Komik Skeçler

'Güzel Sözler' forumunda Merve tarafından 16 Nisan 2012 tarihinde açılan konu


  1. Komik Skeçler

    Kısa Komik Skeçler

    SAĞIRIN HASTA ZİYARETİ

    İHTİYAR: Ah, ah! Şu sağırlık ne kötü bir şeymiş yahu? Hayat çekilmez bir işkence oluyor insanın kulakları duymayınca Bu hale de şükür, ya bir de kör olsaydım, felçli olsaydım, ne bileyim, çaresiz bir hastalığa yakalansaydım Buna da şükür
    KADIN: Efendi, efendi! Yine geldiler her halde Kendi kendine ne konuşup duruyorsun böyle? Efendi beni duyuyor musun?
    İHTİYAR: Nee? Uyuyor muyum! Hayır, hayır uyumuyorum
    KADIN: Allah, Allah, ne olacak bu adamın hali! Hanyayı Konya anlıyor
    İHTİYAR: Ne dedin hanım Havva kolonyayı mı alıyor?
    KADIN: Tamam, tamam yok bir şey Çattık yahu
    İHTİYAR: Nee, çatıda yangın mı çıktı?
    KADIN: Neyse boş ver Duydun mu komşu hastalanmış?
    İHTİYAR: Koşu başlamış mı? Ne koşusu bu hanım?
    KADIN: Komşu, komşu Sabahtan beri yanlış anlıyorsun Komşu hastalanmış diyorum
    İHTİYAR: Nee?
    KADIN: Hastalanmış komşu diyorum
    İHTİYAR: Haşlanmış turşu mu yiyorsun? Yahu turşunun haşlanmışı nasıl oluyor ki!
    KADIN: İlahi efendi bir ömürsün Bari yazarak anlatayım Bak şimdi şu kağıda yazıyorum
    İHTİYAR: Aşağıda kazı mı yapıyorsun, niye?
    KADIN: Bakburaya! Kom-şu has-ta-lan-mış he-men onu zi-ya-ret-et
    İHTİYAR: Haa! Demek komşum hasta ha! Vah, vah! Hemen onu ziyaret edeyim Ama benim kulaklarım iyi duymaz ki Nasıl anlaşacağız onunla? Ama olsun, o dudaklarını kıpırdatınca ne dediğini tahmin ederim "Nasılsın komşu ?" derim "Hamd olsun biraz iyiyim" diyecektir "Şükürler olsun sevindim" derim Sonra "Ne yiyip ne içiyorsun? derim? O da "şerbet içtim, yada çorba içtim" der Ben de "afiyet olsun" derim Sonra da hangi doktor geliyor? diye sorarım O da bir doktor ismi söyler elbet Bunun üzerine ben de "ooo çok iyi, çok iyi" derim Hanım ben komşuyu ziyarete gidiyorum
    KADIN: Efendi Allah yardımcısı olsun, selamlarımı da iletiver
    İHTİYAR oğru, doğru saçlarımı da düzelteyim Hadi ben çıktım
    KADIN: Hadi bakalım
    (Yan Komşu da) --
    İHTİYAR: Huu komşu Komşu ben geldim Nasılsın bakalım?
    KOMŞU: Sorma komşu ölüyorum, ölüyorum Off, off!
    İHTİYAR: Oh, oh çok şükür olsun Çok sevindim
    KOMŞU: Emek çok sevindin ha! Seni nankör!
    İHTİYAR: Söyle bakalım komşu, ne yiyip ne içiyorsun?
    KOMŞU: Zehir zıkkım yeyip içiyorum Bu hastalık beni bitirdi
    İHTİYAR: Afiyet olsun, afiyet olsun Peki hangi doktor geliyor tedaviye?
    KOMŞU: Ne tedavisi be adam! Ölüyorum ben Azrail geliyor, Azrail
    İHTİYAR: Çok iyi, çok iyi O gerçekten iyi bir doktordur İşini iyi bilir Bütün acıların son bulacaktır merak etme
    KOMŞU: Bela mısın be adam! Yürü git işine! Hanım, hanııım şu sağırı defet evden!
    İHTİYAR: Doğru söyledin komşu Sağlığımıza dikkat etmeliyiz Hadi artık ben gidiyorum Hasta ziyareti kısa olur Sağlıcakla kal

    (Mesnevi'den Uyarlanmıştır)

    ________________________________________

    AT HIRSIZI

    HASAN : Hayrola Rüstem, üzgün görünüyorsun, ne oldu?
    RÜSTEM : Ben üzülmeyeyim de kim üzülsün Hasan?
    HASAN : Hele anlat bakalım seni bu kadar perişan eden olay neymiş, merak ettim yahu!
    RÜSTEM : Bütün paramı verip bir at almıştım.
    HASAN : Ee, at öldü mü yoksa?
    RÜSTEM : Ölse teselli olacak bir yanı var?
    HASAN : Ne oldu peki?
    RÜSTEM : Dün gece ahıra bir hırsız girip atımı çalmış.
    HASAN : Yapma yaa... İnan ki çok üzüldüm. İnşallah bulursun atını.
    RÜSTEM : Pek sanmıyorum bulabileceğimi ama hayırlısı neyse o olsun. Ne diyelim.
    HASAN : Benim acele bir işim var, gitmek zorundayım. Hadi kal sağlıcakla...
    RÜSTEM : Yolun açık olsun Hasan.
    HIRSIZ : Lanet hayvan yürüsene be!
    RÜSTEM : Aman Allah´ım rüya mı görüyorum yoksa! Bu at benim atım yahu! Hey, heey, bu benim atım!
    HIRSIZ : Yanlışın var Beyim. Bu at yıllardan beri benimdir.
    RÜSTEM : Madem ki bu at yıllardan beri senin, o halde söyle bakalım, bu atın hangi gözü kör?
    HIRSIZ : Hangi gözü mü kör? Bunu bilmeyecek ne var, tabi ki sol gözü kör.
    RÜSTEM : Bilemedin.
    HIRSIZ : Pardon pordon, ben sağ gözü diyecektim, yanıldım. Evet evet, sağ gözü kör bu atm.
    RÜSTEM : Sen sadece hırsız değil ayrıca beceriksiz bir yalancısın da.
    HIRSIZ : Niye?
    RÜSTEM : Bu atın iki gözü de sapasağlam çünkü! Ver atımı...

