Kurtuluş Savaşında İzlenen Yol Haritası

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve ZeuS tarafından 15 Haziran 2011 başlatılmıştır.

  1. ZeuS Üye


    Kurtuluş Savaşı Yol Haritası,
    Kurtuluş Savaşının Yol Haritası,
    Kurtuluş Savaşında İzlenen Yol Haritası


    Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’na girdikten sonra, İtilaf devletleri yaptıkları gizli anlaşmalarla Osmanlı İmparatorluğu’nu aralarında paylaştılar. Osmanlı Devleti’nin müttefiki Almanya savaşta yenilince Osmanlı Devleti de yenilmiş sayıldı ve Mondros Mütarekesi’ni imzalayarak savaştan çekildi.
    Mondros Ateşkesi imzalanınca İtilaf devletleri, daha önce yaptıkları anlaşmalara göre Anadolu'yu işgale başladılar. Adana ve dolayları Fransızlar; İzmir, Eskişehir, Samsun, Merzifon ve Bartın ile güneyde Musul, Urfa, Maraş, Gaziantep, İngilizler tarafından işgal edildi. İtalyanlar da Antalya, Konya ve Söke çevresine yerleştiler.
    [​IMG]

    İZMİR’İN YUNANLILAR TARAFINDAN İŞGALİ

    Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru (1917) Yunanlılar da İtilaf devletlerinin tarafına geçmiş ve onlarla birlikte savaşmışlardı. Türkler yenilmiş duruma düşüp de toprakları pay edilmeğe başlanınca, Yunanlılar savaştaki hizmetlerine mukabil İzmir ve civarını istediler.
    Yunanlıların ve İtilaf devletlerinin, Türk topraklarını işgali Vilson (Wilson)un: "Bir toprak üzerinde yaşayan insanlar kendi düşünce ve isteğine göre bir idare şekli kabul edecektir" prensibine uymuyordu.
    İtilaf devletleri, Yunan Başbakanı Venizelos'a verdikleri sözü yerine getirmek için İzmir'in işgalini haklı gösterecek sebepler aramağa çalıştılar.
    Venizelos, Aydın Hıristiyanlarının tehlikede olduklarını, Türkler tarafından yok edileceklerini ileri sürerek yardım istedi. O sırada diğer devletler ordularını terhis etmişlerdi. Paris'te kurulan "Meclis-i Ali" kendileri adına, Yunan ordusunun bu işi çözmesini düşündü ve İzmir'in işgaline karar verdi.


    AZINLIKLARIN MİLLİ VARLIĞA ZARARLI ÇALIŞMALARI

    Uzun yüzyıllar Türk toplumu içinde hür ve rahat yaşamış olan azınlıklar, yer yer gizli cemiyetler kurmuşlardı. Bunların gayesi asayişi bozarak, mütarekenin 7. maddesinin uygulanması için bahaneler yaratıp hak kazanmak ve Avrupa Devletlerinin müdahalelerini sağlayarak yurdumuzun çeşitli bölgelerini kolayca işgal etmekti.

    Bu gayeleri için çeşitli cemiyetler kurdular. a)Mavri Mira Cemiyeti
    b)Pontus Rum Cemiyet
    c)Hınçak Komitası


    Milli Varlığa Düşman Cemiyetler:
    a)Kürt Teali ve Teavün Cemiyeti
    b)Teali-i İslam Cemiyet
    c)İngiliz Muhipleri Cemiyeti

    Bir kısım aydınlar da Amerika mandasını istiyorlardı. Bunlardan başka memleketin hemen her yerinde Hürriyet ve İtilaf, Sulh ve Selamet Cemiyetleri vardı.


