Kuran-ı Kerimde Firavun’un Kıssası

'Ayetler ve Hadisler' forumunda Semerkand tarafından 13 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. Firavun’un Kıssası
    Kuran-ı Kerimde Firavun’un Kıssası
    Ayetlerle Firavun


    1) “Hatırlayın ki, sizi, Firavun ailesinden kurtardık. Çünkü onlar size azabın kötüsünü reva görüyorlar, yeni doğan erkek çocuklarınızı kesiyorlardı, fenalık için kızlarınızı yaşatıyorlardı. Ve o size reva görülenlerde sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.”
    Bakara 49

    2) “Yine hatırlayın ki, siz görüyorken sizin sebebinizle, denizi yardık, sizi kurtardık, Firavun taraftarlarını denizde boğduk.”
    Bakara 50

    3) “Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin adetleri üzere ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları kendi günahlarından dolayı cezalandırdı. Allah’ın cezası çok şiddetlidir.”
    Âl-i İmran 11

    4) “Sonra mucizelerimizle birlikte Musa’yı Firavun’a ve ileri gelenlerine göndermiştik; fakat onlar (nefislerine ve halklarına) zulmetmişlerdi. Şimdi fesatçıların akıbetlerinin ne olduğunu gör.”
    Araf 103

    5) “Musa Firavun’a şöyle demişti: “Ey Firavun! Ben, âlemlerin Rabbi tarafından gönderilen bir rasulüm.”
    Araf 104

    6) “Firavun’da şöyle demişti: “Eğer bir mucize getirdiysen ve sözüne sadık kimselerden isen, onu göster.”
    Araf 106

    7) “Firavun’un kavminden ileri gelenler (onları görünce, Musa hakkında) “bu herhalde çok bilgili bir sihirbaz” demişlerdi.”
    Araf 109

    8) “Sihirbazlar Firavun’a gelmişler ve “eğer galip gelen biz olursak, herhalde bizim için bir mükâfat vardır, değil mi?” demişlerdi.”
    Araf 113

    9) “Firavun’da “Evet aynı zamanda siz benim yakınlarım olacaksınız” demişti.”
    Araf 114

    10) “Firavun ise şöyle demişti: “Ben size izin vermeden siz ona iman ettiniz ha! Bu muhakkak bir tuzaktır ve bu tuzağı, şehirde, ona halkını çıkarmak için kurdunuz. Ama yakında (başınıza gelecekleri) öğreneceksiniz.”
    Araf 123

    11) “Firavun’un kavminden ileri gelenler ise (Firavun’a) şöyle demişlerdi: “Musa ve kavmini yeryüzünde fesad çıkarmaları, aynı zamanda seni ve ilahlarını bırakması için mi serbest bırakıyorsun?” (Firavun’da onlara şöyle) demişti: “Oğullarını öldürüp kadınlarını hayatta bırakacağız. Biz şüphesiz onların üstünde ezici kimseleriz.”
    Araf 127

    12) “Andolsunki biz, Firavun hanedanını, belki düşünürler diye senelerce ürün kıtlığı ile tutup sıkmıştık.”
    Araf 130

    13) “…Firavun ve kavminin yapmakta oldukları şeyleri ve yükseltmiş olduklarını ise, hep harap etmiştik.”
    Araf 137

    14) “(Ey İsrail oğulları!) Hani sizi, oğullarınızı öldürüp, kadınlarınızı hayatta bırakarak size azabın en kötüsünü yapan Firavun hanedanından kurtarmıştık. Bunda, Rabbimiz tarafından sizin için büyük bir imtihan vardır.”
    Araf 141

    15) “Tıpkı Firavun hanedanı ile onlardan öncekilerin hali gibi… Onlarda Allah’ın ayetlerini inkâr etmişlerdi de, Allah da onları kendi günahları ile yakalamıştı. Şüphesiz Allah çok kuvvetli ve azabı da çok şiddetlidir.”
    Enfal 52

    16) “Tıpkı Firavun hanedanı ile onlardan öncekilerin hali gibi. Onlarda Rablerinin ayetlerini yalanlamışlardı da, kendi günahlarıyla onları helak etmiştik; Firavun hanedanını da boğmuştuk. Hepside zalim idiler.”
    Enfal 54

    17) Sonra onların ardından Musa ve Harun’u ayetlerimizle Firavun ve adamlarına göndermiştik. Fakat kibirlenmişlerdi. Zaten onlar suçlu bir kavim idiler.”
    Yunus 75

    18) Firavun ise bütün bilgili sihirbazları bana getirin demişti.”
    Yunus 79

    19) “Musa’ya, Firavun ve adamlarının kendilerine işkence yapmalarından korkmaları dolayısıyla sadece kavminin küçük çocukları iman etmişti. Firavun yeryüzünde mutlak bir müstebit ve aşırı gidenlerdendi.”
    Yunus 83

