Kur’an’da İnfak İle İlgili Ayetler

'İslami Bilgiler' forumunda EyLüL tarafından 28 Aralık 2012 tarihinde açılan konu


  1. Kur’an’da İnfak İle İlgili Ayeti Kerimeler



    KUR’AN’DA İNFAK ÂYETLERİ

    Onlar ki gaybe iman edip, namazı doğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan, Allah yolunda minnet etmeden harcarlar” (Bakara 2/3).

    Burada, Allah’a samimiyetle inanan müminlerin başlıca özellikleri sayılırken iman ve namazın ardından infak zikredilmiştir.

    Yüzlerinizi bazen doğu, bazen batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. İyilik yapanlar o kimselerdir ki; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekâtı verirler” (Bakara 2/177).

    (Ey Muhammed!) Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayır olarak verdiğiniz nafaka, ana, baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız herhalde Allah onu bilir” (Bakara 2/215).

    Burada, infakla ilgili öncelik sırasına işaret edilmekle birlikte âyetin sonundaki ifadeden asıl önemli noktanın hayır yapma arzusu ve niyeti olduğu anlaşılmaktadır.

    (Ey Muhammed!) Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin” (Bakara 2/219).

    Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın” (Bakara 2/254).

    Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah dilediğine daha da katlar. Allah’ın rahmeti geniştir. O her şeyi bilir. Allah yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rabb’leri yanında mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar, üzülmeyeceklerdir” (Bakara 2/261-262).

    Âyette geçen “Allah yolunda infak” tabiri, öncelikle ülkenin savunması için gerekli maddi yardımda bulunmayı ifade etmektedir. Ancak bu tabirin geçtiği birçok âyet ve hadisin birlikte değerlendirilmesinden çıkan sonuca göre Allah’a itaat ve ibadet niyeti taşıyan, İslam’a ve Müslümanlara fayda ve destek sağlayan her harcama Allah yolunda infak sayılmaktadır. İslam medeniyet tarihinde de böyle bir niyet taşıması şartıyla ülkenin savunması, hac hizmetleri, yoksulların desteklenmesi; okul, kütüphane, cami, yol, köprü, çeşme, bakımevleri gibi hayır kurumlarının tesisi, hatta tabiatın korunup geliştirilmesine kadar çok çeşitli hizmetler için yapılan her türlü harcama Allah yolunda infak kapsamında değerlendirilmiştir. Ayrıca Kur’an’da genellikle iyiliklerin sevabı bire on olarak gösterildiği halde, Allah yolunda infâkın sevabının bire yediyüz olduğu bildirilmiştir.

    Ey iman edenler! İnfakı gerek kazandıklarınızın, gerek sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden yapın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olamayacağınız fenasını vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki Allah, sadakalarınıza muhtaç değildir ve hamde layık olandır” (Bakara 2/267).

    Her ne çeşit nafaka verdinizse veya her ne türlü bir adak adadınızsa, Allah onu kesinlikle bilir” (Bakara 2/270).

    Onları yola getirmek senin boynuna borç değildir, ancak Allah dilediğini yola getirir. Yaptığınız her iyilik sırf kendiniz içindir. Siz yalnızca Allah rızasını gözetmenin dışında infak etmezsiniz. İyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmaz. Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirlere veriniz. Onlar yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremezler. Utangaç olduklarından dolayı, bilmeyenler onları zengin sanırlar. Oysa sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden bir şey istemezler. Ne türden bir iyilik yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu bilir. Mallarını gece ve gündüz, gizlice ve açıkça infak edenler yok mu; işte onların Rabb’leri katında ecir ve mükâfatları vardır. Onlara herhangi bir korku yoktur, onlar hiçbir zaman mahzun da olmazlar” (Bakara 2/272-274).

    Bakara 2/261-274. âyetlerinde infakın önemi, amacı, hangi mallardan kimlere ve nasıl verileceği, karşılığında vaat edilen ödüller ayrıntılı biçimde ortaya konmuştur.

    Allah faizi mahveder, oysa sadakaları bereketlendirir. Allah günahta ve inkârda direnen hiç kimseyi sevmez” (Bakara 2/276).

    Onlar ki, ‘Ey Rabb’imiz! Biz inandık, iman getirdik, artık bizim suçlarımızı bağışla ve bizi ateş azabından koru!’ derler. O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o el pençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları görür” (Âl-i İmran 3/16-17).

    Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça, gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir” (Âl-i İmran 3/92).

    Rabb’inizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah’tan gereği gibi korkanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. O Allah’tan hakkıyla korkanlar, bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanları affederler” (Âl-i İmran 3/133-134).

    Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın verdiği rızıktan gösterişsiz harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allah onların söz ve işlerini çok iyi bilendir” (Nisâ 4/39).

