Küresel ısınma hakkında

'Güncel Bilgiler' forumunda Dark tarafından 14 Mayıs 2008 tarihinde açılan konu


  1. Küresel ısınma dosyası
    Son günlerde, dünya gündemini fazlasıyla meşgul eden küresel ısınma haberleri, insan oğlunun, bastığı dalı kestiğinin çok açık bir ispatıdır aslında, tarihde de birçok canlı türünü yok eden insan oğlu, halen hiç bir canlıya yaşama şansı tanımadığı gibi kendi kendini yok etme tehlikesiyle karşı karşıya.

    ilk olarak Vatan gazetesinde, daha sonra derki‘de Küresel ısınma dosyası başlığı altında yayılanan yazı, küresel ısınmanın ciddiyetini dikkat çekmektedir.


    Endişelenin, çok endişelenin. Hatta korkmaya başlayın. Çünkü küresel ısınma artık durdurulamaz bir noktaya doğru ilerliyor. Küresel ısınma insanlığın sonunu getirebilir… Bu ifade dünyanın en saygın haber dergileri arasında gösterilen Time’a ait.. Dünyanın son 5 yıldır üzerinde en çok tartıştığı konuların başında küresel ısınma geliyor. G-8 zirvelerinde ve uluslararası toplantılarda terörizmle birlikte gündemin ilk maddelerini oluşturuyor. Uyarılar, çoğumuza son birkaç yıla kadar felaket tellallığından öteye gitmeyen, hayal sınırlarını zorlayan senaryolar olarak geliyordu. Ancak küresel ısınmanın bir hayal ürünü olmadığı, hayatımızı derin bir şekilde etkilemeye başlamasıyla anlaşıldı.

    2006 yılı, meteoroloji kayıtlarının tutulduğu 17’nci yüzyıldan bu yana en sıcak 6’ncı yıl oldu. Ülkemizde ve tüm dünyada yağış miktarı azaldı. Kuzey yarımküredeki diğer birçok ülke gibi Türkiye’de de barajlar kurudu. Ocak ayının ilk haftasını geride bırakmamıza rağmen sert kış soğukları hâlâ başlamadı. Türkiye’nin kayak merkezlerindeki kar seviyesi son yılların en düşük seviyesine geriledi.

    İklimde gözlenen anormallikler aslında Sanayi Devrimi’nden hemen sonra, yani 1750’li yıllarda başladı. Atmosfere salınan metan gazı oranı son 25 yılda yüzde 31, karbondioksit oranı ise yüzde 149 arttı. Karbondioksit oranı, dünyada binlerce volkanın aktif olduğu 40 milyon yıl önceki seviyeye çıktı. Son yüzyılda dünyanın ortalama hava sıcaklığı 0.6 derece arttı. Korkutucu olan ise ısınma hızının katlanması…. 1979’dan bu yana her 10 yılda hava sıcaklığı 0.12 derece yükseldi. Bu, artış hızının yükselmemesi durumunda bile 2100 yılında dünya atmosferinin ısısı 1.2 derece artacak. Küresel ısınma, sadece kışların daha ılıman olmasına değil, iklimlerin değişmesine, ilkbahar ve sonbahar gibi ara mevsimlerin yok olmasına, sert kışlar ve kurak yazlar yaşamasına neden olacak. Yani kuraklık nedeniyle göçler başlayacak, şehirler dolacak ve insanlık tarım, sanayi ve iletişim devriminden sonra bu kez de “iklim devrimini” yaşayacak.

    Peki dünya nasıl ısınıyor?
    Küresel ısınma, insanlar tarafından üretim veya tüketim esnasında atmosfere salınan karbondioksit ile metan gibi zararlı gazların yeryüzü ısısını artırması” olarak açıklanıyor. Güneş’in yaydığı kızılötesi ışınlar milyonlarca kilometrelik bir yolculuktan dünyamıza ulaşıyor. Işınları yeryüzüne çarparak toprağı ve denizleri ısıtıyor. Işınlar yeryüzüne çarptıktan sonra yansıyarak tekrar uzay boşluğunun derinliklerine karışıyor. Bu noktada gaz kirliliği devreye giriyor. Yeryüzünden yansıyan ışınlar atmosferde biriken metan ve karbondioksit gazlarına takılıyor ve yeniden yansıyarak yeryüzüne dönüyor. Böylece normal şartlar altında atmosferi terk etmesi gereken ışınlar, atmosferde “sıkışıp kalıyor” ve dünyamızın daha fazla ısınmasına yol açıyor.

