Kuran-ı Kerimde Geçen Bağışlama İle İlgili Ayetler

Konusu 'Ayetler ve Açıklamaları' forumundadır ve HazaN tarafından 4 Mart 2011 başlatılmıştır.

  1. HazaN Üye

    Bağışlama ile ilgili ayetler,
    Kurandaki bağışlama ayetleri,
    bağışlama ile ilgili kuran ayetleri


    Bundan sonra, (artık) şükredesiniz diye sizi bağışladık (2/52)

    Ve hatırlayın, demiştik ki: "Şu şehre girin ve orada istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnızca secde ederek kapısından girerken ´dileğimiz bağışlanmadır´ deyin; (biz de) hatalarınızı bağışlayalım; iyilik yapanların (ecirlerini) arttıracağız" (2/58)

    Rablerinden bağışlanma (salat) ve rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır (2/157)

    Sizin ilahınız tek bir ilahtır; O´ndan başka ilah yoktur; O, Rahman´dır, Rahim´dir (bağışlayan ve esirgeyendir) (2/163)

    O, size ölüyü (leşi)- kanı, domuz etini ve Allah´tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan)ı kesin olarak haram kıldı Fakat kim kaçınılmaz olarak muhtaç kalırsa, taşkınlık yapmamak ve haddi aşmamak şartıyla (ölmeyecek oranda yiyebilir), ona bir günah yoktur Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (2/173)

    Onlar, hidayete karşılık sapıklığı, bağışlanmaya karşılık azabı satın almışlardır Ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar! (2/175)

    Ey iman edenler, öldürülenler hakkında size kısas yazıldı (farz kılındı) Özgüre karşı özgür, köleye karşı köle ve dişiye karşı dişi Fakat kimin (hangi katilin) lehine, onun (maktulün) kardeşi (varisi veya velisi) tarafından bağışlanırsa, artık (yapılması gereken) örfe uymak (ve) ona (maktulün varis veya velisine) güzellikle (diyet) ödemektir Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir Artık kim bundan sonra tecavüzde bulunursa, onun için elem verici bir azab vardır (2/178)

    Bunun yanında, kim, vasiyet edenin haksızlığa eğilim göstereceğinden ya da günaha gireceğinden korkup da ikisinin (tarafların) arasını bulup-düzeltirse, artık ona günah yoktur Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (2/182)

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı Onlar, sizin örtüleriniz, siz de onlara örtüsünüz Allah, gerçekten sizin, nefislerinize ihanet etmekte olduğunuzu bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı Artık onlara yaklaşın ve Allah´ın sizin için yazdıklarını dileyin Fecir vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırd edilinceye kadar yiyin, için, sonra geceye kadar orucu tamamlayın Mescidlerde itikafta olduğunuz zamanlarda onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın Bunlar, Allah´ın sınırlarıdır, (sakın) onlara yanaşmayın İşte Allah, insanlara ayetlerini böylece açıklar; umulur ki sakınırlar (2/187)

    Onlar, (savaşa) son verirlerse (siz de son verin); şüphesiz Allah, bağışlayandır esirgeyendir (2/192)

    Sonra insanların (topluca) akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah´tan bağışlanma dileyin Şüphesiz Allah bağışlayandır, esirgeyendir (2/199)

    Şüphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; işte onlar, Allah´ın rahmetini umabilirler Allah bağışlayandır, esirgeyendir (2/218)

    Allah sizi, yeminlerinizdeki ´rastgele söylemelerinizden, boş, amaçsız sözler´den dolayı sorumlu tutmaz; fakat kalplerinizin kazandıklarından dolayı sorumlu tutar Allah bağışlayandır, yumuşak davranandır (2/225)

    Kadınlarından uzaklaşmaya yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır Eğer (bu süre içinde eşlerine) dönerlerse, şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (2/226)

    (İddeti bekleyen) Kadınları nikahlamak istediğinizi (onlara) sezdirmenizde ya da böyle bir isteği gönlünüzde saklamanızda sizin için bir sakınca yoktur Gerçekte Allah, sizin onları (kalbinizden geçirip) anacağınızı bilir Sakın bilinen (meşru) sözler dışında onlarla gizlice vaadleşmeyin; bekleme süresi tamamlanıncaya kadar nikah bağını bağlamaya kesin karar vermeyin Ve bilin ki, elbette Allah kalbinizden geçeni bilmektedir Artık ondan kaçının Ve bilin ki, şüphesiz Allah bağışlayandır, (kullara) yumuşak davranandır (2/235)

    Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır, yumuşak davranandır (2/263)

    Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor Allah ise, size kendisinden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vadediyor Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir (2/268)

    Sadakaları açıkta verirseniz ne iyi; fakat gizleyip fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır O, günahlarınızdan bir kısmını bağışlar Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır (2/271)

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah´ındır İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onunla sorguya çeker Sonra dilediğini bağışlar, dilediğini azablandırır Allah, herşeye güç yetirendir (2/284)

    Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü´minler de Tümü, Allah´a, meleklerine, Kitaplarına ve elçilerine inandı "O´nun elçileri arasında hiçbirini (diğerinden) ayırdetmeyiz İşittik ve itaat ettik Rabbimiz bağışlamanı (dileriz) Varış ancak Sana´dır" dediler (2/285)

    Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez (Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir "Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma Bizi affet Bizi bağışla Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et" (2/286)

    Onlar: "Rabbimiz şüphesiz biz iman ettik, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyenler; (3/16)

    Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve ´seher vakitlerinde´ bağışlanma dileyenlerdir (3/17)

    De ki: "Eğer siz Allah´ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın Allah bağışlayandır, esirgeyendir" (3/31)

    Ancak bundan sonra tevbe edenler, ´salih olarak davrananlar´ başka Çünkü Allah, gerçekten bağışlayandır, esirgeyendir (3/89)

    Göklerde ve yerde olanların tümü Allah´ındır Kimi dilerse bağışlar, kimi dilerse azablandırır Allah bağışlayandır, esirgeyendir (3/129)

    Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir Allah, iyilik yapanları sever (3/134)

    Ve ´çirkin bir hayasızlık´ işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah´ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir Allah´tan başka günahları bağışlayan kimdir Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir (3/135)

    İşte bunların karşılığı, Rablerinden bağışlanma ve içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlerdir (Böyle) Yapıp-edenlere ne güzel bir karşılık (ecir var) (3/136)

    Onların söyledikleri: "Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı (bastıkları yerde) sağlamlaştır ve bize kafirler topluluğuna karşı yardım et" demelerinden başka bir şey değildi (3/147)

    Andolsun, Allah size verdiği sözünde sadık kaldı; siz O´nun izniyle onları kırıp-geçiriyordunuz Öyle ki sevdiğiniz (zafer)i size gösterdikten sonra, siz yılgınlık gösterdiniz, isyan ettiniz ve emir hakkında çekiştiniz Sizden kiminiz dünyayı, kiminiz ahireti istiyordu Sonra (Allah) denemek için sizi ondan çevirdi Ama (yine de) sizi bağışladı Allah mü´minlere karşı fazl (ve ihsan) sahibi olandır (3/152)

    İki topluluğun karşı karşıya geldikleri gün, sizden geri dönenleri, kazandıkları bazı şeyler dolayısıyla şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti Ama andolsun ki, Allah onları affetti Şüphesiz Allah, bağışlayandır, yumuşak olandır (3/155)

    Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, Allah´tan olan bir bağışlanma ve rahmet, onların bütün toplamakta olduklarından daha hayırlıdır (3/157)

    Allah´tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et Eğer azmedersen artık Allah´a tevekkül et Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever (3/159)

    "Rabbimiz, biz: "Rabbinize iman edin" diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür" (3/193)

    Sizlere anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşlerin kızları, kız kardeşlerin kızları, sizi emziren (süt) anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, kadınlarınızın anneleri ve kendileriyle (gerdeğe) girdiğiniz kadınlarınızdan olup koruyuculuğunuz altında bulunan üvey kızlarınız -onlarla gerdeğe girmemişseniz, size bir sakınca yoktur-, sizin sülbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir araya getirdiğiniz (evlilik) haram kılındı Ancak (cahiliyede) geçen geçmiştir Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (4/23)

    İçinizden özgür mü´min kadınları nikahlamaya güç yetiremeyenler, o zaman sağ ellerinizin malik olduğu inanmış cariyelerinizden (alsın) Allah sizin imanınızı en iyi bilendir Öyleyse onları, fuhuşta bulunmayan, iffetli ve gizlice dostlar edinmemişler olarak velilerinin izniyle nikahlayın Onlara ücretlerini (mehirlerini) maruf (güzel ve örfe uygun) bir şekilde verin Evlendikten sonra, fuhuş yapacak olurlarsa, özgür kadınlar üzerindeki cezanın yarısı(nı uygulayın) Bu, sizden günaha sapmaktan endişe edip korkanlar içindir Sabrederseniz sizin için daha hayırlıdır Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (4/25)

    Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişseniz yahud kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (4/43)

    Gerçekten, Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar Kim Allah´a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur (4/48)

    Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Allah´ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah´tan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Allah´ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı (4/64)

    (Onlara) Kendinden dereceler, bağışlanma ve rahmet (vermiştir) Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (4/96)

    Umulur ki Allah bunları affeder Allah affedicidir, bağışlayıcıdır (4/99)

    Allah yolunda hicret eden, yeryüzünde barınacak çok yer de bulur, genişlik (ve bolluk) da Allah´a ve Resûlü´ne hicret etmek üzere evinden çıkan, sonra kendisine ölüm gelen kişinin ecri şüphesiz Allah´a düşmüştür Allah, bağışlayıcıdır, esirgeyicidir (4/100)

