Kuranı Kerimde kaç ayet vardır

Konusu 'Eğitim' forumundadır ve Misafir tarafından 25 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. Misafir

    Misafir Ziyaretçi


    Kur'an-ı Kerim'de kaç tane ayet vardır?

    Kur an ı Kerim de 114 sure vardır

    Kurân’ın kaç ayet olduğu hususunda âlimler arasında ihtilaf vardır Fakat bu ihtilaf sadece numaralandırma hususundadır Kurân’ın tümü için her hangi bir ihtilaf mümkün değildir

    Kuran ayetlerinin sayısı hakkında tam bir mutabakat yoktur Bunun bazı sebepleri vardır:

    1- Ayetlerin tamamında veya kur'anın umumunda herhangi bir sıkıntı yoktur Yani Kur'anın tamamı bellidir Fakat alimler arasında ayet sayısında bir görüş ayrılığı mevcuttur Şöyleki, Kur'anı açtığınızda ayetlerin yerini tayin eden yuvarlak işaretler vardır İşte bazı alimlere göre, bu iki yuvarlak arasındaki ifadeler ayettir Fakat bazı alimlere göre, bu iki yuvarlakların aralarındaki ifadelerin bazısı bir ayet değil, iki veya daha fazla ayettir Bu görüş ayrılığından dolayı, ayet sayısında farklılık olabilir Yoksa Kur'anın tamamında veya ayetlerin kendilerinde herhangi bir anlaşmazlık veya terslik söz konusu değildir

    2- Şafiî âlimleri besmele-i şerifi, başında zikredilen sure ile bir bütün olarak saydıkları halde Hanefi âlimleri besmeleyi ayrı bir ayet olarak saymışlardır Sure başlarındaki “yasin, ha mim” gibi huruf-u mukattaa için de benzer durum geçerlidir

    3- Ayrıca, Kuranda bulunan “durmayınız” anlamına gelen “LA” işaretinin olduğu yerlerin de birer ayet sayılıp sayılmayacağı da bu farklılığın başka bir nedeni olabilir

    Bu ve benzeri nedenlerle Kur’an’ın bir harfinde bile değişiklik olmadığı halde, ne kadar ayet olduğu konusu tam netlik kazanmamıştır Elinizde bir kitap olsa kaç parağraf veya cümleden meydana geldiği sorulsa değişik anlayışlara göre farklı rakamlar çıkacaktır Bu anlayış farklılığı kitabın azalacağı veya fazlalaşacağı anlamına gelmez İşte Kuran da esas olarak içindeki her şey ile meydandadır Ancak değerlendirme farklılığından rakamlar da farklı çıkmaktadır

    Bu farklı sayımın bir sonucu olarak; İbn-i Abbas 6616, Nafi, 6217, Şeybe, 6214, Mısır âlimleri 6226, Zemahşeri, İbn-i Huzeyme, Şeyhulislam İbn-i Kemal ve Bediüzzaman Said Nursi ise 6666 ayet olduğunu söyler

    Bu gün elimizde olan ve dünyanın her tarafında bulunan Mushafların nizamı, Küfî ekolü alimlerinin Hz Ali’den rivayetle peygamberimiz(asm)’e dayandırdıkları bir tertiptir Bu Kur’an’daki mevcut ayet sayısı, 6236’dır Bu, bizim de bizzat ayetleri sayarak elde ettiğimiz bir sayıdır

    Ayetlerin sayısı elbette pek çok hikmete bakıyor Fakat bu hikmetler, sadece yekun olarak 6236 sayısına değil, aynı zamanda Kur’an’da kullanılan kelimelerin tekrarı, bu tekrarların yapıldığı ayetlerin sayısı, bir suredeki ayetlerin belli kriterlere göre ayarlanması, Allah’ın isim ve sıfatlarının belli bir adede uygun olarak belli bir sayıdaki ayetlerde yer alması gibi bir çok ince hikmetleri vardır

    Örneğin ayetlerin yekun sayısına uygun olarak deriz ki, surelerin başında geçen besmelelerden bir tanesi ile birlikte bu ayetlerin sayısı 6237 olur Bu sayı Allah’ın 99 ismi ile Hz Peygamber(asm)’in ömrü olan 63 sayısının çarpımından çık bir yekundur 99x63=6237

    Ayrıca bu sayı, daha tam Kur’an vahyi bitmeden Kur’an’da buna işaret edilmiş olması, gaybî ihbar nevinde bir mucize parıltısıdır

    Kuranın yazılışı ve zamanımıza kadar gelişini anlatan şu yazıyı da okumanızı tavsiye ederiz

