leyla ile mecnun sözleri

Konusu 'En Güzel Sözler' forumundadır ve Dark tarafından 10 Kasım 2010 başlatılmıştır.

  1. Dark Üye

    leyla ile mecnun sözleri


    LEYLA İLE MECNUN



    Leyla baharın ilk papatyası
    Kays doğan günün ilk şarkısı
    Leyla günün okşadığı ilk çiçek
    Kays ilk ışıklarda doğan gerçek
    Leyla ilk yağmura oluşan su
    Kays söken şafakların ilk kokusu
    Leyla ilk yalnızlığı güzelliğin
    Kays en yeni çığlığı sessizliğin
    Leyla umut demeti dünyamızın
    Kays yalnızlığı yalnızlığımızın
    Leyla yaşatmanın tek toprağı
    Kays susuzluklarımızın yanardağı
    Leyla sevilmenin dinmez yüceliği
    Kays sevmenin ölçüsüz kesinliği
    Leyla son durağı inanılmanın
    Kays tek şaşmaz varışı inanmanın
    Leyla eksiklerimizin kesiksiz arınışı
    Kays yanlışlarımızın bitmez yıkanışı
    Leyla düzlüklere bakışı dorukların
    Kays tek başedilmezi korkuların

    Leyla gözünü sevinçlere açınca
    İlkin Kays'ı görmüştü karşısında
    Kays yüreğini sarsan sevinçleri
    Leyla'nın bakışlarından öğrenmişti
    Oynadıkları aynı bahçelerde
    Uyudukları aynı gecelerde
    Yürüdükleri aynı sevinçlerde
    Kurdukları aynı serüvenlerde
    Birbirine çarpan çocuk yüreklerinde
    Birbirini söyleyen çocuk türkülerinde
    Leyla sevgi adına Kays'ı buldu
    Onun çocuk varlığının ilk rüzgârları oldu

    Kays ilk coşkusuydu Leyla'sının
    Leyla'dan öte sevinci yoktu Kays'ın
    Okudukları aynı kitaplarda
    Öğrendikleri aynı satırlarda
    Sevindikleri aynı tutkularda
    Yaşadıkları aynı kuşkularda
    Yalnızca birbirlerini bildiler
    Yalnızca birbirlerini söylediler

    Bir sevinç yokluğun buzdağına çarpmasa
    Bir duyuş bir durgunlukta dönüşsüz bozulmasa
    Yalnızlık yalnız olmaya bizi inandırmasa
    Kuş gökten gök maviden yorulmasa
    Her umudun karşısına bir bitmişlik çıkmasa
    Onu çocuk uykusunda pençesiyle boğmasa
    Bir sabah tutkusuna ışıksız varılmasa
    Korkularda bir ölmezlik tadı var sanılmasa
    Fulya gibi güzellense ilkyaza
    Umut gibi yüceliğe uzansa
    Tutkuların kanına işleyen bir gül olsa
    Bütün bir yaz özleminin duygusunu anlatsa
    Boy verse buğday gibi eskimeyen yazlara
    Gün gelince onurla bitmişliğe sararsa
    Yaban lalesinin yoğun kırmızısıyla
    Başak yüklü ovaların beyazlığına uçsa
    O zaman her güne bir güneş doğacaktır
    Her gece ayrı bir ayla ışıyacaktır
    Her Kays bir Leyla'nın tutkusu olacaktır
    Her Leyla sevgisine ölümsüz kalacaktır

    Bir sevinci yalnızlıktan sordular
    Uçtuğu gün kanadından vurdular
    Umdular ki bitimsiz denizlerde
    Kolay kaptan olunur her gemiye
    Sandılar ki sevgi çabuk değişir
    Esmeyi bilen dinmeyi de bilir
    Sandılar ki sevmek de inanmak da
    Dayanamaz bitimsiz olmaya
    Sandılar ki sonludur her yüce

    Sevgide umut yoktur yüceliğe
    Bir denizi çoğaltan sudan bile
    Gün gelir damla kalmaz geriye
    Sandılar ki yalnızlıktır sevmek
    Umutsuzu umut diye beklemek
    Leyla'nın sevincini çok gördüler
    Sevgi denen çabuk ölür dediler
    Bir sevgiye umutsuzluk ektiler
    Ona tuzak kurdular ağ gerdiler
    Leyla'nın sevincini görünce annesi
    Onu okuldan alıp eve kilitledi

    (Leyla'nın annesine söyledikleri)

    Sevgi bir sonsuz denizdir mavisinde
    Umudumu taşıyor sen taşımaz desen de
    Beni hiç tanımadığım ülkelere çekiyor
    Gezdirip duyarlığımı inanç denizlerinde
    Ben göklerimi dolduran Kays'a güneş demişim
    Beni ayrı bir güneş çizgisinde gösterme
    Korkular gibi girme dinmeyen sevincime
    Direnen inancıma karanlıklar giydirme
    Sevgi bir sonsuz denizdir yüreğimde
    Umudumu taşıyor sen taşımaz desen de

