M.FETHULLAH GÜLEN Hocaefendi kimdir?

'Sorularla İslamiyet' forumunda GezgiN tarafından 19 Haziran 2009 tarihinde açılan konu


  1. 1941 Doğum Yılı:

    Fethullah Gülen, resmî nüfus kaydına göre 27 Nisan 1941'de,
    Erzurum ili, Hasankale (Pasinler) ilçesi, Korucuk köyünde
    dünyaya geldi.


    1945 Kur'an Öğrenmeye BaşladıAnnesinden 4 yaşında Kur'an öğrenmeye başladı ve kısa
    zamanda Kur'an'ı hatmetti.
    "Benim ilk Kur'an hocam validemdir. Kendi anlattığına
    göre bana dört yaşımda Kur'an okumayı öğretmiş. Bir ay
    içinde de hatmettiğimi söyler. Ben, hatmettiğimi hatırlamıyorum.
    Ancak bütün köylüye yemek verdiler. Birisi de bana
    Senin düğünün oluyor" dedi. Utandım, ağladım.

    1946 İlkokula Başladı

    "O sıralarda köyümüzde ilkokul yoktu. Şu anda da mevcut olan
    caminin bitişiğindeki medreseyi, sınıf olarak kullandılar.
    Gündüzleri çocuklara, geceleri de yaşlı erkek ve kadınlara
    orada okuma-yazma öğretiyorlardı. O yaşlı başlı insanların
    durumunu pencereden seyreder gülerdim. Bana halleri çok tuhaf gelirdi.
    Yaşım tutmadığı için ilk sene beni okula almadılar. Okula gittiğimde
    yaşım yine tutmuyordu; fakat devam ettim. İki veya üç sene okula gittim."

    1949 İlkokul Günleri ve Yarıda Kalan Eğitim


    Babasının 1949 yılında Alvar Köyü'ne imam olması ve ailesinin oraya taşınması
    nedeniyle ilkokulu bırakmak zorunda kaldı ve daha sonra dışarıdan tamamladı.
    "İki buçuk sene kadar okuduktan sonra okuldan ayrıldım. Babam, İmam olarak
    Alvar'a gittiği için biz de ailece oraya taşındık. Bir daha da okula gitmedim.
    Bir ara Korucuk'a gelmiştim. Bu kadın öğretmen beni görmüş ve "Ben seni
    dördüncü sınıfa geçirdim" demişti. Fakat onun bu jesti de fayda etmedi.
    Okula gitmedim. İlkokulu daha sonra, Erzurum'da dıştan imtihanla bitirdim."

    1951 Hafızlık Çalışmaları

    Babası Ramiz Hocaefendi'den Arapça dersler aldı ve hafızlığını tamamladı.
    "Ev işlerinden ve hayvanları gütmekten vakit bulabildiğim ölçüde ezber
    yapabiliyordum. Buna rağmen iyi çalıştığım günler yarım cüz kadar
    ezberleyebiliyordum. Zaten yazın vakit bulmam mümkün değildi.
    O kış hıfzımı tamamladım." (Küçük Dünyam)

    "Ben şahsen hafızım ve hayatımda iki defe hafızlık yapanlardanım.
    Bir, on küsur yaşlarındayken babam yaptırmıştı. Bazı sebeplerden
    ötürü üzerinde duramadığımdan tamamen unutmuştum. Daha sonra 1980'lerde
    tekrar dört ayda hafız oldum. Fakat kemâl-i samimiyetle söylemeliyim ki,
    onu her okuyuşta yeni yeni ufuklar, yeni yeni kıtalar keşfediyor
    gibi oldum. Ona gönlünü veren herkesin de aynı şekilde düşündüğünü
    zannediyorum. Elverir ki, mânâya âşina olarak ondaki ilâhi maksatlar
    takip edilebilsin ve biraz da –daha önce de bahsettiğim gibi- konsantrasyon
    içinde ciddî bir biçimde okunsun. (Prizma-4, Kasım 2003)"


    1955 Erzurum'daki Talebelik Günleri
    Kurşunlu Camii Medresesindeki Sadi Efendi'nin yanından ayrıldı ve Kemhan Camii
    yanındaki medresede 6 ay kadar okudu. Oradan da ayrıldı ve Taşmescid'e gitti.
    Metruk haldeki Ahmediye Camii'nde kendi imkanlarıyla bir oda hazırlayarak
    Zinnur adında bir arkadaşıyla oraya yerleştiler. Burada Osman Bektaş H
    oca'dan ders almaya başladı.Edirne'ye gidinceye kadar hep burada kaldı.
    "Sadi Efendi ile aramızda bir ara huzursuzluk oldu neticede, medreseden
    ayrılmaktan başka çarem kalmadı. " Sadi Efendi'nin yanından ayrılınca
    Kemhan Caminin yanındaki medreseye gittim. Zaten eşya olarak sadece bir
    sandığım vardı. Bu medresede beş-altı arkadaş kalıyorduk. Eğer birinin
    misafiri gelirse, yatacak yerimiz kalmazdı.
    Sadi Efendinin yanından ayrılınca Osman Bektaş Hocanın yanına gittim.
    Osman Hoca fıkıhta hakikaten üstattı. Zaten müftülüğe bir müstefti
    (fetva sormak isteyen) gelirse, o sırada müftü olan Sadık Efendi kapıcıyı
    gönderir ve Osman Hoca'yı müftülüğe çağırırdı. Meşguliyeti fazla olan bir
    insandı. İmkanları da iyiydi.Osman Hoca beni izhardan başlattı. Bir iki
    ders okuduktan sonra "Molla Fethullah! Seni bu derslerle meşgul etmeyelim.
    Sen de Cami oku" dedi."

