lozanın anlamı

'Güncel Bilgiler' forumunda polima tarafından 24 Temmuz 2008 tarihinde açılan konu


  1. I. Dünya Savaşı sonrasında İtilaf devletlerince Osmanlı Devleti’ne imzalatılan Sevr Antlaşması ile Osmanlı Devletinin egemenliği sonlandırılarak haritadan silinmiştir. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Milli Mücadele'ye başlayan Türk Ulusu, savaş meydanlarında büyük zaferler kazanmış ve Lozan Antlaşması ile siyasal ve hukuk alanında tescil etmiştir. Lozan Antlaşması, 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lausanne (Lozan) şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, S.S.C.B ve Yugoslavya temsilcileri tarafından, Lozan Üniversitesi salonunda imzalanmış barış antlaşmasıdır. Lozan Antlaşması nın yazılması için düzenlenen Lozan Barış Konferansı 8 ay sürmüş ve TÜRK TARAFININ KAYITSIZ ŞARTSIZ BAĞIMSIZLIK İSTEĞİ NEDENİYLE ÇETİN GEÇMİŞTİR.

    Görüşmelerde Türkiye'yi İsmet Paşa başkanlığındaki Lozan Barış Konferansı üyeleri temsil etmiştir.
    Lozan görüşmeleri özellikle kapitülasyonların kaldırılması konusunda tıkanır ve üç ay ara verilir. Çünkü Emperyalistler Osmanlı döneminde elde ettikleri ayrıcalıkları sürdürmek ve bizi sömürmeye devam etmek istiyorlardı. Türk heyetinin, daha doğru bir ifadeyle Mustafa Kemal Paşa’nın kararlı duruşu ve yönlendirmesi ile kapitülasyonlar tümüyle ortadan kaldırılmıştır.

    Lozan Antlaşması sırasındaki dik duruş, Mustafa Kemal duruşudur. Bu dik duruş, gücünü; haklı olmanın, dürüst, onurlu, şerefli olmanın, çalışkan olmanın, vatanını ve milletini sevmenin ve girdiği tüm cephe savaşlarında zaferle çıkmanın yarattığı öz güvenden almıştır.
    Tarih sayfalarından okuyoruz.

    Mustafa Kemal Atatürk “ Türk övün, çalış, güven” diyor. “Tek bir şeye ihtiyacımız var; çalışkan olmak” diyor. Böyle söyleyen eşsiz liderimizin karşısında eğilen emperyalistler, “borç yiğidin kamçısıdır” diyerek yiğitlik taslayan yöneticilerimize vatanımızı kendi elleriyle teslim ettirmişlerdir.
    Ne yiğitlik ama!

    Lozan Antlaşması Türk Ulusu için; egemenliktir, şerefli olmaktır, tam bağımsızlıktır. Saygın bir ülkenin, saygın bir ulusun, saygın bir yurttaşı olmaktır.
    Lozan Antlaşması Türkiye Cumhuriyeti’nin Uluslar arası tapusudur.
    Tüm bu değerler için kan ödendi kan, can ödendi can.
    Kim ödedi?

    Türk Ulusu’nun Türk’ü ile Kürt’ü ile Alevi’si ile Sünni’si ile yoksul, aç ve çıplak evlatları…
    O zaman birlik içinde, bütünlük içinde, omuz omuza verdiler, yan yana durdular, sırt sırta verdiler ve emperyalizmin ölüm kusan ağır savaş makinelerine bedenlerini siper ettiler.
    Çünkü inandıkları, güvendikleri bir lider vardı. Mustafa Kemal Paşa…
    Bugün emperyalistler, Lozan’da elde etmeyi başaramadıklarını değil, hayal bile etmediklerini elde ettiler ve üretmeyin dediler.
    Onlar üretmemizi istemediler. İsteklerini borç alan yiğitlere bildirdiler.
    Kamçıları borç olan yiğitler, borçlarına sadık kalıp milletin malını ipotek ettiler.
    Üretmeden tükettik.

    Onların ürettiği oyuncakları -motorlu taşıtları- aldık. Geleceğimizi bedel olarak ödedik.
    Gençlerimizin işsizliğini, umutsuzluğunu, terör olaylarını nasıl açıklayabiliriz?
    1718 de başlayıp 12 yıl süren Lale Devri’nden de uzun, “Motorlu Taşıt Devri” yaşadık, yaşıyoruz.
    Bizim pahalı oyuncaklarımız var; sokaklar, caddeler dolusu.
    Onların elma bahçeleri, tatil beldeleri, yalıları, apartmanları, ticaret merkezleri, limanları, haberleşme ağları, demir- çelik fabrikaları, bankaları var, daha düne kadar bizim olan ve de atalarımızın alın teri ile kurulan.
    Sonuç olarak, ülkemiz yine işgal altında.
    Nedeni de Lozan Antlaşmasına sahip çıkamamak, Lozan Antlaşmasını yapanların ruhunu, inancını taşımamak.
    Atatürk’ten sonra yönetenler, hükümet edenler, Lozan Antlaşmasının ruhunu anlamış ve sahip çıkmış olsalardı, yeniden borç sarmalında kıvranır mıydık?
    Atatürk’ün döneminde kurulan uçak fabrikasını kapatır mıydık, yoksa; dost var, düşman var deyip, geliştirir miydik?

    Borç yiğidin kamçısıdır diyenler, Lozan Antlaşması’nı anlamayan, belki de anlamak istemeyen; gaflet içinde olanlardır.
    Lozan Antlaşması’nı savunmak; yalnızca geleceğimizin değil, geleceğimizin geleceğine sahip çıkmaktır.
    Lozan Antlaşması Türk Ulusu’na Kutlu olsun.
    "