    Bir sadaka vermeyi, bir iyilik yapmayı veyahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenlerinki hariç, onların aralarındaki gizli gizli konuşmalarının çoğunda hiçbir hayır yoktur” (Nisâ 4/114).

    Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, âyetleri okunduğu zaman imanlarını artırır. Yalnızca Rabb’lerine tevekkül ederler. Onlar ki namazı gereği gibi kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah yolunda) harcarlar” (Enfâl 8/2-3).

    Allah yolunda her ne harcarsanız onun sevabı size eksiksiz ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız” (Enfâl 8/60).

    Ey iman edenler, şurası bir gerçektir ki, Yahudi hahamları ile Hıristiyan rahiplerinin birçoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Bir de altın ve gümüşü hazineye doldurup, onları Allah yolunda sarf etmeyenleri bu yüzden acıklı bir azap ile müjdele! O gün o altın ve gümüşlerin üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak. Onlara, ‘İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi, şimdi tadın bakalım şu biriktirdiğiniz şeyin tadını’ denilecek” (Tevbe 9/34-35).

    Yine bedevilerden kimi de vardır ki, Allah’a ve ahiret gününe inanır ve harcadığını Allah katında yakınlıklara ve Peygamber’in dualarını almaya vesile sayar. Gerçekten de bu, onlar için bir yakınlıktır. Allah onları rahmeti içine koyacaktır” (Tevbe 9/99).

    Onların mallarından sadaka al ki, onunla kendilerini temizlersin, tertemiz edersin” (Tevbe 9/103-104).

    Onların (Medine halkı ve civarındaki bedevilerin), Allah yolunda yaptıkları küçük veya büyük her harcama veya geçtikleri her vadi karşılığında, yaptıkları işin daha güzeliyle Allah’ın kendilerini mükâfatlandırması için sevap yazılmaması mümkün değildir” (Tevbe 9/121).

    Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar. Çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler. İşte bunlar, bu hayatın akıbeti kendilerinin olacak olanlardır” (Ra’d 13/22).

    İman eden kullarıma söyle: Namazı dosdoğru kılsınlar, alışveriş ve dostluğun olmadığı bir günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli harcasınlar” (İbrahim 14/31).

    Allah’a itaat eden alçak gönüllüleri müjdele. Allah anıldığı vakit onların kalpleri titrer. Onlar başlarına gelene sabreden, namaz kılan kimselerdir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar” (Hacc 22/34-35).

    İşte onlara (Kur’an’dan önce kendilerine kitap verdiklerimize), sabretmelerinden ötürü mükâfatları iki defa verilecektir. Bunlar kötülüğü iyilikle savarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan da Allah rızası için harcarlar” (Kasas 28/54).

    Allah’ın sana verdiğinden O’nun yolunda harcayarak ahiret yurdunu gözet, ama dünyadan da nasibini unutma! Allah’ın sana ihsan ettiği gibi, sen de insanlara iyilik et” (Kasas 28/77).

    Onların yanları yataklarından uzaklaşır, korku ve ümit içinde Rabb’lerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan hayır yolunda sarf ederler” (Secde 32/16).

    De ki: Gerçekten Rabb’im kullarından dilediği kimseye rızkı hem genişletir, hem daraltır. Her neyi hayra harcarsanız O, onun yerine başkasını verir. Hem O, rızık verenlerin en hayırlısıdır” (Sebe’ 34/39).

    Allah’ın kitabını okuyan, namazı kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak verenler, kesinlikle batma ihtimali olmayan bir ticaret umarlar” (Fâtır 35/29).

    Size verilen herhangi bir şey sadece dünya hayatının geçici bir menfaatidir. Allah katında bulunanlar ise, iman edip sadece Rabb’lerine güvenen kimseler için daha hayırlı ve daha kalıcıdır. O iman edenler, büyük günahlardan ve hayâsızlıktan kaçınırlar. Onlar öfkelendikleri zaman kusurları bağışlarlar. Onlar, Rabb’lerinin davetini kabul ederler ve namazı dosdoğru kılarlar. Onların işleri de kendi aralarında bir istişare iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan onlar Allah yolunda harcarlar” (Şûra 42/36-38).

    Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer iman eder ve kötülükten sakınırsanız, Allah size mükâfatınızı verir. Ve sizden bütün mallarınızı harcamanızı da istemez. Eğer sizden onların tamamını isteyip de sizi zorlasaydı cimrilik ederdiniz. Bu da sizin bütün kinlerinizi ortaya çıkarırdı. İşte sizler Allah yolunda harcamaya çağrılan kimselersiniz. İçinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama cimrilik eden ancak kendi zararına cimrilik eder. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer siz haktan yüz çevirirseniz Allah yerinize başka bir kavim getirir. Sonra onlar sizin gibi olmazlar” (Muhammed 47/36-38).