    1957 Risale-i Nurlarla tanışma


    Erzurum'da talebelik yıllarında Bediüzzaman'ın yanından gelen Muzaffer Arslan'ın
    sohbetlerine katılması üzerine risaleleri tanır ve bir daha da sohbetlere
    katılmaktan geri kalmaz. Ramazan vesilesiyle Amasya, Tokat ve Sivas taraflarını
    dolaşarak vaazlar verdi ve sohbetler yaptı.
    "Kırkıncı Hoca, bana, Selahattin ve Hatem'e Bediüzzaman Hazretlerinin yanından
    birisi gelmiş, akşam sohbet yapacak, oraya gidelim" dedi. Teklifini hemen
    kabul ettik. Çünkü, Bediüzzaman'ın yanında bulunmuş bir insanı ilk defa görecektik.
    Bu da bizim için çok cazip ve orijinal bir hadiseydi.
    Mehmet Şergil'in terzi dükkanına geldik. Burası, iki kilimden biraz daha genişçeydi.
    İlk gece veya ikinci gece orada bulunanlardan aklımda kalan isimlerden bazıları,
    Mehmet Şevket Eygi, Esat Keşafoğlu ve Osman Demirci'dir. Şevket Eygi,
    yedek subaylık yapıyordu. Esad Keşafoğlu ise o sırada üsteğmendi. Bediüzzaman Hazretleri,
    Muzaffer Arslan'a "şark'ı bir dolaş gel" demiş o da Sivas, Erzincan ve
    Erzurum'u dolaşmaya gelmişti. 15 gün kadar Erzurum'da kaldı. İlk gece Hücumat-ı Sitte okundu.
    Ertesi gün Beşinci Şua'dan ders yapıldı. Bizimle gelen mollalardan bazıları,
    oradaki tevillere itiraz ettiler ve bir daha gelmediler. Fakat anlatılanlar beni
    iyice sarmıştı. Bilhassa Muzaffer Arslan'ın bir sahabe hayatı yaşaması, sadeliği
    ve samimiyeti bana çok tesir etti. Ben zaten sahabe aşığı bir insandım. Onu görünce,
    işte aradığım insanları buldum, dedim ve bir daha da ayrılmayı düşünmedim.
    Muzaffer Arslan'ın pantolonunun iki dizi de yamalıydı. Ceketi de işte ona göreydi.
    Tabii ki bu sadelik bana apayrı duygular ilham ediyordu. Ayrıca ibadette derinlik vardı.
    Namaz kılışları, dua edişleri bana bambaşka görünmüştü. Derse gelip gidenlerden
    Çiğdem Bakkalı'nın sahibi bir Zeki Efendi vardı. Onun dua edişi de çok hoşuma giderdi.
    Yürekten dua etmesine bayılırdım. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum; fakat kısa
    bir müddet zannediyorum. Üstad'dan Erzurum'a bir mektup geldi. "Mektup kime
    hitaben yazılmıştı? Üstad bu mektubu kime dikte ettirmişti?" hatırlamıyorum.
    Fakat selam gönderdiği isimler vardı. Sonunda da Fethullah ile Hatem'e de selam deniyordu.
    Ben adımın zikredildiğini duyunca ayaklarım yerden kesildi zannettim; o kadar
    sevinmiştim. Hayatımda o derece sevindiğim çok az vakidir. Şimdi o mektup nerdedir,
    kimdedir, onu da bilmiyorum. Ancak bu bana yetmişti. Sohbetlere gitmeyi
    bir daha terk etmedim."

    1959 Erzurum'dan Edirne'ye Gitti

    Erzurum'dan ayrılarak Edirne'ye gitti. Edirne'de Hüseyin Top hocanın yardımıyla
    çevre edindi. Girdiği imtihanları kazandı, ancak askerliğini henüz yapmadığı
    için 6 Ağustos 1959'da resmen Üçşerefeli Cami ikinci imamlığına tayin edildi.
    İki buçuk sene Üçşerefeli Cami'nin bir penceresinde kaldı.