Kulak Zarı Yırtılması ve Enfeksiyonları

'Sağlık Rehberi' forumunda Dark tarafından 29 Eylül 2009 tarihinde açılan konu


  1. Kulak Zarı Yırtılması ve Enfeksiyonları

    Delik kulak zarı, dış kulak yolu ile orta kulağı birbirinden ayıran bu ince zarın delik veya yırtık olmasıdır. Orta kulak, burun gerisindeki genize "östaki borusu" aracılığı ile bağlantılıdır. Bu boru orta kulak basıncı ile hava basıncını eşitler.

    Delik kulak zarında sıklıkla işitme azalır ve nadiren de akıntı olur. Ağrı genellikle bulunmaz.

    Kulak Zarı Delinmesinin Sebepleri

    Darbe ve iltihap baş sebepler arasındadır. Şu durumlarda kulak zarı delinebilir:

    Kulağa şiddetli tokat atılması
    Kafatası kırığının belli türlerinde
    Ani bir patlama sonrası
    İğne, kibrit çöpü gibi cisimlerin kulak kanalı içerisine fazlaca sokulması
    Aşırı sıcak veya asidik bir sıvının kulak kanalına kaçması
    Orta kulak iltihapları ağrı, işitme kaybı ve kulak zarının delinmesine yol açabilirler. Kulaktan iltihaplı veya kanlı bir akıntı olabilir. Bu durum, kulak zarı deliği ile birlikte olan orta kulak iltihabıdır.

    Nadir durumlarda, kulağa yerleştirilen havalandırma tüplerinden sonra kulak zarında bir delik kalabilir.

    Bazılarının iyileşmesi aylar sürse de, çoğu kulak zarı delikleri delindikten birkaç hafta sonra kendi kendilerine kapanırlar. İyileşmeleri esnasında kulak sudan ve darbeden korunmalıdır. Kendi kendine kapanmayan zar deliklerinde operasyon gerekebilir.

    Delik Kulak Zarının İşitmeye Etkileri

    Genellikle delik büyüdükçe, işitme kaybı da artar. Deliğin kulak zarındaki yeri de işitmeyi etkiler. Şayet kafatası kırığı orta kulakta birbiri ile bağlantılı olarak işitmeyi iç kulağa ileten kemikçiklerde de bir hasar meydana getirmişse, işitme kaybı oldukça ağır olabilir.

    Kulak zarı, ani bir darbe veya patlama sonucu delinmişse, işitme kaybı fazla olabilir ve kulak çınlaması da şikayetlere eklenebilir. Bu durumda işitme zamanla geri döner ve kulak çınlaması birkaç gün içerisinde azalır. Kulak zarı deliğine bağlı sürekli iltihap olması, ileri derecede işitme kaybına yol açabilir.

    Delik Kulak Zarının Tedavisi

    Deliğin tedavisine girişmeden önce, işitme testi yapılmalıdır. Kulak zarının onarılmasının faydaları duş yaparken, banyoda veya yüzerken orta kulağa su kaçmasını önlemek, işitmeyi artırmak ve çınlamayı azaltmaktır.

    Sürekli iltihaba ve orta kulaktaki yapıların erimesine yol açan "kolesteatom (orta kulakta deri kisti)" denilen yapının oluşmasının da önüne geçilebilir.

    Şayet delik çok ufaksa, kulak, burun, boğaz hekimleri bunun kendi kendine kapanıp kapanmayacağını anlamak için bir süre takip etmeyi tercih edebilirler. Koopere hastanın delik kulak zarına muayenehanede yama konması da denenebilir. Hekiminiz, mikroskop altında, yeniden kapanması için delik kenarlarını, kimyasal bir madde ile uyarıp üzerine bir kağıt parçası koyabilir. Kulak zarının kapanması ile genellikle işitmede bir iyileşme hissedilir. Deliğin tam kapanması için birkaç kez (üç, dört kez) yamalama işlemi gerekebilir. Şayet hekiminiz muayenehanede yapılan bu yamalama işlemi ile zardaki deliğin tam ve iyi olarak kapanmayacağına kanaat getirirse, operasyon planlanır.

    Birçok operasyon yöntemi vardır ama hepsinde temel ilke, delik üzerine bir doku parçası ile yama yapıp iyileşmeye bırakmaktır. Bu işleme tıp dilinde "timpanoplasti" denir. Operasyon çoğunlukla deliğin tam olarak kapanmasını ve işitmenin düzelmesini sağlar.

    Hekiminiz delik kulak zarınızın doğru tedavisi için gerekli önerilerde bulunacaktır.

