Kutlu Doğum Haftası Nedir? Nasıl Kutlanır?

'Mübarek Gün ve Geceler' forumunda YAREN tarafından 15 Nisan 2009 tarihinde açılan konu


  1. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) anmak için, her yıl Nisan ayında organize edilen,Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevî (Hicri Rebiulevvel ayının 12. gecesi), asırlardır milletimiz tarafından "Mevlid Kandili" olarak kutlanmaktadır.Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamış, bu düşünce ile de Peygamberimizin doğum gününü içine alan haftayı, "Kutlu Doğum Haftası" olarak ilan etmiştir.

    İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12. gecesi doğmuştur. Bu mübarek geceye "Mevlid Kandili" denir.

    O'nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti.

    Sevgili Peygamberimizin tebliğ ettiği İslâm dini ile dünya aydınlandı, tek Allah inancı ile kalpler nurlandı. Eşitlik, adalet ve kardeşlik geldi. O'na inanan toplumlar gerçek huzura kavuştu. O'nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.

    Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı "Vesiletün'necat" olan mevlid kitabı O'nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.

    Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O'nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.

    Bununla beraber, O'nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O'nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.

    Diyanet İşleri Başkanı, Kutlu Doğum Haftası’nı 1989 yılından bu yana kutladıklarını ve bu kutlamaları son birkaç yıldır Anadolu’nun değişik yerlerinde sürdürdüklerini belirtti..

    Her yıl olduğu gibi Kutlu Doğum Haftası Türkiye'de çeşitli etkinliklere kutlanacak. Belediyeler ve sivil toplum kuruluşları Peygamber Efendimizi anacak.
    [​IMG]
     



  2. Cevap: Kutlu Doğum Haftası Nedir? Nasıl Kutlanır?

    ....ALINTI.....
    Müslümanlıkta "Kudsiyyet", yalnız bir varlık üzerinde toplanmıştı. 0 da:
    Hazreti Allah'tır. Başka hiçbir varlığa kudsiyyet vermek câiz değildir. Onun için, İslâm anlayışında "Mukaddes hâtıra" yoktur. Bir güne, bir adama, bir hâtıraya veya başka bir şeye kudsiyyet atfetmek; puta tapıcılığın şekillerinden biridir. Müslümanlık ise, puta tapıcılığın amansız düşmanıdır.
    İslâm dini, müslümanlar arasında, puta tapıcılık ananelerinin yaşama-sına en kat'î muhalefette bulunduğu için, ilk müslümanlar; mukaddes gün, mukaddes adam, mukaddes hâtıra diye hiçbir miras bırakmamışlar, Allah'ın unutularak, bütün kudsiyyetin Allah'tan başka, birtakım şeylere atfolunmasını istememişlerdir.
    Asr-ı Saâdet müslümanları, daha sonraki müslümanları, puta tapıcılığın herhangi şekline saptıracak hareketten sakınmışlar, müslümanların birtakım görenekler vücuda getirmelerine engel olacak her tedbiri önceden almışlardır. İlk müslümanların çok derin ve yüksek mânâlar taşıyan bu hareketi, hakikaten tebcile lâyıktır. Daha sonraki müslümanlarsa, Peygamberin doğduğu güne kudsiyyet vermek arzusuyla hareket ederek araştırmalarda bulunmuşlar, bu yüzden ihtilâflara düşmüşlerdir.
    Hazreti Peygamberi anmak ve O'nu tebcil etmek isteyen bir müslümanın herhangi birgüne saplanmasına lüzum yoktur. Kıymet günde ve saatte değil, şahsiyettedir ve o şahsın örnek tanınmasındadır. O şahsiyete karşı gösterilecek hürmet, şu veya bu günde merasim yapılmakla ifa edilmiş olmaz. Belki, O'na, en samimî bağlarla bağlanmak ve O'nun rûhunu yaşatmakla mümkün olabilir.
    Bu yüzden, Asr-ı Saâdet müslümanları, mübarek tanıdığımız günlerden hiçbirinin tarihini tesbit etmediler. Çünkü, o mübarek günlerin hâtıralarını belli bir zamana bağlamak istemediler. Belki, müslümanların o hâtıraları daima yaşamasını ve yaşatmasını öğrettiler.
    Bu nükteyi anlamıyanlar, gün yıl, saattayini için ihtilâflara düştüler. için-den de çıkamadılar. Hakikatte, müslümanların "mübarek günler" diye bir şey tanımaması, onun en belli başlı vasıflarından biridir. Çünkü müslümanlık nazarında mübarek olmayan hiçbir gün ve hiçbir saat yoktur. O günü, o saati müslümanca, Hazret-i Peygamberi rehber ve örnek tutarak yaşayan insan, umulan her bereketi bulur. İslâm görüşü budur.
    Daha sonraki müslümanların, İslâm yaşayışını birtakım göreneklere bağlamak üzere, hakikî İslâm hayatı yerine birtakım merasim ve âyinleri yaşatmak için, bazı tarihler tesbitine kalkışmaları faydasızdır."
    ....ALINTI.....