    ___________________________________________

    GERÇEK ZENGİNLİK SAĞLIKTIR

    ÖĞRETMEN :Çocuklaar! Piknik sona erdi. Hava kararmak üzere... Toparlanın okula yetişmeniz lazım.
    ALİ :Biz hazırız öğretmenim.
    ÖĞRETMEN :Haydi bakalım, geldiğimiz yoldan geriye dönüyoruz...
    VELİ :Öğretmenim şuraya bakın! Ne kadar güzel bir köşk burası...
    ÖĞRETMEN :Aaa! Gerçekteeen! Harika bir ev bu! Kimin acaba çocuklar?
    CAN :Bilmem.... Ama keşke bu evin sahibinin oğlu olsaydım...
    ÖĞRETMEN :Niye?
    CAN :Niye mi? Baksanıza, boğaz manzaralı, yem yeşil bahçesi olan olağanüstü bir ev bu.
    Kimbilir içinde neler neler vardır.
    ÖĞRETMEN :Eğer sen bu evin sahibinin oğlu olsaydın neler yapardın?
    CAN : Sizleri evime davet ederdim.
    ALİ : Öğretmenim ne olur şu evin bahçesine bir girelim.
    ÖĞRETMEN :Niye, ama geç kalıyoruz çocuklar.
    VELİ :Ne olur öğretmenim! Hemen geri çıkarız.
    ÖĞRETMEN : İzinsiz olmaz. Bir bakalım kim var içeride?
    ALİ : Öğretmenim bakın orada bir kadın var.
    ÖĞRETMEN :Evet gördüm. Heey! Bakar mısınız?
    BAKICI :Buyrun, ne istemiştiniz?
    ÖĞRETMEN :Şeey! Ben öğretmenim. Bunlarda Gümüş İlköğretim Okulu öğrencileri. Sınıfça buraya
    pikniğe gelmiştik. Dönerken bu köşkü gördük. Kime ait olduğunu merak ettik. Bu köşk
    kimin acaba?
    BAKICI :Bu köşk ülkemizin en zengin insanına ait.
    CAN : Öğretmenim orada bir çocuk var. Tekerlekli sandalyede oturuyor.
    BAKICI :Bir dakika onu buraya getireyim.
    ALİ : Aa! Çocuk hasta galiba.
    BAKICI :Bu çocuk da bu köşkün sahibinin oğlu. Gördüğünüz gibi tekerlekli sandalyeye mahkum.
    Bende onun bakıcısıyım.
    ÖĞRETMEN :Yaa! Demek bu çocuk bu köşkün sahibinin oğlu ha.. Çocuklar! Az önce "Keşke bu
    köşkün sahibinin oğlu olsaydım." diyen kimdi?
    CAN :Şey bendim öğretmenim...
    ÖĞRETMEN :Şimdi ne düşünüyorsun?
    CAN :Şeey, ne diyeceğimi bilemiyorum...
    ÖĞRETMEN :Bakın çocuklar zenginlik sandığınız gibi mal ve varlık yönünden herşeye sahip olmak
    değildir. Gerçek zenginlik gönülle olur. Eğer gönlünüz huzur doluysa siz dünyanın en
    zengin insanısınız demektir.
    ALİ :Nasıl yani öğretmenim.
    VELİ : Gönlün huzur dolu olması ne demek öğretmenim.
    CAN : Gerçek zenginlik nedir öğretmenim?
    ÖĞRETMEN : Çocuklar, sizler hepiniz aslında milyardersiniz. Örneğin sen çocuğum, sana 100 milyar
    verseler gözlerini satarmısın?
    ALİ .-Hayır, kesinlikle satmam. Gözlerim olmadıktan sonra parayı ne yapayım?
    ÖĞRETMEN :Ya kalbini 100 milyara satar mısın?
    ALİ :Olur mu öğretmenim? Kalbim olmazsa ben nasıl yaşarım?
    ÖĞRETMEN :peki sana 500 milyar verseler bir ayağını satar mıydm?
    VELİ :Hayır...
    ÖĞRETMEN :peki 500 milyara bir kolunu satar mısın?
    YELİ :Hayır...
    ÖĞRETMEN : Gördüğünüz gibi hiç biriniz milyarlarca paraya rağmen bir organınızı bile satmıyorsunuz. Demek ki bu organlarınızın değeri çok çok fazla. Örneğin çok çok zengin olan bir insan ölmek üzereyken, birazcık daha yaşamak için, bütün servetini vermeye razı olur. Yani anlıyacağınız önemli olan sağlıktır. Sağlık ve huzur! Nice insanlar vardır ki, servet içinde yüzüyorlar, ama mutsuzlar!
    CAN :Teşekkür ediyorum öğretmenim. Bana gerçek zenginliğin ne olduğunu gösterdiniz.
    Demek ki ben çok çok zengin bir insanmışım.
    (Cengiz Tan - Yürek Hikayeleri´nden Uyarlanmıştır.)



    alıntı