    Milli Cemiyetlerin Kurulması


    İstanbul Hükümeti, Türk davasını ele alıp yürütecek durumda değildi. Bütün bu felaketlere karşı kayıtsız, duygusuz bir seyirci durumunda kalmıştı. Bu koşullar altında örgütsüz, başsız Türk Milleti, kurtuluş görevinin kendisine düştüğünü anladı, bizzat çalışmağa karar verdi. Yurtsever Türk evlatları yer yer milli duygulara dayanan cemiyetler kurdular:
    a)Trakya-Paşaeli Cemiyeti
    b)Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
    c)Trabzon ve Havalisi Ademi Merkeziyet Cemiyeti
    d)İzmir Reddi İlhak Cemiyeti: İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edileceği duyulunca İzmirli vatanseverler bu cemiyeti kurarak İzmir'in işgaline engel olmak istediler.
    1-İngiliz himayesini isteyenler
    2-Amerikan mandasını isteyenler

    Bağımsız yeni bir Türk devletinin kurulması için verilecek tek karar, Türk’ün vatanına, Türk’ün bağımsızlığına saldıranlar kim olursa olsun, bütün milletçe hazırlanıp direnmektir. Bu mücadelenin parolası Ya istiklal, ya ölüm'dür.


    KURTULUŞ SAVAŞI’NIN ESASI NEDİR ?

    Türk İstiklal Savaşı, yeni ve tamamen bağımsız bir Türk Devleti kurmak için girişilen, çok yönlü, milli bir mücadelenin bütünüdür. İstiklal Savaşı vatanın yalnız düşmandan kurtulması için yapılmış askeri ve siyasi bir hareket değildir. Aynı zamanda Türk devriminin bir safhasıdır. Bunu şöyle özetleyebiliriz:
    1-Memleketin yabancı işgal ve istilasından kurtarılması
    2-Saltanatın kaldırılmasıyla, milli egemenliğe dayanan hür ve bağımsız bir devletin kurulması
    3-Hilafetin kaldırılması, laikliğin kabulü
    4-Milli egemenlik ve laiklik esaslarına göre kurulan bu devletin çağdaş Batı medeniyeti seviyesine ulaştırılması
    5-Türk kültürünün yabancı tesirden kurtulması, milli kültürün geliştirilmesi
    6-Osmanlı Devleti’ndeki ekonomik bağımlılığın yeni Türk Devletine bulaştırılmaması

    İstiklal Savaşı’nı dört kısımda inceleyebiliriz:
    1.Milli Birliğin Mustafa Kemal tarafından kurulması,
    2.Osmanlı Hükümeti ve iç ayaklanmalarla mücadele,
    3.Dış düşmanlarla mücadele,
    4.Devrimler

    MİLLİ BİRLİĞİN MUSTAFA KEMAL TARAFINDAN KURULMASI

    Bu mücadelede Mustafa Kemal'in dayandığı tek kuvvet kaynağı kahraman ve asil Türk ruhu idi. Mustafa Kemal bu hususu şöyle ifade etmiştir:
    "Ben 1919 yılının Mayıs'ında Samsun'a çıktığım gün elimde maddi hiç bir kuvvet yoktu. Yalnız Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, Türk milletine güvenerek işe başladım."
    Mustafa Kemal Samsun'a çıkar çıkmaz milli kuruluşlar ve ordu komutanları ile ilgi kurarak kurtuluş davamız için düşündüklerini uygulamağa başladı. Samsun'dan Amasya'ya geçen Mustafa Kemal "Vatanın bütünlüğünü ve istiklalinin kurtarılması" için milleti birlikte çalışmağa davet eden, Amasya Genelgesi’ni yayınladı. (22 Haziran 1919)


    Amasya Genelgesi’nin Maddeleri:


    1.Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir.
    2.Merkezi hükümet, üzerine aldığı yetkileri hakkıyla kullanamamaktadır. Bu hal milletimizin hiçe sayılması sonucunu veriyor.
    3.Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
    4.Duruma çare bulmak, milletin hak isteyen sesini dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimden uzak bir milli heyetin kurulması gereklidir.
    5.Anadolu'nun her suretle en emin yeri olan Sivas'ta milli bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştır.
    6.Her ilden milletin güvenini kazanmış üç delegenin hemen yola çıkarılması gerekmektedir.
    7.Her ihtimale karşı keyfiyetin milli bir sır halinde tutulması gereklidir.