    (Annesinin Leyla'ya söyledikleri)

    Sevgi boş bir denizdir yıllarca gitsen de
    Bir kıyıya ulaşmayı yaşatmayacak sende
    Her gün bir başka dalgadan bir başka dalgaya
    Aralıksız koşacaksın umutsuzluk içinde
    Sevgi seni sonsuzun acısıyla vuracak
    Dağların başeğecek karlı tepelerine
    Sevgi hiç varılmamış bir masal ülkesidir
    Dünyada ilk günden beri geçit vermez kimseye
    Sevgi ormanlardan geçen yorgun uzun yollardır
    Kendini yok eder de vardırmaz hiçbir yere


    (Leyla'nın annesine söyledikleri)

    Ey denizlerce dağlarca inandığım sevgi
    Uğrunda bir sevinip bir yandığım sevgi
    Hava gibi soluduğum su gibi içtiğim
    Dünyada onsuz olunmaz sandığım sevgi
    Aldannak bile deseler karşılık beklemeden
    İnsan düşlere aldanır gibi aldandığım sevgi
    Kaynağından daha bir yudum içmeden
    Bütün bir susuzluğa kandığım sevgi
    İlk yağmurlar gibi yağarken topraklara
    Bir sonsuzu anar gibi andığım sevgi

    (Annesinin Leyla'ya söyledikleri)

    Her yanışta kül kalır her sevinçten
    Deniz bilmez teknelerle geçilmez bu denizden
    Bir eksilmez tutku gibi düşünme sevgiyi
    Bir yıkım biçeceksin ektiğin her sevinçten
    Kurgulardır yüceltir eksiksizde avutur
    Sevgi bir mum ışığıdır geçmek için geceden
    Sevgi bir ilkyaz tadıdır bir dorukta başlayıp
    Değişen yamaçlarda sıcak yazlarla biten
    Sevgi bir umutsuzluk ülkesidir geçilmez
    Yokluğa karışırsın direnir de geçersen

    Dünyamız mutluluğunu tasarlar
    Mutlulukta bilen bir sevgi var
    İnanç bir sevginin toprağında
    Kıştan başlar uzanır ilkyazlara
    Korku sevgiyi anlamaz içinde
    Korku yıkım nedenidir zaman geçitlerinde
    Sevgi ancak yücede çiçeklenir
    Her sevgi bir tanrılaşma biçimidir
    Eksiğin yanlışın dünyası yok sevgide
    Sevgisizlik geçittir ölüme
    Kays gördü ki sevgisini anladılar
    Leyla'sını okuldan aldılar
    Kapadı kitabını defterini
    Adına Mecnun dedi çöle vurdu kendini
    İnsana küstü çöle koştu

    Çöllerin yalnızlığına erişti
    Maviye anlattı buluta söyledi
    Güneşle konuştu rüzgârı dinledi
    Acıyı konuk etti sevgisine
    Sevgiyi yasakladı kenisine

    Sevgi bu bit deyince biter mi
    Sevgi kuş mu git deyince gider mi
    Sonsuza inançlıdır sevgi denen
    Geriye kalandır her bitenden
    Her yanlışın toprağıdır çürütmeye
    Her eksiğin dünyasıdır değişmeye
    Her doğrunun inancıdır yaşatmaya
    Her yücenin amacıdır yaratmaya
    Her güzelin biçimidir korumaya
    Her çirkinin ölümüdür yok etmeye
    İyiliğin sonsuzluk ülkesidir
    Kötülüğün bitmişlik şarkısıdır
    Yokluğa yaratılan ilk evrendir
    Bir iyiye sonsuzda değişendir
    Duygusudur bakışıdır varolmanın
    Direnişinde adıdır çağların
    Dağılmış bölünmüştür uzaylara
    Bakarsın kazınmış topraklara
    Bakarsın biçimlenmiş kayalara
    Bir bakarsın rüzgâr olmuş dağlara

    Bakarsın bir tutkuya eklenmiş
    Bir bakarsın sonsuza yüreklenmiş
    Bir bakarsın uzakta bir ovadır
    İlkyaza umutlarla doğmadadır
    Bir buluttur görürsün ki dorukta
    Yağmurlardır bitmeyen sonsuzlukta
    Beklenen dost sesidir yalnızlıkta
    Engeldir her bozgunda kaçışlara
    Bakarsın bir tutkuda söylenir
    Bir bakarsın bir masalda seslenir
    Bir bakarsın sevgi bir kavgadır
    Bir inançta ölümü vurmadadır

    Kays Leyla'dan uzaklaştı ama
    Çöl olmaya daha yaklaştı ama
    Içinde hep Leyla'dan kaçtı ama
    Onda kaçmak artık inançtı ama
    Her kaçışta tutuldu biraz daha
    Yok sanmayı kurduğu Leyla'sına
    Denize vuran sular gibi
    Leyla'nın sularına sürüklendi

