Kuşkuculuk Nedir?

'Kısa Bilgiler' forumunda Wish tarafından 25 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Kuşkuculuk Ne Demek
    Kuşkuculuk hakkında bilgi
    kuşkuculuk felsefesi


    En kapsamlı anlamda herhangi bir şeyden duyulan belirgin kuşku; kuşkulanma tutumu. Eski Yunancada gözlemek, incelemek anlamına gelen skeptesheia sözcüğünden türetilmiş felsefe terimi. Yerleşik Felsefe dilinde, kesin bir tutum almamayı, enson bir yargıya varmam ayı ilke edinmiş; her değerlerden, inançlardan, veri savlarından ilkece şüphe duymanın doğruluğunu savunan felsefe anlayışı.

    Kuşkuculuk, düşünülebilecek hiçbir konuda kesin veri diye bir şeyin olmadığını, olsa dahi insanın eldeki verileriyle kesin bilgilere ulaşmasının olanaklı olmadığını öne sürerek, nesnel Bilgiyi ve nesnel bilme olanağını tamamen yok- saymaktadır. Buna karşı açık ve seçik doğruya, kendisinden şüphe duyulamayacak sağlam bilgiye ulaşmak sebebiyle sağlam bir dayanak bulana dek her bilgilerin kuşkuya açılarak sınanıp sorgulanması ise yöntembilgisel kuşkuculuk diye adlandırılmaktadır. bütün türden fikir uğraşısında doğrulan yanlışlardan ayırmak amacıyla her bilgilerin tek tek yepyeni baştan gözden geçirilmesini öngören bu kuşkuculuk anlayışı, kimileyin olumlamacı kuşkuculuk veya geçici kuşkuculuk diye de anılmaktadır. Bu anlamıyla kuşkuculuk çağdaş felsefenin kurucu su Descartes tarafından geliştirilmiştir. Bunun yanında gerçekliğin özünü bilmenin ilkece olanaksız olduğunu ileri süren her metafızik öğretiler de kuşkuculuk deyişiyle nitelendirilmektedir. veri olanaklarının son aşama limitli olduğunu, şaşmaz bir kesinlikle hiçbir şeyin bilinemeyeceğini, topu topu bir takım kişiye hususi, doğruluğu bütün v Akit sebebiyle kuşkuya açık görüşlerin bulunabileceğini savunan kapsamlı kuşkuculuk öğretisi yanında, kuşkuculuğun ilk bakışta iki ayrı biçimi daha bulunmaktadır. Sonuna dek götürülmüş kuşkuculuk diye adlandırılan ilk şekil bütün türlü veri olanağını yadsıyarak işin doğası gereği hiçbir şeyin hiçbir koşulda bilinemeyeceğini savunur. Bu kuşkuculuk anlayışı mekan mekan felsefe metinlerinde olumsuzlamacı kuşkuculuk veya devamlı kuşkuculuk diye de geçmektedir. Buna karşı olumsal kuşkuculuk veya ölçülü kuşkuculuk diye adlandırılan ikinci şekil veri olanağını sadece belli alanlarda daha yumuşak bir dille yadsıyarak, belli şeylerin bilgisine . belli çekinceler Göz önünde bulundurmak koşuluyla varılabileceğini düşünmektedir. alan kuşkuculuğu diye de adlandırılan bu kuşkuculuk biçiminde, metafızik gibi belli araştırma alanlarında veri edinilemeyeceği veya algılama gibi belli yetilerin veri sağlamayacakları gibi düşüncelerle elemeci-ayıklamacı bir kuşkuculuk tutumu söz konusudur. Kuşkuculuğun bu daha ılımlı biçimi, bir her bi şekilde veri olanağını her alanlarda yadsımadan yalnız belli alanlarda kuşkuculuğun işletilmesinden yanadır.

