küresel ısınma kompozisyonları

'Okulistik' forumunda HazaN tarafından 7 Ocak 2011 tarihinde açılan konu


  1. Küresel ısınmayla ilgili kompozisyon

    DÜNYAMIZ ISINIYOR

    Yuvaya gidiyordum. 4-5 yaşlarındaydım.
    Bir gün öğretmenimiz bizlere "Küresel Isınma ne demek olabilir sizce?" diye sordu.

    Sınıfta kimseden ses çıkmadı. Öğretmenimiz " O zaman küresel ve ısınma kelimelerini ayıralım, anlamlarını düşünelim sonra da birleştirip ne anlam oluşturduklarını bulmaya çalışalım" dedi.

    Yiğit parmak kaldırdı ve "Küresel demek yuvarlak gibi bir şey, ısınma da ısınma işte" dedi.

    Emir parmak kaldırdı "Yuvarlakımsı birşeyin ısınması" dedi.

    Öğretmenimiz "Pekiii, o ne olabilir?" diye sordu gülümseyerek

    Kerim parmak kaldırdı "Pişmiş patates" dedi.

    Alara ise "Rafadan yumurta" diye bağırdı.

    Hepimiz yuvarlak ve sıcak olan şeyleri saymaya başladık. Hatta bunları çizdik.

    Öğretmenimiz sonraki derste, bunun dünyamızın giderek ısınması demek olduğunu anlattı.

    Bize diş fırçalarken boşa akıtılan suyun, boşa yanan lamba sonucu harcadığımız fazla enerjinin dünyamızın ısınmasına ve doğal hayatın dengesinin bozulmasına neden olduğunu anlattı.

    Ne yazıkki, artık bu duruma tanık olarak yaşıyorum. Buzullar eriyor, iklimler değişiyor, ormanlar yok oluyor, sel afetleri yaşanıyor. Dünyayı paylaştığımız canlıların çoğunun nesli tükeniyor.

    Dünyamızda olan maddeleri kullanarak gelişmeye çalışıyoruz. Ama bunu yaparken dünyanın düzenini, dengesini korumuyoruz.

    Bir tek gereksiz yanan lambayı söndürerek bir canlıyı yaşama kazandırdığımızı biliyor muydunuz?


    Tuana Tuba Yazıcı
     



  2. Cevap: küresel ısınma kompozisyonları

    2030 yılında düşündüklerim

    Bugün 40 yaşındayım. Acısıyla tatlısıyla tam 40 yıl geçirdik. Son 5 yıl ise tam bir felaketti. Keşke şu son 5 yılı yaşamaz olsaydım. Her gün o eski günleri hatırlıyorum. Arkadaşlarıma öğütler verdiğim. Küresel ısınma'nın zararlarını anlattığım arkadaşlarımın " he he " deyip geçtiği günleri hatırlıyorum.

    Hayatımın değiştiği gün 8 Temmuz 2007. küresel ısınma - Anasayfa adlı siteyle tanıştıktan sonra ben de küresel ısınmaya karşı savaş açtım. Siteden öğrendiklerimi arkadaşlarıma, akrabalarıma kısaca tanıdık tanımadık herkese anlattım. Genelde pek dinleyen olmazdı. Gökhan, Soner, Faruk, Mustafa, Adem ve İhsan vardı. Hiçbir zaman beni dinlemezlerdi. Beni destekleyen bir tek Uğur ve İnan vardı. Koca 40 kişilik sınıfta.

    2007 Kurban Bayramını hatırlıyorum. Tüm tanıdıklarıma şu mesajı yollamıştım. Kurban Bayramınızı Kutlar, Sağlık ve Mutluluklar dilerim. Küresel ısınma'ya son vermek için kısaca " Dünya için küresel ısınma - Anasayfa " mesajını yollamıştım. Bayram dönüşü bir tek Uğur dedi ki Bayram mesajında bile Küresel ısınma'yla ilgili bir şey yolluyorsun herkes seni gibi düşünse Dünya kurtulur.

