Lokman Hekim Efsanesi-Şahmeran

'Kısa Bilgiler' forumunda Ezlem tarafından 4 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Lokman Hekim hikayesi
    Lokman Hekim hikayeleri
    Şahmeran ve Lokman Hekim Efsanesi

    Lokman Hekim Efsanesi


    Adana ve çevresinde yüzyıllardır yaygın olarak Lokman Hekim efsaneleri anlatılmaktadır

    Bunlardan bir tanesi şöyledir:

    Lokman Hekim, inanışa göre bütün hekimlerin piri, üstâdıdır Her çiçeğin, her otun özelliklerini tanıyan Lokman, ilaç yapar, derilere devâ bulunmuş Bütün dünyayı dolaşmış Çukurova'ya gelince ovanın bereket ve güzelliğine hayran olarak Misis'e yerleşmiş Çevredeki bütün hastaları iyileştirmiş Anık hastalığın ne olduğunu unutan Çukurovalılar, ölümsüz hayatın peşine düşmüşler Kendileri için ölümsüzlük ilacını yapmasını istemişler

    Lokman Hekim Çukurova'yı adım adım dolaşmış, bütün bitkileri incelemiş Bir gece dolaşmaktan yorgun düşmüş ve ulu bir çınarın altında uyuyakalmış Bir ara bir ses duymuş:

    "Ey Lokman, artık araman bitsin, ben ölümsüz hayatın devâsıyım Bundan böyle insanlara ve hayvanlara ölüm yok"

    Lokman Hekim, sesin geldiği bitkiye doğru yürüyüp koparmış Bu arada Tanrı, Cebrail'e: "Yetiş Cebrail, Lokman ölümsüzlüğe çare bulursa bu insanların hâli ne olur?" demiş

    Bunun üzerine Cebrail, pir-i fani kılığında Misis Havraniye tarafına bir gelmiş Misis Köprüsü'nün üstünde Lokman Hekimle karşılaşmış Cebrail: "Selamün aleyküm" dedikten sonra Lokman'ın elindeki kitaba bakmak istemiş Kitabı alıp coşkuyla akan Ceyhan Nehri'ne atmış Kitabın ardından Lokman da suya atlamış; ama bulamamış Yaz gelip sular çekilince, ırmak boyunda aramaya devam etmiş Sonunda kitabın sadece bir yaprağını, arpa tarlasında bulmuş Bugünkü tıp biliminin, o günkü yapraktan geliştiğine inanılır Yörede hâlâ, efsanenin izlerine rastlanılmaktadır Kitabın bulunduğu arpa tarlasının toprağı kutsal sayılır Çocukların karınları ağrıdığında bu toprağı ısıtıp beze sararak çocuğun karnına koyarlar

    Bu hikâyenin farklı bir varyantı da şöyledir:

    Lokman Hekim bütün doktorların üstadıdır Söylentilere göre, bütün otların, çiçeklerin dilinden anlayan Lokman Hekim bu bitkilerden türlü ilaçlar yaparmış Her çiçek, her ot dile gelir, Lokman’a hangi hastalığı iyi edeceğini söylermiş

    Bütün dünyayı dolaşan Lokman Hekim, Çukurova’nın bereketli topraklarında her şeyin yetiştiğini görünce, Misis şehrine yerleşmiş Her derde deva olan Lokman Hekim, çevresindeki hastaları iyi etmiş Hastalıksız sapa sağlam yaşamaya başlayan insanlar Lokman’a gelerek ölümsüzlüğe de bir çare bulmasını istemişler Lokman Hekim de ölümsüzlüğe çare olacak bitkiyi bulmak için Çukurova’yı adım adım dolaşmaya başlamış

    Bir çınarın altında uyurken bir ses duymuş “Lokman, bunca zamandır araman-taraman bitsin, ben ölümün ilacıyım Bundan böyle insanlara da, hayvanlara da ölüm yok”demiş Kendisine seslenen otun yanı başına koşan Lokman Hekim, ilacın nasıl yapılacağını da öğrenmiş, bir deftere yazmış Otu da kopararak, Misis'e doğru yola koyulmuş

    Misis’e varırken, Ceyhan nehri üzerindeki Misis Köprüsü'nde duraksamış Defteri de elindeymiş Defterine yazdıklarına bakarak ilacı yapmaya koyulmuş Tam yapıp bitireceği sırada, aniden esen rüzgar defteri de, otu da uçurarak suya düşürmüş Efsane bu ya; Lokman Hekim de bu yüzden ölüme çare olacak ilacı bir daha bulamamış Otlar da o tarihten sonra kendisine yüz çevirmişler Bir daha onunla hiç konuşmamışlar [2]

    İkinci bir Lokman Hekim hikayesi de şöyledir:

    Lokman Hekim doktor ve eczacıymış Dükkânında her türlü hastalığın devası olan ilaçlar varmış Hastalar içeri girdiklerinde, hastalıklarına iyi gelecek olan ilaç şişesi sallanırmış Birgün, içeri birisi girmiş Ancak hiçbir şişe sallanmamış Lokman Hekim, bunun üzerine:

