Kültürel alanda yapılan yenilikler nelerdir?

'Etüt Merkezi' forumunda ZeuS tarafından 3 Haziran 2011 tarihinde açılan konu


  1. Kültürel alanda yapılan yenilikler nelerdir?

    Kültür Alanında Yapılan İnkılaplar

    TÜRK DİL ÇALIŞMALARI

    Bir milletin birlik ve varlığını sürdürebilmesinde dilin çok önemli bir yeri vardır Bunu çok iyi bilen Atatürk, Türk Dili'nin zenginleşmesi ve sadeleşmesi için çalışmalar yaptı

    Osmanlı Devleti'nin ilk zamanlarında, sade bir Türkçe kullanılıyordu Zamanla Arapça ve Farsça'dan birçok kural ve kelime dilimize girdi Böylece Arapça, Farsça ve Türkçe kelimelerden oluşan Osmanlıca karma bir dil olarak ortaya çıktı Yöneticiler ve aydınlar Osmanlıca'yı kullanırken, halk Türkçe konuşuyordu Dildeki bu ayrılık Türkçe'nin gelişmesini ve mîllî bütünlüğün kurulmasını engelliyordu

    On dokuzuncu yüzyılın ortalarından itibaren dilin sadeleşmesi ile ilgili çalışmalar yapıldı Fakat olumlu bir sonuç alınamadı Cumhuriyetin ilânından sonra, Türkçe'nin yabancı dillerin etkisinden kurtarılması çalışmalarına hız verildi Türk dili ile ilgili çalışmalar yapmak üzere Atatürk'ün emriyle Türk Dilini Tetkik Cemiyeti (Türk Dil Kurumu) kuruldu (1932) Bilim ve fikir adamlarının katıldığı bir dil kurultayı toplandı Bu kurultayda, halkın anlamadığı özellikle Arapça ve Farsça'dan Türkçe'ye geçmiş olan kelime ve deyimlerin Türkçe karşılıklarını bulmak üzere çalışmalar yapılmasına karar verildi Bu çalışmalar sayesinde yazı dili ile konuşma dili arasındaki fark
    ortadan kaldırıldı

    Türk diline gereken önemin verilmesini Atatürk şu sözleriyle ifade etmiştir "Türk dilinin, kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması
    için, bütün devlet teşkilâtımızın dikkatli ve alâkalı olmasını isteriz" Türkçe'nin milletimiz için önemini de " Türk Dili, Türk Milleti için kutsal bîr hazinedir Türk Dili, Türk Milleti'nin kalbidir, zihnidir" diyerek belirtmiştir

    MİLLİ KÜLTÜR

    Kültür kelimesi Türkçe'ye Fransızca'dan girmiştir Toprağı sürmek, ürün elde etmek ve onları geliştirmek anlamındadır Kelime daha sonra insan vücudunu ve ruhunu terbiye etme, sanat ve fikir eserlerini geliştirme anlamlarım da içine alan geniş bir mana kazanmıştır Kültür maddî ve manevî her şeyi işlemek ve geliştirmek demektir

    Millî kültür ise bir millete kimlik kazandıran, diğer milletlerle arasındaki farkı belirlemeye yarayan, tarih boyunca meydana getirilen o millete ait maddî ve manevî değerlerin uyumlu bir bütünüdür Bir toplumu millet yapan ve onun bütünlüğünü sağlayan millî kültürdür

    Tarih bir milletin bütün fertlerinin bilmesi, benimsemesi koruması ve geliştirmesi gereken kültür hazinelerinden biridir Tarih, milletin geçmişteki varlığı, onun mirası ve bugüne kalan hatırasıdır Türk Milleti'nin bugün üzerinde yaşadığı topraklar, onu vatan yapmak için şehit olan, koruyan, işleyen atalarımızın, yani tarihindir Bunların bilinmesi ve korunması her Türk için bir vazifedir

    Dil, bir milletin kültürel değerlerinin başında gelir ve bir milletin temelini oluşturur Dil, duygu ve düşünceyi insana aktaran bir vasıta olduğu için, duygu ve düşünce birliği dil ile gelişir Kendi milletinin tarih ve kültürünü öğrenmek ve incelemek isteyen her Türk, dilini bilmek zorundadır Türkiye'de Türkçe bilmeyen hiçbir vatandaş kalmamalıdır

    Atatürk, Türkiye için ekonomik kalkınma yanında sosyal ve kültürel kalkınmaya da aynı ölçüde yer verilmesi gerektiğine inanmıştır Bir milletin haysiyetli bir şekilde varlığını devam ettirmesinde, bir toplumun millî şuura erişmesinde en büyük rolü kültür oynar Bunu çok iyi bilen Atatürk, "Millî şuurun ayakta kalabilmesi ve uyanık bulunması için dil ve tarih uğrunda çalışmaya mecburuz" diyerek millî şuur konusunda ne kadar duyarlı olduğunu ortaya koymuştur Yine Atatürk, kültür birliğinin bir milleti millet yapan, ona yaşama gücü veren, diğer milletler arasında kişilik kazandıran başlıca unsur olduğunu çok iyi bilmekteydi Bununla ilgili şu sözleri çok önemlidir: "Millî kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türk Cumhuriyeti'nin temel direği olarak temin edeceğiz"
    "Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli Türk kahramanlığı ve Türk kültürüdür"
    Bu sözler, Cumhuriyet Türkiye'sinin millî kültüre dayalı olarak yükselip gelişeceğinin bir ifadesidir

    Atatürk, millî kültür konusunda hedeflerin neler olduğunu da şöyle belirtmiştir: "Yüksek bir insan cemiyeti olan Türk Milleti'nin tarihî bir vasfı da güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir

    Bunun içindir ki milletimin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, yaratıcı zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlar sevgisini ve millî birlik duygusunu sürekli ve her türlü incelemelerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür"

    MİLLİ TARİH

    Tarih, bir milletin birikim ve tecrübelerinin yeni nesillere aktarılmasını sağlayan bir bilimdir Tarih bilimi, insanların zaman içinde geçirdikleri gelişmeleri, sebep sonuç ilişkileri kurarak araştırıp değerlendirir Geçmişteki olaylardan ders almayan milletler kendilerini günün şartlarına uydurmakta zorluk çekerler Bu nedenle tarih, bir millet için en faydalı bir kaynak, en sağlam bir hazinedir Tarihi zengin bir millet, manevî miraslara sahip güçlü bir millettir

    Osmanlı Devleti'nin eğitim sisteminin birlikten yoksun oluşu , tarih alanında da farklı tarih anlayışları ortaya çıkarmıştı Medreselerde genellikle İslâm tarihi okutulurken, diğer okullarda da yalnız Osmanlı Tarihi okutuluyordu İslâmiyet öncesi Türk tarihine önem verilmiyordu İnsanlık tarihi kadar eski olan Türk Milleti'nin tarihi ihmal ediliyordu Ayrıca, Avrupalılar da Türk Tarihi hakkında asılsız iddialarda bulunuyorlardı

    Atatürk haksız, düşmanca ve bilimsellikten uzak bu tarih iddialarının yanlış olduğuna inanıyordu Bu konudaki yanlış görüşlerin düzeltilmesi gerekiyordu Bu amaçla çalışmalar yapmak üzere bilim adamları görevlendirildi Önce, Türk Tarihi'yle ilgili yabancı dillerde çıkan kitaplar Türkçe'ye çevrildi 1930 yılında, Türk Milleti'nin dünya tarihindeki yerini ve rolünü kısaca belirten bir kitap yazıldı Bir yıl sonra Türk Tarihi'ni her yönüyle araştırmak üzere, Atatürk'ün direktifleri ile Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti (Türk Tarih Kurumu) kuruldu (1931) Bu cemiyetin çalışmalarıyla, Türk Tarihi, büyük ölçüde gün ışığına çıkarıldı 1931 yılında okullar için dört ciltlik bir genel tarih kitabı çıkarıldı 1932'de bilim adamları ve öğretmenlerin katılımıyla Türk Tarih Kongresi toplandı

    Atatürk yeni bir görüş olarak Türk Tarih Tezi'ni ortaya koydu Bu tezin özü şudur: "Türk Milleti'nin tarihi şimdiye kadar tanıtılmak istenildiği gibi yalnız Osmanlı Tarihi'nden ibaret değildir Türk'ün tarihi çok daha eskidir ve bütün milletlere kültür ışığını saçmış olan millet, Türk Milleti'dir" Bu tezle, millî tarihimiz gerçek karakterini kazandı

