Küçük Farenin Öyküsü...

'Kısa Bilgiler' forumunda Nevra tarafından 17 Mayıs 2008 tarihinde açılan konu


  1. Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin
    mutfakta bir paketi açtıklarını gördü.

    Kendi kendine:

    -"İçinde hangi yiyecek var acaba ?" diye düşündü.

    Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında
    yıkılmıştı.

    -"Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye
    bağırarak telaşla bahçeye fırladı.

    Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir
    tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı:

    -"Zavallı farecik...Bu senin sorunun benim değil. Bana bir zararı
    olamaz küçücük kapanın" dedi.

    Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla domuzun yanına
    koştu ve,

    -"Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye adeta
    çırpındı.

    Domuz anlayışla karşıladı ama,

    -"Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka yapacağım bir şey
    yok. Dualarımda olacağından emin ol" dedi.

    Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve ,

    -"Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!" dedi.

    İnek ;

    -"Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor."
    dedi.
    Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü. Çiftçinin fare
    tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anladı.
    O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik farecik aç ve
    susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyuldu.
    Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu.

    Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırladı ve
    mutfağa koştu.

    Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark
    edememişti.

    Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden çiftçinin
    karısını ısırdı.

    Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor, zehri
    temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının
    ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız ateş ve ter içinde
    kıvranıp duruyordu.

    Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu herkes bilir,
    çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu.

    Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi.
    Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler.

    Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu kesti.

    Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki çok
    zehirliydi. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü.
    Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için
    Çiftçi ineği mezbahaya yolladı.

    Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izledi.


    Birisi, sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile karşı
    karşıya ise hepimizin aynı tehlikede olabileceğini hatırlayalım.

    Hepimiz yaşam denilen bu yolculukta yer alıyoruz.
    Diğerimiz için bir gözümüzü açık tutmalı ve diğerlerini
    cesaretlendirmek için çaba harcamalıyız
     



  2. Çok güzel bir hikaye paylaşım için teşekkürler..

    Yanlız bu farede bi bizim dürrükten yardım istememiş haa :)

    Ha bu çiftçiyide kınıyorum eşi ölmüş inek kestiriyo ne gerek var cantık yaptır helva yaptır dimi yani :)
     



  3. Ölümü bekleyen fare kurtuldu onun haricinde hepsi öldü... Neye niyet neye kısmet işte...
    Etrafımızdaki olaylar karşısında bananeci tavrımızdan, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın fikrimizden kurtulmazsak hepimizin sonu hikayeye benzeyebilir aslında.... Güzel ve anlamlı paylaşımdı teşekkürler Nevracım...
     



  4. güzel bir hikaye emeğine sağlık
     



  5. Neye niyet neye kısmet yaa:f63:

    Ewett jenny koskoca inek kesilirmi cenazede düğün yemeği gibi demi ama helva yeterliydi:f106: :f106: