Kuantum Potansiyeli Hakkında Bilgi

'Ders notları' forumunda Violet tarafından 20 Şubat 2011 tarihinde açılan konu


  1. Kuantum Potansiyeli Hakkında Bilgi



    Gözümüzün bizi şartlandırması dolayısıyla evrenin dolu ve ona göre de boş olduğunu algılar, bunun dışında potansiyel olarak farklı boyutlarında neler olduğunu değerlendiremeyiz

    Halbuki, maddenin derinliğine indiğimizde sırasıyla maddesel, moleküler, atomik, parçacıklar ve nihayetinde kuvvet alanlarının bulunduğu boyuta ulaşmış oluruz Evrenimizin boş olarak algıladığımız kısımlarında bu kuvvet alanları (*1) bulunur Bunlar sırasıyla güçlü, zayıf nükleer, elektromagnetik ve gravitasyonel kuvvet alanlarıdır İlk ikisi atomaltı boyutlarda geçerli iken elektromagnetik kuvvet hem mikroskobik hem de makroskobik uzayda geçerlidir Gravitasyonel kuvvet ise tüm evrende hüküm sürer

    Fakat quantum düzeyindeki birtakım gözlemler daha derin boyutta yeni bir alanın mevcudiyetini zorunlu kılmaktadır Radyoaktif bir maddenin kütlesinde yarılanma süresi ya da maddenin radyasyonunun yarısını yaymasının alacağı zamanın bu kütledeki atomların sayısıyla belirlenmesi (çünkü kütle azalırsa yarılanma süresi etkilenmektedir), çift yarıklı deneyde 100 farazi parçacığın aralıktan teker teker geçmelerine izin verildiğinde parçacıkların % 10’unun A bölgesine çarpmasından sonra, yarıktan geçen öteki parçacıkların sanki ihtimaller hesabını biliyormuşçasına bölgeden kaçmaları, (*2) bir elektronun plazma içinde bütünün bilgisine sahip olarak hareket etmesi gibi nedenler bu görüşü doğrulamaktadır
    Bu da bize quantum altı düzeyde ayrı ayrı parçacıkların bağlantılı olduğunun işaretlerini vermektedir