    Eskimolar bile artık buzdolabı satın alıyor
    - Kuzey Kutbu’na en yakın ülkelerden biri olan İzlanda’da Haziran’da hava sıcaklığı 24 derece olarak ölçüldü. Kutup ayıları kış uykusundan erken uyanmaya başladı.

    - Dünyanın en yüksek noktası olan Everest tepesi küresel ısınma nedeniyle alçalıyor. Himalaya Dağları üzerinde bulunan 8848 metrelik yüksekliğindeki tepe, Çinli uzmanlara göre zirvesinde bulunan buzulların erimesi nedeniyle 1.3 metre kısaldı.

    - 1912 yılından bu yana Tanzanya’daki Kilimanjaro dağının 5 bin 895 metre yükseklikteki zirvesinde karların yüzde 80’i eridi, 2020’ye kadar zirvedeki karların tamamen yok olacağı tahmin ediliyor.

    - Kuzey Kutbu’ndaki Eskimolar da sıcaktan bunaldı. “Eskimolara buzdolabı, klima satılmaz” şeklindeki pazarlama deyimini tarihe gömen gelişme, Kanada’nın Montreal kentinin 1600 kilometre kuzeyindeki Eskimo köyü Kuujjuaq’ta yaşandı. Köyün yerlileri, geçen yaz kendilerini bunaltan sıcaklar yüzünden 10 adet klima ve 20 buzdolabı satın aldı.


     



  2. Dünyanın ortalama ısısı geçtiğimiz 100 yıl içinde 0.6 derece arttı. Birleşmiş Milletler’e göre mucizevi bir şekilde, insanoğlu bugün atmosferi kirletmeyi durdursa bile ortalama ısı önümüzdeki 100 yılda da 1.2 derece artacak. BM uzmanları kritik eşiğin ise 2 derece olduğunu ifade ediyor. Bir başka deyişle dünya önümüzdeki yıllarda, 2 dereceden daha fazla ısınırsa, artık küresel ısınmayı önleme şansı kalmayacak. Peki küresel ısınma durdurulamazsa ne mi olacak? Dünyanın en saygın 3 kurumunun hazırladığı raporlar, bu durumda insanoğlunun karşılaşacağı korkunç felaketleri gözler önüne serdi:

    Ortadoğu’da su için kanlı savaşlar çıkacak
    Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon’un raporuna göre, 2020 yılından itibaren dünyada su ve enerji kıtlığı baş gösterecek.

    Avrupa’daki Venedik gibi kıyı kentleri sular altında kalacak. Su ve enerji kaynaklarını korumak için Japonya, Almanya, Kuzey Kore, Güney Kore, İran ve Mısır nükleer silah geliştirecek

    Tarım alanlarının ve su havzalarının korunması ve ele geçirilmesi nedeniyle çıkacak çatışmalar, terör örgütleri kanalıyla bölgesel savaşlara dönüşecek.

    İstanbul kıyıları sular altında kalacak
    Eski Dünya Bankası ekonomistlerinden Nicholas Stern İngiliz hükümeti için hazırladığı küesel ısınma raporunda karamsar bir tablo çizdi

    15 yıl içinde küresel ısınma nedeniyle sıcaklığı ortalama 2 derece artması dünya ekonomisinde 7 trilyon dolar zarara yol açacak.

    200 milyon kişi evsiz kalacak, Sahra Çölü Afrika’yı kaplayacak.

    Deniz seviyesi 1 metre yükselecek. Kıribati, Tuvalu gibi ülkeler haritadan silinenecek İstanbul, Los Angeles ve Venedik sular altında kalacak.

    Bir milyon canlı türü yeryüzünden yok olacak
    Birleşmiş Milletler’in Küresel Isınma Raporu’na göre 65 milyon yıl önce yok olan dinozorlardan sonra ilk kez hayvan ve bitki türleri bu kadar hızlı siliniyor. 100 yıl içinde yeryüzündeki tüm canlı türlerinin yarısı yok olacak.

    Küresel ısınma bu hızla devam ederse 2050 yılına kadar yeryüzündeki bitki türlerinin yüzde 37’si, yani 1 milyon hayvan ve bitki türü ortadan kalkacak.

    Okyanus suları ısınacak. Bu da aşırı nemli iklimlere, kasırgalara neden olup kıyı bölgelerinde yaşayanları tehdit edecek.

    Atmosfer karbona boğuldu
    Sanayi Devrimi’nin başladığı 1780’lerde atmosferdeki karbondioksit orani yüzde 0.02’ydi. Günümüzde bu oran yüzde 0.04’e yükseldi. Gelecek yüzyılda bu oran yüzde 0.08’lere varacak.

    En büyük suç enerjide
    Küresel ısınmanın baş nedeni olan sera gazları üretiminde birincilik elbette enerji santrallerinin elinde. Başta karbon olmak üzere atmosfere yayılan sera gazlarının yüzde 21.3’lük bölümünden elektrik elde etmek için kömür, petrol gibi fosil yakıtların kullanıldığı enerji santralleri sorumlu. Ev içi tüketimin için de ise ısınma, ışıklandırma ve yiyecek içecek tüketimi bulunuyor.

    Evinizdeki ampuller çevre dostu olsun
    Ampüllerinizi değiştirin. Enerji dostu yeni nesil ampüller, standartlardan yüzde 66 daha az enerji harcıyor. Geleneksel ampüllerinizden sadece 3’ünü, yeni çevre dostu ampüllerle değiştirdiğinizde, hem yılda 135 kilo karbon gazının atmosfere salınmasını önlemiş hem de tasarruf yapmış olursunuz.

    Cipler binek otodan iki kat daha zararlı
    Ortalama bir cip, şehir içinde 10 kilometrede 3 kg karbon gazını atmosfere salıyor. 94 model bir Ford Escort için bu oran 1.8 kg. Yani ortalama bir arazi aracı, binek otomobilden yüzde 47 daha fazla karbon üretiyor. Ayrıca inik lastikler otomobilin yılda 115 kg karbonu atmosfere yayması anlamına geliyor.

    Elektronik cihazları stand by’da bırakmayın
    Fiyatları düştüğü için satışları da artan düz ekran televizyonlar, normal televizyonların 3 katı elektrik harcıyor. Ayrıca evde ortalama 8 saat stand by modunda bırakılan TV, DVD player, müzik seti gibi elektronik cihazlar, yılda 450 kilo karbon gazının atmosfere yayılması anlamına geliyor.

    Uçakla gitmek yerine demiryolunu tercih edin
    Ortalama 3 saatlik bir uçuşta Boeing 747 tipi bir yolcu uçağı 2 bin ton karbon gazını atmosfere yayıyor. Bu nedenle seyahatlerinizde mümkün olduğu kadar treni tercih edin. Alışverişe giderken de, yanınızda bez alışveriş torbası götürün. Böylece atık madde oranını azaltmış olursunuz.



     



  3. SAYILARLA
    21
    Atmosfere yılda ortalama 21 milyar ton karbondioksit salınıyor ve bu miktar giderek artıyor.

    6
    Ortalama bir Amerikalı yılda 6 ton, bir İngiliz 3 ton, bir Çinli 0.7 ton, bir Hintli 0.25 ton karbondioksit üretiyor.

    220
    Türkiye atmosfere yılda 220 milyon ton karbondioksit bırakarak, dünyayı en çok kirleten ülkeler sırasında 20’nci. 2010’da bu rakam 400 milyon tona ulaşacak.

    30
    Avustralya yakınlarındaki 134 bin nüfuslu Mikronezya adasında deniz her yıl 2.1 cm yükseldi. Deniz seviyesi 30 cm olan ülke 15 yıl sonra batacak

    400
    20 yıl sonra önlem alınmazsa Afrika’da 400 miyon insan kuraklık nedeniyle açlıkla karşı karşıya kalacak.

    **********

    Petrol ve doğalgazda dünyanın dışarıya en fazla bağımlı bölgesi olan 27 üyeli Avrupa Birliği, özellikle son dönemde dünya için felaket sinyalleri veren küresel ısınmayla mücadelede çok katı bir program uygulamaya karar verdi. AB’nin yeni hazırladığı küresel ısınma raporunun korkutucu sonuçları doğrultusunda Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso dün Brüksel’de hedefleri açıkladı.

    RÜZGAR ENERJİSİ KULLANILACAK
    Buna göre küresel ısınmada başrolü oynayan karbondioksit, metan ve nitrotoksit gibi sera etkisi yaratan gazların salınımı 2020 yılına kadar, 1990’daki oranların en az yüzde 20 altına düşürülecek. Bunun için de rüzgar ve güneş enerjisi gibi düşük karbonlu ve yenilenebilir, temiz enerji kaynaklarının kullanımına odaklanılacak.

    SERA GAZI YÜZDE 20’YE ÇEKİLECEK
    Önerilerde, üye devletlerin 2020 yılına kadar yenilenebilir enerji payını en az yüzde 20’nin üzerine çıkarması isteniyor. AB’nin bu alandaki hedefi daha önce 2010 yılına kadar yüzde 12 olarak belirlenmişti.

    BİTKİSEL AKARYAKITA GEÇİLECEK
    AB Komisyonu ayrıca biyo-yakıtların (bitkisel akaryakıt) payının 2020 yılında en az yüzde 12’ye yükseltilmesini öneriyor. “Önemli olan, karbona daha az bağımlı bir ekonomi yaratmaktır” diyen Barroso, bu bağlamda, nükleer enerji konusunda üye ülkelere bir kısıtlama getirmeyeceklerini ve ülkesel tercihlere saygı duyacaklarını belirtti.

    ABD’DEN DE DESTEK İSTENDİ
    AB Komisyonu’nun önerisinde, zararlı atık gazlarıyla dünyayı en fazla kirleten ABD başta olmak üzere, diğer sanayileşmiş ülkelerin de sera gazı salımını azaltmaya karar vermesi halinde, AB’nin de bu gazları yüzde 20 azaltma hedefini yüzde 30 olarak yeniden belirleyeceği bildirildi.

    ASIL HEDEF YÜZDE 30’A ÇEKMEK
    Dünyada sera gazı salımının 2020 yılına kadar 1990 yılındaki seviyelerin yüzde 30 altına çekilmesi halinde küresel ısınmanın yavaşlayacağı ve sıcaklığın sanayileşme öncesi döneme göre 2 santigrat dereceden daha fazla artmayacağı biliniyor. AB Komisyonu, bu vurguya dikkat çekerek hemen harekete geçilmesi halinde yüzde 30 hedefinin teknik ve ekonomik açıdan ulaşılabilir olduğunu vurguladı. Barroso, yarının dünyasını şekillendirmek açısından, bu önerileriyle liderlik geliştirdiklerini ve bir vizyon ortaya koyduklarını ifade etti.


    İŞTE AB’NİN FELAKET RAPORU:

    Sıcaklar yılda 90 bin can alacak
    Avrupa Birliği’ni küresel ısınmaya karşı bu kadar sert önlemler almaya iten geniş kapsamlı raporda, “2071 yılında ortalama hava sıcaklıkları, küresel ısınma nedeniyle 1990 yılındaki seviyenin 3 derece üzerine çıkarsa, Avrupa genelinde her yıl 90 bin kişi sıcaklardan can verecek. Aynı tarihte 2.2 derecelik bir artış durumunda ise sıcaktan ölen insan sayısı 36 bin olacak” şeklindeki bulgu en can alıcı noktayı oluşturdu. Türkiye’nin de dahil olduğu Akdeniz ülkeleri için büyük bir kuraklık uyarısı yapılan raporda, bu iklim bölgesinde turizm ve balıkçılığın biteceği; iklimi ılımanlaşan Kuzey Avrupa’nın ise yeni turizm merkezi olacağı belirtiliyor. İşte rapordan çarpıcı uyarılar:

    * Avrupa’nın kuzeyinde daha ılıman bir iklim olacak. Bu sayede tarım üretimi yüzde 70 artacak. Kuzey Denizi sahilleri yeni Riviera olacak. İsveç ve İngiltere gibi ülkeler, küresel ısınma nedeniyle avantajlı konuma geçecek. Kışlar daha ılıman geçeceği için bu ülkelerdeki ölüm oranları azalacak. Turistler artık tatilleri için güney Avrupa’yı değil kuzeyi tercih edecek.