    Amasya Genelgesi İstiklal Savaşı’na bir başlangıç ve milli egemenlik yolunda atılmış ilk adımdır.
    Mustafa Kemal bütün komutan ve valilere gönderdiği diğer bir genelge ile de, milletin içinde bulunduğu feci durumu anlatarak, halkı mitingler yapmağa ve işgal olayını protesto etmeğe devam etti.


    MİLLİ KONGRELER NELERDİR ?

    1: ERZURUM KONGRESİ (23 Temmuz 1919):


    Kongrede alınan kararlar şunlardır:
    1.Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür; vatanın çeşitli parçaları birbirinden ayrılamaz.
    2.Yabancı işgal ve müdahalesine karşı ve Osmanlı hükümetinin dağılışı halinde, millet hep birlikte savunacak ve direnecektir.
    3.Vatanın istiklalini korumaya Merkezi Hükümet muktedir olmadığı takdirde, gayeye ulaşmak için bir geçici hükümet kurulacaktır. Bu hükümet üyeleri, milli kongre tarafından seçilecektir. Kongre toplantı halinde değilse, seçimi Heyet-i Temsiliye yapacaktır.
    4.Kuva-yı Milliye’yi etken ve milli iradeyi egemen tutmak esastır.
    5.Hıristiyan ahaliye siyasi egemenlik ve sosyal dengeyi bozan haklar verilemez.
    6.Manda ve himaye kabul olunamaz.
    7.Milli Meclisin derhal toplanması ve hükümet işlerinin meclisin denetlenmesine konulmasını sağlamak için çalışılacaktır.

    Kongre bir Temsil Heyeti seçerek dağıldı. Bu heyetin vazifesi, kongrede alınan kararları gerçekleştirmekti. Temsil Heyeti Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi. Kongre sonunda Mustafa Kemal şu sözleri söylemiştir:
    -Tarih kongremizi, ender ve büyük bir eser olarak kabul edecektir.


    2:SİVAS KONGRESİ (4 Eylül 1919)


    Alınan önemli kararlar şunlardır:
    1.Anadolu'da ve Rumeli'de kurulmuş olan bütün Müdafaa-i Hukuk-I Milliye Cemiyetleri, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adını aldı.
    2.Memleketi, içinde bulunduğu halden kurtarmak için derhal Milli Meclisin toplanması lazımdır. Milletin mukadderatı bu meclisin denetlemesine bırakılacaktır.

    O sırada bazı delegeler, içinde bulunduğumuz durumdan yalnız kendi gücümüzle kurtulacağımızdan şüphe ederek, Amerika Mandasının kabulünü istediler. Uzun tartışmalardan sonra manda fikri reddedildi.


    3: MİSAK-I MİLLİ


    1-30 Ekim 1918'de ateşkes imzalandığı vakit Osmanlı Devleti’nin, düşman ordularının istilası altında bulunan ve Arapların çokluk teşkil ettikleri toprakların mukadderatı halkın özgürce verecekleri oya göre tespit edilecektir. Osmanlı-İslam çoğunluğu ile meskun bulunan kısımların genel topluluğu hiç bir nedenle ayrılık kabul etmez bir bütündür.
    2-Halkın oyu ile Anavatana katılmış olan Elviye-i Selase (Kars, Ardahan, Artvin) için icap ederse tekrar halkın serbest olarak oyuna müracaat edilmesini kabul ederiz.
    3-Türkiye sulhüne bırakılan Batı Trakya'nın hukuki durumunun saptanması da yerli halkın tam bağımsızlık içinde özgürce verecekleri oya uyularak yapılmalıdır.
    4-Osmanlı Hükümeti'nin merkezi olan İstanbul şehri ile Marmara Denizi'nin güveni her türlü tehlikeden korunmalıdır.
    5-İtilaf devletleri ile kararlaştırılan esaslar içinde azınlıkların hakları gibi, Müslüman ahalinin de aynı haklardan faydalanmaları sağlanmalıdır.
    6-Milli ve ekonomik gelişmemiz için, siyasi, adli, mali gelişmelerimize engel olacak kayıtlar istemiyoruz.

    TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN AÇILMASI

    23 Nisan 1920 Cuma günü, Meclisin en yaşlı üyesi olan Sinop Mebusu Şerif Bey Meclisi Başkanlığına getirilmiş, böylece Türkiye Büyük Millet Meclisi açılarak vazifesine başlamıştı.
    Mustafa Kemal, Meclise Ankara Milletvekili olarak katıldı. Mecliste ilk sözü alarak Mondros Ateşkesi’nden o güne kadar, Türk Milleti’nin geçirdiği mücadele safhalarını anlatarak demiştir ki:
    "Hayat demek mücadele, müsademe demektir. Hayatta muvaffakiyet, mutlaka mücadelede muvaffakiyetle mümkündür. Bu da manen ve maddeten kuvvete, kudrete istinat eden bir keyfiyettir."
    Türkiye Büyük Millet Meclisi, Başkanlığına Mustafa Kemal'i seçti (24 Nisan 1920). Mustafa Kemal'in Başkanlığında ilk Bakanlar Kurulu kuruldu (3 Mayıs 1920). Bu hükümete, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti denildi.
    İlk Anayasa 20 Ocak 1921'de kabul edildi. Bu kanunun önemli bazı maddeleri şunlardır:
    1-Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
    2-Kanun yapmak ve kanunu yürütmek yetkisi, milletin tek ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi’nde toplanır.
    3-Türkiye Devleti, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur.
    4-Meclis Başkanı, İcra Vekillerinin de başkanıdır.

    BÜYÜK MİLLET MECLİSİ HÜKUMETİ’NE KARŞI AYAKLANMALAR

    A.Anzavur Ayaklanması
    B-Düzce, Hendek, Adapazarı Ayaklanması
    C-Afyonkarahisar ve Konya Ayaklanması
    D-Milli Aşireti Ayaklanması

    MİLLİ CEPHELERİN KURULMASI

    1-Batı Cephesi (Yunanlılara karşı)
    2-Güney Cephesi (Fransızlara karşı)
    3-Doğu Cephesi (Ermenilere karşı)

    Bu cephelerdeki ilk direnme hareketi, düzenli bir ordunun karşı koyması değildir. Anadolu işgalinin başladığı ilk günlerde memleket birlikten yoksundu. Yeni bir savaş felaketinden henüz çıkmış yorgun ve bitkin bir durumda idi. Osmanlı Hükümeti ateşkes koşullarına uyarak, orduyu terhis etmekte ve gelen düşmanlara karşı direnme değil, teslim olmak düşüncesinde idi. Bu nedenle ilk cepheler, halk tarafından organize edilmiş milis kuvvetleri ile Osmanlı ordusunun arta kalan bazı birlikleri tarafından kurulmuştu.



    VE SAVAŞ


    İlk Cepheler


    Batı Anadolu Cepheleri



    Yunanlılar 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıktıktan sonra Batı Anadolu'da ilerlemeye başladılar. Bu ilerleyişi durdurmak için kurulan cepheler şunlardır:
    Ayvalık Cephesi, Soma Cephesi, Ödemiş Cephesi, Salihli, Akhisar ve Aydın Cepheleri.
    Bu cephelerde üstün düşman kuvvetlerine karşı milis kuvvetleri, giriştikleri çete savaşları ve ani baskınlarla düşmanı bir hayli hırpaladılar.


