Kurban Bayramı Yaklaşırken

'Sorularla İslamiyet' forumunda Wish tarafından 4 Aralık 2008 tarihinde açılan konu


  1. [​IMG]

    Kurbanın Tarifi:

    Sözlükte “yaklaşmak, Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan şey“ anlamlarına gelen kurban İslâmî terminolojide “ibadet niyetiyle belirli şartları taşıyan hayvanı, usulüne göre kesmek“ demektir. Kurban bayramı günlerinde (ilk üç günde) böyle Allah rızası için kesilen kurbana “udhiyye” denir. Türkçede kurban denince, kurban bayramı günlerinde kesilen ve belli şartları taşıyan deve, sığır, koyun, keçi gibi hayvanlar akla gelmektedir.

    Kurban kesmenin hükmü nedir?

    Kurban denince aksine bir kayıt olmadığı sürece genelde Kurban Bayramında kesilen kurban ve onun hükmü anlaşılır. Kurban bayramında dinen aranan şartları taşıyan kimselerin kurban kesmeleri Hanefî mezhebine göre vacip, diğer mezheplerde ise terk edilmesi istenmeyen müekked bir sünnettir. Maliki mezhebinde de bunun vacip olduğunu savunanlar vardır.

    Kurbanın sünnet olduğunu ileri sürenler de onun önemine ayrıca dikkat çekerler. İmam-ı Şafii “Kurban sünnettir” cümlesinin hemen arkasından “Onun terk edilmesini istemem (sevmem)” der. (eş-Şafii, el-Üm, II, 287) Bu itibarla Şafii mezhebinde, sünnet-i müekkede olan hüküm, Hanefilerde vacip gibi bir hüküm ifade etmektedir.

    Kur’ân’ı Kerim’de Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme hitaben şöyle buyrulmuştur: “Rabbin için namaz kıl ve kurban kesiver” (Kevser, 108/2) Hanefî mezhebine göre; Peygambere vacip olan, aksini ispat eder bir delil, bir kayıt olmadıkça ümmetini de kapsar, dolayısıyla onların da kurban kesmeleri gerekir. Zira peygamber, ümmeti için bir rehberdir.

    Ayrıca Peygamber Efendimiz tarafından birçok hadis-i şerifte, hali vakti yerinde olanların kurban kesmesi gerektiği bildirilmiştir:

    “Kurban kesecek güçte olup da kesmeyen, namazgâhı‎mı‎za yaklaş‏ması‎n” (İbn Mace, Edahi, 2; Müsned, 2/321)

    “Her hane halkının senede bir kere kurban kesmesi gerekir.” (Tirmizi, Edahî, 18; Ebu Davud, Edahî, 3)

    Bayram namazından önce kurbanını kesen birisine Allah Resülü, yeniden kurban kesmesini emretmiştir. Peygamberimizin yeniden kesmesini emretmesi, kurban kesmenin vacip olduğunu gösterir.

    Ayrıca Peygamberimiz, hicretten itibaren on yıla yakın bir süre hep kurban (Udhiyye) kesmiştir. Kurbanını kesen kimse hem mesuliyetten kurtulur hem de niyetinin derecesine göre ahirette sevaba nail olur.


    Kurban kesmek kimlere vaciptir?

    Kişinin kurban kesmekle mükellef tutulabilmesi için dört şartı taşıması gerekmektedir. Bunlar;

    · Müslüman olmak: Aslında bu şart bütün ibadetleri yerine getirmek için gereklidir. Bir kişi kurban bayramının üçüncü günü güneş batmadan önce Müslüman olursa ve diğer şartları da taşıyorsa, bu kişini kurban kesmesi gerekir.

    · Akıllı ve bulüğ çağına ermiş olmak: Çocukların ve delilerin mallarından kurban kesilmesi gerekmez. Fetva da buna göredir. Bununla birlikte bir kimse kendi malından çocuğu için kurban kesebilir. Bu da güzel bir davranıştır. (müstehabtır)

    · Mukim olmak (seferi olmamak): Dinen yolcu hükmünde olan kimse kurban kesmekle mükellef değildir. Ancak yolcu hükmünde bulunan kimsenin tek başına veya mukimlerle birlikte kurban kesmesine bir mani yoktur. Hatta diğer mezhepler, bu hususta mukimle yolcuyu ayırmamışlardır.

    · Belirli bir mali güce sahip olmak: Hanefî mezhebine göre, kurban kesmeyi vacip kılan zenginliğin ölçüsü zekâtta ve fıtır sadakasında aranan zenginlik ölçüsüyle aynıdır. Bu da borçları ve aslî ihtiyaçları dışında 20 miskal (85 gram) altın veya 200 dirhem gümüştür. Fıkıh bilginlerinin tesbitine göre, zekatta aranan “malın üzerinden bir sene geçmesi”, “sahip olunan mal varlığının artıcı olması” gibi şartlar kurbanda aranmaz. Buna göre kurbanın ilk üç gününde her kim nisab miktarı mala sahip olursa, kurban kesmekle yükümlü olacaktır.

    Kurban kesmeden maksat ne olmalıdır?

    Aslında bu sorunun cevabını Allahu Teala Yüce Kitabında bizlere bildirmiştir. “Unutmayın ki ne onların etleri, ne de kanları asla Allah’a ulaşacak değildir. Lâkin Ona ulaşan tek şey, kalblerinizde beslediğiniz takvâdır, Allah saygısıdır. (Hac, 22/37) Ayette de belirtildiği gibi kesilen kurbanlarda hedef; ihlâs, takva ve Allah’a yaklaşmak olmalıdır. Bu maksad ve gaye olmadıktan sonra kesilip dağıtılan etlerin, kanların Allah nezdinde bir değeri yoktur. Zira, Allah’ın insanın yaptığı hiçbir ibadete ihtiyacı olmadığı gibi, keseceği kurbana da ihtiyacı yoktur. O’nun katında makbul olan şey, insanın ihlas ve samimiyetidir. Bunun için bu ibadet görevimizi de ifa ederken Allah’ın hoşnutluğunu kazanmayı hedeflemeli ve kestiğimiz kurbanla, Allah’a karşı yeri geldiğinde en değerli varlıklarımızı da O’nun yolunda feda edebileceğimizi göstermeliyiz.
     



  2. Bilgiler için teşekkürler canım..
     



  3. güzel bilgiler teşekkürler wish