    Kuşkuculuğun varolan her değerlere karşı olumsuzlayıcı bir tutumun sergilendiği, egoist olmayan değerlerin bunların varlığına duyulan inançsızlık nedeniyle yoksaydığı, insanlığın esas kıymet ve ülkülerinin geçerliliğinin toptan kuşkuya açıldığı Kinizm birlikte karıştırılmaması gerekir. Yine kuşkuculuğun, felsefe ilkelerinin neliği gibi enson soruların ilkece yanıtlanamaz olduğunun, bu çeşit konularda araştırma yapmanın gereksizliğinin, dolayısıyla bu çeşit konularda yar gıda bulunmaktan kaçınmanın doğruluğunun savunulduğu bir farklı felsefe anlayışı bilinemezcilik birlikte de arasında epey ince ayrımlar bulunmaktadır. Felsefe Tarihinin bilinen en eski kuşkuculuğu Eski Yunanın gezgin düşünürleri sofıstlerce temellendirilmiştir. Başta Protagoras birlikte Gorgias olmak üzere her sofistler, herkesçe benimsenecek ortak genelgeçer doğruların olmadığını, Doğrunun bütün bireye ayrı görünen bir şey bi şekilde kişiden kişiye değiştiğini savunarak felsefece düşünmeyi olanaksız kılacak denli ileri götürmüşlerdir kuşkuculuğu. Sofıst Öğretinin olmazsa olmaz bileşeni kuşkuculuk, Eski Yunanda özellikle yapılan siyasal tartışmalarda karşı tarafın savunduğu düşünceyi kuşkuculuk yoluyla çürüten sofıstlere büyük bir retorik üstünlük sağlamıştır. Eskiçağ kuşkuculuğunun dizgeli bir şekilde temellerini atan Elisli Pyrrhon, Felsefe tarihçileri arasında çoğunlukla kuşkuculuğun da kurucusu bi şekilde görülmektedir. Bilginin değerini yücelterek göklere çıkartan Stoacılar birlikte Epikurosçulara karşı Pyrrhon, fikir kesinliği varsayımına dayanan veri olanağını salt öznel yorumlarla ilintili bir mevzu sayarak tamamen yadsımış usa dayalı düşüncelerle şaşmaz kesinliklere varılamayacağını öne sürmüştür.

    Yöntembilgisel kuşkuculuğuyla çağdaş çağa damgasını vuran Descartes, verimsizliği nedeniyle tıkanmış olduğunu düşündüğü geleneksel kuşkuculuk anlayışına yepyeni bir yön çizerek bir anlamda kuşkuculuğun önünü açmıştır. insan zihninin hiçbir v akit kesin nesnel doğrulara ulaşamayacağı düşüncesi üstüne yapı edilmiş eskiçağ kuşkuculuğunun, yerini kuşkunun bilgiye ulaşmada izlenecek bir metot bi şekilde tekrardan tanımlandığı yeniçağ kuşkuculuğuna bırakması bir anlamda çağdaş felsefe döneminin başlangıcını da yansıtmaktadır. Descartes bu yepyeni kuşkuculuk anlayışını temellendirirken eski kuşkucuları biraz da tiye alarak şu sözlerle eleştirmektedir: Kuşkucular salt kuşkulanmak sebebiyle kuşkulanmışlardır. Descartes ın söylediğinden anlaşıla- cağı üzere, eski kuşkuculuk sebebiyle şüphe enson amaçken, yepyeni kuşkuculuk sebebiyle şüphe ulaşılması gereken amaç yönünde bir araçtır. Nitekim yeniçağın kritik düşünürü Bacon, yeniçağ kuşkuculuğunu eskiçağ kuşkuculuğundan ayıran en belirgin özelliği şöyle dile getirmiştir: Kuşkudan yola çıkarsak sağlam sonuçlara ulaşırız; kesinliklerden yola çıkarsak işi kuşkulanmakla sona erdiririz. Montaigne, Bayle ve Hume da daha ılımlı bir kuşkuculuğu savunmakla ile kuşkuculuğun yeniçağdaki en ö- nemli temsilcileri arasında gelmektedirler. Bu yeniçağ düşünürlerinin anlayışında kuşkuculuk, doğruya vatma yolunda atılması gereken hem mecburi bir ilk adımdır hem de varılan sonuçların sınanması sebebiyle devamlı tekrardan kendisine geri dönülen düşünsel bir sağlama yöntemidir. Daha açık söylemek gerekirse, bu düşünürlere göre kuşkuculuk kısa görüşlülüğe veya katıkafalığa karşı usa esneklik kazandıran bir araştırma tutkusunun en dogal dışavurumudur.

    Öte yanda Kantın eleştirel felsefesinde ileri sürülen kuşkuculuk anlayışı, eleştirel bir tutumun ışığı altında neyi bilip neyi bilemeyeceğimizi belirleyip kesinleme amacı gütmektedir. Bu açıdan bakıldığında, Kant ın felsefe söz dağarında kuşkuculuk terimi eleştirel nitelecinde etken bir şekilde içerilmektedir. Kimi felsefe tarihçilerine göre, Kantın kuşkuculuğu yeni- çağ kuşkuculuğunun en özgün yorumu bi şekilde kuşkuculuğun doruk noktalarından birine bedel gelmektedir.