    20) “Musa şöyle demişti: “Rabbimiz sen Firavun’a ve adamlarına dünya hayatında süs ve mallar verdin. Rabbimiz senin yolundan saptırmaları için mi verdin? Onların mallarını yok et; kalplerini iyice sık. Zira onlar acı azabı görmedikçe iman etmezler.”
    Yunus 88

    21) “İsrail oğullarını denizden geçirmiştik. Firavun ve askerler ise, zalim ve düşman olarak onları takip etmişlerdi. Nihayet Firavun suda boğulacağını anlayınca şöyle demişti: “İsrail oğullarının iman ettiğinden başka ilah olmadığına iman ettim. Ben de Müslümanlardanım.”
    Yunus 90

    22) “(Ona denildi ki:) “Şimdi mi (iman etmek aklına geldi)? Daha önce isyan etmiştin ve bozgunculardan idin.”
    Yunus 91

    23) “Bugün seni, sadece cesedini, senin arkandan geleceklere bir ibret olmak üzere karada yüksek bir yerde bırakacağız. Şu muhakkaktır ki, insanların çoğu bizim ayetlerimizden gafildir.”
    Yunus 93

    24) “Musa’yı da, ayetlerimizle ve apaçık delil ve mucizelerle Firavun ve ileri gelen adamlarına göndermiştik. Firavun’un emrine uymuşlardı. Oysa Firavun’un emri akıllıca değildi.
    Hud 96, 97

    25) “O kıyamet gününde de kavminin önünde gider ve onları ateşe götürür. O vardıkları yer ne kötü bir yerdir.”
    Hud 98

    26) “Musa’da kavmine şöyle demişti: “Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani sizi, Rabbinizden gelen büyük bir imtihan olmak üzere, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı boğazlayarak en büyük azabı size çektiren Firavun ailesinden kurtarmıştı.”
    İbrahim 6

    27) “Bir gerçektir ki, Musa’ya apaçık dokuz mucize vermiştik. Şimdi İsrail oğullarına sor sana haber vereceklerdir. Musa bu mucizelerle onlara gelince Firavun onlara demişti ki ey Musa! Zannediyorum ki sen büyülenmişsin?”
    İsra 101

    28) “Musa’da şöyle demişti: “Sende muhakkak biliyorsun ki bunları delil olarak göklerin ve yerin Rabbinden başkası indirememiştir. Bende zannediyorum ki Ey Firavun sen mahvolmuşsun.”
    İsra 102

    29) “…Firavun onları ülkeden çıkarmak istemiş, biz de onu ve onunla beraber olanları toptan suda boğuvermiştik.”
    İsra 103

    30) “Karun’u, Firavun’u ve Hamanı’da helak etmiştik. Musa, onlara apaçık mucizeler getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Fakat helak olmaktan kurtulamamışlardı.”
    Ankebut 39

    31) “Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi, saltanat sahibi Firavun, Semud, Lut kavmi ve Eyke ahalisi de, rasullerini yalanlamışlardı. Bunlarda rasule karşı birleşmiş gruplardan olmuştu.”
    Sâd 13, 14

    32) “Gerçek şu ki Musa’yı mucizelerimizle ve apaçık ayetlerimizle Firavun’a, Haman’ ve Karun’a göndermiştik de onlar yalancı bir sihirbaz demişlerdi.”
    Mü’min 23, 24

    33) “Firavun şöyle demişti: “Bırakın beni Musa’yı öldüreyim, o Rabbine yalvara dursun. Ben dininizi de değiştirmesinden yahut yeryüzünde fesad çıkarmasından korkmuyorum.”
    Mü’min 26

    34) “Firavun ailesinden mü’min olan ve imanını gizleyen bir adam da şöyle demişti: “Rabbim Allah’tır, diyen bir adamı, size Rabbinizden apaçık deliller getirmiş olmasına rağmen öldürecek misiniz? Eğer yalancı ise, yalanı kendi aleyhine; yok eğer sadık ise, sizi tehdit ettiği bazı şeyler başınıza gelebilir. Şüphesiz Allah, haddi aşan yalancılarla asla hidayet etmez.”
    Mü’min 28

    35) “Ey Kavmim! Yeryüzünde bugün galip olarak hükümranlık sizin elinizde, fakat Allah’ın hışmı bize gelip çatarsa, ona karşı bize kim yardım eder” Firavun’da demişti ki: “Ben size, kendi görüşümü söylüyorum. Ben size ancak kurtuluş yolunu gösteriyorum.”
    Mü’min 29