    Kuşlar erken yumurtlamaya başladı tropik hastalıklar Avrupa’yı vurdu
    Terörizmle birlikte en büyük sorun olarak gösterilen küresel ısınma, dünya genelinde kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. İngiltere Meteoroloji Kurumu’na (MET) göre Avrupa ülkelerinde Aralık ayında sıcaklık mevsim normallerinin 3-5 derece üzerine çıktı. MET uzmanları, “Sıcaklar gidiyor sanmayın, 2006, tarihin en sıcak 6’ncı yılı olmuştu. 2007 ise en sıcak yıl olacak” dedi. İşte küresel ısınmanın etkileri:

     



  4. Yaprak dökülmüyor
    - Avrupa’da çiçekler 1950 yılına göre 1 hafta daha erken açıyor ve sonbaharda 1950 yılında göre 5 gün sonra yaprak döküyor.

    - Biyologlar birçok kuş ve kurbağa türünün erken üremeye başladığını belirtiyor. Araştırmalar, göçmen olmayan 35 tür kelebeğin eskiye oranla 240 kilometre daha kuzeyde dolaştığını gösteriyor.

    Alpler’de kar yok!
    - İskandinav ülkelerinde her kış donup karla kaplandığı için kapanan golf otelleri bu yıl yüksek sıcaklıklar nedeniyle hizmet vermeye devam ediyor.

    - İsviçre, Fransa ve İtalya’ya yayılan Alp Dağları’ndaki kayak merkezleri, kar yağmayınca yapay karla idare etmek zorunda kaldı. İsviçre bankaları Alpler’de 1500 metre altında olan kayak tesislerine kredi vermeyi reddediyor.

    - Almanya’da ilkbahar aylarında görülen saman nezlesi şikayetleri, yüzlerce yıl sonra ilk kez bu ay başgösterdi.

    Meyve ağaçları çiçek açıyor
    - ABD’nin New York kentinde hava sıcaklığı 18 dereceye çıktı. Mevsim normallerinin 10 derece üzerinde seyretmesi üzerine meyve ağaçları çiçeklenmeye başladı.

    - Moskova’da papatyalar ve menekşeler çiçek açtı. Dondurucu soğuğuyla tanınan başkentte Ocak ayı ortalama sıcaklığı 7 dereceye yükseldi.

    - Dünya genelinde mercan kayalıkları güneşli günlerde deniz suyu sıcaklığının 29.5 dereceye yükselmesi nedeniyle içindeki deniz yosunlarını ve organizmaları kaybettiği için ağarıyor.

    Afrika’ya döndük
    - Bilim adamları Avrupa’da 50 yıldır görülmeyen tropik hastalıkların yeniden patlak verdiğini açıkladı. Uzmanlar, “Ortalama hava sıcaklıkları arttıkça, Afrika’dan salgın hastalıklar Avrupa’ya sıçramaya başladı” dedi.

    150 kişi can verdi
    - İtalya’da 1970’ten bu yana ilk kez sıtma vakaları görülüyor. Encephalitis adı verilen tropik hastalık, beyinde ölümcül enfeksiyonlara yol açılıyor. 100 yıl aradan sonra ilk kez Fransa, İtalya ve İspanya’da görüldü. Sineklerin taşıdığı parazitler aracılığıyla bulaşan visceral leishmanasas adlı hastalık da ilk kez görülüyor. Son 5 yılda Avrupa’da 150 kişi bu hastalık yüzünden can verdi.

    Balık göçü başladı
    - Akdeniz’in sularının ısınmasıyla deniz canlılarının yüzde 20’sini de Kızıldeniz’den göç eden tropik balıkları oluşturuyor. ABD’nin kuzey eyaletlerinde sıcaklık 15 dereceyi aştı.Buzlu sularda geleneksel yüzme yarışmaları düzenleyen Amerikalılar, şimdi kumsalda güneşleniyor.



    SAYILARLA
    200
    Karbondioksitin atmosferik ömrü yaklaşık 200 yıldır. Yani 200 yıl önce yayılan karbondioksit gazı hâlâ atmosferde varlığını koruyor.

    1824
    Sera etkisi ilk kez 1824 yılında Fransız bilimadamı Joseph Fourier tarafından tespit edildi.

    150
    Munich RE’nin yaptığı araştırmaya göre, küresel ısınmanın yol açtığı doğal felaketler ve sosyokültürel değişimlerin (Örnek, daha az kıyafet talebi, göç vb.) maliyeti yıllık 150 milyar doları buluyor.