    Hep şunu düşünüyordum; acaba sırf ben sürekli Küresel Isınma diyorum diye mi bunlar Küresel Isınma'yı önemsemiyorlar yoksa Küresel Isınma'yla gerçekten ilgilenmek istemedikleri için mi? böyle yapıyorlardı.

    2007 yılında Nükleer santraller zararsız Sinop'a hiçbir zarar vermeyecek diyen Enerji Bakanı Hilmi Güler'in yaşamasını çok isterdim. Bugün Sinop'un yarısından fazlası yok oldu. Geri kalanlar ise Sinop'tan kaçmanın yollarını arıyor. Çünkü bugün Sinop halkı oksijen yerine zehir soluyor. Hilmi Güler emekli olunca Sinop'ta yaşarım demişti ama emekli olunca bir daha Sinop'a uğramadı.

    1997 yılında Sera gazı salımının azaltılması için BM tarafından Kyoto Protokolü hazırlanmıştı. ABD. Çin, Kanada, Malezya, Türkiye imzalamamıştı. 2007 yılında Bali'de düzenlenen toplantıya Kyoto Protokolünün yerine uygulamaya konacak protokolün ön çalışmalırını yaparken ABD her zaman ki gibi karşı çıkmıştı.

    2007 yılında Türkiye büyük bir kuraklık yaşamıştı. Bu daha başlangıçtı ama kimse aldırış bile etmemişti. Ankara ve İstanbul suzuz kalma tehlikesi geçirdi ve kaldılarda. Bunun üzerine İstanbul'da Melen çayı, Ankara'ya ise Kızılırmak nehri'nin suları verildi. Felaket bundan sonra başladı. Çeşme suyunu içen insanlar zehirleniyordu. Diğer il ve ilçe başkanları bugün susuz kalmayalım diyerek bir de Koltuk sevdası için yer altında bulunan suları çıkardılar ve 25-30 yıllık suyumuz var dediler. Bunu duyan halk nasıl olsa suyumuz var diyerek suyu bilinçsiz kullandılar. Sonuçta bugünlerin yaşanmasına neden oldular. Uzmanlar şimdi tartışıyor. Bugün susuzluğun nedeni Belediye Başkanları mı? Yoksa Suyumuz var diye suyunu bilinçsiz kullanan insanlar mı?

    2025 yılında susuzluk ortaya çıktı. Bizim ülkemizin ise 5-10 yıllık suyu vardı. Diğer ülkelerle su savaşları başladı. Ülkemize göçler başladı. 5-10 yıllık suyumuz için diğer ülkelerle savaşmaya başladık. Tüm insanlar savaşlara katılacaktı. Kadın, Erkek ayrımı yoktu. Fakat Küresel Isınma Vakfı, Türkiye Erezyon'la Mücadele Vakfı (TEMA), Greenpeace, Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) ve diğer çevre vakıf ve derneklerine üyeleri zaten çevreyi korudukları için bu savaşlarda yer almadılar. Zaten çevreyi korumak için ellerinden geleni yapmışlardı.