    Sürekli (Kronik) Orta Kulak İltihabı Olanlara Bilgiler

    Kulak, dış, orta ve iç olmak üzere üç bölümden oluşur. Orta kulak, kulak zarı ve kulak kemikçiklerini içerir. Kulak zarını veya kemikçikleri etkileyen herhangi bir hastalık, sesin dış kulaktan iç kulağa iletilmesine engel çıkartarak iletim tipi işitme kaybına yol açar. Böyle bir hastalık, kulak zarındaki bir delikten, kulak kemikçiklerinin bir veya daha fazlasının tahribinden, kemik zincirin bozulmasına kadar değişik çerçevede olabilir.

    Orta kulakta bir iltihap oluştuğu zaman, kulak zarı delinerek iltihap dışarı akabilir. Bu delik, sıklıkla kendi kendine iyileşip kapanır. Şayet iyileşemezse, çoğunlukla kulak çınlaması ve aralıklı veya sürekli akıntının görüldüğü işitme kaybı oluşur.

    Kulak Bakımı: Kulak zarınız delikse kulağınızın içine su kaçırmamalısınız. Banyo yaparken veya başınızı yıkarken kulağınıza vazelinle sıvanmış bir pamuk parçası koymanız gerekir. Yüzerken, pamuğun üzerine sıkı sıkı yüzme beresi geçirmenizde fayda vardır. Ayrıca marketlerde değişik boyutlarda kulak tıkaçları da satılmaktadır.

    Burnunuzu kuvvetli sümkürmekten kaçınmalısınız. Bu olay, geniz ile orta kulak arasında bulunan "östaki borusu" vasıtası ile burun ve genizdeki mikropların, orta kulağa ulaşmalarına sebep olur. Burun akıntısı içe çekilmeli, tükürülmelidir. Burnunuzu sümkürmeniz çok gerekiyorsa, bunu diğer burun deliğinizi kapatmadan yapmanız tavsiye edilir.

    Kulak akıntısı olduğu müddetçe, kulak, mümkün olduğunca içerisine fazla bir şey sokulmadan temizlenmelidir. Kulak akıntısı varsa veya başlamışsa ilaç kullanılmalıdır. Kulak yoluna, akıntının varlığını tespit etmek amacı ile pamuk konabilir fakat bu, akıntının önünü sürekli tıkamamalıdır.

    İlaç Tedavisi: İlaç tedavisi çoğunlukla kulak akıntısını durduracaktır. Tedavi, kulağın aralıklı olarak temizlenmesini, damla veya toz kullanılmasını gerektirir. Belli kişilerde ağızdan antibiyotik kullanılması gerekir.

    Cerrahi tedavi: Yıllarca, kronik orta kulak cerrahisinin amacı, iltihabı kontrol altına almak ve geliştirebileceği zararlı etkilerini önlemek amacı taşımıştır. Son zamanlarda işitmenin de yeniden kazanılması için yöntemler geliştirilmiştir.

    Kulak zarını yamamak veya yeniden yapmak için birçok doku kullanılabilmektedir. Bu dokular, "kulak kanalının derisi, kulak üzerindeki kası kaplayan zar, kıkırdak" gibidir. Hasar görmüş bir kulak kemikçiği, yeniden yerleştirilebileceği gibi, yapma bir kemik de kullanılabilir. Bazen erimiş bir kulak kemikçiği yerine, kıkırdak da kullanılabilir.

    Kulak Zarı Tamiri (Miringoplasti): Çoğu orta kulak iltihabı kendi kendine iyileşir, bazıları da geride delik bir kulak zarı bırakır.

    Kulak zarı tamiri orta kulağı korur ve bazen işitmenin de düzelmesini sağlar. Bu operasyon orta kulak kemikçiklerinde bir hasar olmadığı ve iltihabın kurumuş olduğu kişilerde yapılabilir. Operasyon, dış kulak yolundan veya kulak kepçesinin arkasından yapılır. Yukarıda belirtilen dokular, kulak zarı oluşturmak veya yama yapmak için kullanılır. Kişi, yedi ile on gün içerisinde işine dönebilir. Tam iyileşme, yaklaşık altı hafta içerisinde olur ve ancak bu sırada operasyonun işitmeyi nasıl etkilediği anlaşılır.

    Orta Kulak Tamiri (Timpanoplasti): Orta kulak iltihabı, kulak zarıyla beraber orta kulak kemikçiklerinde de hasar meydana getirebilir. Timpanoplasti, hem kulak zarının hem de bu kemikçik zincirinin tamirine verilen isimdir. Bu operasyon, kulak zarının onarılmasını ve çoğu zaman işitmenin de daha iyi olmasını sağlar.

    Operasyon, kulak kepçesi arkasından veya dış kulak yolundan yapılır. Orta kulak kemikçik zinciri, kemikçiklere yeniden şekil verilerek veya diğer dokularla onarılır, aynı zamanda zar tamiri de yapılır.