    36) Firavun şöyle demişti: “Ey Haman! Bana bir kule yap; Belki onunla göklerin kapılarına erişir ve böylece Musa’nın ilahını görürüm. Ben onun bir yalancı olduğunu zannediyorum.” Firavun’a kötü ameli böyle süslü gösterilmiş ve doğru yoldan saptırılmıştır. Firavun’un tuzağı başarısız olmaya mahkûmdu.”
    Mü’min 36, 37

    37) “Allah, o mü’min adamı, kurdukları tuzağın kötülüklerinden korumuş, Firavun ailesini de, en kötü azap kuşatıvermişti.”
    Mü’min 45

    38) “Onlar sabah akşam ateşe sunulmaktadırlar. Kıyametin koptuğu günde, “Firavun ailesini en şiddetli azaba sokun” denilecektir.”
    Mü’min 46

    39) “Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de onlara demişti ki: “Ben, âlemlerin Rabbinin elçisiyim.”
    Zuhruf 46

    40) “Firavun kavmine seslenmiş ve demişti ki: “Ey Kavmim! Mısır’ın ve altımda akan şu ırmakların hâkimi bana ait değil mi? Görmüyor musunuz?”
    Zuhruf 51

    41) “Böylece Firavun, kavmini küçümsemiş, onlarda ona itaat etmişlerdi. Zaten onlar fasık kimselerdi.”
    Zuhruf 54

    42) “Onlardan önce de Firavun’un kavmini denemiştik. Bu maksatla onlara üstün meziyetleri olan bir Rasûl gelmiş ve demişti ki: “Allah’ın kullarını bana bırakın. Gerçek şudur ki ben sizin için gönderilmiş güvenilir bir Rasûlüm.”
    Duhan 17, 18

    43) “Gerçek şu ki, İsrail oğullarını, o zelil edici azaptan, yani Firavun’dan kurtardık. O, haddi aşanlardan bir zorba idi.”
    Duhan 30, 31

    44) “Firavun’a gidin çünkü o azmıştır.”
    Ta-Ha 24

    45) “Firavun onlara şöyle demişti: “Sizin Rabbiniz kim ey Musa?” O da demişti ki: “Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren ve sonra da hidayete erdirendir.” Firavun şöyle demişti: “Geçmiş nesillerin durumu ne olacak?”
    Ta-Ha 49, 50, 51

    46) “Firavun’a delillerimizin hepsini göstermiştik; fakat o, yine yalanlamış ve kabule yanaşmamıştı.”
    Ta-Ha 56

    47) “Firavun oradan ayrılmış, sihirbazlarını ve aletlerini toplamış, sonra da buluşma yerine gelmişti. (Firavun’un sihirbazları) işlerini aralarında müzakere etmişler ve son derece gizli konuşmuşlardı.”
    Ta-Ha 60, 62

    48) “Firavun ise şöyle demişti: “Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? O size sihrinizi öğreten bir büyüğünüzdür. Mademki öyle, ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama mutlaka keseceğim ve sizi mutlaka hurma dalına asacağım. İşte o zaman hanginizin azabı daha şiddetli ve devamlı imiş, öğreneceksiniz.”
    Ta-Ha 71

    49) “Musa’ya: “Kullarımı geceleyin yürüt; onlara, denizde kuru bir yol aç; (firavun’un sana) yetişmesinden ve (denizde boğulmaktan) korkma” diye vahyetmiştik.”
    Ta-Ha 77

    50) “Firavun ise, askerleriyle onları takip etmişti. Fakat denizde, onları kaplayacak olan su kaplamış ve onları boğmuştu.”
    Ta-Ha 78

    51) “Firavun kavmini sapıklığa sevk etmiş, doğru yolu göstermemişti.”
    Ta-Ha 79

    52) “Firavun’a varın ve deyin ki: “Biz, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın Rasûlüyüz.”
    Şuara 16

    53) “Firavun ise Musa’ya şöyle demişti: “Çocukken seni yanımızda terbiye etmedik mi? Ömründen nice yıllar yanımızda kalmadın mı?”
    Şuara 18

    54) “Firavun ona şöyle demişti: “Âlemlerin Rabbi nedir?”
    Şuara 23

    55) “Firavun etrafındakilere şöyle demişti: “İşitmiyor musunuz?”
    Şuara 25

    56) “Firavun şöyle demişti: “Size gönderilen Rasulünüz bir delidir.”
    Şuara 27

    57) “Firavun da şöyle demişti: “Eğer benden başkasını ilah edinirsen, seni mutlaka zindana atılanlardan ederim.”
    Şuara 29

    58) “Firavun da şöyle demişti: “Eğer doğruyu söyleyenlerden isen, haydi getir.”
    Şuara 31

    59) “Firavun ise, etrafındaki ileri gelenlere şöyle demişti: “Bu, muhakkak çok bilgili bir sihirbazdır.”
    Şuara 34

