımları ve likidite girişleri ile bölge ülkelerine göre daha hızlı bir ekonomik başarım yakalamıştır.



    Ancak, kısa sürede sağlanan hızlı gelişmeye karşılık, ülkedeki yapısal sorunlar devam etmekte olup, AB üyeliği bir anlamda yapısal sorunların çözümü için “sihirli değnek” olmamıştır. Diğer bir deyişle, serbest piyasa ekonomisi ve demokrasiye geçilmesi bağlamında ilerleme sağlanmış olsa da, sürecin henüz tamamlanmadığı görülmektedir. Bu bağlamda özellikle, eğitim, sağlık, ulaşım, belediye hizmetleri gibi alanlara önemli miktarda devlet kaynağının aktarılması ve özellikle, bu kaynakların etkinlikten uzak kullanımı, ekonomi üzerinde önemli yük oluşturmuştur.



    Bunun sonucunda ortaya çıkan yüksek bütçe açıkları nedeniyle, ekonomi yavaşlamış, büyüme hızı azalmış ve ekonomik göstergeler giderek olumsuz bir seyir izlemeye başlamıştır. Ekonomideki yavaşlama eğiliminin, Macar Hükümeti tarafından bütçe açığının azaltılmasına yönelik olarak alınan ekonomik önlemlerin yanı sıra, fiyatlar ve ücretler arasında iç talebin azalmasına yol açan etkileşimden kaynaklanmış olabileceği değerlendirilmektedir.



    Nitekim 2006 seçimleri sonrasında iktidara gelen Sosyalist Parti-Hür Demokratlar koalisyonunca sıkı istikrar tedbirleri uygulamaya konmuştur. Uygulanan ekonomik program, öncelikle, Macaristan’ın büyüme oranına olumsuz şekilde yansımış, 2007 yılında kaydedilen yıllık yaklaşık % 1 dolayındaki büyüme hızı, Macar ekonomisinin son 11 yıllık dönemde gerçekleştirdiği en düşük oranlı büyüme olarak gerçekleşmiştir.



    Macar ekonomisi, 2007 yılının ardından 2008 yılını da kırılgan bir yapıda geçirmekte iken, 2008 yılının Eylül ayında baş gösteren küresel ekonomik krizin etkilerine maruz kalmıştır. Öyle ki, Macaristan sözkonusu küresel ekonomik krizden en fazla etkilenen Avrupa ülkesi olmuştur. Krizin etkileri ile tek başına mücadele edemeyeceğine inanan hükümet, 29 Ekim 2008 tarihinde IMF ile bir stand-by anlaşması imzalamak durumunda kalmıştır. Sonuç olarak Macar Hükümeti 2008 yılının son aylarında IMF’den 12,5, AB’den 6,5 ve Dünya Bankasından 1 milyar Avro olmak üzere, toplam 20 milyar Avro tutarında kredi sağlanmıştır.



    Stand-by Anlaşmasının onaylandığı Kasım 2008 tarihinden bu yana Macar ekonomisi, finansal sürdürülebilirlik ile ekonomik istikrarın temini yönünde önemli gelişmeler kaydetmiştir. Bu çerçevede, bir taraftan, kamu harcamaları azaltılarak şeffaf bir hale getirilirken bir taraftan da finansal sektörde, bankacılık faaliyetleri takibe alınmış ve piyasaları güçlendirmeye yönelik bankacılık düzenlemelerinin çerçevesi oluşturulmuştur.



    Tüm bu önlemlere karşın Macar ekonomisi 2009 yılında %6.2 oranında küçülmüştür. Zira, reel ücretlerdeki artışın tüketici fiyatlarındaki artışın gerisinde kalması, emeklilik ve diğer pekçok sosyal yardımlardaki hissedilir düşüşler, kredi piyasasındaki belirsizliklerle birleşince hanehalkı tüketimi 2009 yılında, ekonomideki küçülmenin de ötesinde, %8 oranında düşmüştür. Böylece Macaristan’da peşpeşe üç yıldır izlenen hanehalkı tüketimindeki düşüş, 2007 ve 2008’deki oranların (sırasıyla, %1.6 ve %0,6) çok üzerinde bir görünüm sergilemiştir.



    2010 yılının Nisan ayındaki genel seçimler sonucunda siyasi iktidar Sosyalistler’den, Viktor Orban liderliğindeki merkez sağ FİDESZ Partisi’ne geçmiştir. Parlamento’da üçte ikilik çoğunluğu ele geçiren yeni hükümet IMF ile yeni anlaşmalar yapmayı reddetmekle birlikte, selefi hükümet tarafından başlatılan bütçe disiplinine yönelik politikaları sürdürmüştür. Ekonomideki kırılganlık hala devam etmekle birlikte 2010 yılında Macar ekonomisi %1.2 oranında büyümüştür. (Kaynak: Macaristan İstatistik Ofisi tarafından Mart 2011’de yayımlanan, kesin olmayan ilk rakamlar)



    Öte yandan, 2004 yılında AB üyesi olan Macaristan, Avro’ya geçiş için gerekli hazırlıkları da sürdürmektedir. Bu bağlamda, üye ülkeler tarafından “İstikrar ve Büyüme Paktı” çerçevesinde hazırlanan ve fiyat istikrarı, kamu finansmanı ve sürdürülebilir büyüme ve istihdam politikalarını içeren uyum programları AB Komisyonu’na sunulmaktadır. Ancak, GSMH’nın en fazla %3’ü olan eşiği henüz yakalayamamış olması nedeniyle, Macaristan’ın Avro Alanı’na ne zaman dahil olabileceği konusu belirsizliğini korumaktadır. Nitekim, daha önce yapılan açıklamalarda Avro’ya geçişin 2010 yılında gerçekleşmeyeceğini duyuran Macaristan; 2010 yılının ortalarında bu tarihi 2014’e, son olarak bu yılın başında da 2020’ye çekmiştir.



    Macaristan’ın dış ticaretinin yapısı incelendiğinde, genelde “dengeli” bir görünüm sergilediği, 2009 yılından bu yana ise fazla vermeye başladığı görülmektedir. Temel ürün gruplarına göre dış ticaretinin dağılımında, makineler, elektronik eşyalar ve nakliye araçları ülkenin ithalat ve ihracatında ana sektörler olarak öne çıkmaktadır. İthalatın yaklaşık % 50’sini, ihracatın ise % 60’ını bu üç sektör gerçekleştirmektedir.



    Geleneksel olarak Macaristan’ın ihracatında AB ülkeleri ortalama %80’lik, ithalatında da %65’lik yer tutmaktadır. Ülkeler bazında bakıldığında ise yaklaşık %80’lik pay ile Almanya en büyük ticaret ortağı durumundadır. Ülkenin ihracatından farklı olarak ithalatında Rusya Federasyonu ve başta Çin olmak üzere bazı Uzakdoğu Ülkeleri de önemli pay sahibidir.
     

Sayfayı Paylaş