    Ve Allah´tan bağışlanma dile Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (4/106)

    Kim kötülük işler veya nefsine zulmedip sonra Allah´tan bağışlanma dilerse Allah´ı bağışlayıcı ve merhamet edici olarak bulur (4/110)

    Hiç şüphesiz, Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz Bunun dışında kalanlar ise, (onlardan) dilediğini bağışlar Kim Allah´a şirk koşarsa elbette o uzak bir sapıklıkla sapmıştır (4/116)

    Kadınlar arasında adaleti sağlamaya -ne kadar özen gösterseniz de- güç yetiremezsiniz Öyleyse, büsbütün (birine) eğilim (sevgi ve ilgi) gösterip de öbürünü askıdaymış gibi bırakmayın Eğer arayı düzeltir ve sakınırsanız, şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (4/129)

    Gerçek şu, iman edip sonra inkâra sapanlar, sonra yine iman edip sonra inkâra sapanlar sonra da inkârları artanlar� Allah onları bağışlayacak değildir, onları doğru yola da iletecek değildir (4/137)

    Bir hayrı açıklar ya da gizli tutarsanız veya bir kötülüğü bağışlarsanız, şüphesiz Allah, affedicidir, güç yetirendir (4/149)

    Allah´a ve Resûlü´ne inananlar ve onlardan hiçbiri arasında ayrım yapmayanlar, işte onlara ecirleri verilecektir Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (4/152)

    Gerçek şu ki, inkâr edenler ve zulmedenler, Allah onları bağışlayacak değildir, onları bir yola da iletecek değildir (4/168)

    Ölü eti, kan, domuz eti, Allah´tan başkası adına kesilen, boğulmuş, vurulmuş, yüksek bir yerden düşmüş, boynuzlanmış yırtıcı hayvan tarafından yenmiş, -(henüz canlıyken yetişip) kestikleriniz hariç,- dikili taşlar üzerine boğazlanan (hayvanlar) ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı Bunlar fısktır (günahla yoldan sapmadır) Bugün inkâra sapanlar, sizin dininizden (dininizi yıkmaktan) umut kesmişlerdir Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam´ı seçip-beğendim Kim ´şiddetli bir açlıkta kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa´ -günaha eğilim göstermeksizin- (bu haram saydıklarımızdan yetecek kadar yiyebilir) Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir (5/3)

    Allah, iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va´detmiştir, onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ecir vardır (5/9)

    Yahudi ve Hıristiyanlar: "Biz Allah´ın çocuklarıyız ve sevdikleriyiz" dedi De ki: "Peki, ne diye sizi günahlarınızdan dolayı azablandırıyor Hayır, siz O´nun yarattığından birer beşersiniz O, dilediğini bağışlar, dilediğini azaplandırır Göklerin, yerin ve bunların arasındakilerin tümünün mülkü Allah´ındır Son varış O´nadır" (5/18)

    Ancak, sizin onlara güç yetirmenizden önce tevbe edenler başka Bilin ki, şüphesiz Allah bağışlayandır, esirgeyendir (5/34)

    Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder Muhakkak Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (5/39)

    Göklerin ve yerin mülkünün Allah´a ait olduğunu bilmiyor musun O, kimi dilerse azablandırır, kimi dilerse bağışlar Allah, herşeye güç yetirendir (5/40)

    Yine de Allah´a tevbe edip bağışlanma istemeyecekler mi Oysa Allah bağışlayandır, esirgeyendir (5/74)

    Ey iman edenler, siz ihramlıyken avı öldürmeyin Sizden kim onu kasıtlı olarak (taammüden) öldürürse, cezası, hayvandan öldürdüğünün bir benzeridir Buna da, Kabe´ye ulaşmış bir kurbanlık olarak içinizden adalet sahibi iki kişi hükmedecektir Veya yoksulları doyurmak veya onun dengi oruç tutmak olan bir keffaret vardır Böylelikle işlediğinin vebalini tadmış olsun Allah geçmişte olanı bağışladı Ama kim tekrarlarsa, Allah ondan öc alacaktır Allah üstün ve güçlü olandır, öc sahibidir (5/95)

    Bilin ki, Allah gerçekten cezası pek şiddetli olandır Ve Allah bağışlayandır, esirgeyendir (5/98)

    Ey iman edenler, size açıklandığında sizi üzecek şeyleri sormayın; Kur´an indirildiği zaman sorarsanız, size açıklanır Allah onu affetti Allah bağışlayandır, (kullara) yumuşak olandır (5/101)

    Eğer onları azablandırırsan, şüphesiz onlar Senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan, şüphesiz aziz olan, hakim olan Sen´sin Sen" (5/118)

    Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, onlara de ki: "Selam olsun size Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı ki, içinizden kim bir cehalet sonucu bir kötülük işler sonra tevbe eder ve (kendini) ıslah ederse şüphesiz, O, bağışlayandır, esirgeyendir" (6/54)

