Kuran Ayetlerine Göre Kiyamet Günü Neler Olacak?

'İslami Bilgiler' forumunda Nevra tarafından 18 Temmuz 2008 tarihinde açılan konu


  1. Allah, büyük bir düzen içinde yarattığı yaşamı, bilemediğimiz bir vakitte tüm düzeniyle birlikte sona erdirecektir. Varlığından şüphe duymadan kıyamet gününe iman etmek, insanı kendisi için çok daha olumlu ve kazançlı bir sonuca götürecektir. Zira dünyada harcadığı çabaların "boş bir çaba" olduğunu kıyamet saati ile anlayan bir insanın pişmanlığı, tarifi oldukça zor, çok şiddetli bir pişmanlıktır.



    Kıyamet günü, dünya hayatının hatta tüm kainatın son günüdür, ama aynı zamanda da ahiretteki sonsuz yaşamın bir başlangıcıdır. O gün, insanların tümü yeni bir diriliş ile dirileceklerdir. O gün Yüce Allah'a iman edenler cennette ağırlanırken, iman etmeyenler cehenneme sevk edileceklerdir. Rabbimiz'in sonsuz adaletinin tecelli ettiği bu günde, tüm insanlık şahitlerin huzurunda sonsuz mekanına yerleşecektir.


    Hesap Anı

    Hesap anı, inanmayanların bütün ömürleri boyunca düşünmekten kaçındıkları, anlamaktan kaçtıkları, müminlerin ise hazırlanıp bekledikleri andır. Kuran da bildirildiği üzere, O gün herşey Yüce Allah'ın sonsuz gücüne ve yüksek şanına uygun olarak yaratılmıştır. Hesabın gerçekleştirilmesi için ruh ve melekler saflar halinde dizilirler. O hesap anında, insanlar arasında adaletle hükmedilecek ve konuşacak kişi sadece doğruyu söyleyebilecektir. Rabbimiz bu durumu Kuran'da şöyle haber vermiştir:
    ’Ruh ve meleklerin saflar halinde duracakları gün; Rahman'ın kendilerine izin verdikleri dışında olanlar konuşmazlar. (Konuşacak olan da,) Doğruyu söyleyecektir.’ (Nebe Suresi, 38)
    İnsanın dünya hayatı boyunca tanıyıp bildiği tüm insanlar orada olacaktır. Tanınmış, tanınmamış, zengin, fakir her kişi, kısaca kıyamet gününe kadar yaşayıp ölmüş olan tüm insanlar, aralarında hiçbir ayırım söz konusu olmadan Allah'ın huzurunda toplanırlar. Böyle bir günde, ne kazandıkları şandan ne de edindikleri itibardan eser vardır. Bu kişiler kendilerince bir devre imzasını atmış, dünya tarihinde adından çok söz edilmiş kimseler olsalar dahi, iman etmedikleri sürece, Allah'ın huzurunda pişmanlık ve azabın şiddeti ile korku içinde olacaklardır. Her kim olursa olsun iman etmemişse - aynı korkuyu yaşayacak, herhangi bir dünyevi üstünlük unsuru olmadan herkes aynı konumda olacaktır. Dünyada bir ayrıcalık olarak görülen para ve mevki, insanların biraraya toplandıkları bu günde hiçbir şey ifade etmeyecek, hayran olan da hayran olunan da aynı konumda olacaktır. Kuran'da insanların din günü Allah'ın huzurunda toplanacağını bildiren ayetlerden biri şu şekildedir:
    ’Yer, Rabbinin nuruyla parıldadı, (orta yere) kitap kondu; peygamberler ve şahidler getirildi ve aralarında hak ile hüküm verildi, onlar haksızlığa uğratılmazlar.’ (Zümer Suresi, 69)

