Lise 2 Öğrencisinin Yazdığı Kompozisyon...

'Masallar ve Hikayeler' forumunda Pardus tarafından 23 Haziran 2009 tarihinde açılan konu


  1. 1277’den günümüze bir mesaj
    [​IMG]

    Karaman Ermenek Anadolu Öğretmen Lisesi 10'uncu sınıf öğrencisi Canan Özgören’in “1277’den Günümüze Bir Mesaj’’ adlı Kompozisyonu;

    Bazen düşünüyorum da, sonsuz bir mavilik. Yeryüzüne çizilen en görkemli resim... Ufukta dolaşan bir bulut. Sanki dünyayı kaplayan bir billur. Karanlığı delen güneş.. Bizi, biz yapan gerçek bize bırakılan büyük emanet ve yarınlara bırakacağımız değerli hazinemiz. En büyük servetimiz, yani bizi ilelebet yaşatacak olan kimliğimiz En büyük servetimiz, yani bizi ilelebet yaşatacak olan kimliğimiz. Aslında bizim olan her şeyin özü; yani dilimiz, yani Türkçemiz.

    Ruhumuza huzur kırpıntıları serpen , sonsuzluğun şarkısını söyleyen en vefalı dost. Kâinatın tüm sırlarını taşıyan bir melek; şekilden şekle giren hayalet. Bir bakmışsın denizler kadar hırçın; dalgaları birbirine karışmış. Bir bakmışsın denizler kadar hırçın; dalgaları birbirine karışmış. Bir bakmışsın derin bir sessizlik içinde uyuyor ve köpüklerini özgürce göklere savuruyor.

    Türkçemiz tüm hayatımıza ve dilimize en görkemli ifadeleri sığdırdığımız zengin vasıtamız. Ruhumuz, zihnimiz, binlerce yıllık tecrübemiz. Ulu önderimize göre, kökü çok eskirle dayanan ve kendini bu kadar sade olmasına rağmen,ihtişamlı gösterebilmeyi başaran efsane bir dil o yaklaşık 110 bin söz varlığı,terimleri,marazları,deyimleri ve özlü sözleri. Birbirinden çeşitli ifade vasıtaları. Her şeye rağmen kimileri için anlaşmadan yetersiz kalmış olsa gerek ki (!) ‘’Batı’’nın, bizde karşılığı olmasına karşın, kelimelerini kullanmak için verilen özgün çaba.Türkçesiz olmanın sahipsiz, kimliksiz demek olduğunu bile bile, sıkıntılı, mütevazı, ama yüzde yüz bize ait bir geleceğe, güzel dahi olsa günümüz yanlış batılaşmanın tercihi, olsada gündüz ortasında güneşe karşı bir göz kapamadır herhalde.

    İşte 1277’lerden bir ses. Karamanoğlu Mehmet Bey ve o müthiş fermanı “Bugünden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka bir dil kullanılmayacaktır.’’ Bu söz, o dönem Anadolu Türk topluluklarını istila eden, Farsça ve Arapçaya karşı içten bir serzeniş, belki bir karşı duruş iken, günümüz gençliğine hatta daha çok aydınlarına kimliğimize, öz dilinize sahip çıkın mesajı olsa gerek. 1270’li yılların günümüz levhalarına kazınmış fermanı, etkisini günümüzde yeterince hissettirebiliyor mu? Onu, toplumun önde gelen insanları olan, maalesef yine Batılı bir tabir ile ‘’entelektüel’’ olarak ifade edilen kişilere sormak gerek. Dil ve Türkçe denilince mangalda kül bırakmayan, ama yazılarının da büyük çoğunluğunu ‘’konsensus, absürt, ajitasyon, data, detay, fotmat, kriter, minimum, maksimum, dejenere…’’gibi kelimelerin istilasına uğramış halde oluşturmuş, o derin aydınlarımız.

    Biraz insafsız davrandığımı kabul ediyorum; ancak bizleri yetiştiren onlar olduğuna göre, bu mesuliyeti üstlenme büyüklüğünü onlardan beklemem, tabii diye düşünüyorum. Ayrıca günümüz topluluklarının. İletişimle bu kadar iç içe girdikleri, küreselleşmenin tüm vasıtalarıyla kendini çok güçlü hissettirdiği ve böylece kelime alışverişinin had safhaya ulaştığı göz önünde bulundurulursa, bazı güçlere karşı durmanın zor olduğunu da biliyorum. Beklentim, dilde var olan kelimelere karşı, yeni yeni kelime zorlamalarının, alıntılarının önüne geçebilmesi. Yoksa elbette ki 1270’lerin,günümüz şartlarıyla aynı olmadığı malum. Bazen, bazı nasihatler tümüyle kabullenilir; ancak bir kısmı uygulanabilir. İşte benimkisi de, Karamanoğlu Mehmet Bey’in fermanından günümüze böyle bir beklenti. Kaldı ki günümüzde Türkçenin gücünü hissettirmeye başladığımızda söylemeyelim. Dünyanın birçok ülkesinde dilimize olan yoğun ilgisinin de farkındayım. Ruh halim, onu dünya’nın her tarafında, güzelce kullanılıyor bir dil olarak görebilmenin coşkusuyla dolu. Bu beklentim, umarım, güzel Türkçemizi, yaşayan dillerin en yaygını olmuş bir şekilde görmemizle neticelenir.

    Ümitlerim, hislerim ve kalbimden dilime yansıyorlar bunlar, Başka ne denir ki? Karamanoğlu Mehmet Bey’den bize, bizden arif olanlara.

    Ömrümüz Türkiye’yle geçsin, gönlünüz ve yaşamınız Türkçeyle dolsun