    De ki: "Bana vahyolunanlar içinde, yiyen bir kimsenin yiyeceği (şeyler) için, ölü eti, dökülen kan, domuz eti -ki bu gerçekten murdardır- ya da Allah´tan başkası adına kesilmiş bir fısk dışında, haram kılınmış bir şey bulmuyorum Kim kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa, -saldırmamak ve haddi aşmamak şartıyla- (bu sayılanlardan ölmeyecek kadar yiyebilir) Şüphesiz senin Rabbin bağışlayandır, esirgeyendir (6/145)

    O sizi yeryüzünün halifeleri kıldı ve size verdikleriyle sizi denemek için kiminizi kiminize göre derecelerle yükseltti Şüphesiz senin Rabbin, sonuçlandırması pek çabuk olandır ve şüphesiz O, bağışlayandır, esirgeyendir (6/165)

    Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız" (7/23)

    Ne zaman ki (yaptıklarından dolayı pişmanlık duyup, başları) elleri arasına düşürüldü ve kendilerinin gerçekten şaşırıp-saptıklarını görünce: "Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa kesin olarak hüsrana uğrayanlardan olacağız" dediler (7/149)

    (Musa yalvarıp) Dedi ki: "Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine kat Sen merhamet edenlerin en merhametli olanısın" (7/151)

    Kötülük işleyip bunun ardından tevbe edenler ve iman edenler; hiç şüphesiz Rabbin, bundan (tevbeden) sonra elbette bağışlayandır, esirgeyendir (7/153)

    Musa, belirlediğimiz buluşma zamanı için kavminden yetmiş adam seçip-ayırdı Bunları da ´dayanılmaz bir sarsıntı´ tutuverince, dedi ki: "Rabbim, eğer dileseydin, onları ve beni daha önceden helak ederdin (Şimdi) İçimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı bizi helak edecek misin O da Senin denemenden başkası değildir Onunla sen dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirirsin Bizim velimiz Sensin Öyleyse bizi bağışla, bizi esirge; Sen bağışlayanların en hayırlısısın" (7/155)

    Onlara: "Bu şehirde oturun, ondan istediğiniz yerden yeyin, ´dileğimiz bağışlanmadır´ deyin ve kapısından secde ederek girin, (biz de) hatalarınızı bağışlayalım İyilik yapanların (armağanlarını) arttıracağız" denildiğinde: (7/161)

    İşte o zaman Rabbin, onlara en kötü azabı yapacak kimse(leri) kıyamet gününe kadar üzerlerine mutlaka göndereceğini bildirdi Şüphesiz, Rabbin (ceza ile) sonuçlandırması pek çabuk olandır ve gerçekten O, bağışlayandır, esirgeyendir (7/167)

    Onların ardından yerlerine kitaba mirasçı olan birtakım ´kötü kimseler´ geçti (Bunlar) Şu değersiz olan (dünya)ın geçici-yararını alıyor ve: "Yakında bağışlanacağız" diyorlar Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar Kendilerinden Allah´a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin Kitap sözü alınmamış mıydı Oysa içinde olanı okudular (Allah´tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır Hâlâ akıl erdirmeyecek misiniz (7/169)

    İşte gerçek mü´minler bunlardır Rableri katında onlar için dereceler, bağışlanma ve üstün bir rızık vardır (8/4)

    Ey iman edenler, Allah´tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar Allah büyük fazl sahibidir (8/29)

    Oysa sen içlerinde bulunduğun sürece, Allah onları azablandıracak değildir Ve onlar, bağışlanma dilemektelerken de, Allah onları azablandıracak değildir (8/33)

    O inkâr edenlere de ki: "Eğer vazgeçerlerse geçmişte (yaptıkları) şeyler bağışlanacaktır Ama yine dönecek olurlarsa, önceki (toplumlara uygulanan) sünnet, muhakkak (onların başından da) geçmiş olacaktır (8/38)

    Artık ganimet olarak elde ettiklerinizden helal ve temiz olarak yiyin ve Allah´tan korkup-sakının Şüphesiz Allah bağışlayandır, esirgeyendir" (8/69)

    Ey Peygamber, ellerinizdeki esirlere de ki: "Eğer Allah, sizin kalblerinizde bir hayır olduğunu bilirse (görürse) size sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar Allah bağışlayandır, esirgeyendir" (8/70)

    İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte gerçek mü´min olanlar bunlardır Onlar için bir bağışlanma ve üstün bir rızık vardır (8/74)

    Haram aylar (süre tanınmış dört ay) sıyrılıp-bitince (çıkınca) müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları tutuklayın, kuşatın ve onların bütün geçit yerlerini kesip-tutun Eğer tevbe edip namaz kılarlarsa ve zekatı verirlerse yollarını açıverin Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (9/5)

    Bunun ardından Allah, dilediği kimseden tevbesini kabul eder Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (9/27)