    (Mecnun'un çölde Leyla'yı anarak söyledikleri)

    Ülkenden geçtim yolcun oldum
    Yağmur oldum akışına tutuldum
    Senden kaçtım seni çöllerde buldum
    Gökleri bulutları senin yerine koydum
    Dünyalarımdan sildim denizlerini
    Kumları denizlerinin yerine koydum
    Göklerimden attım evcil kuşları
    Yırtıcı çöl kuşlarını göklerimize koydum
    Gene sen kaldın bana senden boşalan yerde
    Kendimi yaratamayan bir tanrı yerine koydum

    (Leyla hayalinin Mecnun'a söyledikleri)

    Yaraşmaz kum denizleri sularımıza
    Yok dediğin dorukları getir dağlarımıza
    Evcil kuşları kovma göklerimizden
    Yırtıcı kuşları koyma dallarımıza
    Denizlerimizi çöle değişme
    Başka gidiş umudu yok uzaklarımıza
    Yoktan acılar verme tutkumuza
    Bitmez kuşkular ekleme umudumuza
    Saldıkları korkuya bizim deme
    Alın yazımız gibi bakma yokluğumuza
    Ayrılığı yücelik gibi büyütme
    Yeni yağmurlar getir çöl yalnızlığımıza

    (Mecnun'un Leyla hayaline söyledikleri)

    Eski günler içinden gelsen gene
    Tutunsan Leyla olmanın geçilmez direncine
    Bakışlarını dünyama çevirsen
    Bırakmasan beni çölün zor güneşine
    Işığından ülkeme ışıklar yollasan
    Güneş olsan gündüzüme ay olsan geceme
    Çöllerime kumlar olsan hiç dinmeyen sular olsan
    Bitmez mavilikler olsan sonsuz denizlerime
    Güzelliğinle tutsan bütün geçitleri
    Yürü desen bütün güzelliklere
    Her yokolma tutkusunu doğduğu yerde boğsan
    Eksiksiz bir gidiş olsan yaşayan her sevince

    (Leyla hayalinin Mecnun'a söyledikleri)

    Gene örtüldü uzak çiçeklerle uzak dağlar
    Gene uzak denizlerde çöl olma kokusu var
    Gene hiç bilinmedik yerlerden rüzgârlar
    Gelip sensizlik acısını göklere yazdılar
    Gene binbir sevinci örten ayrılık büyüdü
    Gene senin yokluğuna kanat gerdi zamanlar
    Nedir ki çölden umarsın öfke mi kurtuluş mu
    Dön bak çağlar boyu neyi yarattı kumlar
    Çölsüzlükte sevincimiz yazılı
    Çölde ayrılığımızın kaderi var

    Leyla Kays'ı aralıksız bekledi
    Tutkusunun inancından dönmedi
    Aydınlattığı göklerden geçmedi
    Kays'sız bir Leyla düşünmedi
    Kays'dı Mecnun değildi sevdiği
    Çöl olmalardan yoktu beklediği
    Dedi - umudumda vurdum yalnızlıkları
    Mecnun olmalara kapadım kapıları
    O bir gün gelecek çağıracak beni
    Deniziyle yıkayacak çöllerimi
    Yokluklardan getirecek varlığımı
    Yok edecek kesin yalnızlığımı
    Korku kuşlarını atacak göğümden

    Kara yıldızları silecek gecemden
    Mecnun'luğu Kays olmaya değişmeden
    Çağrısının yolcusu olamam ben
    Gergefinde büyüttüğü çiçekleri
    Dost bilip bunları söyledi
    Gergefinde işlediği çiçekler
    Bunları durmayıp kuşlara söylediler
    Bir kuş bir sabah vakti bu sözleri
    Gün doğarken Mecnun' a söyledi
    Dedi ki - Leyla seni bekler
    Yalnızlıktır dokuduğu çiçekler
    Yöresinde ne bir iz kaldı senden
    Ne bir umut kapandığın çöllerden
    Tutkusunda Mecnun'u istemiyor
    Bir tutkudan bir yıkım beklemiyor
    Sevinçtir Kays diye senden bildiği
    Mecnun değil Kays'dır sende sevdiği
    Yalnızlıktan tanrılıklar kurmayan
    Kimsesizlikte yaşarlık bulmayan
    Kaçışta yaratmayan umudunu
    Sevgi gibi görmeyen korkusunu
    Mecnun kuşun sesiyle uyanınca
    Babasını buldu yanıbaşında
    Eski bir ölüm gibi bakışında
    Bitmişliği taşıyordu korkuyla
    Titrek ellerinde sönmüş tutkular
    Güzelliksiz birer yontuydular
    (Babasının Mecnun'a söyledikleri)
    Bir ovada bir derede bir ağaç altında
    Kays olmak değişilmez çölde Mecnun olmaya
    Bir tutku bir tutku hayalinden ötedir
    Her tutku amaçtır bir sevince varmaya
    Sevgi denen varolmaktır barındırmaz yokluğu
    Sevgi deme çöl boyunca kaçmaya
    Yürü bütün sevinci bütün sabahlarında
    Yokluk akşamlarını germe ufuklarına

    Çığ gibi gel dağlardan ovalardan derelerden
    Kendini bir demet sevinç yap da götür Leyla'ya
    (Mecnun'un babasına söyledikleri)
    Ben durup dururken çöl olayım demedim
    Çöl olmayı ben kendim istemedim
    Bir denizin sonsuzuna koşarken
    Dağıldım boşluklarda eridim
    Yükseklerde sulardım umutlardım
    Artık yamaçlarda koşan seller değilim
    Yolumu çevirdiler tuttular gidişimi
    Bir akıştım düze varıp tükendim
    Yoksa ben çöl olayım demedim
    Çöl olmayı ben kendim istemedim
    Babası Mecnun'u dinlemedi
    Kolundan tutup şehre getirdi
    Dedi - görüneceksin bir hekime
    Sonra istersen çöle dön gene
    Hekim çöl kurtuluştur derse
    Çöl yalnızlığını yaşamanı isterse
    Döner gelirsin çöl senindir
    Ama söz önce hekimindir
    Hekim derse ki çöl umuttur
    Çölde insan anlamını bulur
    Çöl kuraklığı denizdir içene
    Çöl bir yaşamdır yaşayabilene
    Böyle derse hekim döner gelirsin
    Çölün sessizliğine yerleşirsin
    İster umut de o zaman çöle sen
    Umutsuzluk diye yaşa istersen
    İstersen çölsüz insan olmaz de
    Çölü koy varlığının temeline
    İnanırsan ki yaşamak ölümdür
    O zaman çöl kaçınılmaz görünür

    (Mecnun'un hekime söyledikleri)
    Bir yepyeni bahardı dallardan süzülen
    Bir şarkıydı söylendikçe güzelleşen
    Bir yepyeni güneşti yepyeni göklere
    Bir duyuştu bir umudu bekleyen
    Kuşkusuz doğan sevinçti eksiksizliğe doğru
    Bir yıldız çokluğuydu geceleri süsleyen
    Bir gemiydi ülkelerden ülkelere
    Umut taşımak için büyük denizler geçen
    Bir tutkuydu sonsuzu bugünden bulmak gibi
    Bir inançtı yaşandıkça büyüyen
    Bir kavgaydı çevrilmiş duyarsıza
    Bir suydu mavilerde denizleşen
    Bir bitmezlik tutkusuydu bir sabah rüzgârıydı
    Bir sevinç yeşiliydi bütün bir yazı örten
    İnancını almıştı bütün bir sonsuzluktan
    Sevincini almıştı bütün güzelliklerden
    Bir ilkyaz genişliğiydi hiç bitmeyecek gibi
    Bir kış geldi karla örtüldü birden
    Hekim çöl nedir anlayan adamdı
    Mecnun'u görür görmez anladı
    Ki bir sevgi tutsağıdır gelen
    Varlığını bitimlerden bekleyen
    Sevgisini büyütüp güzelleyen
    Sevincini sevgisiyle gölgeleyen
    Deniz deyip açılan sevgisine
    Dalıp giden dalgaların sevincine
    Ardına bakmadan açıklara giden
    Gittikçe dönülmezliğe yenilen
    Bir kuraklığı bir çöl yapan
    Bir damladan bir deniz yaratan
    Bir umutta koca bir evren kuran
    Bir umutsuzlukta evreni durduran
    Bir sevinçte varlığı buldum sanan
    Bir acıda varlığını yok sayan
    Hep akşamlardan uman sabahları
    Bitmişlikten büyüten zamanları
    Geçilmezlik diye bilip dağları
    Korku yapan en yakın uzakları

    Hekim dedi - ey sevginin yolcusu
    Ey durmadan denizi arayan su
    Sevmek tanrılaşmaktır doğru ama
    Seven yenilmez tanrılığına
    Yarattığıyla sönen tanrı olmaz
    Kendine yenilen tanrı yaşamaz
    Yaratarak tanrılaştıysa insan
    Yokluklarını her gün aşmasından
    Sen şimdi bir sevginin kölesisin
    Yıkılmışlığısın yücelmişliğin
    Anlat bana sevgiye çölde ne var
    Söyle bana sevgi çölde ne yapar
    Sevmenin öbür adı çoğalmaktır
    Çölleşmek sevgisizlikte tek kalmaktır
    Sevmek sevdiğini yaratmaktır
    Sevmek sevdiğiyle yaratılmaktır
    Sevmek ölümsüzü duymaktır sonunda
    Yıkılmazı taşımaktır varlığında
    Sevmek bütün evrene karışmaktır
    Sevmenin bir adı da yaşamaktır
    Sen ki Leyla'ya bile elsin
    Leyla'nın bile yolcusu değilsin
    Yürü yeniden sevgine doğru git
    Gene durmak bilmeyen sonsuza git
    Kendini sevgine adamış olarak git
    Ölümü göze almış olarak git
    Onarmaya değil yaratmaya git
    Yaratamadığın yerde yıkmaya git
    Durgunluktan fırtına kurmaya git
    Bir yalnızdan bir Leyla bulmaya git
    Ya da dön gene sen çölüne
    Yaratamadığın şeyi kendinin bilme
    O zaman Leyla adı bitsin sana
    Uykuya dal uzan yalnızlığına
    O zaman geceyle gündiz~ bir
    O zaman yıllar da mevsimsizdir
    O zaman denizlerdir götürmeyen
    O zaman göklerdir kuşları bilmeyen ~
    Çölün adı ne umut ne umutsuzluk
    Çöldür vardırmayan tek yolculuk