    Bazı kişilerde, hem kemikçik zinciri hem de zarı aynı anda tamir etmek mümkün olmaz. Bu durumda önce kulak zarı onarılır, dört ay veya daha uzun bir süre sonra da kemikçik tamiri yapılır.

    Operasyon, genel anestezi altında gerçekleştirilir. Kişi, operasyondan sonra yedi ile on gün içerisinde işine dönebilir. İyileşme, yaklaşık altı haftada tam olur. İşitmedeki iyileşme birkaç ay hissedilmeyebilir.

    Kulak Arkası Kemik (Mastoidektomi) ve Orta Kulak Tamiri (Timpanoplasti): İltihap, bazı kişilerde, dış kulak yolundaki dokunun delik kulak zarından içeri girerek orta kulak ve kulak arkası kemiklerin içine yayılmasına sebep olur. Bu gerçekleşirse, deri ile kaplı, "kolesteatom" denilen bir kist oluşur. Bu kist, yıllar boyunca giderek genişler ve çevre kemik dokuları tahrip eder. "Kolesteatom" mevcutsa, kulak akıntısı daha sürekli ve sık, kokulu bir hâl alır. Birçok hastada, sürekli olan akıntının sebebi, kulağı çevreleyen kemik dokunun kronik iltihabıdır.

    "Kolesteatom" veya kemik dokuda bir iltihap oluşmuşsa, bu hastalığın artık ilaçla tedavisi çok nadirdir. Damla veya ağızdan alınan anitibiyotikler, sadece geçici bir süre için iyileşme sağlarlar. Tedavi kesildikten sonra, tekrarlama sıktır.

    "Kolesteatom" veya kronik kulak iltihabı, rahatsızlık veren akıntı ve işitme kaybı dışında bir şikayet yaratmadan, yıllarca öylece kalabilir. Fakat, lokal ilerleme ve basınç yaparak etrafındaki dokuya yayılması daha sıktır. Böyle olursa, hasta, sıklıkla kulakta dolgunluk ve künt bir ağrı hisseder. Sersemlik veya yüzde zayıflık gelişebilir. Bu şikayetlerden herhangi biri gelişirse, hasta, mutlaka cerrahi tedaviye alınmalıdır. Cerrahi, iltihabın ortadan kaldırılması ve gelişebilecek ciddi komplikasyonların önlenmesi için gerekli olabilir.

    "Kolesteatom", kulak kemiğinde önemli derecede hasar meydana getirmişse, cerrahi olarak bunu temizlemek zor olabilir. Operasyon, kulak arkasından bir kesi ile yapılır. Esas gaye, iltihabı ortadan kaldırmak ve kuru, emin bir kulak elde etmektir.

    Kolesteatomlu hastaların yaklaşık üçte birinde, tek operasyonda hem iltihabı ortadan kaldırıp hem de işitmeyi onarmak mümkün değildir. İlk operasyonda iltihap ortadan kaldırılıp, kulak zarı tamiri gerçekleştirilebilir. Hasta, genellikle iki hafta sonra işine dönebilir.

    İkinci operasyon, işitmeyi onarmak için, altı ile yirmidört ay sonra yapılabilir.
     



  2. Cevap: Kulak Zarı Yırtılması ve Enfeksiyonları

    Orta Kulak Tamiri (Timpanoplasti) ve Kulak Arkası Kemik (Mastoidektomi) Operasyonu Tekrarı: Bu operasyonun amacı, radikal kulak operasyonu sonucu oluşan boşluğun akıntısından kurtulmak, boşluğu doldurmak ve işitmeyi iyileştirmektir.

    Operasyon, kulak arkasından gerçekleştirilir. Kulak arkasındaki yağ veya kas, mastoid boşluğunu doldurmak için kullanılabilir. Mümkün olursa, kulak kemikçikleri, yapay kemikçikler veya kıkırdak, işitme mekanizmasını onarmak için kullanılabilir, fakat işitmede iyileşmeyi sağlamak için genellikle başka bir operasyon gerekir.

    Operasyon, genel anestezi altında gerçekleştirilir. Hasta, operasyondan iki hafta sonra işine dönebilir. İşitmedeki iyileşme birkaç ay hissedilemeyebilir.

    Radikal Mastoid Operasyonu: Bu operasyonun amacı, işitmeyi dikkate almadan, kulak iltihabının ortadan kaldırılmasıdır. Operasyon, çok inatçı kulak iltihabı olan hastalarda yapılır. Başlangıçta, orta kulak tamiri için uygun görülen hastalarda, nadiren de olsa radikal kulak operasyonu gerekli olabilir. Bu karar, operasyon esnasında verilmelidir. Kulak arkasından alınan bir kas nakli de, iyileşmenin daha düzgün olması için gerekli olabilir. Operasyon, genel anestezi altında gerçekleştirilir Hasta, genellikle iki hafta sonra işine dönebilir.