    Bir toplumun millet hâline gelmesinde ortak tarihin büyük bir yeri vardır Türk Tarihi uzun bir geçmişe dayanır Orta Asya'dan dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış olan atalarımız gittikleri yerlerde birçok devlet kurup, yüksek bir medeniyet meydana getirdiler Tarih boyunca Büyük Hun, Göktürk, Büyük Selçuklu ve Osmanlı Devleti gibi birçok devlet kurmuş olan Türk Milleti, köklü ve zengin bir tarihe sahiptir Orta Doğu'da, Balkanlar'da ve Afrika'da, Türk kültürünün izleri hâlâ varlığını sürdürmektedir
    Türkler'in en belirgin özelliği, hür ve bağımsız yaşama, dünyaya hâkim olma düşüncesidir Türk tarihinde bunun pek çok örneği vardır Fakat Türkler münasebette bulundukları veya idareleri altına aldıkları kavimlere saygılı ve adâletli davranmışlardır Türk'ün bu başarısını sadece kaba kuvvetle izah etmek çok yanlış bir görüştür

    Türkler Avrupalılar'ın iddia ettiği gibi, idare ettikleri milletlerin medeniyetlerini yok etmemişler, aksine onları koruyarak günümüze kadar ulaşmalarını sağlamışlardır Türkler'in Anadolu'da ve Balkanlar'da meydana getirdikleri kültür ve medeniyet tarihin en güzel ve en üstün, en insanî ve en ince medeniyetlerinden biridir Türk âdetleri, Türk yemekleri, giyim tarzı Balkan Milletleri'nin çoğunu etkilemiştir Bugün dünyadaki devletlerin ordularında kullanılan onlu sistem (Askerî birliklerin 10, 100, 1000, 10000 kişilik birlikler hâlinde teşkilâtlanması) Hun Türkleri'nin bulduğu bir sistemdi

    Türk Milleti, dünya medeniyetine her alanda büyük katkılarda bulunmuş bir millettir Bu gerçeklerin ortaya çıkarılması Atatürk'ün başlıca hedefi olmuştur O, bu konuda şöyle demektedir: "Büyük devletler kuran atalarımız, büyük ve geniş kapsamlı medeniyetlere de sahip olmuştur Bunu aramak, incelemek, Türklüğe ve dünyaya bildirmek bizim için bir borçtur Türk çocuğu, atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır"

    Bir milletin, gücünü tarihten aldığını çok iyi bilen büyük Önder, şu sözleriyle tarihin önemini dile getirir: "Türk kabiliyet ve kudretinin tarihteki başarıları meydana çıktıkça, bütün Türk Çocukları kendileri için gerekli atılım kaynağını o tarihte bulabilecektir Bu tarihten, Türk Çocukları bağımsızlık fikrini kazanacaklar, o büyük başarıları düşünecekler, harikalar yaratan adamları öğrenecekler, kendilerinin aynı kandan olduklarını düşünecekler ve bu kabiliyetle kimseye boyun eğmeyeceklerdir"

    Atatürk'ün tarih görüşü medenî ve birleştiricidir O, insanlığı geniş bir aile kabul eder Aralarında anlaşarak mutluluk yolunda beraberce çalışmaları gerektiğini belirtir Onun: "İnsanları mutlu edecek tek vasıta, onları birbirine yaklaştırmak, birbirlerini sevdirmek, karşılıklı maddî ve manevî ihtiyaçlarını sağlamaya yarayan hareket ve enerjidir" sözü ile Türk Milleti'nin mutluluğuna verdiği değeri diğer milletler için de vermiş olduğu açıkça belirtilmektedir

    Atatürk, Türk Tarihi'ne büyük önem verdi O, Türk milliyetçiliği görüşüne dayanan bir millî tarih anlayışını benimsedi Atatürk, bu görüşünü "büyük devletler kuran atalarımız büyük ve kapsamlı medeniyetlere de sahip olmuştur Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur" ve "Türk Çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır" sözleriyle dile getirmiştir