Kuşadalı İbrahim Halveti Kimdir, Kısaca

'Biyografi' forumunda Masal tarafından 9 Eylül 2012 tarihinde açılan konu


  1. Kuşadalı İbrahim Halveti Hakkında Bilgi


    Kuşadalı İbrahim Halveti Biyografisi


    Osmanlılar zamânında, Anadolu'da yetişen Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinden, velî ve tasavvuf büyüklerinden.

    İsmi, İbrâhim bin Mustafa eş-Şa'bânî el-Halvetî olup, Halvetiyye tarîkatının Şa'bâniyye kolunun büyüklerindendir. Aydın vilâyetinin Kuş- adası kasabasına bağlı Çınar köyünde 1774 (H.1188) senesinde doğdu. İlim ve irfân sâhibi sâlih bir zât olan İbrâhim Halvetî, âilesinden çok güzel edeb ve terbiye alarak yetişti. Anadolu'da çeşitli yerlerde ilim tahsîl ettikten sonra İstanbul'a gelerek, Fâtih'te bulunan Feyziyye Medresesine (Şimdiki Millet kütüphânesi'nin bulunduğu yere) yerleşti. BuradaEmîn Efendiden ders alarak ilmini ilerletti. Sonra yine Fâtih'te bulunan Atpazarı Dergâhına geçti. Atpazarı Dergâhında riyâzetler ve mücâhedeler çekerek, tasavvuf yolunda ilerlemeye çalıştı.

    Beypazarlı Şeyh Ali Efendi'nin talebesidir. O büyük zâtın, feyz ve nûr saçan huzur ve sohbetlerinde bulunarak, kemâle geldi. Ali Efendi, Fındıkzâde semtindeki Kızılelma Caddesinde bulunan Beşikçizâde Dergâhında vazife yapmaktayken, 1818 (H.1234) senesinde vefât etti. Vefât ederken, kendi yerine bakacak zâtın, Kuşadalı İbrâhim Halvetî olduğunu bildirdi. Onu kendi yerine tâyin etti. Kuşadalı, o sırada Mısır'da bulunuyordu. Ali Efendinin Kuşadalı'dan başka, Ahmed Nâzikî, Kâtip MuhammedAzîz İstanbûlî veVeliyyüddîn Hilmi Efendi isimlerinde üç büyük talebesi daha vardı.

    Kuşadalı, hocasının vefâtı üzerine İstanbul'a döndü.Daha evvel kendisinin ders alarak yetiştiği Feyziyye Medresesine yerleşti. Orada bir yıla yakın kaldı. Bundan sonra, Aksaray Sineklibakkal'da, Hacı Halîl Efendi isminde bir zâtın, kendisi için yaptırdığı ve Kuşadalı Dergâhı diye anılan dergâha geçerek, orada hizmete devâm etti. Onun buradaki hizmeti o tekkenin bir yangında yandığı 1833 (H.1249) senesine kadar devâm etti. Dergâh yandığı zaman, yakınları, sevenleri yeniden inşâ edelim diye çok ısrar etmelerine rağmen o, tekkelerde eski sâfiyetin kalmadığını, gittikçe değiştiğini, asıl hüviyetinden uzaklaştığını bildirerek, dergâhının yeniden inşâsına müsâade etmedi.

    Dergâhı yandıktan sonra, Bâyezîd semtinde kirâladığı bir evde bir yıl kadar kalan Kuşadalı, sonra Fâtih'te, Çarşamba Pazarı civârında bir ev satın alarak oraya taşındı. Aksaray'da on üç, Bâyezîd'de bir ve Çarşamba'da dokuz sene olmak üzere, yirmi üç sene müddetle İstanbul'da hizmet edip, birçok talebeye hocalık ettikten sona, 1843 (H.1259) senesi Şevval veya Zilkâde ayında, hacca gitmek üzere İstanbul'dan yola çıktı. Hacdan sonra Medîne-i münevvereye geçerek, orada da bir müddet kaldı. Sonra Şam'a gelip yerleşti.

    Hayâtının sonuna kadar orada kalıp, imkânları dâhilinde hizmete devâm eden Kuşadalı, ilim âşıklarına çok faydalı oldu. Şam Vâlisi Hacı Ali Paşa da talebelerindendi. 1845 (H.1262) senesinde, yanında âile efrâdı ve en büyük talebesi Bosnalı Muhammed Tevfîk Efendi de olarak ikinci defâ hacca gitti. O sene hacdan dönerken o mukaddes topraklarda vefât etti. Vefât senesinin 1847 (H. 1263) - 1848 (H.1264) olduğuda rivâyet edilmiştir.