Kültürlü İnsan Kime Denir?

'Okulistik' forumunda Mirayy tarafından 25 Ağustos 2009 tarihinde açılan konu


  1. Terbiyeli adam, akıllı adam, marifetli adam, ilim ve irfan sahibi adam, fazıl ve kemal eshabından adam, dirayetli adam gibi tabirlere eskiden beri alışmışızdır. Bunlardan kastedilen manalar devirlere göre değişmiş, fakat kelimeler aşağı yukarı aynı şekilde kalmıştır. Medeni dünya ile münasebetimizin gerçekleşmeye başladığı bu çağlarda yeni bir tabir daha ortaya çıkmış bulunuyor. Her yeni söz gibi bu tabiri de pek çok kimseler kendi anlayışlarına göre izah ediyorlar. O halde biz de kendimize soralım:
    Kültürlü adam kime derler?
    Anlaşılması ve anlatılması güç olan mürekkep mefhumları tarif etmek için en pratik yol, iltibasa en çok müsaid olan tarafları silerek o mefhumların kendilerini meydana çıkarmaktır. Bunu yapmak için kimlerin kültürlü adam zannedildiği halde hakikatte bu vasfı almaya layık olmadıklarını söylemekten başlayalım.
    Şarkta ve Garpta öyle bir tip insan vardır ki bunların belli vasıfları çok bilişleridir. Bizde ayaklı kütüphane, Garpta ansiklopedik adam dedikleri bu zümre mensupları hiçbir noktada derinleşmeden ve bilgilerini iç ve dış hayatlarına katmadan dimağlarında bir otel müşterisi gibi saklarlar. Esaslı bir araştırma hamlesini doğuracak hayati bir meseleleri yoktur. Gelişigüzel öğrenmişlerdir; gelişigüzel yaşarlar. Her telden çalan bu adamları sakın kültürlü adam sanmayınız.
    Bundan başka bir de sözüm yabana ihtisas sahibi dedikleri yine muayyen bir sahada malumetlı, hatta muaffakıyetli sayılacak tipler vardır. Mesela bir kimyagerdir. Canlı cansız maddelerin terkibini, istihsal suretlerini, tahfillerini, miyarlarını, bütün girdi çıktılarını bilir. Fakat bu bilgi mevzuunun dışında her ne varsa duygularını onlara tamamıyla kapamış bir haldedirler. Gazete okumaz, umumî mevzulara taalluk eden hiçbir kitabı ellerine almaz, kimya ehemmiyetinde ilim olamayacağına inanmış ve kendilerini sadece ona vermiştirler. Böyle bir insan en ince noktalarına varıncaya kadar bildiği canlı cansız maddelerin, kendi yaşadığı devir içinde oynadığı iktisadi, rolleri, bunun milletler hayatına tesir şekil ve derecelerini, yakın ve uzak istikballerde, kendisinin yaptığı veya başkalarından öğrendiği yeni keşiflerin milletler hayatı üstünde ne gibi değişmeler yapacağını bilmesine imkan yoktur. O, muvazi duvarlar arasında yürütülen bir esir gibi nereden gelip nereye gittiğinden habersizdir. Böylesinin bilgisi bir noktada ne kadar derin olursa olsun kendisine kültürlü adam diyemeyiz.
    Bilgisi. sığ, fakat geniş; bilgisi bir noktada ihtisaslaşmış, derin fakat dar bu iki tip adamı hayalinizde şimdi anlatacağım şekilde birleştirdiğiniz zaman kültürlü adam tipini bulabilirsiniz. Kültürlü adam, kendi hayatinin muhtelif merhalelerinde edindiği bilgiler, tecrübeler ve intihalardan istifade ederek hayatın her safhasına zekasının iğnesini, çiçekler üstünde dolaşan arılar gibi batırabilmek kudretini kazanmış adamdır. Onun kafasında bilgiler, pasif bir fotoğraf camına çarpan hayaller değildir. Elde ettiği malumat, herhangi bir hayat vazifesini işleten bir muharriktir. Binlerce nebatın latince isimlerini hafızalar gibi sûre, sûre kafasında saklamaz. Tabiatın bu canlı yaratıklarını o büyük bütünün kendi gibi bir parçası olarak mütaela eder. Onun nasıl yaşadığını anlamak için çırpınan tecessüsünü doyurmak üzere kütüphanesinde, laboratuvarında ve nihayet dışarıdaki tabiat üstünde daimi bir araştırma ihtiyacıyla çalışır durur.