    60) “Sihirbazlar gelince Firavun’a şöyle demişlerdi: “Eğer galip gelenler biz olursak, bize bir ücret var mı?” Firavun ise demişti ki: “Evet. Ayrıca, galip gelirseniz gözdelerden olursunuz.”
    Şuara 41, 42

    61) “Bunun üzerine sihirbazlar iplerini ve değneklerini atmışlar ve “Firavun’un kudretiyle galip gelecek olanlar muhakkak biziz” demişlerdi. O sırada Musa da asasını atmıştı ki, onların uydurduklarını hemen yutmaya başlamıştı. Bunun üzerine sihirbazlarda secdeye kapanmışlardı.”
    Şuara 44, 45, 46

    62) “Firavun ise, onlara şöyle demişti: “Ben size izin vermeden, siz ona iman mı ettiniz, şüphe yoktur ki o size sihri öğreten bir büyüğünüzdür. Şimdi anlayacaksınız ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama mutlaka keseceğim ve sizin hepinizi asacağım.”
    Şuara 49

    63) “Bu sırada Firavun da şehirlere toplayıcılar göndermişti.”
    Şuara 53

    64) “Bizde Firavun ve adamlarını bahçelerden, subaşlarından, hazinelerden ve şerefli makamdan çıkarmıştık.”
    Şuara 57, 58

    65) “Firavun ve adamları ise, güneşin doğuşu ile onların peşine düşmüşlerdi.”
    Şuara 60

    66) “Elini koynuna sok; Firavun ve kavmine gelecek dokuz mucize içinde, kusursuz, bembeyaz çıksın. Zira onlar yoldan çıkmış bir kavimdir.”
    Neml 12

    67) “Musa ve Firavun’un haberini, mü’min kimseler için hak ile okuyacağız. Firavun, ülkeye hâkim olmuş ve halkını fırkalara ayırmıştı. Onlardan bir grubu, oğullarını boğazlayarak, kadınlarını hayatta bırakarak zayıflatıyordu. O bozgunculardan biriydi.”
    Kasas 3, 4

    68) “Yeryüzünde zayıf bırakılanlara lütufta bulunmak onları imam yapmak, varis kılmak, onlarla yeryüzünde bir mekân vermek, Firavun’a, Haman’a ve onlardan olan askerlerine, çekindikleri şeyi göstermek istedik.”
    Kasas 5, 6

    69) “Firavun ve ailesi de onu, kendilerine bir düşman ve başlarına bir dert olmak üzere bulup, almıştı. Firavun, Haman ve askerleri hatalı idiler.”
    Kasas 8

    70) “Firavun’un karısı şöyle demişti: “Benim için de senin için de bir gözbebeği. Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur yahut onu evlat ediniriz.” Oysa onlar, işin farkında değillerdi.
    Kasas 9

    71) “Önceden sütanalarını onlara haram kılmıştık. Bu sebeple Musa’nın kız kardeşi, Firavun’un ailesine şöyle demişti. “Sizin için ona bakacak ve ona öğütler verecek bir ev halkını size tavsiye edeyim mi?”
    Kasas 12

    72) “Firavun ise şöyle demişti. “Ey ileri gelenler sizin için benden başka bir ilah tanımıyorum. Çamur üzerine benim için bir ateş yak, ey Haman! Sonra da bana bir kule yap, belki Musa’nın ilahına ulaşabilirim. Ben onun mutlaka yalancılardan biri olduğunu zannediyorum.”
    Kasas 38

    73) “Firavun ve askerleri ülkede haksız bir şekilde büyüklük taslamışlar ve bize hiç döndürülmeyeceklerini zannetmişlerdir.”
    Kasas 39

    74) “Sonra Musa’yı ve kardeşi Harun’u ayetlerimizle ve apaçık delillerle gönderdik. Onları, Firavun ve adamlarına göndermiştik. Fakat onlar da büyüklendiler. Zaten kibirli bir kavim idiler.”
    Mü’minun 45, 46

    75) “Apaçık bir belge ile Firavun’a gönderdiğimiz Musa’da da vardır. Firavun askerlerine güvenerek yüz çevirmiş ve: “Bu ya bir sihirbaz ya da bir delidir” demişti.”
    Zariyat 38, 39

    76) “Allah iman edenlere de Firavun’un karısını örnek veriyor. Hani o: “Rabbim cennette katında benim için bir bina yap. Beni Firavun’dan, onun tapındıklarından ve zalim kavimden kurtar” demişti.”
    Tahrim 11

    77) “Firavun’da, ondan öncekilerde, safsatacılarda günahlarıyla geldiler.”
    Hakka 9

    78) “Sana o orduların haberi gelmedi mi? Firavun ve Semud’un.”
    Buruc 17, 18