    Mastoid Obliterasyon (Doldurma) Operasyonu: Bu operasyonun amacı, mastoid içerisindeki iltihabın kurutulması ve daha önce oluşturulmuş olan boşluğun doldurulmasıdır. İşitmedeki iyileşme dikkate alınmaz.

    Operasyon, kulak arkasından bir kesi ile gerçekleştirilir. Mastoid boşluğu doldurmak için, kulak arkasından alınan kas veya yağ kullanılır. Operasyon, genel anestezi altında gerçekleştirilir. Hasta, işine iki hafta sonra dönebilir.

    Sizin Kulağınızdaki Bulgular:

    Kulağınızdaki bulgular muayene ve tetkiklerden sonra hekiminiz tarafından size açıklanacaktır.

    Bunun sonucu nasıl bir operasyon gerektiğine birlikte karar verilecektir.

    Genel Yorumlar: Şayet cerrahi başarısız olursa, işitme çoğunlukla operasyondan önceki seviyesinde kalır. Opere edilen hastaların yüzde üçünde, işitmenin daha da azalma ihtimali vardır. Operasyonu tâkiben, nadiren, bir süre, kulak akıntısı, başta uğultu, tat bozukluğu veya sersemlik hâli olabilir. Hastaların yüzde birinden daha azında, yüzde zayıflık gelişebilir. Bu çoğunlukla geçici bir komplikasyondur.

    Şayet şu an operasyon yapılmazsa, yıllık kontrollerinizi yaptırmanız, özellikle kulak akıntısında hemen muayeneye gelmeniz önerilir. Şayet kulak içerisinde veya etrafında künt bir ağrı, akıntıda artma veya sersemlik hâli gelişirse, hemen doktorunuza başvurmalısınız.



    Kolesteatom:Ciddi Bir Kulak Sorunu

    *"Kolesteatom" nedir?

    *Neden kulakta oluşur?

    *Nasıl oluşur?

    *Ne kadar tehlikelidir?

    *Onunla ilgili ne zaman bir şey yapmak gerekir?

    *Şayet hiç bir şey yapılmazsa ne olabilir?

    *Her zaman bu problemi yaşayacak mıyım?

    *Ortadan kaldırılabilir veya tedavi edilebilir mi?

    "Kolesteatom" nedir?

    Kulak zarının gerisindeki orta kulakta, bulunmaması gereken cilt büyümesidir. Kulak zarı cildinin tekrarlayan iltihaplardan dolayı içeri doğru büyümesiyle başlar. Kolesteatomlar kist veya kese oluştururlar, cilt derisi bunların içerisinde kıvrılarak kartopu gibi genişler. Zaman içerisinde kolesteatomlar büyüyerek etraftaki çok nazik kemikçiklere zarar verebilirler. Devam eden büyümeden dolayı nadir de olsa, işitme kaybı, sersemlik ve yüz kaslarında felç gelişebilir.

    Nasıl Oluşur?

    Çoğunlukla geniz ile orta kulak arasında uzanan "östaki borusu"nun görevini tam yapmamasından ve sık tekrarlayan iltihalardan dolayı oluşur. Östaki borusu orta kulağın havalanmasını sağlar. Bu boru alerji, soğuk algınlığı, sinüzit gibi sebeplerden dolayı tam olarak çalışamazsa orta kulakta vakum (negatif basınç) oluşur. Bu negatif basınç zaten iltihaplardan dolayı incelmiş olan kulak zarını içeri doğru çeker. Genellikle, oluşan bu kese içerisine kolesteatom başlar. Kolesteatomun nadir ailesel olan bir formu daha vardır ki bu orta kulakta olabileceği gibi diğer kafa kemiklerinde de görülebilir. Mamafih kulak iltihapları ile beraber olan kolesteatom en sık görülen tiptir.

    Ne Tür Rahatsızlıklar Verir?

    Başlangıçta kulak, bazen pis kokulu olmak suretiyle akar. Kolesteatoma genişledikçe işitme kaybı ile birlikte kulakta dolgunluk veya basınç hissi oluşabilir (özellikle gece kulak içi veya arkasında olan ağrı oldukça rahatsızlık verebilir). Sersemlik hâli ve hastalığın olduğu kulakla aynı taraftaki yüzde kas güçsüzlüğü olabilir. Bu şikayetlerin her biri tıbbi yardım aramak için iyi sebeplerdir.
     



  3. Cevap: Kulak Zarı Yırtılması ve Enfeksiyonları

    Tehlikeli Midir?