    2006
    1800′lerden beri en sıcak yıllar sırasıyla; 1998, 2002, 2003, 2001, 1997 ve 2006 oldu.




    * Dünya genelinde turistlerin yüzde 15’i Akdeniz ülkelerini ziyaret ediyor. Ancak küresel ısınma nedeniyle İtalya, Fransa, Türkiye, İspanya ve Yunanistan gibi Akdeniz ülkelerinde kuraklık başlayacak. 100 milyar euro’luk turizm sektörü ağır darbe yiyecek.

    * Deniz sularının en az 1 metre yükselmesi bekleniyor. Bu durumda sahil bölgelerindeki yerleşim birimleri sular altında kalacak. Küresel ısınmanın maliyeti 2020’de 4.5 milyar euro olacak. 2071’te ise maliyet yıllık 42 milyar euro’ya kadar çıkacak.

    * Küresel ısınma sadece kuraklığa yol açmakla kalmayacak; aynı zamanda deniz sularındaki asit seviyesinin de artmasına neden olacak. Akdeniz’deki balık türleri yok olacak. Birçok balık kuzeye göç etmek zorunda kalacak. Dolayısıyla balıkçılık büyük darbe alacak.

    * Emisyon, yani atmosfere salınan zehirli gazların oranlarının 1990’daki seviyenin yüzde 20 ya da yüzde 30 altına çekilebilmesi durumunda küresel ısınmanın önüne geçilebilir. Ancak bu başarılamazsa, ısınma Avrupa’yı bölecek. Kuzey, turizmle zenginleşirken, güneydeki kuraklık, toprakları verimsizleştirip, refahın düşmesine neden olacak.

     



  5. Hatırı sayılır sayıda bilim insanı yeryüzünde iklimlerin değiştiği, ozon tabakasının inceldiği, kuraklık ve açlığın kapıda olduğunu söylüyor. Peki ’sera etkisi’, ‘küresel ısınma’, ‘Kyoto Protokolü’ gibi kavramları ne kadar iyi tanıyoruz?

    Dünyada ortalama yüzey sıcaklıkları geçen yüzyıldan bu yana yükseliyor. 20. yüzyılın son 15 yılından 10′u, yüzyılın en sıcak yılları oldu. Örneğin 1998 kaydedilen en sıcak yıldı. Kuzey yarımkürede karla kaplı bölgeler ve Kuzey Buz Denizi’ndeki buzul miktarı günden güne azalıyor. Buna paralel olarak geçen yüzyılda deniz suyu seviyesi birkaç cm yükseldi. Ortalama sıcaklık artışının insan eliyle gerçekleştirildiğine yönelik kanıtlar da günden güne artıyor.



    Sera Gazları nelerdir?

    Sera Gazları olarak adlandırılan gazların bazıları, atmosferde doğal olarak bulunan maddelerdir. Bunlar su buharı, karbondioksit, metan, nitröz oksit ve ozondur. Ancak insan faaliyetleri ile bu gazların miktarı artmaktadır. Katı atıklar, fosil yakıtlar (petrol, doğalgaz, kömür), odun gibi maddelerin yanmasıyla karbondioksit; kömür, petrol ve doğalgazın üretim aşamasında metan; tarım ve endüstride nitröz oksit açığa çıkmaktadır.

    Yine sera gazları arasında sayılan hidroflorokarbonlar (HFC), perflorokarbonlar (PFC) ve sülfür hegzaflorid (SF6) ise atmosferde doğal olarak bulunmazlar. Bu maddeler sanayi faaliyetlerinin sonucu açığa çıkmaktadır. Bu saydığımız gazların atmosferdeki yoğunluğu, hiç olmadığı kadar artmıştır. Örneğin, atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu milyonda 375 moleküle (ppm) yükselmiş durumdadır. Bu değer 420 bin yılın en yüksek değeridir.



    Sera Etkisi nedir?