    Özür belirtmeyiniz Siz, imanınızdan sonra inkâra saptınız Sizden bir topluluğu bağışlasak da, bir topluluğunuzu gerçekten suçlu-günahkar olmaları nedeniyle azablandıracağız (9/66)

    Sen, onlar için ister bağışlanma dile, istersen dileme Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz Bu, gerçekten onların Allah´a ve elçisine (karşı) nankörlük etmeleri dolayısıyladır Allah fasıklar topluluğuna hidayet vermez (9/80)

    Allah´a ve elçisine karşı ´içten bağlı kalıp hayra çağıranlar´ oldukları sürece, güçsüz-zayıflara, hastalara ve infak etmek için bir şey bulamayanlara bir sorumluluk (günah) yoktur İyilik edenlerin aleyhinde de bir yol yoktur Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (9/91)

    Bedevilerden öyleleri de vardır ki, onlar Allah´a ve ahiret gününe iman eder ve infak ettiğini Allah katında bir yakınlaşmaya ve elçinin dua ve bağışlama dileklerine (bir yol) sayar Haberiniz olsun, bu gerçekten onlar için bir yakınlaşmadır Allah da onları kendi rahmetine sokacaktır Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (9/99)

    Diğerleri günahlarını itiraf ettiler, onlar salih bir ameli bir başka kötüyle karıştırmışlardır Umulur ki Allah tevbelerini kabul eder Hiç şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (9/102)
  2. HazaN

    HazaN Üye

    Katılım:
    21 Nisan 2007
    Mesajlar:
    22.371
    Beğenileri:
    79
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    Konya
    Cevap: Kuran-ı Kerimde Geçen Bağışlama İle İlgili Ayetler

    Kendilerine onların gerçekten çılgın ateşin arkadaşları oldukları açıklandıktan sonra -yakınları dahi olsa- müşrikler için bağışlanma dilemeleri peygambere ve iman edenlere yaraşmaz (9/113)

    İbrahim´in babası için bağışlanma dilemesi, yalnızca ona verdiği bir söz dolayısıyla idi Kendisine, onun gerçekten Allah´a düşman olduğu açıklanınca ondan uzaklaştı Doğrusu İbrahim, çok duygulu, yumuşak huyluydu (9/114)

    (Savaştan) Geri bırakılan üç (kişiyi) de (bağışladı) Öyle ki, bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmişti, nefisleri de kendilerine dar (sıkıntılı) gelmişti ve O´nun dışında (yine) Allah´tan başka bir sığınacak olmadığını iyice anladılar Sonra tevbe etsinler diye onların tevbesini kabul etti Şüphesiz Allah, (yalnızca) O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir (9/118)

    Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, O´ndan başka bunu senden kaldıracak yoktur Ve eğer sana bir hayır isterse, O´nun bol fazlını geri çevirecek de yoktur Kullarından dilediğine bundan isabet ettirir O, bağışlayandır, esirgeyendir (10/107)

    Ve Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O´na tevbe edin O da sizi, adı konulmuş bir vakte kadar güzel bir meta (fayda) ile metalandırsın ve her ihsan sahibine kendi ihsanını versin Eğer yüz çevirirseniz gerçekten ben, sizin için büyük bir günün azabından korkarım (11/3)

    Sabredenler ve salih amellerde bulunanlar başka İşte, bağışlanma ve büyük ecir bunlarındır (11/11)

    Dedi ki: "Ona binin Onun yüzmesi de, demir atması (durması) da Allah´ın adıyladır Şüphesiz, benim Rabbim bağışlayandır, esirgeyendir" (11/41)

    Dedi ki: "Rabbim, bilgim olmayan şeyi Senden istemekten Sana sığınırım Ve eğer beni bağışlamaz ve beni esirgemezsen, hüsrana uğrayanlardan olurum" (11/47)

    Ey kavmim, Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O´na tevbe edin Üstünüze gökten sağanak (yağmurlar, bol nimetler) yağdırsın ve gücünüze güç katsın Suçlu-günahkarlar olarak yüz çevirmeyin" (11/52)

    Semud (halkına da) kardeşleri Salih´i (gönderdik) Dedi ki: "Ey kavmim, Allah´a ibadet edin, sizin O´ndan başka ilahınız yoktur O sizi yerden (topraktan) yarattı ve onda ömür geçirenler kıldı Öyleyse O´ndan bağışlanma dileyin, sonra O´na tevbe edin Şüphesiz benim Rabbim, yakın olandır, (duaları) kabul edendir" (11/61)

    "Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O´na tevbe edin Gerçekten benim Rabbim, esirgeyendir, sevendir" (11/90)

    Onlar, burda da, kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular (Bu) Verilen bağış, ne kötü bir bağıştır (11/99)

    "Yusuf, sen bundan yüz çevir Sen de (kadın) günahın dolayısıyla bağışlanma dile Doğrusu sen günahkârlardan oldun" (12/29)