    Kulak kosteatomları tehlikeli olabilir ve hiçbir zaman ihmal edilmemelidir. Kemik erimesi, beyin ve iç kulak gibi etraftaki dokulara iltihabın yayılmasına sebep olabilir. Tedavi edilmezse, sağırlık, beyin apsesi, menenjit ve nadiren ölüm olabilir.

    Ne Tür Tedavi Uygulanabilir?

    Kulak, burun, boğaz ve baş-boyun cerrahının incelemesi ile kolesteatom ortaya konabilir. İlk tedavi kulağın iyice temizlenmesi, antibiyotikler ve kulak damlalarıdır. Bunda amaç iltihabın önüne geçilerek akıntının kesilmesidir. Kolesteatomun büyüklüğü ve özellikleri de bu arada değerlendirilmelidir.

    Büyük ve diğer zararlara yol açmış kolesteatomlar hastanın önemli risklere maruz kalmaması için genellikle operasyona ihtiyaç gösterirler. İşitme ve denge testleri, kulağın röntgenleri gerekli olabilir. Bu testler, işitmenin derecesini ve kolesteatomun ne kadar hasar yarattığını tespit etmek için yapılır.

    Operasyon çoğu vak'ada genel anestezi altında yapılır. Esas amaç, kolesteatomun çıkartılması ve kuru, iltihapsız bir kulak oluşturulmasıdır.

    İşitmenin korunması veya iyileştirilmesi ikinci amaçtır. İlerlemiş hasarlarda işitme düzeltilemeyebilir. Sersemlik veya yüz kaslarında zayıflık durumlarının tedavisi nadiren gerekir. Kulağın yeniden inşa edilmesi bir operasyonla mümkün olmayabilir bundan dolayı ilk operasyondan 6 ile 12 ay sonra ikinci bir operasyon gerekebilir. Bu ikinci operasyon işitmenin düzeltilmesi ve kolesteatomun tekrar araştırılması, kalmışsa temizlenmesi amacını taşır.

    Hastahaneye başvuru genellikle operasyon günü yapılır ve operasyon erken saatlerde yapılmışsa normal şartlarda hasta aynı gün taburcu olabilir. Bazı hastaların gecelemesi gerekebilir. Ağır iltihabın olduğu vak'alarda hastahanede daha uzun kalınması ve serum, antibiyotik tedavisi gerekebilir. İşe dönüş yaklaşık bir, iki hafta sürer.

    Bazen kolesteatom yeniden oluşabilir, operasyon sonrası takipler özellikle kolesteatomun kontrolü açısından çok önemlidir. Kulakta açık bir saha bırakılan operasyonlarda her birkaç ayda bir bu boşluğun temizlenmesi gerekir. Bazı hastalarda ömür boyu kulak takibi gerekir.

    Özet

    "Kolesteatom" önemli fakat tedavisi mümkün, muayene ile ortaya konan bir durumdur. Sebat eden kulak ağrısı, kulak akıntısı, kulakta basınç hissi, işitme kaybı, sersemlik veya yüz kaslarında zayıflama olduğunda kulak, burun, boğaz ve baş-boyun cerrahı tarafından muayene edilmeniz gerekir.

    Başta Uğultu / Kulak Çınlaması

    Başta uğultu veya kulak çınlaması, sık karşılaşılan, rahatsız edici bir durumdur. Aralıklı veya sürekli; hafif bir uğultudan, şiddetli tiz bir sese kadar değişik şekillerde olabilir. Diğer insanlar tarafından duyulabilen ve duyulamayan tipleri vardır. İşitme kaybı ile birlikte olabilir veya olmayabilir.

    Çınlama, her zaman, bir "şikayet" olarak değerlendirilmelidir, "hastalık" adı değildir; aynen, bacak veya koldaki bir ağrı gibi. Nasıl ki ağrı, bir hastalık değil, hastalığın belirtisi ise, çınlama da, bir hastalığın belirtisidir. Tek başına bir hastalık kabul edilmez. İşitme sinirinin görevi, sesi taşımak olduğu için, sinir, herhangi bir yerinden uyarılırsa, kişi başta gürültü hisseder. Ağrı, sinir lifleri gibidir, kolumuza çimdik atınca bu sinir o yerden uyarıldığı için ağrı hissi uyandırır.

    Ağrının birçok sebebi olabileceği gibi, çınlamanın da sayısız sebebi vardır.

    İşitme Mekanizması: Çınlamanın nasıl oluştuğunu kavramak için, işitme mekanizmasının bilinmesi lâzımdır. Bu mekanizma, beş ana bölümden oluşur: dış kulak, orta kulak, iç kulak, sinir yolları ve beyin.

    Dış Kulak: Kulak kepçesi ve dış kulak kanalından meydana gelir. Bu yapılar sesi toplar ve kulak zarına iletir.