    "O halde bağlantının yapısı nasıldır?"
    Neils Bhor, atom altı parçacıklar gözlemlenmedikleri zaman var olmuyorlarsa, bağımsız nesneler olarak düşünülemeyeceğini ve bölünmez sistemin parçaları olması gerektiğini, başka türlü düşünmenin anlamsız olduğunu belirterek bu soruyu yanıtladı Jhon Wheeler de astrofizikte “kurt deliği olarak” bilinen iki uzay zaman noktasını bir üst boyutta bağlayan Eınsteın-Rosen köprülerini kuantum düzeyine monte ederek Kuantum Köpüğü kavramıyla açıklamaya çalışmıştır(Yani uzay-zamandaki bütün noktalar birbirleriyle çaprazlama bir biçimde Kuantum köpüğündeki kabarcıklar vasıtasıyla bağlantılıdır) Her ne kadar Bhor’ un ve Wheeler in görüşleri doğru olsa da, David Bhom, quantum altı düzeydeki karşılıklı bağlantıların yapısını en iyi ve her şeyi kapsayacak biçimde açıklayarak buna “Quantum Potansiyel Alanı” adını verdi Bu alanın özellikleri, sistemi alışılmışın dışında açıklayarak hayret verici sonuçlara götürmektedir Bunlar , Bütünsellik ve Mekânsızlık özellikleridir (Zaman, mekân ile mevcuttur Mekânsızlığın bulunduğu bir yerde zaman da yoktur Böylece, bu özellikle tanımlanan şeyin yok olduğu sonucuna gidilir Yok olan bir şeyin de bütünselliğinden bahsedilemeyeceğinden, bir şeyin aynı anda hem mekânsızlık hem de bütünsellik özelliğine sahip olması anlamsızdırDolayısıyla bu, “bir nesnenin varlığı onun aynı zamanda yokluğudur” anlamına gelir
    Yani var olan şeyin varlığı hükmidir,bir kabulden ibarettir Başka bir deyişle her şey quantum potansiyelinde “yok” olarak mevcuttur)
    Bunu şöyle açıklayabiliriz,algıladığımız evrende tüm nesnelerin belirgin bir yeri olmasına karşın QPA ( Kuantum Potansiyel Alanı ) düzeyinde yer kaplama özelliği yoktur, bununla birlikte uzaydaki herhangi bir nokta diğer noktaların tümüyle eşitlenmekte, böylece bir şeyin diğer şeyden ayrılığı da ortadan kalkmaktadır Başka bir özelliği de bu alanın tıpkı yerçekimi gibi uzayın tümüne egemen olmasıdır Ancak yerçekimli, manyetik ve diğerler alanların tersine bu alanın etkisi, aralarındaki uzaklıktan ötürü azalmıyor, karmaşık bir biçimde hemen hemen fark edilmez düzeyde, uzayın her yerinde aynı güce sahip oluyor
    Tüm bu özelliklerden çıkan sonuç ise ; parça adı altında bütünün kendisi olduğudur
    Bir anlamda parçacıklar şeklinde nitelendirilen, aslında tek bir parçacığın çoğul görüntüsüdür Yani tüm parçacıklar kendi boyutlarında Tek ve aynı parçacığın kendisidir Örnek verirsek; sonsuz foton denizindeki fotonlar, aslında tek bir fotonun kendisidir, aynı şekilde elektron, proton…vb) ve Rölativite teoremi uyarınca da tüm evreni boyutlarıyla içinde barındıran bir foton, aynı zamanda o evreni oluşturandır Böylece, tüm parçacıkların birbirleriyle QP’de karşılıklı olarak uzay-zaman içindeki her noktanın diğer noktalarla ne şekilde bağlantılı olduğunu açıklamaktadır Bu da QP’ de var kabul edilen evrenimizi uçsuz bucaksız bir hayal uzayı kılar Yani bir hayaldeki uzay-zaman algılamalarımız, biz onları tasavvur ettiğimiz derecede mevcut olup bir hacme vb’e sahip değillerdir Başka bir deyişle, her şey bu QP’nin çalkantılı denizinden düzenlenerek dalgalanmanın birbirlerine göre bakış açısından bize göre yoğunlaşma şeklinde algılanıp madde olarak açığa çıkmasından ibarettir Enerji titreşimlerinin yoğunlaştığında aldığı isim de diyebiliriz Dolayısıyla madde kabulüne dayanan evren anlayışından yola çıkarak gelinen ilk nokta olan Big-Bang görüşü,QP düzeyinden bakış açısına göre anlamsızlaşmaktadır Çünkü Big-Bang patlaması ve sonraki süreçler de aynı şekilde düzenlenmektedir David Bhom buna “Her şeyin altında yatan bir düzenin ikinci kademede ortaya çıkış görüntüsünden başka bir şey değildir Bu düzeni kuran, düzenin aynı zamanda kendisi Bir ve Tek Bu da algıladığımız evrendeki tüm oluşumların ötede dıştan biri tarafından oluşturulmayıp, kendiliğinden meydana geldiğini de açıklamaktadır

    Bundan binlerce yıl önce Hz Muhammed (sav)’ in dile getirdiği “Zerre külün aynasıdır”sözü ile Hz İsa (as)’ ın “Hepinizin üzerinde olan ışık benimBütün Benim Bütün benden çıktı ve bütün bana erişti Ağacı yarın ben oradayım; taşı kaldırın beni orada bulursunuz” ifadesi bugün modern bilimin tabanda eriştiği gerçeği kısaca özetlemektedir




    Dipnot:
    (*1) Alan; bir anda bir tek konumda bulunabilen parçacığa karşın uzay-zaman boyunca varolabilen şey veya elektrik, manyetik ya da dinamik kuvvet doğrularının faal oldukları uzay

    (*2) Shördinger denklemi, bir parçacığın davranışını önceden haber vermemesine karşın, parçacıklar topluluğunun tamamına ait bir dağılım modelini önceden istatistiki olarak haber vermeyi mümkün kılar



    --------------------