    Güney Cephesi


    Anadolu'nun güney bölgesi evvela İngiliz işgali altında bulunuyordu. Sonradan İngilizlerin çekilmesi üzerine, Adana, Maraş, Antep ve Urfa havalisini Fransızlar işgal etmişlerdi. İşgal karşısında ayaklanan halkın fedakarlığı sayesinde bu bölgede de cepheler kurulmuş ve savaşlar başlamıştır.
    Güney Cephesi’nde düzenli kuvvetler yoktu. Bu nedenle cepheyi milli kuvvetler savunmuştur. Yapılan kanlı ve çetin çarpışmalar sonucunda Fransızlar Adana, Maraş ve Urfa'yı bırakmak zorunda kaldılar. Pek ilkel silahlarla çarpışmak zorunda kalan bu kuvvetlerin dayandığı tek kuvvet bağımsızlık ve vatan sevgisiydi.
    Şehirlerini on ay kahramanca savunan Antepliler, maddi olanaksızlıklar yüzünden şehri teslim etmek zorunda kaldılar. Antep halkının gösterdiği bu cesaret ve fedakarlığı takdir eden Türkiye Büyük Millet Meclisi 6 Şubat 1921 tarihindeki toplantısında Antep'e "Gazi"lik unvanını verdi. Fransızlarla yapılan Ankara İtilafnamesiyle Antep yine Türklere teslim edildi.


    Milli Ordunun Kuruluşu


    Mondros Ateşkesi’nden sonra ordu terhis edilmiş, silah ve cephanesi İtilaf devletlerinin kontrolü altında depolara konmuş bulunuyordu. Halbuki modern silahlarla donatılmış düşmanla çarpışabilmek için, aynı kuvvette bir Türk ordusunun kurulması gerekliydi. Her ne kadar cephelerde milis kuvvetler düşmanlarla temasa geçmişse de, kesin bir sonuç alabilmek için milli bir ordunun kurulması ve bir elden idare edilmesi zorunlu idi. Bu zorunluk dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, milli kuvvetleri disiplin altına alarak düzenli bir Türk ordusunun kurulmasına karar verdi. Yalnız silah ve cephane temininde güçlük çekiyordu. İtilaf devletleri, Türklerin faydalanmasına engel olmak maksadıyla bütün silahları İstanbul'da toplamıştı.
    Fakat bu silahlar, birer kahramanlık menkıbesi teşkil edecek şekilde İstanbul'dan kaçırılarak, Türk ordusunun bunlardan faydalanması sağlanmıştır. Silahların kaçırılması olayı, milli mücadelemizin ayrı bir bölümüdür. Bu olayın, Türk milletinin yurdu ve bağımsızlığı için yaptığı hizmetleri göstermesi bakımından ayrı bir değeri vardır.


    Doğu Cephesi’nde Ermenilerle Savaş


    Rusya'da 1915'de çıkan ihtilal Çarlık rejimine son verdi. Çarlığın yıkılması üzerine Kafkasya'nın güneyinde Erivan, Gümrü, Kars çevresinde bir "Ermeni Devleti" kurulmuştu. Ermeni Devleti’nin başına Türk düşmanı olan "Taşnak Partisi" geçmişti. Ermeniler, Türkiye'nin içinde bulunduğu güç durumdan faydalanarak, büyük bir Ermenistan kurmak istiyorlardı. Mondros Ateşkesi'nden sonra, İtilaf devletlerinden yardım gören Ermeniler sınır boylarında bulunan Türkleri kitle halinde öldürmeğe başladılar. 1920 yılında da Ermeni zulmü dayanılmaz bir hale gelmişti. Büyük Millet Meclisi Hükümeti Doğu bölgesinde seferberlik ilan etti. Meclis Başkanı Mustafa Kemal, 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa'yı Doğu Cephesi Komutanlığına atadı.