    Orta Kulak: Zar ile iç kulak arasında bulunur. Zar ve üç kulak kemikçiğini (örs, çekiç, üzengi) içerir. Kulak zarındaki titreşimler, orta kulak boşluğunda bulunan bu üç kemikçik vasıtasıyla iç kulağa iletilirler. İç kulak sıvısında dalgalanmalar meydana getirirler.

    Orta kulakta da, aynen burunda olduğu gibi salgı bezleri, damarlar bulunur. Östaki borusu adı verilen bir boru ile genizle bağlantılıdır. Bu boru, orta kulaktaki hava basıncının atmosfer basıncına eşitlenmesini sağlar ve yüksek yerlerde, esnerken, hissettiğimiz o kulak dolgunluğunun oluşmasına yol açar.

    İç Kulak: İç kulak, içi sıvı ve ince sinir uçlarıyla dolu bir kemik kapsülden meydana gelmiştir. Çok ince bir zar ile kaplanmış ve mikroskopik damarlar ile kanlanmaktadır. Bu kemik kapsül içerisindeki sıvı, kemikçikler tarafından harekete geçirilir, böylece sinir uçları uyarılır.

    Sinir Yolları: İç kulakta ateşlenen sinirler, uyarıyı beyine taşırlar. Sinir, ince bir kemik kanal içerisindedir. Aynı kanalda, denge siniri ve yüz kaslarını hareket ettiren yüz siniri de bulunur. Sinirler, bütün kemik kanal içerisinde, çok ufak kan damarları ile beslenirler.

    Beyin: İşitme siniri yolları, beyine girdikten sonra en karışık telefon ağlarından çok daha fazla sayıda yola ayrılırlar. Sinir uyarıları, daha sonra tanındıkları ve değerlendirildikleri beyin bölgesine taşınırlar.

    Dış Kulak Çınlaması: Dış kulak kanalı, akıntı, yabancı cisim, şişme dolayısıyla kapanabilir; bunlar, zarda basınç yaratarak çınlama oluşturabilirler. Kulak kanalındaki veya zardaki damarlar genişleyerek veya daralarak, nabız şeklinde çınlama meydana getiren işitme siniri uyarılarına yol açabilirler.

    Orta Kulak Çınlaması: Orta kulağın fonksiyonlarında oluşan herhangi bir bozukluk, "başta uğultu" hissi yaratabilir. Orta kulağı döşeyen doku, alerji, enfeksiyon, darbe, damarsal bozukluklar sebebiyle şişer. Alerji, iltihap veya östaki borusunun tıkanıklığından dolayı orta kulak boşluğunda biriken sıvı, iç kulak ve sinir yollarına dolaylı etki ederek rahatsızlık yaratır. Biriken sıvı, buradan emilirken nedbe dokusu oluşturabilir.

    Nedbe dokusu, sinir uçlarını uyararak kulak çınlamasına yol açabilir. Aynı zamanda orta kulakta bulunan damar dokularını da büzerek nabız tarzında kulak çınlamasına neden olabilir.

    İltihaplar, darbeler, romatizma ve kireçlenme, kemikçik zincirin hareketini kısıtlayarak, iç kulağın uyarılmasını bozarlar.

    Yüksek seviyelerde, herkes, kulağında dolgunluk hissi algılar. Bu his, östaki borusunun geçici tıkanmasından dolayı olur. Östaki borusunun geniz tarafında bulunan ucunun, iltihap, alerji, gibi sebeplerle tıkanması sonucu da aynı his oluşur. Orta kulakta oluşan bu basınç düzensizliği, iç kulağa ters bir uyaran olarak yansıyabilir.

    İç Kulak Çınlaması: İç kulak sıvısının basıncını etkileyen olaylar da, çınlamaya yol açabilir. "Alerji, dolaşım bozuklukları, iltihap" gibi durumlar, hem basınç değişikliğine hem de sıvının etrafındaki zarlarda değişikliğe sebep olurlar.

    Sinir Yolları Çınlaması: Sinir yolları, işitme mekanizmasının en hassas yapılarıdır. Bu dokulardaki çok az bir şişme veya bozukluk, hemen uyarıcı etki yapar ve işitmeyi etkiler. Lokal iltihaplar, alerjik şişlik, sistemik hastalıkların toksik etkisi, çok şiddetli patlama sesleri, hassas kişilerde uzun süre yüksek sese maruz kalmak, bazı ilaçlar ve damarsal yapılardaki bozukluklar, sinir yollarına etki ederler.

    "İşitme siniri, iç kulak ile beyin arasında çok dar bir kemik kanaldan geçer" demiştik. Bu sebeple, sinirde oluşabilecek en ufak bir şişlik, baskı yaratır. Aynı kanaldan yüz siniri ve denge siniri de geçtiği için, denge bozuklukları ve yüz kaslarında da bozukluklar görülebilir.

