Lübnanın Kültürü

'Ülkeler' forumunda ZORBEY tarafından 5 Temmuz 2011 tarihinde açılan konu


  1. Lübnan Kültürü
    Lübnanın kültürel yapışı
    Lübnanın kültürü hakkında bilgi

    Lübnan kültürü, Lübnan'daki çeşitli etnik gruplar ve ülke dışına göç edenler arasında etkin olan kültürdür.

    Tarih boyunca medeniyetlerin kavşak noktası olan Lübnan oldukça zengin ve canlı bir kültürel mirasa sahiptir. Pek çok etnik ve dinî grubu barındırmasının da, kültürel zenginlik ve canlılıkta katkısı büyüktür. Ne var ki, bugüne değin Lübnan’ın kültürel aidiyeti konusunda yoğun tartışmalar yaşanmıştır.

    Kendilerini Fenikelilerin bir devamı olarak gören ve bu sebeple tarihsel olarak Lübnan üzerinde hak iddia eden Maruniler, kültürel olarak Batı medeniyetinin bir parçası olduklarını savunmuşlar; buna mukabil Müslüman kesim, Lübnan’ın Arap dünyasına aidiyeti konusunda ısrarcı olmuşlardır. Müslümanların Arap birliği fikrine karşı, Hıristiyanlar “Fenikelilik” iddiasıyla Arap öncesi tarihe dayanan kendilerine göre bir Lübnan milliyetçiliği inşa etmişler ve böylece bir yandan Müslümanlara karşı verdikleri mücadelenin meşru temellerini oluşturmaya, diğer yandan bu mücadelede Batı’nın desteğini almaya çalışmışlardır. 1920’lerde Michel Chica ise “Fenikelilik” fikrini aşarak, Lübnanlıları ne Arap ne Avrupalı, ama “Akdeniz/Levanten” kültürünün mensubu saymıştır. Rumlar ise bu tartışmalarda kendilerini Bizans’a dayandırarak, Rum mirasına tutunmuşlarsa da, Rum Ortodokslar Batı’ya karşı Müslümanlarla birlikte pan-Arabizmi savunmayı tercih etmişlerdir.

    Lübnan’da yaşanan bu yoğun tartışmalar aslında, Osmanlı’nın son dönemlerinde başlayan ve çöküşüyle birlikte tüm Osmanlı bakiyesi bölgelerde ivme kazanan, yakın tarihi atlayıp uzak geçmişle bağlantı kurarak yeni bir kimlik oluşturma ve siyasi alanda meşruiyet zemini sağlama çabalarının bir benzeriydi. Ancak yoğun Batı emperyalizmine maruz kalması ve ülke içindeki çok çeşitli dinî ve etnik grupların siyasi ve iktisadi alanda daha fazla söz sahibi olma çabalarının bir sonucu olarak bu kültürel aidiyet tartışmaları diğer bölgelere nazaran çok daha şiddetli yaşanmıştır.

    Kültürel aidiyet tartışmaları bir yana, iç savaş öncesinde Lübnan, Arap dünyasının en eğitimli kesimini oluşturmaktaydı. Kozmopolit yapısıyla Avrupa nüfuzunun ve ideolojilerinin merkezi olan Beyrut, Arap dünyasının Avrupa’ya açılan bir kapısı olarak görülmekteydi. Basın-yayın, özel eğitim, bağımsız meslek teşekkülleri gibi alanlarda 1960’lara kadar bölgenin en önde gelen ülkelerindendi. Ancak kurulu düzeni altüst eden iç savaş, kültürel canlılığa da darbe vurmuştur. Halil Cibran, Emin Maaluf, Feyruz gibi Arap dünyasının ünlü isimlerini çıkaran Lübnan’ın, edebiyat ve sanata katkısı büyüktür.