    Çöldür sana varılır gibi gelen
    Sana sonsuzlukları var görünen
    Çöl bir durup kalmadır kuşkusuzda
    Çölün hiçbir anlamı yok sonsuzda
    Çöl kaçıştır masmavi dalgalardan
    Çöl kaçıştır bitmeyen umutlardan
    Çöl yalnızca senin olduğun yerdir
    Çöl oluşta hangi inanç geçilir
    Tek kalmak yoklaşmaktır sevgilere
    Çoğalmak varolmaktır sevinçlere
    Hiç düşündün mü ki çöl sensin
    Bekliyorsan boşluğunu çöllerin
    HiÇ görmedin mi bütün sular
    Dünyada yalnız çölden kaçar
    Kaynağından çıkıp akmayı bilen
    Neyi umabilir ki boş çöllerden
    Ya sen varsın adısın ölümsüzün
    Ya sen yoksun yoklukta bir çölsün
    Ya denizsin durmayansın kendinde
    Ya da çölsün yolun yok enginlere
    (Kays'ın şehre indiğini duyan Leyla'nın söyledikleri)
    Kuru çölden karakıştan gecelerden gelsin
    Koca bir sel gibi gelsin bana sonsuz gelsin
    Yıkarak çölde yanan zor güneşin mor sesini
    Gene bir yağmur olulı gel dediğim gün gelsin
    Bende yoksun seni sonsuz bilebilmekten öte
    Bir sevinç bir tasa yoktur bana sensiz gelsin
    Sana ey gözlerimin bitmeze dönmüş bakışı
    Kuru kum çöllerini yağmura yıksın gelsin
    Belki gelmez diyebilmek büe bitsin yoluna
    Sana çöller bana özlem bitecek gün gelsin
    (Gene Leyla'nın söyledikleri)
    Yıllardır doğmayan güneş bugün doğuyor
    Uzaklarda yalnızlığın yenilgisi başlıyor
    Karanlıklar inançların ötesine kaçıyor
    Yılların çöllerine bugün yağmur yağıyor

    Değişiyor sevgilerin anlamı
    Birdenbire bir ilkyaz tutuyor yamaçları
    Sevgimiz yokediyor bütün yalnızlıkları
    Yılların çöllerine bugün yağmur yağıyor
    Doğa yasaları değişiyor birdenbire
    Sevgi alınyazısı gibi iniyor yere
    Tutkular yol veriyor geçişlere
    Yılların çöllerine bugün yağmur yağıyor
    Kays uzun düşündü o gece
    İnandığı çöl nere deniz nere
    Deniz olmak çöl olmamak demekse
    Çöl olmak bir yokluğu istemekse
    Leyla'sız olmaksa çöl olmak
    Denizlerin sonsuz adıysa varmak
    Durmak ölüm demekse kesinlikle
    Yaşamak hiç durmadan yönelmekse
    Yeni umuda doğmaksa sabahlar
    Bir bitişin sonuysa akşamlar
    Umutsuzun yeri yoksa sevgide
    Yokluktan geçilmezse sevgilere
    Başaklar zorunluysa sarısına
    Kar vurgunsa bitmez beyazlığına
    Kays eksilmezlik demekse Leyla'ya
    Leyla bitmezliğin anlamıysa Kays'a
    Biri bir sabahsa güneşler içinde
    Öbürü güneştir sabahlara geçişte
    Biri bir suyu veren kaynaksa
    Öbürü su demektir o kaynağa
    Ay sulardan son renkleri sorarken
    Gece dingin susmuşlukta uyurken
    Zaman sonsuzluk gibi koyulurken
    Kuşlar ılık kuytularda dururken
    Kımıldarken güne doğru bir rüzgâr
    Umut gibi sezilirken ışıklar
    İçerken her yalnızlığı karanlık
    Gün tasarı bile değilken artık