    İşitme yolu üzerinde bulunan damarlardan herhangi birinin yırtılması veya spazmı, dolaşım bozukluğuna yol açar. Bu yüzden işitme kaybının eşlik ettiği veya etmediği, ani bir çınlama olabilir. Şayet kan pıhtısı küçük ise, bir hasar bırakmadan iyileşebilir. Olay, basınçtan dolayı gerçekleştiği için, sadece bir tarafta olur, aynı tarafta olması yine aynı veya karşı tarafta tekrarlayacak anlamına gelmez.
     



  4. Cevap: Kulak Zarı Yırtılması ve Enfeksiyonları

    Beyin Çınlaması: Sinir yollarının, beyine girdiği, içinde ilerlediği ve belli merkezlerde toplandığını anlatmıştık. Buralardan herhangi birinde şişlik, dolaşım bozukluğu gelişirse, başta uğultu hissedilebilir. Çoğunlukla tek tarafta hissedilirler ve hekimin, hastalığın yerini tayin etmesine yardımcı olacak diğer hastalık belirtileri de eşlik ederler.

    İşitme Bozukluğu: Çınlama, işitme bozukluğu ile beraber olabilir veya olmayabilir. Çınlamanın sebeplerini düşündüğünüzde, işitmenin de aynı anda niçin bozulabileceğini anlamanız kolaylaşır. Çınlama ile işitme azlığı aynı anda varsa, bu, hastalığın daha ciddi veya iyileşmesinin daha zor olduğu anlamına gelmez. Çınlaması olan birçok kimse, ileride sağır olacağından korkar. Bu, gereksiz bir korkudur. İşitme bozukluğu olanların çoğunda çınlama yoktur.

    Tedavi: Şayet muayene ve tetkikler sonucu bir hastalık teşhis edlirse ona yönelik tedavi uygulanır. Sebep bulunamayan kişilerde aşağıdaki öneriler fayda sağlar:

    1-Gerginlik ve endişeden uzak olmak için elinizden gelen çabayı harcayın, çünkü stres, hâlen uyarılmış olan sinirleri daha çok etkiler.

    2-Kendinizi yormayın ve mutlaka dinlenmeye vakit ayırın.

    3-Sinir uyarıcılardan uzak durulmalıdır. Fazla miktarda çay, kahve ve sigaradan kaçınılmalıdır.

    4-Mümkün olduğu kadar çabuk, baştaki uğultunun can sıkıcı bir şikayet olduğu gerçeğini öğrenin ve onu tamamen gözardı etmeye çalışın.

    5-Çınlamanız, sağırlığa, aklınızı kaybetmenize veya ölümünüze yol açmayacaktır, bundan dolayı hemen bu korkutucu düşünceleri bırakın.

    6-Çınlama, çoğunlukla kişi emekli olduğu ve etrafı sessizleştiği zaman daha fazla farkedilir. Odada ses çıkartan bir saat veya otomatik olarak bir süre sonra kapanan radyo bulunması, çınlamayı bastırarak, uyumanıza yardımcı olabilir.

    7-Birkaç yastıkta başınız yukarıda yatarsanız, kandaki göllenme daha az olacağı için çınlamanızda azalma olabilir.

    8-Sakinleştirici ilaçlar, geçici bir süre kullanılmak şartıyla rahatlama sağlayabilirler.

    Sonuç: İşitme, insan vücudunun en hassas ve uyarılması kolay bir mekanizmasıdır. Sinir sistemi ile direkt olarak ilişkili olduğu için, gerginlik, endişe gibi duygularla sıkı bağlantılıdır.

    Çınlama veya baştaki uğultunun başarılı tedavi edilebilmesi için, hastanın, bu rahatsızlığın mekanizmasını tam olarak anlaması gerekir.

    Sersemlik Hâli ve Baş Dönmesi

    Sersemlik Hâli Nedir? Bazı kişiler, denge sorunlarını, "kendilerini sersem hissetme, ayakta duramama, terelelli" gibi kelimelerle ifade ederler. Dönme veya ivmelenme hissi olmadan, kendini dengesiz, güvensiz hissetme, bazen iç kulak probleminden kaynaklanır.

    Baş Dönmesi Nedir? Kişiler, kendilerinin veya çevrelerinin döndüğünü söylerler. Baş dönmesi, sıklıkla bir iç kulak probleminden kaynaklanır.

    Denge Anatomisi: Baş dönmesi ve sersemlik hissi, denge sistemleri ile ilgilidir. Bu sistemle kişi, vücudunun hangi yönde olduğunun, nereye dönük olduğunun, ne tarafa doğru hareket ettiğinin veya döndüğünün bilincinde olur.

