Lukretius, Lukretius kimdir, hayatı

'Biyografi' forumunda HazaN tarafından 12 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Lukretius hakkında bilgi
    Lukretius biyografi

    MÖ 94-51 yılları arasında yaşamış olan Romalı düşünür
    Altı kitaptan oluşan Doğa Üzerine adlı eseri yazmış olan
    Lukretius, 1 hiçten hiçbir şeyin çıkmayacağı ve 2 hiçbir
    şeyin ortadan kaldırılamayacağı ilkeleriyle birlikte, maddi cismin
    ve boşluğun varolduğunu öne sürmüştür Lukretius, daha sonra
    cismi de, bileşik ve basit diye, ikiye ayırmıştır Bunlardan
    bileşik cisimler nesnelere, şeylere karşılık gelirler; buna
    karşın, basit cisimler atomlardır Atomun varoluşunu öne
    sürdüğü için, maddenin sonsuzca bölünebilirliğine karşı
    çıkan Lukretius, bir yandan da atomların şekil ve ağırlıkları
    olduğunu, fakat renk, ses, koku ve tat gibi ikincil niteliklere sahip
    olmadığını iddia etmiştir

    Antikçağ Yunan bölünmezciliği (Atomculuğu)'nin büyük ve güçlü ürünü
    Epikurosçuluk'tur Epikurosçuluğun büyük ürünü de Latin
    özdekçiliği'nin başlıca temsilcisi Lukretius'dur Özdekçilik,
    böylelikle, eski Yunan'dan eski Roma'ya geçmiş
    bulunmaktadır Bu, öylesine bir geçiştir ki, yüzyıllarca sonra
    Batı'yı uyandıracak ve özdekçilik anlayışına geniş
    boyutlar kazandıracaktır İdealizme pek yakışan bir güçlüler
    egemenliğinin vatanı olan Roma'da Lukretius,
    Roma'nın bütün görkemine direnen sağlam bir tohum gibidir Roma
    egemenlerinin çıkarlarına uygun düşen dinsel
    ve gizemsel felsefenin temsilcileri Cicero, Seneca, Epiktetos ve Marcus
    Aurelius'un bütün çabalarına karşın bu
    tohum gittikçe verimli olmaktan alıkonulamamıştır Benjamin
    Farrington, Epikuros'un Tanrıları ve Roma Devleti
    adlı yazısında şöyle der (The Modern Quarterly, sayı 3, c I,
    Londra, s 214): Epikurosçuların ona karşı: duydukları
    taparcasına sevgi, Cicero'nun hoşuna gitmiyordu Tusculenedes, İÖ
    45 yılında Epikurosçuluğun Roma'da
    yayılışına öfkeleniyor, başka bir felsefenin önerilmesini
    amaçlıyordu Epikuros özdekçiliğinin Roma'da yayılışının
    başlıca etkenleri, onun ilk çeviricisi Amafinius'le Lukretius'dür
    (Bilinmesi gerekir ki Lukretius, Roma'da,
    kendisinden hiç söz edilmemek yoluyla baltalanmıştır Kimi
    incelemecilere göre, bu susku, örgütlenmiş ve bilinçli
    bir suskudur Çağımızda da uygulanan bu yöntem bir dereceye kadar
    etkendir Nitekim Lukretius'un kişiliği ve
    yaşamı üstüne bu yüzden hemen hiçbir bilgi kalmadığı gibi,
    yazılarının çoğu da yitip gitmiştir) Günümüze kalan
    parçalarından birinde büyük özdekçi düşünür şöyle der
    (Lukretius, Nesnelerin Doğası üstüne, kitap ii, satır 59-63):
    Kendi zenginliklerini arttırmak için vatandaşlarının kanlarını
    dökerler Cinayet üstüne cinayet işleyerek
    zenginliklerini iki katına çıkarırlar Kardeşlerinin cenaze
    törenleri onlar için haz konusu, yakınlarının sofraları kin
    kaynağıdır
    Lukretius'un bütün düşüncelerini ve Epikuros özdekçiliğine
    katkısını De Rerum Natura adını taşıyan bu şiirden