    "(Yine de) Ben nefsimi temize çıkaramam Çünkü gerçekten nefis, -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir Şüphesiz, benim Rabbim, bağışlayandır, esirgeyendir" (12/53)

    Böylece onun (Yusuf´un) huzuruna girdikleri zaman, dediler ki: "Ey Vezir, bize ve ailemize şiddetli bir darlık dokundu; önemi olmayan bir sermaye ile geldik Bize artık (yine) ölçeği tam olarak ver ve bize ilave bir bağışta bulun Şüphesiz Allah, tasaddukta bulunanlara karşılığını verir" (12/88)

    Dedi ki: "Bugün size karşı sorgulama, kınama yoktur Sizi Allah bağışlasın O, merhametlilerin (en) merhametlisidir" (12/92)

    (Çocukları da "Ey babamız, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile Biz gerçekten hataya düşenler idik" dediler (12/97)

    "İlerde sizin için Rabbimden bağışlanma dilerim Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir" dedi (12/98)

    Onlar, iyilikten önce kötülüğü çabuklaştırmak istiyorlar; oysa onlardan önce nice örnekler gelip-geçmiştir Ve şüphesiz, senin Rabbin, zulümlerine karşılık insanlar için bağışlama sahibidir ve şüphesiz senin Rabbin, cezası çok şiddetli olandır (13/6)

    Resulleri dedi ki: "Allah hakkında mı şüphe (ediyorsunuz) O, gökleri ve yeri yaratandır; O, sizi, günahlarınızı bağışlamak için davet etmekte ve sizi adı konulmuş bir süreye kadar erteliyor" Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan birer beşerden başkası değilsiniz Siz bizi, babalarımızın taptıklarından çevirip-engellemek istiyorsunuz, öyleyse bize apaçık bir delil getirin" (14/10)

    "Rabbim, gerçekten onlar insanlardan birçoğunu şaşırtıp-saptırdı Bundan böyle kim bana uyarsa, artık o bendendir, kim bana isyan ederse elbette Sen, bağışlayansın, esirgeyensin" (14/36)

    "Rabbimiz, hesabın yapılacağı gün, beni, anne-babamı ve mü´minleri bağışla" (14/41)

    Haber ver kullarıma; şüphesiz Ben, Ben bağışlayanım, esirgeyenim (15/49)

    Eğer Allah´ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (16/18)

    Sonra gerçekten Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edenlerin, ardından cihad edip sabredenlerin (destekçisidir) Şüphesiz senin Rabbin, bundan sonra da gerçekten bağışlayandır, esirgeyendir (16/110)

    O, size ancak ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah´tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan)ı haram kıldı Fakat kim mecbur kalırsa, saldırmamak ve sınırı aşmamak üzere (yiyebilir) Çünkü gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (16/115)

    Sonra gerçekten Rabbin, cehalet sonucu kötülük işleyen, sonra bunun ardından tevbe eden ve ıslah olanlar(la beraberdir) Şüphesiz Rabbin bundan sonra bağışlayandır, esirgeyendir (16/119)

    Rabbiniz, sizin içinizdekini daha iyi bilir Eğer siz salih olursanız, şüphesiz O da, (kendisine) yönelip dönenleri bağışlayıcıdır (17/25)

    Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O´nu tesbih eder; O´nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır (17/44)

    Kendilerine hidayet geldiği zaman insanları inanmaktan ve Rablerinden bağışlanma dilemelerinden alıkoyan şey, ancak evvelkilerin sünnetinin kendilerine de gelmesi veya azabın onları karşılarcasına gelmesi(ni beklemeleri)dir (18/55)

    Senin Rabbin rahmet sahibi (ve) bağışlayıcıdır Eğer, kazandıklarından dolayı onları (azabla) yakalasaydı, şüphesiz onlara azabı (bir an önce) çabuklaştırırdı Hayır, onlar için bir buluşma zamanı vardır, onun dışında asla başka bir sığınak bulamayacaklardır (18/58)

    (İbrahim "Selam üzerine olsun, senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim, çünkü, O, bana pek lütufkardır" dedi (19/47)

    "Gerçekten biz Rabbimize iman ettik; günahlarımızı ve sihir dolayısıyla bizi kendisine karşı zorlayarak-sürüklediğin (suçumuzu) bağışlasın Allah, daha hayırlıdır ve daha süreklidir" (20/73)

    Gerçekten ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup da sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım (20/82)

    Buna göre, iman edip salih amellerde bulunanlar, onlar için bir bağışlanma (mağfiret) ve üstün bir rızık vardır (22/50)

    İşte böyle; her kim kendisine yapılan haksızlığın benzeriyle karşılık verir, sonra aleyhine ´azgınlık ve saldırıda´ bulunulursa, Allah, mutlaka ona yardım eder Şüphesiz Allah, affedicidir, bağışlayıcıdır (22/60)