    Ama takva sahipleri bahçelerde, pınar başlarındadırlar. Rabb’lerinin kendilerine verdiği mükâfatları almaktadırlar. Çünkü onlar, daha önce dünyada iyi davranan kimselerdi. Onlar geceleyin pek az uyurlardı. Onlar seher vakitlerinde Allah’tan bağışlanma dilerlerdi. Onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardı” (Zariyat 51/15-19).

    Allah’a ve Rasulü’ne iman edin. Sizi hâkim kıldığı, sizin yönetiminize verdiği şeylerden harcayın. Sizden, inanan ve harcayanlar için büyük mükâfat vardır” (Hadid 57/7).

    Kur’an’a göre ‘bütün mülk’ (mal ve zenginlikler) Allah’ındır. İnsan, o mülk üzerinde yaşar, onu kullanır, geçimliği için harcar, sonunda o mülkün nöbetini başkasına bırakır ve ahirete gider. İnsanlardan bazıları çok mala sahip olabilir, bazıları da muhtaç olacak kadar az mala sahip olabilir. Kimileri hasta ve sakatlık yüzünden yeteri kadar mal kazanamaz. Üstelik çok mala sahip olmak bir imtihan sebebidir. Allah (c) insanları ilimle, sağlıkla, malla, geniş imkânlarla, çocukla sınamaktadır. Malı insana veren Allah, bu maldan muhtaçlara ve elimizin altındakilere de vermemizi emretmektedir (Nûr, 24/33; Hadid, 57/7).

    Neden siz Allah yolunda harcamayasınız ki? Göklerin ve yerin mirası zaten Allah’ındır. Elbette içinizden, fetihten önce harcayan ve savaşan bir olmaz. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür… Kimdir o, Allah’a güzel bir borç verecek olan ki, Allah da onun verdiğini kat kat artırsın ve onun için şerefli bir mükâfat da versin” (Hadid 57/10-11).

    Ve onlardan önce o yurda yerleşen ve imana sarılanlar kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden ötürü göğüslerinde bir hasislik duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi, onları öz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar umduklarına erenlerdir” (Haşr 59/9).

    Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi? Allah’a ve Rasulü’ne inanırsınız, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda savaşırsınız. Eğer bilirseniz sizin için en iyisi budur. Eğer böyle yaparsanız, Allah sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hoş yerlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur” (Saff 61/10-12).

    Birinize ölüm gelip de: ‘Rabb’im, beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!” demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayın. Allah süresi geldiği zaman hiçbir canı ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır” (Münâfıkûn 63/10-11).

    Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükâfat ise Allah’ın yanındadır. O halde gücünüzün yettiği kadar Allah’tan korkun, dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Eğer Allah’a güzel bir borç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat yapar ve sizi bağışlar. Allah çok mükâfat verendir, halimdir” (Teğâbun 64/15-17).

    Doğrusu insan dayanıksız ve huysuz yaratılmıştır. Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır. Kendisine hayır dokundu mu cimrilik eder. Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır. Onlar ki namazlarını sürekli kılarlar. Onların mallarında belli bir hak vardır, hem isteyen için hem de istemekten utanan yoksul için” (Meâric 70/19-25).

    Kur’an’a göre, varlıklı Müslümanların mallarında yoksulların hakları vardır. (Zariyât, 51/19; Meâric, 70/24-25). Bu bir yardım seferberliğidir. Bu seferberliğe; özelde tasadduk, zekât, fıtır sadakası, kurban, hediye, iare (kullanma amacıyla verme), vakıf, devlet bütçesinden maaş bağlama vs. ve genelde infak adı verilmiştir.

    Her nefis kendi kazancına bağlıdır. Ancak amel defterleri sağından verilenler hariç, onlar cennettedirler, sorup dururlar, suçluların durumunu, ‘Nedir sizi Sekar’a sokan?’ diye. Suçlular derler ki: Biz namaz kılanlardan değildik. Yoksula da yedirmezdik” (Müddessir 74/38-44).

    Kuşkusuz iyiler de karışımı kâfûr olan dolgun bir kadehten içerler. Allah’ın kulları ondan içerler, onu güzel yollar açarak akıtırlar. O kullar adaklarını yerine getirirler ve fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar. Düşküne, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler; Size sırf Allah rızası için yemek yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz” (İnsan 76/5-9).

    Fakat o, o sarp yokuşa göğüs veremedi. Bildin mi sen, o sarp yokuş nedir? Köle azat etmek veya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir, Yakınlığı olan bir yetime veya hiçbir şeyi olmayan yoksula” (Beled 90/11-16).

    “En çok korunan ise, ondan uzaklaştırılacaktır. O ki, Allah yolunda malını verir, temizlenir” (Leyl 92/17-18).