    öğreniyoruz Bu şiir altı kitaba bölünmüştür Lukretius'a
    göre; evren sürekli olarak devinen özdekten meydana
    gelmiştir, başlangıcı ve sonu yoktur, yaratılmamıştır ve yok
    olmayacaktır, zaman ve uzay devinen özdeğin dışında
    varolamaz, bunlar birbirleriyle bağıntılıdırlar, özdeğin
    bölünebilirliği atomda biter; evrenin bütün değişik
    görünüşlerinin içinde bu atomlar vardır, doğayı açıklamada
    yaratıcı ilkeler hayal etmek yanlıştır ve yalandır, sonsuz
    olan evrende sayısız dünyalar vardır, bu dünyalar hep aynı
    atomsal özdeklerden meydana gelmiştir, devim özdeğin
    bir özelliğidir ve hiçbir doğadışı varlığın fiskesiyle
    meydana gelmiş değildir, demir gibi en katı
    cisimlerin bile içi sonsuz bir devimle devinmektedir Görüldüğü
    gibi, çağdaş bilimin birçok verileri bu şiirde
    verilmiştir Dikkat edilmesi gereken nokta, bu gibi özdekçi
    düşüncelerin her zaman şunlar gibi sosyo-ekonomik
    gözlemleri de birlikte getirmiş olmasıdır: İnsanların gümüş ve
    altın damarlarını izlediği, toprağın derinliklerinin
    demirle araştırıldığı bu yerlerde Scaptensula'nın dibinden pis
    kokulu bir soluk yayılır Madencilerin yüzleri ve
    tenleri bu zararlı soluk altında çöker Onların neden çabuk
    öldüklerini ve ne türlü çetin bir baskıyla bu uğraşıya
    boyun eğdirildiklerini, varlıklarının nasıl bir güvensizlik
    içinde olduğunu hiç görmediniz ya da duymadınız mı?
    (İbid, kitap Vi, satır 808-815) Lukretius bunlardan başka doğaya
    hiçbir şeyin kumanda etmediği ve edemeyeceği,
    doğada nesnel yasaların var bulunduğu ve doğanın bu yasalara göre
    geliştiği, bu yasaların nesnel oldukları kadar da
    zorunlu bulundukları, düşüncenin nesnel gerçeğin bir yansıması
    olduğu, sevinç ve acı izlenimlerimizin
    duyumlarımız ve algılarımızla meydana konduğu vb gibi
    şaşkınlık verici çağdaş düşünceler ileri sürmüştür
    Unutulmamalıdır ki, bütün bu düşünceler İÖ ileri
    sürülmüşlerdir, yirmi bir yüzyıllık bir kıdemleri vardır
    Lukretius'a göre kendiliğindenlik evrenin oluşmasında temel
    yasadır Şöyle der: Evrenin atomlarının yerli yerine
    yerleştirilmiş olmaları, bir kafanın hazırladığı bir plana
    göre olmuş değildir Evrenin içinde bin bir türlü değişime
    uğradıktan, sonsuzluk boyunca sarsılıp yerlerinden edildikten
    sonra, her çeşit devinmeleri ve birleşmeleri deneye
    deneye sonunda evreni meydana getiren bir düzene ulaşmışlardır
    (İbid, kitap I, satır 1024-1028) Demek ki, bu
    düzen kendiliğinden elde edilmiş, evren kendi kendini deneye deneye
    kurmuştur Her şeyin bir başlangıcı, bir
    yaşamı ve bir sonu olduğu yolundaki eytişimsel tez, Lukretius'da
    bütün açıklığıyla dile gelir: Devinmeler, varoluşa
    ne kesin olarak üstün gelebilirler ve ne de onu koruyabilirler
    Meydana gelmiş olanı tümüyle yıkamayacakları gibi,
    meydana getirdiklerini koruyamazlar da Varolma ve yok olma arasındaki
    savaş bu yüzden sonsuza eşit koşullarda
    sürüp gider Yaşam, kimi zaman burada ve kimi zaman orada üsttedir
    Ölüm de öyle