    O Gün Kimse Haksızlığa Uğratılmayacaktır

    İşlenen her amelin sorgulanacağı bu günün ihtişamı, Allah'ın büyüklüğüne, Adl (adil olan), Cebbar (dilediğini zorla da olsa gerçekleştiren), Kahhar (kahreden) ve Muntakim (intikam alan) sıfatlarına yakışır şekilde olacaktır. Amellerin sorgulanıp sonuçlandırılması Allah'ın adaleti ile eksiksiz olarak görülecektir. O gün kurulacak olan "duyarlı teraziler" ile herkes hak ettiği karşılığı bulacaktır. Kuran'da din gününde kurulacak olan hassas teraziler hakkında şu şekilde bildirilmektedir:
    ’Biz ise, kıyamet gününe ait duyarlı teraziler koyarız da artık, hiçbir nefis hiçbir şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz. Hesap görücüler olarak Biz yeteriz.’ (Enbiya Suresi, 47)
    Dünya hayatı boyunca yapılan her amel, en küçük ayrıntılar bile eksik kalmaksızın bu tartılara konulur. Bu tartının ibresi, insanları sonsuz azaba veya sonsuz kurtuluş ve mutluluğa götürecek kararı belirler. Yaptıkları iyilikleri ağır gelen insanlar cennete gideceklerdir. Hafif kalanlar ise korkunç bir azapla azaplandırılacakları cehenneme atılacaklardır.



    ’De ki: "Allah sizi diriltiyor, sonra sizi öldürüyor, sonra kendisinde hiçbir kuşku olmayan kıyamet günü O sizi biraraya getirip- toplayacaktır. Ancak insanların çoğu bilmezler.’ (Casiye Suresi, 26)


    Hesap Yerine Herkes Bir Sürücü ve Bir Şahitle Gelir

    Hesap günü sorgulanma sırasında tüm insanların yanında bulunacak olan iki meleğin bilgisi Kuran'da şu şekilde verilmektedir:
    ’(Artık) her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahit ile gelmiştir.’ (Kaf Suresi, 21)
    Din günü her yer Allah'ın nuru ile aydınlanacak. Bu büyük hesap gününde tanıklık yapacak olan elçiler ve şahitler hazır bulundurulacaktır. Dünyada, Allah'a kulluk etmeleri gerektiğini insanlara hatırlatan ve öğütleyen peygamberler, elçiler ve diğer şahitler, hesap günü sorguya çekilecek insanların yanında olacaklardır. Ve Allah'ın huzurunda bulunan tüm şahitler sadece doğruyu söyleyeceklerdir. O gün hiç kimsenin, Allah'ın huzurunda yaptıklarını inkar etmeye fırsatı veya imkanı olmayacaktır. Herkesin işlediği bütün hayırlar ve şerler en küçük ayrıntısına kadar ortaya çıkarılacaktır ve kişi bunların hepsinden sorguya çekilecektir. Hz. Adem'den bu yana yaşamış tüm toplumların birarada olacağı bu ortamda, sorgulamadaki düzen ve hesaptaki titizlik, Allah'ın aklının büyüklüğünü ve sonsuz adaletini bize gösterir.
    İnsanın İşitme, Görme Duyuları ve Derileri de Şahitlik Eder
    O gün suçlu günahkarların işledikleri kötülüklere şahit olanlar da orada hazırdır. İman etmeyenlerin aleyhine tanıklık edenlerin arasında, onların hiç beklemedikleri şahitler de vardır. Bu, insanın kendisini yalnız sandığı anlarda dahi, Allah'ın kendisini çepeçevre kuşattığına dair en çarpıcı delildir. İnanmayanların aleyhinde şahitlik yapacak olanların arasında, kendi ’işitme, görme duyuları ve derileri’ de olacaktır. Her biri Allah'ın izniyle konuşacak ve eksiksiz olarak söylemeleri gerekenleri, şahit olduklarını anlatacaklardır. Bütün bir ömür boyunca kullandıkları, kendilerine ait sandıkları uzuvlarının bile insanın aleyhinde şahitlik etmesi o gün yaşanacak olan psikolojik yıkımı daha da artırır. Kuran'da bu konunun bildirildiği ayetler şu şekildedir:
    ’Allah'ın düşmanlarının biraraya getirilip-toplanacakları gün işte onlar, ateşe bölükler halinde dağıtılırlar. Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir. Kendi derilerine dediler ki: "Niye aleyhimizde şahitlik ettiniz?" Dediler ki: "Herşeye nutku verip-konuşturan Allah, bizi konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz. Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz. Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz. (Fussilet Suresi, 19-22)
    Kişi o gün gururla ve kendince güvenle savunduğu açıklamaların geçersizliğini görecek, aleyhine şahitlik eden kendi uzuvları karşısında gizleyecek bir şeyi kalmadığını anlayacaktır. Kimsenin görmediğini zannettiği olaylar, gizli yapılan işler teker teker ortaya dökülecek, kendi bedeni bunları ikrar edecektir.