    "Çünkü gerçekten benim kullarımdan bir grup: "Rabbimiz, iman ettik, sen artık bizi bağışla ve bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın, derlerdi de," (23/109)

    Ve de ki: "Rabbim, bağışla ve merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın" (23/118)

    Ancak bundan sonra tevbe eden ve salihçe davrananlar hariç Çünkü gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (24/5)

    Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler Allah´ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (24/22)

    Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler, kötü kadınlara; iyi ve temiz erkekler, iyi ve temiz kadınlara (yaraşır) Bunlar, onların demekte olduklarından uzaktırlar Bunlar için bir bağışlanma ve kerim (üstün) bir rızık vardır (24/26)

    Nikah (imkanı) bulamayanlar, Allah onları kendi fazlından zenginleştirinceye kadar iffetli davransınlar Sağ ellerinizin malik olduğu (köle ve cariyelerden) mükatebe isteyenlere -eğer onlarda bir hayır görüyorsanız- mükatebe yapın Ve Allah´ın size verdiği malından onlara verin Dünya hayatının geçici metaını elde etmek için -ırzlarını korumak istiyorlarsa- cariyelerinizi fuhşa zorlamayın Kim onları (fuhşa) zorlarsa, şüphesiz, onların (fuhşa) zorlanmalarından sonra Allah (onları) bağışlayandır, esirgeyendir (24/33)

    Mü´minler o kimselerdir ki, Allah´a ve Resûlü´ne iman edenler, onunla birlikte toplu(mu ilgilendiren) bir iş üzerinde iken, ondan izin alıncaya kadar bırakıp-gitmeyenlerdir Gerçekten, senden izin alanlar, işte onlar Allah´a ve elçisine iman edenlerdir Böylelikle, senden kendi bazı işleri için izin istedikleri zaman, dilediklerine izin ver ve onlar için Allah´tan bağışlanma dile Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (24/62)

    De ki: "Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Allah) indirmiştir Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir" (25/6)

    Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir (25/70)

    "Doğrusu biz, iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimizin bizim hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz" (26/51)

    "Din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O´dur;" (26/82)

    "Babamı da bağışla, çünkü o şaşırıp sapanlardandır" (26/86)

    "Ancak zulmeden başka; sonra kötülüğün ardından iyiliğe çevirirse, artık şüphesiz Ben, bağışlayanım, esirgeyenim" (27/11)

    Dedi ki: "Ey kavmim, neden iyilikten önce kötülük konusunda acele davranıyorsunuz Allah´tan bağışlanma dilemeniz gerekmez mi Umulur ki esirgenirsiniz" (27/46)

    Dedi ki: "Rabbim, gerçekten, ben kendi nefsime zulmettim, artık beni bağışla" Böylece (Allah) onu bağışladı Şüphesiz O, bağışlayandır, esirgeyendir (28/16)

    Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın; bu, Allah katında daha adildir Eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda vardır Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (33/5)

    Çünkü Allah, (sözüne bağlı kalıp doğru olan) sâdıkları sadakatlerinden dolayı mükafaatlandıracak, münafıkları da dilerse azablandıracak veya tevbe (nasib edip tevbe)lerini kabul edecektir Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir (33/24)

    Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü´min erkekler ve mü´min kadınlar, gönülden (Allah´a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah´a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah´tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah´tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah´ı çokca zikreden erkekler ve (Allah´ı çokca) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır (33/35)

    Ey Peygamber, gerçekten biz sana ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini ve Allah´ın sana ganimet olarak verdikleri (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği mü´min bir kadını da, -mü´minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere- (senin için helal kıldık) Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) konusunda onlar (mü´minler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik (size bildirdik) Böylelikle senin için hiçbir güçlük olmasın Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir (33/50)

    Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve mü´minlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle; onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir (33/59)

    Ki O ( Allah), amellerinizi ıslah etsin ve günahlarınızı bağışlasın Kim Allah´a ve elçisine itaat ederse, artık o en büyük kurtuluşla kurtulmuştur (33/71)

    Şundan ki: Allah, münafık erkekleri ve münafık kadınları, müşrik erkekleri ve müşrik kadınları azablandıracak; mü´min erkeklerin ve mü´min kadınların tevbesini kabul edecektir Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir (33/73)

    Yerin içine gireni, ondan çıkanı; gökten ineni ve oraya çıkanı bilir O, esirgeyendir, bağışlayandır (34/2)

    Andolsun, Sebe´ (halkı)nın oturduğu yerlerde de bir ayet vardır (Evleri) Sağdan ve soldan iki bahçeliydi (Onlara demiştik ki "Rabbinizin rızkından yiyin ve O´na şükredin Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabb(iniz var)" (34/15)

    O inkâr edenler; onlar için şiddetli bir azab vardır İman edip salih amellerde bulunanlar ise; onlar için de bir bağışlanma ve büyük bir ecir vardır (35/7)

    İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle değişik olanlar vardır Kulları içinde ise Allah´tan ancak alim olanlar ´içleri titreyerek-korkar´ Şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır (35/28)

    Çünkü (Allah,) ecirlerini noksansız olarak öder ve kendi fazlından onlara arttırır Şüphesiz O, bağışlayandır, şükrü kabul edendir (35/30)

    Derler ki: "Bizden hüznü giderip yok eden Allah´a hamdolsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir" (35/34)

    üphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti altında) tutuyor Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, kendisinden sonra artık kimse onları tutamaz Doğrusu O, Halim´dir, bağışlayandır (35/41)

    Sen ancak, zikre (Kur´an´a) uyan ve gayb ile Rahman olana (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele (36/11)

    "Rabbimin beni bağışladığını ve ağırlananlardan kıldığını" (36/27)

    "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır" (38/66)

    Gökleri ve yeri hak olarak yarattı Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp-örtüyor Güneşe ve aya boyun eğdirdi Her biri adı konulmuş bir ecele (süreye) kadar akıp gitmektedir Haberin olsun; üstün ve güçlü olan, bağışlayan O´dur (39/5)

    (Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım Allah´ın rahmetinden umut kesmeyin Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir" (39/53)

    Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası pek şiddetli olan ve lütuf sahibi (Allah´tan) O´ndan başka ilah yoktur Dönüş O´nadır (40/3)

    "Siz beni Allah´a (karşı) inkâr etmeye ve hakkında bilgim olmayan şeyleri O´na şirk koşmaya çağırıyorsunuz Ben ise sizi, üstün ve güçlü olan, bağışlayan (Allah´)a çağırıyorum (40/42)

    "İmkanı yok; gerçekten sizin beni kendisine çağırmakta olduğunuz şeyin, dünyada da, ahirette de çağrıda bulunma (yetkisi, gücü, değeri ve bağışlama)sı yoktur Şüphesiz, bizim dönüşümüz Allah´adır Ölçüyü taşıranlar, onlar ateşin halkıdırlar" (40/43)

    "Çok bağışlayan, çok esirgeyen (Allah)tan bir ağırlanma olarak" (41/32)

    Gökler, neredeyse üstlerinden çatlayıp-parçalanacaklar; melekler de Rablerini hamd ile tesbih ederler ve yerde olanlara mağfiret dilerler Haberiniz olsun; gerçekten Allah, bağışlayan ve esirgeyen O´dur (42/5)

    İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan kullarına böyle müjde vermektedir De ki: "Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum" Kim bir iyilik kazanırsa, biz ondaki iyiliği arttırırız Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir (42/23)

    (Bunlar,) Büyük günahlardan ve çirkin -utanmazlıklardan kaçınanlar ve gazablandıkları zaman bağışlayanlar, (42/37)

    Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir (42/43)

    İman edenlere de ki: "(Allah´ın) Onları kazandıklarıyla cezalandırması için, Allah´ın günlerini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar" (45/14)

    Yoksa: "Kendisi onu uydurdu" mu diyorlar De ki: "Eğer ben uydurdumsa, bu durumda siz, Allah´tan bana (gelecek) hiçbir şeye malik (engel) olamazsınız Sizin kendisi (Kur´an) hakkında, ne taşkınlıklar yaptığınızı O daha iyi bilendir Benimle sizin aranızda şahid olarak O yeter O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir" (46/8)

    "Ey kavmimiz, Allah´a davet edene icabet edin ve O´na iman edin; günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acı bir azabtan korusun" (46/31)

    Öyle ki Allah, senin geçmiş ve gelecek (her) günahını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola yöneltsin (48/2)

    Göklerin ve yerin mülkü Allah´ındır; dilediğine mağfiret eder, dilediğini azablandırır Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir (48/14)

    Eğer gerçekten, yanlarına çıkıncaya kadar sabretmiş olsalardı, herhalde (bu,) kendileri için daha hayırlı olurdu Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir (49/5)

    Bedeviler, dedi ki: "İman ettik" De ki: "Siz iman etmediniz; ancak "İslam (Müslüman veya teslim) olduk deyin İman henüz kalplerinize girmiş değildir Eğer Allah´a ve Resûlü´ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir" (49/14)

    Ey iman edenler, Allah´tan sakınıp-korkun ve O´nun elçisine iman edin, size kendi rahmetinden iki kat (güzel karşılık) versin Size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur kılsın ve size mağfiret etsin Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir (57/28)

    Sizden kadınlarına "zıhar"da bulunanlar (bilsinler ki, kadınları) onların anneleri değildir Anneleri, yalnızca kendilerini doğuranlardır Şüphesiz onlar, çirkin ve yalan söylemektedirler Gerçekten Allah, çok affeden, çok bağışlayandır (58/2)

    Ey iman edenler, Peygamber´e gizli bir şey arzedeceğiniz zaman, gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir Şayet (buna imkan) bulamazsanız, artık şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir (58/12)