    Kazım Karabekir Ermeniler, 18 Haziran 1920 tarihinde saldırıya geçerek Oltu çevresini istila ettiler. Buna karşılık 28 Eylülde saldırıya geçen Türk Ordusu zaferler kazandı. 30 Ekim'de Kars, 7 Kasımda da Gümrü işgal edildi. Ermenilerin barış istemeleri üzerine görüşmeler başladı. 3 Aralık 1920 tarihinde Gümrü Antlaşması imzalandı.
    Gümrü Antlaşması, Milli Hükümetin yaptığı ilk antlaşmadır. Bu antlaşma askeri bir başarı sonucunda imzalanmıştır. Ermeniler bu yenilgiden sonra Türklere zarar veremeyecek hale geldiler. Artık Türk toprakları üzerinde bağımsız bir Ermenistan Devleti kurulması umudu tamamen kırılmış ve Ermeni sorunu ortadan kaldırılmış oldu.


    Batı Cephesi’nde Yunanlılarla Savaş


    15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir'e çıkan Yunan ordusu az zamanda Batı Anadolu'da birçok şehir ve kasabalarımızı almağa muvaffak olmuştu. İşgal hareketi karşısında kurulan Kuva-yi Milliye Teşkilatı düşmanın ilerlemesine engel olamamış, fakat bir hayli hırpalayıp, oyalamağı başarmıştı.

    Yunanlıların Türk halkına dağıttığı sahte Atatürk fotoğrafıBİRİNCİ İNÖNÜ SAVAŞI (6-10 Ocak 1921)


    Çerkez Ethem'in başkaldırması üzerine Batı Cephesi’ndeki kuvvetlerinizin büyük bir kısmı, Kütahya bölgesine yollanmıştı. Bu sırada Yunan kuvvetleri biri Bursa, diğeri Uşak'ta olmak üzere iki grupta toplanmışlardı. Cephenin boşaldığını haber alan Yunanlılar, Bursa’dan Eskişehir; Uşak'tan Afyon yönünde ileri harekete geçtiler.
    Yunan saldırısı karşısında 61. Tümen Kütahya'da Çerkez Ethem kuvvetleri karşısında bırakıldı. Geri kalan kuvvetler, ilerleyen düşmanı karşılamak üzere Batı Cephesi kuvvet1erinin İnönü'de, Güney Cephesi kuvvetlerinin de Afyon'da toplanmasına karar verildi.
    İki koldan ilerleyen Yunan kuvvet1erini İnönü mevzii ilerisinde bulunan 24. Tümen karşıladı. Bu tümen düşmanı oyalayarak zaman kazanmak için gereken her şeyi yapıyordu. İleri yürüyüşe devam eden düşman, 9 Ocak'ta İnönü mevziine saldırıya geçti. Bu saldırıyı da 24. ve 11. tümenler karşıladı. Savaş devam ederken, Batı Cephesi Karargahı Kütahya'dan İnönü'ye geldi
    10 Ocak 1921'de düşman yine saldırıya devam etti. Güneydeki birliklerimiz düşmanın şiddetli topçu ateşiyle yaptığı saldırılara karşı koymuşlar ve düşmanı bir hayli hırpalamışlardı. Kuzey kısmı ise üstün düşman kuvvetleri karşısında biraz geri çekilmek zorunda kalmışlardı.
    10-11 Ocak 1921 gecesi fazla kayıp vermiş ve çok hırpalanmış olan düşman, daha fazla ilerlemeğe cesaret edemeyerek Bursa istikametinde geri çekildi. Üstün düşman kuvvetlerine karşı yapılan bu savunma çok çetin koşullar altında geçmiştir. Fakat iyi idare edilen, Türk subay ve erlerinin fedakarlığı sayesinde İnönü Zaferi kazanılmıştır. Albay İsmet, Birinci İnönü Savaşında gösterdiği başarıdan dolayı generalliğe yükseltilmiştir.

    İsmet İnönüBirinci İnönü zaferi milli ordunun ve milli egemenliğin iç ve dışta ününü artırmış, Milli Mücadele heyecanını kamçılamıştır. Türk Milletini bir amaç etrafında birleştirerek milli birliği kuvvetlendirmiştir.


