Kurban Bayramı İle İlgili Yazı

Konusu 'Kısa Yazılar' forumundadır ve YAREN tarafından 9 Mayıs 2011 başlatılmıştır.

  1. YAREN Üye

    Kurban Bayramı Yazı,
    Kurban Bayramı İle İlgili Yazılar,
    Kurban Bayramı Yazıları


    Mümin güneş gibidir. Sararıp-solarak batar ama doğduğunda (ahirette) göz kamaştırır.

    Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî "kuddise sirruh" hazretleri buyuruyorki; "Evliyânın kalbleri, ilâhî nûrların çıkıp geldiği kaynaklardır. Onların hoşnut olduğundan, Hak teâlâ da hoşnuttur. Onların kalblerinde yer eden, büyük devlete kavuşmuştur"."Bu yolun büyükleri kendilerine bağlı olanlardan gâfil değildir"....

    Allahü teala bir ağaç yaratmış, dünyada ekilir, yetiştirilir ama dünyada meyvesi olmaz, meyvesi cennette yenir, çünki bu meyveyi yiyen ölümsüzleşir. Bu ağaç islamiyet ağacıdır, ağacın adı müslümanlıktır.


    Herhangi bir insana bir iyilik etmek, gökten lamba olarak yere inse, bu iyilikten hasıl olan nur o kadar parlaktır ki; güneş onun yanında çok sönük kalır. Hele bu hizmet ile bir insanın hidayetine sebeb olunursa kıymeti hiç ölçülemez.

    Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
    (Cimrilerin en kötüsü kurban kesmiyendir.) [Se' âdet-i Ebediyye]
    (Kurban bayramında yapılan amellerden Allahü teâlâ katında kurban kesmekten daha kıymetlisi yoktur. Daha kanı yere düşmeden Allahü teâlâ, onu muhâfaza eder. Onunla nefsinizi tezkiye edin, onu seve seve kesin!) [Tirmizî]
    (Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan duâ, reddolmaz. Fıtr ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berât ve Arefe gecesi.) [İsfehânî]

    Seadeti Ebediyye kitabındaki bazı hadisi şeriflerde buyuruluyorki;

    — Allahü teâlâ, ibâdetler içinde, Zil-hiccenin ilk on gününde yapılanları dahâ çok sever. Bu günlerde tutulan bir gün oruca, bir senelik oruc [nâfile oruc] sevâbı verilir. Gecelerinde kılınan nemâz, Kadr gecesinde kılınan nemâz gibidir. Bu günlerde çok tesbîh, tehlîl ve tekbîr ediniz!
    — Bir müslimân, Terviye günü oruc tutarsa ve günâh söylemezse, Allahü teâlâ, onu elbette Cennete sokar.
    — Arefe gününe hurmet ediniz! Çünki Arefe, Allahü teâlânın kıymet verdiği bir gündür.
    — Arefe gecesi ibâdet edenler, Cehennemden âzâd olur.
    — Arefe günü oruc tutanların, iki senelik günâhları afv olur. Biri, geçmiş senenin, diğeri, gelecek senenin günâhıdır. [Arefe, Zil-hiccenin dokuzuncu günüdür. Başka günlere Arefe denmez!].
    — Arefe günü bin İhlâs okuyanın bütün günâhları afv olur ve her düâsı kabûl olur. Hepsini Besmele ile okumalıdır.

    (Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselamdan, Sûr’a üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevap yazılır.) [R. Nâsihîn]

    (Oruç tutan kimsenin uykusu ibadet, sükutu tesbih, duâsı makbul ve günahı affolmuştur. Ameline de kat kat sevap verilir.) [Taberânî]

    (Arefe günü tutulan oruç, bin gün [nafile] oruca bedeldir.) [Taberânî]

    (Aşure günü orucu bir yıllık, Arefe günü orucu da, iki yıllık [nafile] oruca bedeldir.) [T. Gâfilîn]

    (Arefede tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihâd için verilen iki bin ata bedeldir.) [T. Gâfilîn]
  2. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.883
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul

    Cevap: Kurban Bayramı İle İlgili Yazı

    Kurban Bayramı İle İlgili Yazı

    Bayramlar, Türk milletinin hayatındaki özel ve önemli günlerdendir. Bayramlar, soysal dayanışma, karşılıklı sevgi ve hoş görü ile saygının tesis edildiği özel günlerdir… Her yıl tekrarlanmakta olan ve ömrü olanların şahit olduğu bu bayramlarda, kendine has çeşitli programlarla kutlama etkinlikleri düzenlenmektedir. Bayram namazı kılmak, kurban kesmek ve kurban etlerini paylaştırmak, akraba, komşu ve hasta ziyaretleri yapmak bunlardan bazılarıdır.

    Memleketlere yapılan heyecanlı yoluculuklar ve bayram ziyaretleri ile şenlenen hâneler, toplu mekanlarda bir araya gelerek yapılan bayramlaşmalar ve bayrama özel yapılan tatlı ve kurban etinden yapılan yemek ikramları, Kurban bayramının en belirgin özelliklerindendir. Konuyla ilgili Hz. Peygamber (S.A.V); “Arefe günü, kurban günü ve teşrik günleri biz Müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme içme günleridir”(1) buyurmuştur.

    Yıl boyunca hayatın yoğunluğunda yorulan insanlar, ihmal ettikleri eş, dost ve yakınlarına kavuşmakta, onlarla dertleşmekte, birkaç günlüğüne de olsa duygusal ve manevi bir nefes alma imkanı bulmaktadırlar. Bayramlar bu şekilde hayatın yorucu temposuna bir soluk aldırmaktadır. Topluca bir dinlenme ve eğlenmenin yanısıra, hasta ve yaşlı ziyaretleri ile yıl içinde ahirete yollanan insanların eksiklikleri bayramlarda fark edilmekte ve hayatın faniliği bir kez daha hatırlanmaktadır.