    "Senin hastalığının çaresi yok, öleceksin" demiş

    Adam ölümden kurtuluşun olmadığını öğrenince çok üzülmüş Her şeyini satmış Yanına bir at tüfek ve av köpeği alarak dağlara çıkmış Vurduğu hayvanları yiyip, yörüklerden yoğurt, süt alarak yaşıyormuş Bu arada hastalığı da iyice artmış

    Bir ağacın altına gelmiş Atını bağlayıp köskelmiş O sırada bir yörük kadını, bir tas sütü saylığa koymuş Yılanların sütü sevdikleri bilinir Tasa yaklaşan bir yılan, sütü içmiş, sonra da zehrini süte kusmuş Tas, yemyeşil olmuş

    Ağrıları iyice azan adam:

    "Gidip şu zehri içeyim de ölüp kurtulayım" diyerek zehirli sütü içmiş Bir süre sonra ishal olmuş ve kusmaya başlamış Ancak oldukça hafiflediğini hissediyormuş Ölmek için içtiği zehirden sonra daha iyi olduğunu görmüş Gün geçtikçe iyileşmiş ve hastalığı tamamen geçmiş Lokman Hekim'e gidip: "Sen, bana öleceğimi söylemiştin Ama ölmedim" demiş

    Bunun üzerine Lokman: "Ben, sana ala ineğin sütünü nereden bulayım, sütü yılana içirip, nasıl tasa kusturayım Hastalığının çaresi vardı; ama bu ilacı temin etmek zor olduğu için öyle dedim" diye cevap vermiş

    O gün bu gündür tas ve yılanın eczacılık ve tıp biliminin simgesi olması, halk tarafından Lokman Hekim'e dayandırılır

    Şahmeran ve Lokman Hekim Efsanesi

    Vaktiyle binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla giren bir adam yılanlar tarafından padişahları Şahmeran'a götürülür. Şahmeran adama canını bağışlayacağını ancak kendisini misafir etmek zorunda olduğunu söyler. Yerini bilen birini
    serbest bırakarak kendi hayatını tehlikeye atmak istememektedir. Şahmeran ona çok iyi davranır. Adam bir dediği iki edilmeden bütün ihtiyaçları sağlanarak yaşamakta günlerinin büyük bölümünü Şahmeran'la sohbet ederek geçirmektedir.

    Ne kadar rahat da olsa gerçek dünyadan uzak bir mağarada süren bu hayattan sıkılan adam bir Gün yeryüzüne dönmek için Şahmeran'dan izin ister. Şahmeran adama güveninin tam olduğunu yerini kimseye söylemeyeceğine inandığını belirterek gitmesine izin verir. Ancak kendisini gördüğü için vücudunun pul pul olacağını bu yüzden vücudunu kimseye göstermemesi gerektiğini de tembih eder.Yeryüzünde normal hayatına dönen adam Şahmeran'ı gördüğünü hiç kimseye söylemez.

    Bu arada padişahın kızı hasta olmuş tedavisi için bütün ülke seferber edilmiştir. Kızın iyileşmesini en çok isteyenlerden biri de vezirdir. Gerçek amacı kızla
    evlenip oğlu olmayan padişahın yerine ülke yönetimini ele geçirmek olan vezir bütün büyücüleri toplayarak bu hastalığa çare bulmalarını ister. Büyücülerden birisi Şahmeran'ın bulunup öldürülmesi ve vücudundan alınacak bazı parçaların kaynatılıp içirilmesi durumunda kızın iyi olacağını söyler.

    Şahmeran'ı bulabilmek için de vücudu pullu kişilerin aranması gerektiğini ekler. Vezir ülkedeki herkesi zorunlu olarak hamama götürüp soydurarak Şahmeran'ı gören kişiyi bulur. Adam Şahmeran'ı öldüreceğini vaat ederek mağaraya gider. Şahmeran'a bütün gerçekleri anlattıktan sonra ne yapması gerektiğini sorar. Şahmeran: "Ölümümün senin elinden olacağını zaten biliyordum" diyerek kendisini öldürmesini ancak bunun gizli tutulmasını ister. Çünkü öldüğü duyulursa dünyadaki bütün yılanlar insanlardan öç almaya kalkacaklardır.

    Daha sonra
    Kuyruğumun suyunu kaynat ve vezire içir ki kısa zamanda ölsün. Gövdemin suyunu kaynat ve kıza içir ki iyileşsin. Kafamın suyunu kaynat ve iç ki Lokman Hekim olasın" diye ekler. Adam biraz da buruk bir şekilde bunları dinler. Şahmeran yılanlara adamın misafiri olarak gideceğini çok uzun yıllar dönmeyeceğini kendisini merak etmemelerini söyler ve yeryüzüne çıkarlar.

    Adam Şahmeran'ın dediklerini yapar. Vezir ölür. kız iyileşir kendisi de Lokman Hekim olur.