    Kays dinlenmiş sokaklardan geçti
    Bir sessizlik gibi Leyla'ya gitti
    Dedi ki - her çölün bitiminde
    Leyla diye bir deniz bilinmekte
    Her umutsuzluğun sonunda gene sen
    Bir umutsun doğarsın istersen
    Çölde bile varlığın yansımakta
    Her inanç adınla başlamakta
    Şimdi ölümünü içti ayrılık
    Bakışlarınla vuruldu yalnızlık
    Aydınlattın gündüzlüğün bilindi
    Artık ülkene girdim çöller bitti
    (Leyla'nın Kays'a söyledikleri)
    Gözlerinde eski bir baharın sesi var
    Gece bitimlerinin ışıyan sevinci var
    Çırpınan bir özlemin acıları yok bugün
    Yönelen bir duyarlılığın kıskanç direnişi var
    Hiç bitmez sanılan bir karakış üstüne
    Baharın bir günde habersiz gelişi var
    Kuruyan toprakları sarması yağmurların
    Durgunluğun rüzgârları kesin bekleyişi var
    Duruşunda dinmez sevinçlerin izi var
    Bakışında yalnızlığın eksiksiz bitişi var
    Bizi bekler duruşu var yolların
    Uzak mavi denizlerin bize seslenişi var
    (Kays'ın Leyla'ya söyledikleri)
    Önce kaçtım çöllerde yoksun sandım
    Olmadığın bir yer yok inandım
    Adın işlenmedik ne bir kıyı ne bir ağaç
    Güzelliğin yazılmadık mavilik yok anladım
    Saçlarının sellerinde boğulmamak istedim
    Saçlarınla ışıyan sabahlara uyandım
    Yasalarını yitirmiş doğaydım yokluğunda
    Şimdi varsın varolmaya başladım
    Şimdi yeni bir evrende aydınlığın büyüyor
    Sevincini yüzüyorum sende sonsuzlaşmanın

    (Leyla'nın Kays'a söyledikleri)
    Gün bitse bende sensiz bitmez senin dağında
    Hiçbir güneş çekilmez gün bitmeden ufukta
    Mecnun mu Kays mı gelmiş bitmişliğim adında
    Bir Leyla olmadan ben sonsuz duyarlığımda
    Gün doğdu korkular birden söndü bitti kuşku
    Ölmezliğin yücelmiş sonsuz güzel çağında
    Bitmişliğın o en tutkun pençesinde artık
    En son kalan ış ıklar tutkuyla parlamakta
    Gün doğsa bende bir gün parlar senin dağında
    Hiçbir güneş çekilmez gün bitmeden ufukta
    (Kays'ın Leyla'ya söyledikleri)
    Ne sen benim çölümün varlığında yok oldun
    Ne dinmeyen acılardan bitip sönüp sustun
    Ne ben senin umudundan geçip solup kaldım
    Ne sen benim ışımaz çöllerimde sürgündün
    Bahar sönüp a~aandan ayırdı zor rüzgâr
    Bahar gelip yeniden yaprağım gülüm oldun
    Bugün ne çöl ne bahıır var ne Leyla'sız Mecnun
    Bitimsizin adı sensin zamanda sonsuzsun
    Alınyazım beni senden durup durup soracak
    Bugün benim güneşimsin sonunda yokluğunun
    (Kays'ın Leyla'ya söyledikleri)
    Çöle varmak tek kahşta yokluğu dinlemekti
    Bir yıkımın bitiminde eksiksiz dinlenmekti
    Çölde olmak gerçekte Leyla'yı beklemekti
    Çölde olmak bir acıyı adınla söylemekti
    Çöller son durağı değil tutkunlukların
    Çöllerin ardı demek mor denizler demekti
    Çölü değil hep seni bekledim ben
    Çölde bunca bekleyişim senle çekip gitmekti
    Çölden ötesi deniz ben iyi biliyorum
    Bütün deniz özleyenler ilkin çöllerden geçti

    (Leyla'nın Kays'a söyledikleri)
    Bilseydim umutsuzluğunda bile ben vardım
    Çöle koşar gelir seni arardım
    Mecnun'luğu geçilmezce yüceltti dediler
    Yerime bir olmazlığı koyuşuna inandım
    Bilseydim ki gidişin bekleyiştir
    Bütün umut yollarını yürür sana koşardım
    Gelir bulurdum seni çölün bittiği yerde
    Denize vardığımız gün sevincimden ağlardım
    Bilseydim umutlarında ben vardım
    Çöle koşar gelir seni arardım
    Bir çağlayan sesiyle çizgilenen
    Bir yalnızlıktan atlarla geçerken "
    Uçarken ovalarda soluk soluğa
    Mızrağını vururken durgunluğa
    Kuş gibi göğü deniz bilirken
    Güneş gibi uzaylara içilirken
    Önce yokmuş gibi sessizlenerek
    Sonra çığlıklar gibi serpilerek
    Turnalar gibi yükseklerde uçup
    Sonra bir gün kanadından vurulup
    Yalnızlığın en uzağına düşen
    Ölümü sessiz bakışıyla yüzen
    Ve bambaşka bir turna olup gökte
    Eklenivermek uzun gidişlere
    Yazdan hiç geçmemiş papatya gibi
    Yeniden sarılarla yıkamak gözlerini
    Yeniden rüzgâr olmak bir yaylada
    Yeniden süzülmek uzak dağlara
    Yeniden Kays olmak Leyla olmak
    Bitmez sanılan çölden deniz kurmak
    Bir sevinçti bütün yaşadıkları
    Artık umuttu bütün şarkıları
    Bulutlar gibi silip bütün yalnızlıkları
    Göklerine ektiler sonsuz ışıkları
    Kays gidip her gece Leyla'ya