    Gelişen teknolojiye rağmen insan bedeni ve zihninde meydana gelen ezici yorgunluk ve teknolojiyi doğru kullanamamanın getirmiş olduğu duygu kaybı, ancak; bayramlar gibi özel zamanlarda yumuşayarak coşkuya dönüşmekte böylelikle duygusal ve ruhi derinlik yakalanabilmektedir. Kurban kesmek geçmiş ümmetlerde de vardır. Cenab-ı Hak Hz. Adem (A.S)’ın çocuklarını anlatırken, onların kurbanlarını Allah’a takdim ettiklerini, birinin kabul edildiğini, öbürünün ise kabul edilmediğini ; “Bir de onlara Adem’in iki oğlunun başından geçen olayı hakkıyla oku! Hani ikisi, birer kurban sunmuşlardı da birininki kabul edildi, diğerininki edilmedi. Bu: “Ben seni kesinlikle öldüreceğim!” dedi. Diğeri: “Allah, ancak kendisinden korkanlarınkini kabul buyurur.” (2) şeklinde Kuran-ı Kerimde bildirilmektedir.

    Yüce Kitabımızda Hz. İbrahim (A.S)’ın oğlu İsmail (A.S)’ı kurban etmek isterken, Allah tarafından bir kurban gönderildiğini ve onun kesildiğini; “Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik..(3) ayeti kerimesiyle anlatılmaktadır. Hadisi Şerifte de; “Akrâba ziyâreti hâriç, kurban bayramında, kurban kesmekten daha iyi amel yapılamaz.” (4) denilerek, kurban kesmek teşvik edilmektedir.

    Kurban Bayramında üç tane görev vardır ki bunları yapmak her kimse üzerine dînen vacip hükmündedir. Bunlardan birincisi; Teşrik Tekbirleri getirmektir. Kadın erkek herkes Arefe günü sabah namazında başlayıp, dördüncü bayram günü ikindi namazına kadar, Namazların farzları kılınınca; “Allahu Ekber Allahu Ekber, La İlahe İllallahu Vallahu Ekber , Allahu Ekber Velillahil hamd.” şeklinde teşrik tekbiri getirler. Nitekim Hadisi Şerifte Resulullah (S.A.V) şöyle buyurmuştur: “Bayramınızı tekbir getirmek suretiyle süsleyiniz.” (5) İkincisi; Bu günde Bayram Namazı kılmak da vacip olan görevlerimizdendir. Kainatın Efendisi (S.A.V); “Bu günümüzde yapacağımız ilk şey namaz kılmaktır” şeklinde emir buyurmuş ve bundan sonra da Bayram namazlarının kılınmasına başlanmıştır. Kurban Bayramı ise hicretin ikinci yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Bugüne ait üçüncü görevimiz ise; kurban kesmektir. Gücü yeten kadın erkek herkesin kesmesi üzerine vacip olmaktadır.

    Bayrama ait diğer görevlerimize gelince; kurban kesemeyenlere kurban eti dağıtmak, yetim ve öksüz kalpleri okşamak, dargınlıkları unutmak, hasta ve yaşlıları ziyaret ederek yalnızlıklarını paylaşmak, düşkün ve yaşlıların ihtiyaçlarını karşılamak, bayramlarını kutlamak ve onların gönül yaralarını sarmak bu günlerde daha da bir önem kazanmaktadır. İçinde yaşadığımız bilim ve teknoloji çağının karşımıza çıkardığı şartlar, insanlarımızın hayatlarındaki yolculuğu da büyük ölçüde değiştirmiş, olaylara bakış açılarında çeşitlilik ve farklılıklar meydana getirmiştir. Bayramların bayram havasında kutlanmak yerine tatil yörelerinde bir izin olarak geçirilmesi buna en çarpıcı örnektir. Bunun sonucu olarak da, geleceğimizin de teminatı olan çocuklarımız ve yeni yetişen nesil, bayramların önemi kavramaktan ve ruhunu yakalamaktan uzaklaşmaktadır.

    Bu nedenlerle bayramlar; ister dini, ister iktisadi, ister sosyo-kültürel boyutlarıyla değerlendirilsin, hepimiz için farklı anlamlar taşımasının yanında, netice olarak olumlu sonuçlar ifade etmektedir. İnsan ilişkilerine çeşitli renklilik ve değer katan bayramlarımız; içinde bulunduğumuz sosyal, kültürel ve tarihi yapıya katkı sağlamak açısından büyük bir önem taşımakta ve toplumumuz için bir ibadet olmanın yanısıra aynı zamanda bir moral kaynağı da olmaktadır.

    Bayramla ilgili üzerinde durulması gereken en önemli konu, bugünkü koşullarda kutlanan bayramların, eski bayramlardaki kadar sevinç ve coşkuya dönüştürülememesi hususudur. Çünkü; yeryüzü ve özellikle de yakın çevremiz, insanlık adına her türlü ilkellik içinde, insanlık ve insaf dışı muamelelerle sürdürülen savaşların yapıldığı günleri yaşamaktadır. Bu bayramı da vesile bilip biraz daha insafa gelerek, insana hayvan kadar değer vermeyen anlayışların yeryüzünü ne hale getirdiğini görmeliyiz. Çünkü bu vahim durumu, ruhumuzun derinliklerinde hissetmek insani bir zorunluluktur. İslam ve insan olmak bunu zorunlu kılmaktadır. Kurban kesmeyi eleştirmek yerine asıl kınanması gerekenin, bu kanlı katliam tabloları olduğu bilinciyle hareket etmek her vicdan sahibi üzerine bir borçtur.