    Denge hissiniz aşağıdaki sistemlerin karışık bir ilişkisi sonucu gerçekleşir:

    1-İç kulaklar (labirent), hareketin yönünü belirler; dönme, ön-arka, yan-yan, yukarı aşağı gibi.

    2-Gözler, vücudun boşlukta nerede olduğunu (ayakta, ters dönmüş gibi) ve hareketin yönünü görür.

    3-Doku alıcıları, eklem ve omurga gibi organlarda bulunur, vücudun hangi bölgesinin yere değdiğini algılar.

    4-Kas ve eklem his alıcıları, vücudun hangi kısımlarının hareket ettiğini algılar.

    5-Merkezi sinir sistemi (beyin ve omurilik), diğer dört sistemden gelen bütün bulguları değerlendirerek, aradaki ilişkiyi sağlar.

    Merkezi sinir sistemi, bu dört sistemden karışık veriler aldığı zaman, kişi, sersemlik veya baş dönmesi hisseder.

    Fırtına esnasında uçakta bulunduğunuzu ve uçağınızın hava boşluğuna girdiğini farzedin. Siz, sadece uçağın içini gördüğünüz için, uçak dışındaki bu fırtınayı göremezsiniz. Bu durum, beyin algılarınızın karışmasına yol açar ve sizde "uçak tutması" görülebilir.

    Aynı şekilde yolda giden bir arabanın arka koltuğunda oturduğunuzu ve kitap okuduğunuzu farzedin. İç kulağınız ve his algılayıcılarınız bunu algıladığı halde gözleriniz sadece kitabı görmekte olduğundan, sizde de "araba tutması" görülebilir.

    Gerçek bir hastalık örneğini verelim. Bir kafa travması veya kulak iltihabından dolayı, tek taraflı iç kulağınızın etkilendiğini farzedin. Etkilenen iç kulak, diğer kulak gibi mesajları sağlıklı olarak beyine iletemez. Bu durumda beyninizin, deyim yerindeyse "aklı karışır" ve baş dönmesi, bulantı hissedebilirsiniz.

    Hangi Tıbbi Rahatsızlıklar Başta Sersemlik Hissi Yaratır?

    1-Kan Dolaşımı: Dolaşım bozuklukları, sersemlik yaratan rahatsızlıkların başında gelir. Beyninize yeteri derecede kan gelmezse kendinizi sersem gibi hissedersiniz. Hemen hemen herkes, otururken veya yatarken ani şekilde ayağa kalktığında bunu hissetmiştir. Fakat bazı kimseler, sürekli olan rahatsızlıklarının yol açtığı dolaşım bozukluğuna sahiptirler. Yüksek kan basıncı, şeker hastalığı veya yüksek kan kolesterol düzeyi olan kişilerde, damar sertliği sık olarak görülür. Kalp yetmezliği veya kan düşüklüğü olan kişilerde de bazen görülebilir.

    Nikotin, kafein gibi bazı uyarıcılar ve ilaçlar, beyin kan akımını azaltır. Diyetteki aşırı tuz da dolaşım azlığına yol açar. Psikolojik stres, gerginlik ve endişe gibi durumlar da, damarlarda spazm yaratarak, dolaşım bozukluğuna yol açar.

    Şayet iç kulak beslenmesinde bir problem olursa, daha belirgin olan "baş dönmesi" hissi ortaya çıkar. İç kulak, dolaşım bozukluklarına karşı çok hassastır ve beyinde olan dolaşım bozukluklarından da direkt olarak etkilenir.

    2-Travma: İç kulağı etkileyen kafatası kırığı, belirgin ve dayanılması zor baş dönmesi ile işitme kaybı oluşturur. Sersemlik haftalar sürer; zamanla sağlam taraf, iç kulak görevlerinin hepsini üstlenirken şikayetler hafifler.

    3-İltihap: Basit nezle ve gribe yol açan virüsler, iç kulağı ve beyine giden sinirleri etkileyebilir. Bu, baş dönmesine yol açar, fakat işitme çoğunlukla normal kalır. Mamafih, orta kulak iltihabına yol açan bakteri, iç kulağı tutarsa, hem ileri derecede işitme kaybına hem de baş dönmesine yol açar. Sersemlik hissinin şiddeti ve süresi, kafatası kırıklarında olduğu gibidir.

    4-Alerji: Alerjik oldukları yiyecek veya toz, mantar, çiçek poleni gibi maddelerle karşılaşan bazı kişilerde, sersemlik hâli veya baş dönmesi olabilir.

    5-Nörolojik Hastalıklar: Multipl skleroz, frengi, tümör gibi sinirleri etkileyen hastalıklar, denge bozukluklarına yol açabilirler. Nadir görülmelerine rağmen, doktorunuz, sizi muayene ederken bunları da düşünür.