Küçük Bir Dünyada Yaşamak

'İslami Bilgiler' forumunda Semerkand tarafından 19 Ocak 2012 tarihinde açılan konu


  1. Küçük Bir Dünyada Yaşamak

    Bizim dışımızda gelişen, hiçbir kabahatimizin olmadığı pek çok sorunun içinde buluyoruz kendimizi. Dünyanın diğer ucunda başlayan bir ekonomik kriz dalgası bizim mutfakta patlıyor. Endüstri sonrası toplumların daha adı bile tam konulmamış bunalımları bizim gençleri sersemletiyor. Bir ülkenin siyasi ya da ekonomik ihtirasları bölgemize kaos ve savaş olarak yansıyor. Bugünün dünyasında yaşamak demek ki böyle bir şey.

    Bunun adını biliyoruz, ezberledik. Bu “küresel dünya”. Bu deyimin kendi içindeki tutarsızlığın önemi yok. Bilmemiz ve kabul etmemiz gereken şu ki, yorgun ve yaşlı dünyamız olan bitenden kaçıp kendini kurtaracak kadar büyük değil artık. “Kutuplardaki buzların erimesinden bana ne?” ya da Antarktika üzerinde ozon tabakasının delik olması beni ne ilgilendirir?” deme lüksü yok. Eriyen buz, delinen atmosfer bize kuraklık olarak, tahıl krizi olarak dönüyor mesela. Bu da şanslı olduğumuz için; kimi yerlere ise akla ziyan tabii afetler, ölüm ve yıkım olarak yansıyor.

    Küresel sorunların bir kısmı belli tedbirlerle önü alınabilecek cinsten. Diyelim mali krizler dönemseldir, bir süre sonra piyasalar yeniden toparlanır, işler kaldığı yerden devam eder. Siyasi krizler, savaşlar çeşitli önlemlerle durdurulabilir. Fakat şu çevre sorunu hakikaten ürkütücü.

    Düşünün ki gezegenimizin ortalama ısısı birkaç derece daha arttığında bütün canlı hayatı büyük tehdit altına giriyor. Atmosferde biriken ve bir sera gibi ısının artmasına neden olan karbon gazlarının salınımı bu şekilde devam ettiğinde ise bu birkaç derecelik ısı artışı çok yakın gelecekte olacak. Sonrası ise tam bir felaket senaryosu. Bölgesine göre seller, tayfunlar, kuraklık ve çölleşme, büyük göçler, açlık vs…

    Bu noktada çevre konusuna bizim yaklaşımımız nedir, sorun bizce neden kaynaklanmaktadır ve çözüm ne olabilir, özetleyelim istedik. Bu ayın konusu böylece ortaya çıkmış oldu. Göreceksiniz, İslâm konuya hem bireysel planda hem de küresel ölçekte duyarlı. Sorun da aslında ahlâkî. Yani hem tek tek bütün insanlar hem de yer küre İslâm ahlâkını arıyor şimdi. Onu biz kendi üstümüzde göstermezsek başkaları nerede bulacak?

    Tek tek değinmiyoruz ama bu ay da ilgiyle okuyacağınız pek çok başka yazı var dergimizde. Biz, Semerkand’ın Avrupa’da gittikçe büyüyen faaliyetlerine dair bir haberle son verip, yazılarla baş başa bırakalım sizi. Geçen ayın başında Almanya’nın Duisburg şehri heyecanlı bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Avrupa Semerkand Gönüllüleri bir araya geldi. Projeler ve hedefler konuşuldu. Geçen yılın başarılı temsilcilerine plaket verildi. Açıkçası Avrupa’daki Semerkand Gönüllülerinin heyecan ve azminin Türkiye’dekileri yani bizi kıskandıracak seviyede olduğunu itiraf etmemiz gerekiyor. Darısı başımıza.

    SEMERKAND DERGİSİ