    Yeryüzünden yansıyan güneş ışığı atmosferi terk etmeden önce sera gazlarına temas eder. Bu gazlar, enerjinin bir bölümünü yeryüzüne doğru yansıtarak atmosferin ısınmasını sağlarlar. Bu etkiye sera etkisi denir. Sera etkisi, yeryüzündeki yaşam için gerekli bir olgudur. Bu etki olmadan yeryüzü sıcaklığının yaklaşık 30°C düşük olacağı hesaplanmıştır. Ancak insan faaliyetleri sonucu sera gazlarının yoğunluğu arttıkça, yeryüzüne yansıyan enerjinin miktarı artmakta ve sıcaklık yükselmektedir.



    Kyoto Protokolü nedir?

    Kyoto Protokolü, sera gazlarının atmosfere yayılmasını azaltmak amacıyla oluşturulan bir anlaşmadır. Protokolü onaylayan 160′tan fazla ülke, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Anlaşması dahilinde, atmosfere yaydıkları sera gazlarında, 1990 yılına göre yüzde 5,2 oranında bir indirime gitmeyi kabul etmiştir. 16 Şubat 2005′te yürürlüğe giren Kyoto Protokolü’ne en büyük kirleticilerden olan Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya ise imza koymamıştır. Ancak sorun bununla sınırlı değil. Kyoto Protokolü’nün geçerliliği 2012 yılında doluyor. Bu tarihten sonra ne olacağı ise belli değil.

    Kaldı ki küresel ısınmada geri dönülemez noktayı geçtiğimize dair araştırmalar da bulunmakta. Örneğin İngiliz bilimadamı James Lovelock, küresel ısınmayı tersine çevirmek için girişilen çabaların başarısızlığa mahkûm olduğunu, çünkü bunun için çok geç kalındığını söylüyor. Karamsar bir tablo çizen Lovelock, bildiğimiz anlamda uygarlığın artık hayatına devam edemeyeceğini iddia ediyor.
     



  6. :f84: bu araştırmayı yapanlar en çok zarar gördüğünü veya göreceğini idda eden ülkeler bence küresel ısınma koca bir yalan ab ve abd nin gelişmekte olan ülkelere olan bir oyunu kurmacası
     



  7. umarım söylediğin doğrudur polima dilerimki yalan olsun böyle bir şey :)

    bilgi ve paylaşım için teşekkürler Dark
     



  8. polima arkadaşım sana katılamıycam çünki küresel ısınmanın belirtilerini tehlikelerini zaten yaşıyoruz ve daha büyük tehlikelerde bizi bekliyor...
    bilgi ve paylaşım için teşekkürler...
     



  9. :f20: madem öyle ülkemiz neden kyoto protokolünü imzalamaz onuda düşündünüzmü
     



  10. kyoto protokolü imzalandıktan sekiz yıl sonra yani 2005 yılının başlarında Rusya'nın da katılımı ile yürürlüğe girmişti. protokole başlangıçta 160 ülke imza atmıştı. Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye protokolü imzalamayan ülkeler arasındaydı. 2005 yılından bu zamana e-posta kutularımızda "you won $1.000.000" konulu mesajların arasında sık sık "Türkiye kyoto'yu imzala" konulu mesajlar da görür olduk. Bu amaçla çeşitli kampanyalar düzenlendi.

    kampanyalara destek verenlerin yanında bazı kişiler "uğraşmayın böyle işlerle" diyordu. (ben de bu gruptayım) çünkü tek başına dünyaya yetecek kadar salınım yapan ABD imzalamadıkça pek faydası olmayacağı düşünülüyordu. ayrıca sanayileşmeyi zorlaştırması da ülkemiz için bir dezavantajdı. zaten Türkiye, OECD üyesi olduğu için Annex I ve Annex II'de yer almıştı. 1992 rio zirvesinden beri de protokolü destekliyor fakat gelişime engel olacağı düşüncesiyle imza atmıyordu.

    yıllar çabucak geçti ve şimdi TBMM Çevre Komisyonu tarafından, kyoto protokolünün bir ay içinde görüşüleceği ve imzalanacağı yönünde bir açıklama geldi. vatana millete hayırlı olsun.

    not: kyoto protokolü ile ilgili arkadaşlar bu yazıyı okuyabilir
     



  11. şöyle düşünün şimdiye kadar kurulmuş ve kaybolmuş uygarlıklar gelebilecekleri en sona kadar gelmişlerdir ondan sonra kendini yok etme devresi başlar sanıyorum bizlerde o devreye giridik paylaşıma tşk