    Anlatırdı ki çöller yıkılmışsa
    Bu bir deniz demektir sonsuzluğa
    Susuşlardır bütün bir durgunluğa
    Yokluğa karşı süren dalgalardır
    Umudu durmaz eden mor sulardır
    Artık korkular da korkuluklar da
    Alınyazılarıyla uğrayıp boşluğa
    Birdenbire bir yokluğa gitmişlerdir
    Yoklukta sessizce bitmişlerdir
    Varken yok olana içilmişlerdir
    Birdenbire yokluğa geçmişlerdir
    Artık yalnız şarkılardır söylenecek
    Artık yalnız sevinçlerdir bilinecek
    Artık yalnız umutlardır yürünecek
    Artık yalnız tutkulardır duyulacak
    Şimdilik sevinçler sığıntıdır dünyamızda
    Her sevinç yakalanır bir sevinç korsanına
    Sevinç öfke uyandırır çabuk duyulur
    hk uçuşunda alnından vurulur
    Yüreğini bağladığı sonsuz uçuşta
    Bir bakar ki düşüyor bir boşluğa
    Leyla 'nın gözlerinde sevinç varsa
    Kays'ın gözleri tutkuyla parlıyorsa
    Bu sevgi yırtılmalıdır parça parça
    Her parçası atılmalıdır bir yana
    Ama gözünü sevgide açan
    Yılmak bilmez sevgi korsanlarından
    Bir kuştur ki yavruyken düşmemişse ':' I
    Geçmez bir daha avcının eline
    Koydunsa bul hangi gökte izi var
    Yerini bilen hangi dağlar
    Hangi dallara tutunmuşken şimdi
    Bilinmez hangi uzaklara gitti
    Şimdi hangi mavilerde yüzüyor gökleri
    Hangi bitmez dalgalarda geçiyor denizleri
    Leyla'nın babasıyla annesi
    Öğrendiler ki Kays geldi

    !
    Kulaktan kulağa söylentiler
    Kays'ın oldu Leyla artık dediler
    Bir gün annesi dedi ki Leyla'ya
    - Bırakmıştık bu sevgiyi zamana
    Umduk ki her sevgi gibi ölecek
    Bir sudur kıyımızdan çekilecek
    Ama baktık ki damlayken deniz oldu
    Geldi toprağımızı suya boğdu
    Bu ne biçim sevgi hiç bitmiyor
    Nedir başımıza geldi ki gitmiyor
    İyice işit dediğimi
    Baban başkasına veriyor seni
    Yakındır kurulur düğün dernek
    Sakın olmaz deme giderayak
    Çöl tutkunu bir mecnuna varmaktansa
    Kays'ın tutkusuyla yaşamaktansa
    Gel sen beni dinle hayır deme
    Alınyazını benimse sevinçle
    (Leyla'nın annesine söyledikleri)
    Ben alınyazımı kendim yazmak isterim
    İstemediğim şey yazgım olamaz benim
    O bir suysa ben onu istemişsem
    Ancak onun sularıyla çoğalır denizlerim
    Göklerim artık onun mavisine boyansın
    Artık onun yeşiliyle yeşersin çiçeklerim
    Sevinçlere bir kanat vuruşla gideceksem
    Onun maviliklerinden geçebilmek isterim
    Ben alınyazımı kendim yazmak isterim
    İstemediğim şey yazgım olamaz benim
    (Annesinin Leyla'ya söyledikleri)
    Yürek bir çocuktur ister ki ilkyazlar
    Birden bir sevinç olup yazlara vurulsunlar
    İster ki yürek birden çekilsin bütün sular
    Birden bir yeşillikte uzansın ovalar
    Yürek ister ki bitsin bütün kara parçaları
    Görünmez bir kaynaktan birdenbire taşsın sular
    Yürek bir yalnızlık ister yalnızlığın içinde