    Amel Defterinin Verilmesi

    İnsanın dünya hayatı boyunca yaptığı her şey, sağ ve sol tarafında bulunan melekler tarafından kaydedilir. Hesap anı için hazırlanan defterler din gününde insanlara sunulur. Kişi yaptıklarının hiçbirini reddedemez, çünkü yaşadığı her an, amel defterine kaydedilmiştir. Herkes kendi defterinden, ahiret için neler hazırladığını öğrenir. Müminler sağ ellerine, kafirler ise sol ellerine defterlerini alırlar. Bu anda, müminlerle kafirlerin tavırları çok farklıdır. Müminler, büyük sevinç içinde defterlerini alıp, okumaları için yanında bulunanlara uzatırlar. Defterleri sol ellerine verilen iman etmeyen kişiler ise kahredici bir utanç ve korku içindedirler. Çünkü en küçüğünden en büyüğüne kadar hiçbir işin eksik bırakılmadan meleklerce yazılmış olduğu bu defter, Kuran ahlakına uygun olmayan işlerle doludur. Bu gerçek karşısında inkar edenlerin korku ve şaşkınlıkları ayette şöyle belirtilmiştir:
    ’(Önlerine) Kitap konulmuştur; artık suçlu-günahkarların, onda olanlardan dolayı dehşetle-korkuya kapıldıklarını görürsün. Derler ki: "Eyvahlar bize, bu kitaba ne oluyor ki, küçük büyük bırakmayıp her şeyi sayıp-döküyor?" Yapıp-ettiklerini (önlerinde) hazır bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye zulmetmez.’ (Kehf Suresi, 49)
    Kıyamet saati ve sonrasındaki sonsuz yaşam, insanları bekleyen en önemli gerçeklerdir. Bu nedenle uğrunda yaşanması ve çaba harcanması gereken tek gerçek, "Allah rızasıdır". Allah, sonsuz hayatın başlangıcını son derece büyük ve ihtişamlı olaylarla gerçekleştirecektir. Bu günle karşılaşan herkes, dünya hayatının artık tamamen sona erdiğini anlayacak ve ahiretin varlığını kesin bir bilgiyle kavrayacaktır.

    Hesap Gününe adım Adım Yaklaşıyoruz

    Dünyadaki yaşamımızda geçen her gün bizi o hesap gününe biraz daha yakınlaştırır. Geçen her saat, her dakika, hatta her saniye ölüme, yeniden dirilişe ve hesaba doğru atılmış yeni bir adımdır. Herkes, şu anda kaderinde belli olan son nefesini vereceği ana doğru biraz daha yaklaşmaktadır. Kim olursa olsun tarihte bu ilerleyişi durdurabilen olmamıştır. Ne önlem alınırsa alınsın bu ilerleyişi durdurmanın ya da geri çevirmenin yolu yoktur. Tüm insanlar bu yolu izleyecek ve ölümle beklemedikleri bir anda karşılaşacaklardır.
    Şu unutulmamalıdır ki, her insan hesap günü Yüce Allah'ın huzurunda yapayalnız ve tek başına sorguya çekilecektir. O halde insanın yapması gereken, ölümle başlayıp, bitmeyen zamanlar boyunca devam edecek o gün gelmeden önce hazırlık yapmaktır:
    ’Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah'tan korkun. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Kendileri Allah'ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuş olanlar gibi olmayın. İşte onlar, fasık olanların ta kendileridir’. (Haşr Suresi, 18-19)