    İKİNCİ İNÖNÜ SAVAŞI (23 Mart-1 Nisan 1921)


    Bu savaş, Türk İstiklal Savaşı’nın ikinci önemli meydan savaşıdır. Birinci İnönü Savaşı’nda yenilerek geri çekilen Yunanlılar, Türk Ordusunun kuvvetlenmesine meydan vermemek için saldırıya geçtiler.
    Yunan ordusu Bursa ve Uşak'ta olmak üzere iki grup halinde idi. Türk ordusu Batı Cephesi’yle, Güney Cephesi ve Kocaeli Grubuna ayrılmıştı. Batı Cephesi’ndeki kuvvetler Yenişehir, İnegöl hattıyla İnönü mevziine yerleşmişlerdi. Batı Cephesi’ndeki kuvvetlerimiz İsmet Paşa'nın kumandasında idi. Kocaeli Grubu Kurmay Başkanlığı emrinde bulunuyordu. Güney Cephesi kuvvetleri ise Afyon civarında toplanmıştı.
    Ordu teşkilatımız tamam olmadığından, düşmanın bir tümeni bizim üç tümenimize bedeldi. Yunan ordusunun teşkilatı mükemmeldi. Gerek mevcudu, gerekse ateşli silahlarıyla bizden üstün durumda bulunuyordu.
    Yunanlılar 23 Mart 1921'de Bursa ve Uşak bölgelerinde olmak üzere iki koldan ileri harekete geçtiler. Bursa'dan İnönü yönünde ilerleyen düşman, Bilecik ve Pazarcık'ı işgal etti. 26 Mart 1921'de Gündüzbey'de başlayan savaş, 31 Marta kadar aralıksız olarak devam etti. Düşman daha ziyade yanlardan baskı yapmakta idi. Özellikle sağ kanatta çetin savaşlar olmuş, kuvvetlerimizin üstün dayanma ve direnmesi dolayısıyla, bu kanatta savaş bir boğuşma şeklinde cereyan etmişti. Bu bölgede Birinci Tümen Komutanı Albay Kemalettin Sami, Kocaeli Grubu Komutanı Albay Halit ve Albay İzzettin Beyler, büyük gayret ve fedakarlık göstermişlerdir.
    30 Martta düşman saldırısı karşısında sıkışık bir duruma düşen sol kanat geri çekildi. Fakat 31 Martta üstünlük tamamen Türk kuvvetlerine geçti. Türk kuvvetlerinin şiddeti savunması karşısında yıpranan Yunan ordusu 31 Mart - 1 Nisan gecesinden itibaren geri çekilmek zorunda kaldı. Geri çekilen düşmanı piyade kuvvetlerimiz cepheden, süvari kuvvetlerimiz de yandan takip ettiler. Bu savaş sonunda düşmandan pek çok ganimet ve esir alındı.
    Güney Cephesi’ndeki kuvvetlere gelince: 23 Mart günü Afyon istikametinde saldırıya geçen düşman, Afyon'u işgal etti. Kuzeyde İnönü de yenilen düşman geri atıldıktan sonra burada serbest kalan Türk kuvvetleri Güney Cephesi Komutanlığı emrine verildi. Bu kuvvetler düşmanın yan gerilerine saldıracaktı. Bunu anlayan düşman, 7 Nisan 1921'de Afyon'u boşaltarak geri çekildi. 8 Nisan'da Aslıhanlar Savaşı adı verilen büyük bir savaş oldu. Üç gün süren bu kanlı savaştan sonra Yunanlılar 11 Nisan'da Dumlupınar mevziine çekildiler.
    Bu suretle üstün düşman kuvvetleri, Türk Ordusunun inancı ve iradesi önünde bir defa daha yıkılmış oldu.
     

Sayfayı Paylaş