    Allah'ın son mukaddes kitabı, bütün insanlığa İlâhi fermanı olan Kur'an, 23 senede âyet âyet, sûre sûre nazil olmuştur Peygamber Efendimiz kendisine nazil olan âyet ve sûreleri yanında bulunan sahabelerine okur, sahabeler de onu ezber ederler, bir kısmı da yazardı Bundan ayrı olarak, Peygamber Efendimizin vahiy kâtipleri vardı Bunlar nazil olan âyetleri ve sûreleri özel olarak yazmakla vazifeli idiler Gelen âyet ve sûrenin nerede yer alacağı, Kur'an'ın neresine gireceği de bizzat Peygamberimize Cebrail (AS) vasıtasıyla bildiriliyor, o da vahiy kâtiplerine tarif ederek, gerekeni yaptırıyordu Böylece Hz Peygamberin sağlığında Kur'an'ın tamamı yazılmış, nereye neyin gireceği belli olmuştur Aynca Cebrail (AS) her Ramazanda gelir, o güne kadar nazil olmuş âyet ve sûreleri Peygamberimize yeni baştan okurdu

    Efendimizin vefatından evvelki son Ramazanda Hz Cibril yine gelmiş, ancak bu sefer Kur'an'ı Peygamberimizle iki sefer okumuşlardı Birinci sefer Hz Cibril okumuş, Peygamberimiz dinlemiş; ikinci seferde ise Peygamberimiz okumuş, Hz Cibril dinlemişti Böylece Kur'an son şeklini almıştı

    Bununla beraber, Hz Peygamber'in sağlığında Kur'an, henüz müstakil bir cilt hâlinde bir araya toplanmış da değildi Sayfalar halinde Sahabeler arasında dağınık olarak bulunuyor, hafızalarda ezberlenmiş halde duruyordu Fakat neyin nereye gireceği gayet kesin ve net şekilde bilinmekteydi

    Nihayet Hz Ebû Bekir'in hilâfeti zamanında görülen lüzum üzerine Zeyd bin Sâbit'in başkanlığında vahiy kâtiplerinden ve kuvvetli hafızlardan müteşekkil bir komisyon kuruldu Kur'an'ın bir cilt hâlinde bir araya toplanma işi, bu komisyona havale edildi Ashabdan herkes, elinde yazılı bulunan Kur'an sayfalarını getirip bu komisyona teslim ettiler Hafızların ve vahiy kâtiplerinin elbirliği ile çalışmaları sonunda sayfalar, sûre ve âyetler Peygamberimizin tarif ettiği şekilde yerli yerine kondu Böylece Kur'an, Mushaf adıyla tek kitab hâline getirilmiş oldu

    Artık Kur'an için unutulma, kaybolma, tahrif ve tebdile uğrama diye bir şey söz konusu olamazdı Zira aslı, Hz Peygambere gelen şekliyle eksiksiz ve noksansız şekilde tesbit edilmişti

    Hz Osman zamanında görülen lüzum üzerine, bu Mushaftan yeni nüshalar çoğaltılıp çeşitli memleketlere gönderildi

    Bugün elde mevcut olan Kur'anlar, işte bu Kur'an'dan çoğaltılmıştır

    Kur'an tesbit edilişindeki sağlamlık itibariyle, diğer ilâhi Kitablardan farklı olarak, hiçbir tahrifat ve değişikliğe uğramadan vahiy mahsulü olan şekliyle tesbit edilip ortaya konmuş; 1400 senedir de muhafaza edilerek gelmiştir Bunda, Kur'an'ın edebî icaz ve i'câzının, yani, ezberleme kolaylığının hiçbir insan sözüne benzememesinin ve söz olarak hiçbir taklidinin yapılamamasının, edebiyatve belagatına erişılememesinin ve zaptında a'zamî titizlik gösterilmesinin büyük rolü olduğu kesindir Fakat asıl sebeb, Kur'an'ı Cenâb-ı Hakk'ın hıfz ve himayesine alması, onu kıyamete kadar lâfızve mânâ bakımından bir mu'cize olarak devam ettirmeyi taahhüd etmesidir Nitekim Kur'an'da şöyle buyurulur: «Muhakkak ki bu Kur'an'ı biz indirdik ve onu koruyacak, muhafaza edecek, devam ettirecek de biziz:» (Hicr, 9)

    Bugün yeryüzündeki bütün Kur' anlar aynıdır Hiçbir farklılık ve değişiklik yoktur Ayrıca milyonlarca hafızın ezberinde bulunmakta, her an milyonlarca dil ile kırâet edilip okunmaktadır Bu özellik, Kur'an'dan başka herhangi bir beşeri kitaba nasib olmadığı gibi, semavi kitablardan hiçbirine dahi nasib olmamıştır Allah'ın son kelâmı, hükmü kıyamete kadar baki ezelî fermanı olan Kur'an'ın, böyle eşsiz bir makam ve ulvi bir şerefe nail olması da, elbette zaruri ve lüzumludur (Mehmed Dikmen, İslam İlmihali, Cihan Yayınları, İstanbul, 1991, ss 94-97)