    Bir yalnızlık ki onunla yıkılsın yalnızlıklar
    Yürek ister ki bütün dağlar
    Yükseklikten yorulup enginlere koşsunlar
    (Annesinin Leyla'ya söyledikleri)
    Korkusuzluk umduğumuz denizlerde her korsan
    Bize bir korku biçiyor uzaktan
    Sevinçler umduğumuz genişlikte her zaman
    Bize tuzaklar örüyor karanlıklar durmadan
    Nasıl olsa yalnızlıktır varacağımız kıyı
    Bir yalnızlık kuralım ki sonunda yalnızlıktan
    Bir dinginlik tadı doğsun umulmazı ummayan
    Bir yalnızlık ki bizi kendinde yok saymayan
    Korkusuzluk sandığıınız denizlerde her korsan
    Bize ölüm kuruyor uzaklardan
    (Leyla'nın annesine söyledikleri)
    İstiyorsun ki ilkyaz gelip de
    Çayır boydanboya çiçeklenince
    Bir yaz gelsin kurutsun çiçekleri
    İnsin sevinçlerin orta yerine
    Denizi çöl yapsın gökleri boşluk
    Kimine ölüm saçsın yoksulluk kimine
    İstiyorsun ki her tutku
    Umutsuzlukla kapansın kendi içine
    Nasıl büyük karlar kuruyorsunuz
    Deniz boydanboya çiçeklenince
    Saman sarısı bir ay geceyi yıkarken
    Yıldızlar yalnızlığa umutla parlarken
    Yüzeyde her sevincin sustu~u saatler
    Uykulara susmuşken güzellikler
    Bir yanda umut zaman kadar genişken
    Öbür yanda çöl kendine çekilmişken
    Kuşlar uyurken küçük uykularını
    Çocuklar unutmuşken bütün korkularını
    Bir güneş gibi saçıp bütün ışıklarını

    Bir sabah bekleyişi ezerken kuşkuları
    Çiçekler serin bir dinginlik içinde
    Uzanırken düşlerin sevincine
    Gene Kays bir sevinçle buldu Leyla'yı ama
    Baktı yeni korkular dadanmış umutlara
    Sordu - direnç kaleleri mi yıkılacak
    Sevgimiz bu savaştan yenik mi çıkacak
    Dedi Leyla - çoktan bitti savaşlar
    Eski dallardan gitti eski kuşlar
    Eski dağlar çoktan indi ovaya
    Leyla çoktan yok dedi yalnızlığa
    (Leyla'nın Kays'a söyledikleri)
    Tanyeri ağarıyor artık gündüzü söyle °
    Böyle yorgun bir güneş gölgelenmez geceyle
    Umut artık yıktı umutsuzluğu
    İstersen deniz de bugün bütün çöllere
    Sende yücelmekten öte güzellik kaldırıldı
    Varlığın anlamını verdi çöllere bile
    Artık böyle bir sabah başlıyorken
    Her türlü çirkinlik yasakgüzelliklere
    Şimdi artık yepyeni yollara çağrılıyız
    Artık büyük yolcularız duraksız gidişlere
    (Kays'ın Leyla'ya söyledikleri)
    Duruşlnr haber verdi gidişleri
    Bize çöller öğretti denizleri
    Yağmurlardan sonra büyük bir güneş
    Bulut özletir gibi mavileri
    Kaldırıldı bütün olmazlıklar
    Yokluklar varlığınla güneşlendi
    Artık geçitsiz dağlara bile yol de
    Hiçbir duruş tutamaz sevinçleri
    Bir tutkunun anlamı olabildin
    Dünyamıza getirdin ölmezliği

    hkışıklar süzülürken yere
    Ufuk geçit verirken ilk güneşe
    Karanlık sessizce mavileşirken
    Papatyalar sarıya değişirken
    Giyinirken kendini bütün dallar
    Birer yeşil anı gibi yazılırken ağaçlar
    Kuşlar ilk serinliklerini uyurken
    Böcekler ilk şarkıya koyulurken
    hk beyazlığı içerken sular
    Düşlere gömülürken son kuşkular
    Yalnızlık çekilirken uykulardan
    Dinginlik çekilirken mor sulardan
    Birkaç bulut aydınlanan ufukta
    Pembe bir başlangıcı anlayınca
    Birkaç kuş erken vurulmamak için
    Sınırlarından kaçarken şehrin
    hk öfkeler bilenmeden sabaha
    Kapılar açılmadan yıkımlara
    Umutsuzluk bırakıldığı yerde bitti
    Kays'la Leyla çok uzaklara gitti
    Şimdi onları bütün söylentiler
    Çok değişik biçimlerde belirler
    Şimdi anlatılır ki Kays ve Leyla
    Birer bitmez sevinçtir uzaklarda
    Derler ki o sabah umutlara değiştiler
    Bütün açmazlarda kesin bittiler
    Yalnızlığın çölünü bir günde geçtiler
    Mavi kıyı ülkelerine gittiler
    Ama Kays'dan çölde kalan anılar
    Çöllerin genişliğine yazıldılar
    Leyla'nın bütün bir bekleyişi
    Umutlara tanrı diye bilindi
    Derler ki çölü kuran altın kumlar
    Biraz Kays biraz da Leyla'dırlar
    Her çölde bir Kays ışığı yanar
    Her bekleyişte Leyla'nın adı var
    Hâlâ çölde Kays'ın gözleri
    Aydınlatır masmavi sevinçleri
    Hâlâ çölde Leyla'nın tutkusu
    Yıkar bütün yalnızlık korkusunu



    Kaynak : Destanlar / Afşar Timuçin / Gölge Yayınları