    Geçen yıl gördüğüm manzara karşısında geçmişi hatırlamayı istemedim. Üniversiteden arkadaşım Gökhan'ı gördüğüm zaman keşke hiç karşılaşmasaydım dedim. En son 2009 yılında görmüştüm onu. Okul bittikten sonra bir daha karşılaşmamıştım. Şimdi ise 2029. Ben 2007-2008 yıllarında Küresel ısınma gerçeğini anlattığım zaman bana Küresel ısınma senin gibi birkaç çapulcunun uydurduğu bir şey diyordu. Benim anlattıklarıma hiçbir zaman inanmazdı. Benim ona dediğim kendini düşünmüyorsan çocuklarını düşün diyordum. Oda sanane benim çocuklarımdan diyordu ve asıl sorun burada kendi çocukları onu sokağa atmıştı. Sebep olarak sen zamanında bizler için önlem almadın. Her gün çevreyi kirlettin, suyunu boşa harcadın senin yüzünden bizler yaşayamıyoruz diyerek Gökhan'ı sokağa atmışlar. 4 yıldır duş alamamış, 2 yıldır sokakta yatıp kalkıyormuş. Onu gördüğüm gün konuştuğumuzda gözlerinden bir an olsun yaş dinmedi. Benim anlattıklarıma inanmadıkları için şimdi bu hallere düştüğünü anlattı. Bana inanmadığı için bana hep karşı geldiği için çok pişmandı. Rabbim canımı alsada bana bu çileyi çektirmese diyordu.


    İşte bugün Dünya'da ikiyüzmilyon insan var yok. Zaten bu insanların hepsi de çevreci diğer insanlar savaşlarda hayatını kaybetti. Dünya'nın en fazla 3 aylık ömrü kaldı.

    3 ay sonra Dünya ölecek ve insanoğlu o gün muradına erecekti.
     



  3. Cevap: küresel ısınma kompozisyonları

    Son günlerde yağış var hava bir türlü açmadı diye herkes üzgün peki kim nereden bilecek ki Küresel Isınma'nın yol açtığı sıcaklık artışının 1 derecenin bile milyarlarca dolarla ölçüldüğünü, yüz milyonlarca insanın hayatına mal olacağını hangi zengin biliyor acaba.

    Ha söylenende güzel şükür hava ısınıyor, nasıl olsa barajlarda dolmadı, bu yazıda kuraklık içinde geçireceğiz. İnsanlar o kadar mutlu ki hala çevreyi nasıl kirletirimin hesabını yapıyor.

    Eee doğal olarak başa baş dişe diş doğada boş durmuyor. Nasıl olsa insanlık buldu benim gibi temiz bir doğayı diye kirletme yarışındalar bende onlardan intikam alacağım diye:

    Küresel Isınma,
    İklim değişikliği gibi felaketleri başımıza açıyor.Bu devirde kim kimden intikam almadan yaşıyor. Aslında bunu kan davası gibi de düşünebiliriz nasıl mı?

    Çeşitli nedenlerden dolayı demeyelim de kafasına göre bir insan başka bir insanın canına kıyıyor. Tabiki öldürülen kişinin ailesi intikam almak için başkasını öldürüyor. Başka bir olay örneği daha; Berdel'e e ne oldu bizim kızımızı kaçırdınız. Sizde bize bi kız vereceksiniz. Yani karşılık. İşte şimdi bu felaketlerin sebebini aramak çok yanlış başından beri her şey belli doğa insandan intikamını alıyor.

    İnsanlar gerçekten bugün mutlu olacak neden mi???

    Bugün güneş açacak, yağmur yağmayacak, soluyacağımız temiz bir hava olacak.

    Yaşlılar; yaşlılık güzel olmaz ama bazılarına şu kelimeyi söylediğim zaman;

    Küresel ısınma yüzünden su savaşları çıkacak,
    İnsanlar sırf birkaç gün daha fazla yaşaması için bir ömürden değil, birkaç yıl değil, bir kaç gün için kendisini öldürecek dediğim zaman aman ben görmem ama siz görürsünüz, torunlarımız görür diyorlar. Peki bizim görmemizi o kadar çok istediğiniz için mi? Yoksa çevreyi kirletme ödülü varda onu almak için mi? Bunları yapıyorsunuz? Deyince çevre kirliliği için konuşan diller bir anda susuyor. İster yaşlı olun ister genç olalım Çevreyi koruyalım.

    Yazımı Ulu Önder Atatürk'ün bir sözü ile bitirmek istiyorum:


    Çevreyi Korumak Aklın Gereğidir.
    M. Kemal ATATÜRK